KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi
- Karar tarihi
- 12 Kasım 2025
- Esas-Karar No
- 2023/1903 - 2025/2159
- Esas no
- 2023/1903
- Karar no
- 2025/2159
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 16/09/2020
- Numarası
- 2019/172 E. - 2020/239 K.
- Davanın konusu
- YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
1.612 kelime·8 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/09/2020 Tarih ve 2019/172 Esas - 2020/239 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, davalının 2018/24142 sayılı "..." ibareli marka tescil başvurusuna, müvekkilinin "..." asıl unsurlu markalarına dayalı itirazlarının YİDK’nın 2019/M-1826 sayılı kararı ile reddedildiğini, oysa müvekkilinin markasının sektörde tanınan ve bilinen bir marka haline geldiğini, davalı taraf markası ile müvekkiline ait markaların ayırtedilemeyecek kadar aynı/benzer olduğunu, müvekkili markalarının “..., ... OKUL, ... KURS, ... EĞİTİM KURUMLARI, ... DERSHANESİ, ...
ÇOCUK, GENÇ ...” ibarelerinden oluştuğunu, davalıya ait markanın ayırtedici unsurunun da “...” ibaresi olduğunu, müvekkili adına ayrıca 2016/70477 sayılı “...” markası ile davalı tarafa ait dava konusu markanın benzer olduğunu, davalıya ait davaya konu olan markanın da 41. sınıfta tescil ettirilmek istendiğini, davalı tarafın “...” ibaresinin, müvekkili şirket unvanında da yer aldığını, davaya konu olan markanın kötü niyetli şekilde tescil ettirildiği ileri sürerek,
TÜRKPATENT YİDK'nın 03.05.2019 tarih ve 2019/M-1826 sayılı kararının iptalini, 2018/24142 sayılı "..." ibareli markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi uyarınca, davalı markasını gören ortalama dikkate sahip ve her iki işareti yan yana karşılaştırma imkanı olmayan kişinin zihnindeki intiba, davacıya ait markaların bıraktığı intiba ile aynı olmadığını, taraf markalarının “...” ibaresini ortak olarak kullanacak iseler de genel izlenim olarak benzer markalar olmadıklarını, 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesi uyarınca tanınmışlık iddiasının haksız ve yersiz bulunduğunu, bir ibarenin ticaret unvanında yer alıyor olmasının onun tescil başvurusunun kabulü ya da aynı ibareli bir başka mara tescil başvurusunun reddi mecburiyetini doğurmayacağını,
6769 sayılı SMK’nın 6/9 maddesi uyarınca dava konusu marka başvurusunun kötü niyet açısından ispat edilemediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şahıs savunmada bulunmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacının dava dosyasına sunduğu “...” ibareli markalarıyla davalı tarafın davaya konu olan 2018/24142 sayılı “...” ibareli başvurunun 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca benzer olmadığı, tarafların kapsadığı mal ve hizmetlerde “Sınıf 41: Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri.
Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil). Dergi, kitap, gazete v.b.gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil). Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri.
Fotoğrafçılık hizmetleri. Tercüme hizmetleri.” emtialarında aynı olmakla birlikte, ilişkili olmadığı ve marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde; “...” ibareli markanın müvekkil şirkete ait tanınmış “...” markalarıyla (..., ... OKUL, ... KURS, ... EĞİTİM KURUMLARI, ... DERSHANESİ, ...
ÇOCUK, GENÇ ... vb.) görsel, işitsel ve kavramsal olarak karıştırılma ihtimali doğuracak derecede benzer olduğunu, markada müvekkilinin esas unsuru olan “...” ibaresinin doğrudan ve baskın biçimde yer aldığını, “...” kelimesinin ayırt edici nitelikte olmadığını; mahkemenin genel izlenim farklılığı tespitinin hatalı olduğunu; davalı markasının müvekkilin markalarının serisi olarak algılanabileceğini, “özel eğitim ve rehabilitasyon merkezi” ibaresinin de 41. sınıfta aynı hizmet grubuna dahil olduğunu, eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerinin aynı sektörde yer aldığını;
müvekkilin markalarının 41. sınıfta tanınmış marka niteliğinde bulunduğunu, tüketicilerin bir kısmının dahi markaları karıştırmasının iltibas için yeterli olduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden; davalı ...'ın 10.03.2018 tarihinde 2018/24142 sayılı "..." ibareli marka tescil başvurusunda bulunduğu, marka kapsamında 41. sınıf hizmetlerin yer aldığı, davacının önceki tarihli "..." asıl unsurlu markalarına dayalı olarak SMK’nın 6/1, 6/5, 6/6 ve 6/9 hükümleri kapsamında başvuruya itiraz ettiği, YİDK'in 03.05.2019 tarih ve 2019/M-1826 sayılı kararı ile nihai olarak itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacıya tebliği üzerine iki aylık hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu başvuru ile davacının itiraza dayanak markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir.
Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409).
Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; dava konusu başvurunun kapsamında 41. sınıftaki hizmetler bulunmaktadır. İçinde eğitimci bilirkişilerin de bulunduğu bilirkişi raporunda açıklandığı üzere dava konusu başvuru ile davacının yukarıda anılan markalarının kapsamlarında yer alan hizmetler aynı/benzer olduğundan, somut olayda emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmiştir.
İşaretlerin karşılaştırılmasına gelince; davacını itiraza dayanak markaların asli unsurlarını ise "..." ibaresi teşkil etmekte olup, markalarda yer alan diğer unsurlar tali unsur konumundadır. Dava konusu başvuru ise açılmış defter veya kitap sayfası arasında bir insan silüeti şekli ile birlikte "... ..." ibaresi büyük harflerle ve ön planda olacak şekilde yazılmış "..." ibaresinden oluşmaktadır. Davalının başvuru markasının asıl unsurunun "... ..." ibaresi tarafından temsil olunduğu açıktır. Esasen bu husus, mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda da kabul edilmiş, ancak anılan ibarenin bir isim tamlaması olduğu, bir bütün halinde anlam ifade ettiği, hitap ettiği tüketici kesimi de dikkate alındığında, taraf markaları arasında benzerlik olmadığı bildirilmiştir.
Oysa davacı markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresi, dava konusu başvuruda da aynen kullanılmıştır. Zira bilirkişi raporunda belirtildiğinin aksine, "... ..." ibaresi bir isim tamlaması değil bir sıfat tamlamasıdır ve ibaredeki vurgu da "..." ibaresi üzerinde toplanmaktadır. Diğer bir deyişle "..." ibaresi, "..." ibaresini tanımlamakta, vurguyu "..." ibaresinde toplamaktadır. "..." ibaresi ise "..." ibaresinin çoğuludur.
Buna göre dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında, görsel ve işitsel olarak bıraktıkları genel intiba itibariyle ilişkilendirme ihtimalini de kapsayacak şekilde karıştırılma tehlikesi, en azından dava konusu başvurunun davacı markalarının serisi ya da ekonomik ve idari yönden davacı ile ilişkili bir marka olarak algılanması ihtimali mevcut olup, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 41. sınıf hizmetlerin tüketicilerin dikkat ve bilinç düzeylerinin ortalama tüketiciden daha yüksek olması da, marka işaretleri arasındaki yüksek düzeyli benzerlik karşısında,
markaların karıştırılma tehlikesini ortadan kaldırmayacaktır.
Üstelik davacının itiraza dayanak markaları arasında 2016/70477 sayılı ve "..." ibaresini müstakil olarak içeren markasının bulunduğu da nazara alındığında, Dairemizce iltibas tehlikesinin kaçınılmaz olduğu sonucuna varılmıştır.
Yargıtay 11. HD'nin "...” ibareli marka başvurusunu davacı markaları ile benzer gören 22.05.2025 tarih ve 2024/5408 E.- 2025/3623 K., "... ...” ibareli marka başvurusunu davacı markaları ile benzer gören 23.03.2021 tarih ve 2020/2246 E.- 2021/2745 K., "...” ibareli marka başvurusunu davacı markaları ile benzer gören 11.11.2019 tarih ve 2018/5682 E.- 2019/7021 K. sayılı kararları da aynı yöndedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesince, dava konusu başvuru ile davacının yukarıda belirtilen markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında karıştırılma tehlikesinin bulunduğu kabul edilerek, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenle kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/11/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2023/1903, K. 2025/2159, 12 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama