KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi
- Karar tarihi
- 31 Ekim 2025
- Esas-Karar No
- 2023/1712 - 2025/2064
- Esas no
- 2023/1712
- Karar no
- 2025/2064
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 13/12/2021
- Numarası
- 2021/3 E. - 2021/426 K.
- Davanın konusu
- YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
1.587 kelime·8 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/12/2021 tarih ve 2021/3 Esas - 2021/426 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibaresini tek veya asıl unsur olarak içeren çok sayıda markasının bulunduğunu, bu markaları mesnet göstererek, davalı şahsın 2019/46633 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın diğer davalı TÜRKPATENT 2022-M-8990 sayılı kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu marka ile müvekkilinin markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunduğunu, markaların birebir aynı malları kapsadığını, müvekkilinin markalarının kullanımla yüksek ayırt edicilik kazandığını, bu ibare üzerinde gerçek hak sahipliğinin de müvekkiline ait olduğunu,
SMK'nın 6/5. maddesi uyarınca da tescil engeli bulunduğunu, müvekkilinin seri markalarına yanaşma amacı taşıyan davalının başvuruyu kötüniyetli olarak gerçekleştirdiğini ileri sürerek, davalı Türkpatent YİDK kararının iptalini ve diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şahıs, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacının mal benzerliği olan 2015/10454 sayılı "..." ibareli tescilli markası arasında ortalama tüketici kesimi nazarında görsel ve sesçil benzerlik oluştuğu;
işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin yargılama konusu mallar yönünden ayırdığı satın alma süresi içinde, davalının başvuru markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının 2015/10454 sayılı "..." ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, "..." ortak ve belirgin bir işaret olduğundan her iki taraf markasında yanılgı yaşayabileceği,
ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının 2015/10454 sayılı "..." ibareli markası arasında işletmesel bağlantı olduğlı mallar algısı oluşabileceği, yani markaları karıştırabileceği, bu açıdan SMK'nın 6/1 maddesindeki iltibas ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı oluşabileceği, yani markaları karıştırabileceği, bu açıdan SMK'nın 6/1 maddesindeki iltibas koşullarının oluştuğu, aksi yöndeki bilirkişi heyet görüşüne HMK'nın 282. maddesi hükmünden hareketle yukarıdaki gerekçe ile iştirak edilmediği;
taraf markaları arasında "..." ibareli davacı markasından dolayı iltibas oluşmakla beraber başvuru ibaresi üzerinde davacı tarafın önceye dayalı kullanım - gerçek hak sahipliği, markalarının yurt içi tanınmışlığı, ticaret unvanı ve diğer fikri - sınai hak iddiası ile dava konusu markanın kötüniyetli olarak başvurusu yapıldığı kanıtlanmadığı, ancak bu durumların iltibası da ortadan kaldırmadığından oluşan sonuca etkili de bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, dava konusu Türk Patent'in 2020-M-8990 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tarafların markaları arasında benzerlik ve iltibas ihtimali bulunmadığını, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, başvuruda baskın unsur olarak "..." ibaresinin yer aldığını ve seri marka olarak algılanmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı gerçek kişinin, "..." ibaresinin, 30. sınıf mallarda tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının "..." ibareli markalarına dayalı olarak, iltibas iddiasıyla başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddine karar verildiği, davacının bu karara karşı yaptığı itirazının da, YİDK'nın 2020-M-8990 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacıya 04.11.2020 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 04.01.2021 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ibaresini de içeren markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı noktasındadır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir.
İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408-409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.
Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Zira, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır.
Böyle durumlarda, küçük farklılıklar dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabilecektir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru "..." ibaresinden oluşmaktadır. Başvuruda yer alan "..." ibaresi, uyuşmazlık konusu 30. sınıf mallar bakımından ayırt ediciliği yüksek bir ibaredir. Davacının mesnet markaları ise "..." ibarelidir.
Taraf markalarında ortak olan "..." ibaresi ise, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 10.11.2022 tarih ve 2021/4459 E.-2022/8042 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, harfler ve sayılar kimsenin tekeline bırakılamayacak işaretlerden olduğundan ve bu ifadelerin ancak ilave unsurlarla tescili ya da kullanımı sonucu ayırt edici kılınması suretiyle tescili mümkün bulunduğundan, tescili sağlansa bile ayırt ediciliği düşük bir ibaredir.
Bunun yanında, somut uyuşmazlıkta , dava konusu başvuru markasındaki "..." ibaresi öne çıkartılmamıştır ve dava konusu marka bütün olarak algılanmaktadır.
Bu itibarla, Dairemizce, dava konusu markanın davacı markalarından yeterince uzaklaştığı, taraf marka işaretleri arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmış, nitekim, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da aynı sonuca ulaşılmış, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü ise isabetli bulunmamıştır.
Tarafların marka işaretleri benzer bulunmadığından, Dairemizce emtia benzerliği şartı yönünden değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Somut olayda uyuşmazlığın niteliği ve istinaf edenin sıfatı gözetildiğinde, bir başka hususun daha tartışılması gereklidir. Zira somut uyuşmazlıkta davacı tarafından sunulan dava dilekçesinde, gerçekte ayrı davaların konusunu oluşturan iki farklı talep birleştirilmiş ve davalı TÜRKPATENT YİDK kararının iptali ile diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi birlikte talep edilmiştir.
Mahkemece her iki talebin de kabulüne karar verildiği halde, yerel mahkeme kararı, davalı gerçek kişi tarafından istinaf edilmemiştir. Davalı ...'in istinaf başvurusu ile YİDK kararının iptali davası yönünden oluşacak hukuki sonucun, diğer davalı gerçek kişiyi ilgilendiren hükümsüzlük davasına yansıması düşünülemez. Dolayısıyla Dairemizce, YİDK kararının iptali davası yönünden ulaşılan sonucun, yerel mahkemece verilen hükümsüzlük kararına yansıtılması mümkün olmamıştır.
Bu itibarla, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas bulunmaması nedeniyle, ilk derece mahkemesince dava konusu YİDK kararının yerinde olduğu gerekçesiyle YİDK kararının iptali istemli davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 13/11/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2023/1712, K. 2025/2064, 31 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama