KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi
- Karar tarihi
- 7 Kasım 2025
- Esas-Karar No
- 2023/1718 - 2025/2098
- Esas no
- 2023/1718
- Karar no
- 2025/2098
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 20/03/2023
- Numarası
- 2022/90 E. - 2023/109 K.
- Davanın konusu
- YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
1.689 kelime·8 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 20/03/2023 tarih ve 2022/90 Esas - 2023/109 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, bu markaları mesnet göstererek davalı şahsın 2020/87981 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın diğer davalı ...
2022-M-413 sayılı YİDK kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkilinin "..." ibareli seri markalarının bulunduğunu, bu ibarenin zayıf marka olarak kabul edilemeyeceğini, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali olduğunu, SMK'nın 6/5. maddesi uyarınca da tescil engeli bulunduğunu, büyük kısmı çocuklardan oluşan ortalama tüketici kitlesinin iltibas ihtimalini artırdığını ileri sürerek, davalı ...
YİDK kararının 29. ve 30. sınıf emtiaların tümü ile 43. sınıf "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" yönünden iptalini ve diğer davalı markasının aynı mal ve hizmetler için hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şahıs, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu; diğer yönden taraf markaları açısından dava konusu edilen 29. ve 30. sınıflardaki tüm mallar ile 43/1 sınıfında yer alan "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" yönünden emtia benzerliğinin oluştuğu;
işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu 29. ve 30. sınıflardaki tüm mallar ile 43/1 sınıfında yer alan "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" yönünden ayırdığı satın alma/faydalanma süresi içinde, davalının "..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "..." ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı,
diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından benzerlik nedeniyle başvuru konusu işaret ile davacının "..." ibareli tescilli markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar veya hizmetler algısı da oluşabileceğinden SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibasın bulunduğu kanaatinin oluştuğu.
HMK'nın 282. maddesi hükmünden hareketle ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/06/2016 tarih ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas incelemesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin gerekmesi karşısında bilirkişi raporunun iltibas değerlendirmesine ilişkin aksi yöndeki görüşüne itibar edilmediği; diğer yönden ise.
SMK'nın 6/5. maddesindeki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı, ancak; bu durumun SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibası ortadan kaldırmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, dava konusu 2022-M-413 sayılı YİDK kararının dava konusu 2020/87981 başvuru sayılı marka tescilli olduğundan kapsamında yer alan 29. ve 30. sınıflardaki tüm mallar ile 43/1 sınıfında yer alan "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" yönünden iptaline;
dava konusu 2020/87981 başvuru sayılı marka tescilli olduğundan kapsamında yer alan 29. ve 30. sınıflardaki tüm mallar ile 43/1 sınıfında yer alan "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" yönünden kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı gerçek kişinin, "..." ibaresinin, 29, 30 ve 43. sınıf mal ve hizmetlerde tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının "..." ibareli markalarına dayalı olarak, iltibas ve tanınmışlık iddiasıyla başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddine karar verildiği, davacının bu karara karşı yaptığı itirazının da, YİDK'nın 2022-M-413 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacıya 18.01.2022 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 14.03.2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı noktasındadır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir.
İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408-409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.
Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Zira, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır.
Böyle durumlarda, küçük farklılıklar dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabilecektir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde, dava konusu başvuru "..." ibaresinden oluşmaktadır. Davacının itirazına mesnet markaları da "..." asıl unsurludur. Buna göre yapılan değerlendirmede, davacının mesnet markalarının asıl unsuru dava konusu başvurunun başında aynen yer almakta ise de, dava konusu markada "..." ibaresi öne çıkartılmadığı gibi, marka bir bütün olarak algılanmakta ve davacı markalarını çağrıştırmamaktadır.
Ayrıca Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2022 tarih ve 2021/1685 E. - 2022/6319 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere "..." ibaresinin sağlıklı, zinde, formda, uygun, vs. anlamlarına geldiği ve gıda maddeleri yönünden ayırt ediciliğinin düşük düzeyde olduğu, buna göre uyuşmazlık konusu gıda malları yönünden tescili istenen dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı kanaatine varıldığından,
dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet marka işaretleri arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı kabul edilmiş, mahkemece alınan bilirkişi raporunda da aynı sonuca ulaşılmış, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü yerinde görülmemiştir.
Nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13.05.2025 tarih ve 2024/5494 E.-2025/3355 K. sayılı kararında da "..." ibareli marka, davacının mesnet markalarıyla benzer bulunmamıştır.
Tarafların marka işaretleri benzer bulunmadığından, Dairemizce emtia benzerliği şartı yönünden değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Somut olayda uyuşmazlığın niteliği ve istinaf edenin sıfatı gözetildiğinde, bir başka hususun daha tartışılması gereklidir. Zira somut uyuşmazlıkta davacı tarafından sunulan dava dilekçesinde, gerçekte ayrı davaların konusunu oluşturan iki farklı talep birleştirilmiş ve davalı ... YİDK kararının iptali ile diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi birlikte talep edilmiştir.
Mahkemece her iki talebin de kabulüne karar verildiği halde, yerel mahkeme kararı, davalı gerçek kişi tarafından istinaf edilmemiştir. Davalı ...'in istinaf başvurusu ile YİDK kararının iptali davası yönünden oluşacak hukuki sonucun, diğer davalı gerçek kişiyi ilgilendiren hükümsüzlük davasına yansıması düşünülemez. Dolayısıyla Dairemizce, YİDK kararının iptali davası yönünden ulaşılan sonucun, yerel mahkemece verilen hükümsüzlük kararına yansıtılması mümkün olmamıştır.
Bu itibarla, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas bulunmaması nedeniyle YİDK karar iptali istemli davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 01/12/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2023/1718, K. 2025/2098, 7 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama