KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi Davacı-karşı Davalı ....
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1653
- Karar No
- 2025/1366
- Karar tarihi
- 27 Haziran 2025
- Başkan
- ....
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 10/01/2023
- Numarası
- 2021/390 E. - 2023/22 K.
- Asıl davanın konusu
- Marka ve Tasarımdan Kaynaklanan Haklara Tecavüz ve Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
- Karşı davanın konusu
- Tasarım Hükümsüzlüğü
Karar Metni
1.821 kelime·9 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10/01/2023 tarih ve 2021/390 E. - 2023/22 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı-karşı davalı ve davalı-karşı davacı vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı-karşı davalı vekili, müvekkili adına tescilli "..."
ve "... ..." markalarını taşıyan ve adına tescilli şişe ve etiket tasarımı ile birlikte özel ambalaj içerisinde
sert yüzey temizleyici ürünlerini yoğun reklam ile Türkiye’de Pazar lideri konumuna getirdiğini,
davalılardan ....... tarafından diğer davalı .......
markalı ürünlerin gerek fiziken ... marketlerde gerekse bu davalıya ve 3. kişilere ait internet sitelerinde, yayınlarında, instagram sosyal medya hesaplarında ve mağaza içi afişlerinde kullanıldığı,
müvekkilinin "... ... ..." ürünleriyle aynı raflarda yan yana satışa sunulduğunu, ürünlerin piyasaya sunuluş şekilleri, şişe tasarımları
ve etiket kompozisyonlarının iltibas yaratacak düzeyde benzer olduğunu, davalı tarafa gönderilen ihtarnameye olumsuz cevap verildiğini ileri sürerek, davalıların fiillerinin haksız olduğunun tespitine, haksız rekabetin
menine, müvekkilinin marka ve tasarımlarına tecavüzlerin ref ve men’ine karar verilmesini talep ve dava etmiş, karşı davanın reddini savunmuştur.
Davalı-karşı davacı vekili, "... ... ..." ibareli temizlik ürününün tüketiciye müvekkilinin tescilli şişe tasarımı ile satışa sunulduğunu, müvekkilinin kullanımının tescile uygun olduğunu, müvekkilin şişe tasarım tescilinin de davacı-karşı davalının tasarım tescilinden çok önce olduğunu, .....nolu şişe tasarımının müvekkili adına 29.05.2017 tarihinde tescil edildiğini, müvekkili kullanımının tescil hakkına dayandığını, tasarım görselinde ... sıvının da bulunduğunu, ... renkli
sıvının da tescil korumasından faydalanması gerektiğini, davacının müvekkilinin şişe tasarımınını tamamen kötüniyetli ve bire bir aynı olarak tasarım tesciline konu
ettiğini, davacı-karşı davalının tasarım tescilinde yer almayan ... sıkma başlığının müvekkilin tescilli hak sahibi olduğu şişe tasarımı ile birebir aynı olarak kullanıldığını, taraf markaları arasında benzerlik olmadığını, davacı
tarafından tescil ettirilen etiket tasarımının tescil edilebilirlik şartlarını haiz olmadığını, ülkemizde birçok temizlik ürünün etiketi
incelendiğinde ürünlerin hangi yüzeylerde temizlik faaliyeti yapabileceğine ilişkin görsellerin
bulunduğunu, temizlik sektöründe yaygın olarak kullanılan etiketlerin davacı-karşı davalının tasarım tescilinden çok
daha önceki tarihlerde kamuoyuna sunulduğunu, söz konusu
etiketin temizlik sektöründe ülkemizde ve dünyada çok yaygın bir şekilde kullanılan etiketlerden hiçbir
farkı olmadığını, 18.04.2016
paylaşım tarihli broşür incelendiğinde ...... ibareli markanın etiketlerdeki kullanımında hiçbir değişiklik gerçekleşmediğinin görüleceğini savunarak, asıl davanın reddini istemiş, karşı davada ise karşı davalı şirketin 2019/04505 nolu şişe tasarımı ile 2020/02864 nolu etiket tasarımlarının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini dava ve talep
etmiştir.
Diğer davalı Şirket vekili, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin 2017 yılından beri satışta olan "... çok amaçlı temizleyici ..." ürünündeki görseller ile "... ... ..." ürünündeki görsellerin ve logo kullanımının birebir aynı olduğunu, sektördeki muadil temizlik ürünlerinde ürünlerin kullanım alanlarının
görsel olarak ürün üzerinde yer aldığını, davacının etiket tasarımının özgün ve orijinal bir tasarım olmadığını, sektöre mal olmuş birçok üründe bulunan görselleri ve sunum şeklini tescil ettirdiğini, taraf etiket kompozisyonu, dizayn özellikleri ve sunuş şekilleri arasında benzerlik bulunmadığını ve davacının kötüniyet iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, asıl dava yönünden; davacı-karşı davalının 2020/02864 tescil numaralı etiket tasarımının 21.04.2020 tarihinde, 2019/04505 tescil numaralı şişe tasarımının ise 22.07.2019 tarihinde tescil edildiği, davalı-karşı davacı ...
Kimya tarafından kullanıma konu şişe tasarımının 2017/03794 tescil numarası ile 29.05.2017 tarihinde
tescil edildiği; ancak bu tasarım tescilinin ... sayfasında yapılan araştırmada
sadece şişe tasarımını içerdiği, tasarımın rengine dair bir bilginin yer almadığı, davalı şişe tasarımının davacının tasarımlarından çok daha önce tescilli olduğu; davalı etiket kullanımının davacının etiket görsellerine göre nitelikli yenilik ve ayırt edicilik
kriterini taşımadığı, davacı-karşı davalının mesnet markaları ile davalı-karşı davacının "... ... ..."
markasal kullanımı arasında ise görsel, işitsel ve kavramsal olarak bütüncül değerlendirmede benzerlik,
karıştırılma ihtimali olmadığı; karşı dava yönünden, hükümsüzlüğü istenen davacı-karşı davalıya ait 2020/02864 tescil numaralı etiket tasarımı yönünden; önceki tarihli farklı markalara ait ürünlerde yer alan bir kısım etiket tasarımının davacının tescilli tasarımı
ile tasarım konseptleri ve bütüncül kompozisyonlarının bu anlamda benzer olduğu, yapılan araştırmada
çok çeşitli etiket tasarımlarının bulunduğu, kullanım alanlarının bulunduğu görsellerin de yine farklı
kompozisyonlarda etiketlerde yer aldığı ve bu alanda bir sınırlamanın olmadığı dikkate alındığında
davacının etiket tasarımındaki farklılıkların küçük ayrıntı seviyesinde kaldığı, bu durumda davacı-karşı davalıya ait 2020/02864 tescil numaralı etiket tasarımının davalı-karşı davacı tarafından sunulan önceki tarihli
etiket görsellerine göre nitelikli yenilik ve ayırt edicilik kriterini taşımadığı,
davalılardan ... ... ait 2017/03794 numaralı şişe tasarımı ile davacının 2019/04505 numaralı
şişe tasarımının birbirinden farklı olduğu, davacı tasarımının yeni ve ayırt edici
niteliğe sahip olduğu, mutlak olarak yeni olduğu gerekçesiyle, karşı dava yönünden; davanın kısmen kabulü ile, davalı adına tescilli 2020/02864 sayılı etiket tasarımının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, şişe tasarımı yönünden davanın reddine; asıl dava yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı-karşı davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemenin asıl davanın konusunu hatalı tespit ettiğini, davanın konusunun taraf markalarının benzerliği değil, davalı taraf ürününün sunuş şeklinin müvekkilinin "... ... ..." markalı ürünüyle iltibasa sebebiyet verecek derecede benzer olması ve bu ürünün reklam ve tanıtımının müvekkilinin ürününü çağrıştıracak şekilde yapılması şeklindeki haksız fiillerin önlenmesi olduğunu, davalı tarafın müvekkili ürününden önce silindirik şeffaf şişede kırmızı-beyaz ... başlıklı bir genel temizlik ürünü üretmediğini, davalının bu iddiaya cevap vermediğini,
davalıların birlikte hareket ederek piyasaya sürdükleri ürünün müvekkilinin pazar lideri olan ürünü çağrıştırdığının bilirkişi raporunda da kabul edildiğini, bunun iltibas ihtimaline sebep olacağını, bunun haksız rekabet hali olduğunu, bu iddialarının incelenmediğini, davalıların kötü niyetli olduklarını, bu iddialarının da karşılanmadığını, karşı davada müvekkilinin etiket tasarımı hakkında verilen kararın da eksik incelemeye dayandığını, mesnet tasarımların müvekkili tasarımlarından farklı olduğunu, rapora itirazlarına rağmen yeni rapor aldırılmadığını ileri sürerek,
asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine ve ayrıca davaya konu davalı ürünlerinin üretimi, reklam ve tanıtımının ve her türlü sanal ve fiziki ortamda satışlarının durdurulmasını, önlenmesini, mevcutlarının, davalılara ait bilcümle üretim mahalleri ve depolarından ve sevkiyat için bulundurulduğu her yerden toplanarak bir yedd-i emine teslimini; ..., ... sosyal medya hesaplarında davaya konu edilen takdim şekli ile ve/veya bunlara yapılacak eklerle dahi olsa bu reklam ve tanıtımlarının engellenmesini mümkün kılacak şekilde bir ihtiyat-i tedbir kararı verilmesini de talep etmiştir.
Davalı-karşı davacı vekili, dava konusu şişe tasarımının yeni ve ayırt edici olmadığını, kötü niyetli olarak da tescil ettirildiğini, davacı karşı davalının tasarımı mat ve gri renkte tescil edildiğini, içinin görünmediğini, müvekkilinin tasarımı gibi kullanılmasının kararda tartışılmadığını, tescilinin ve fiili kullanımının yeni ve ayırt edici olmadığını, karşı davalının müvekkilinin şişe tasarımını kopyaladığını, davacı-karşı davalının asıl davada şişelerin ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu kabul ettiğini, ilk derece mahkemesince yenilik ve ayırt edicilik ve kötü niyet iddiaları hakkında inceleme yapılmadığını,
mutlak yenilikle ilgili de resen inceleme yapılması gerektiğini, raporun eksik incelemeye dayandığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak karşı dava yönünden kaldırılmasını ve asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
1-Asıl dava marka ve tasarımdan kaynaklanan haklara tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ve men'ine, karşı dava ise tasarım hükümsüzlüğüne ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı-karşı davalı, eldeki davayı markaları yanında şişe ve etiket tasarımına dayalı olarak açmış, karşı davada da asıl davada mesnet etiket ve şişe tasarımlarının hükümsüzlüğü talep edilmiştir. Mahkemece ise, marka ve patent vekili ile pazarlama ve bilişim alanında uzman bilirkişilerden oluşan heyet tarafından düzenlenen rapor hükme esas alınmak suretiyle karar verilmiştir.
Ancak, somut uyuşmazlığın çözümü, mutlak yenilik ve ayırt edicilik incelemesini gerektirmekte olup, gerek mutlak yenilik gerekse de ayırt edicilik incelemeleri özel ve teknik bilgi gerektiren hususlardır ve mahkemelerce alanında uzman bilirkişiler marifetiyle yapılmalıdır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05.02.2024 tarih ve 2022/4097 E.-2024/739 K. sayılı kararında da bu hususa işaret edilmiştir. Nitekim, taraf vekilleri de, bilirkişi heyetince yapılan incelemeyi yeterli bulmayarak itiraz etmiştir. Açıklanan nedenle, ilk derece mahkemesince bilirkişi heyetinde tasarım konusunda uzman bir bilirkişiye yer verilmemesi ve bu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak düzenlenen raporun hükme esas alınması doğru olmamıştır.
Bunun yanında, davalı-karşı davacı tarafça, bilirkişilerce resen değerlendirme yapılmadığı da gerekçe gösterilerek, kök rapordaki bir kısım tespitlere itiraz edilmiştir. Tarafların itirazlarının değerlendirilmesi için alınan bilirkişi ek raporunda ise, bu iddiaya karşı, usul hükümleri gereğince tarafların mahkemeye bildirmiş oldukları delillerle bağlı olduğu belirtilmiş ve şişe tasarımının mutlak olarak yeni olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Oysa, kamu düzenine ilişkin olduğu Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşmiş içtihatlarında da belirtilen mutlak yenilik araştırmasının davada taraflarca sunulan bilgi ve belgelerle bağlı kalınmaksızın resen ve de alanında uzman bilirkişiler marifetiyle yapılması gerekir. Dolayısıyla, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunun bu yönüyle de hükme esas alınması mümkün değildir.
O halde ilk derece mahkemesince, bilirkişi heyetine tasarım konusunda uzman bir bilirkişi eklemek veya yeni bir heyet oluşturmak suretiyle, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda inceleme yapılması, mutlak yenilik incelemesinin yukarıda belirtilen kriterlere göre gerçekleştirilmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla Dairemizce, davacı-karşı davalı vekili ile davalı-karşı davacı vekilinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davacı-karşı davalı vekili ile davalı-karşı davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı-karşı davalı vekilinin Dairemizce ihtiyati tedbir kararı verilmesi yönündeki istemine gelince. 6100 sayılı HMK'nın 389. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
Aynı Kanun'un 390/3. maddesine göre de ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tedbir talep eden tarafın, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi gerekmektedir. Ancak somut uyuşmazlıkta, yukarıdaki bentte açıklanan nedenlerle, yaklaşık ispatın sağlanmadığı anlaşıldığından, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 11/07/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2023/1653, K. 2025/1366, 27 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama