İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAKARAR

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2023/1944 K.2025/2203

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 25/10/2022 tarih ve 2021/124 E. - 2022/322 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflarca istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış…

Esas2023/1944Karar2025/2203Tarih21 Kasım 2025Okuma10 dk · 2.050 kelime

KÜNYE

T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
21 Kasım 2025
Esas no
2023/1944
Karar no
2025/2203
Başkan
... ...
Üye
... ...
Üye
... ...
Katip
... ...
İncelenen kararın mahkemesi
ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Tarihi
25/10/2022
Numarası
2021/124 E. - 2022/322 K.
Davanın konusu
Markaya Tecavüzün Meni ve Marka Hükümsüzlüğü
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.050 kelime·10 dk okuma·5 bölüm

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 25/10/2022 tarih ve 2021/124 E. - 2022/322 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflarca istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, asıl davada, müvekkilinin domates sektöründe ülkenin en çok bilinen öncü firmalarından biri olduğunu, “...” adıyla markalaşmış bir domates türü ürettiğini, 2018/13204 ve 2018/13193 sayılı “...” ve “...” markalarının tescilli olduğunu, davalı yanın www...html internet sitesinde “...” adı ile ürün satışı gerçekleştirdiğinin fark edilmesi üzerine davalıya ihtar gönderildiğini, müvekkilinin “...” markası ile ürettiği domateslerin kalite standartlarının belirlenmiş olduğunu, bu şekilde ayırt edici ve diğer tarım ürünlerinden farklılaşmayı sağlayan bir üretim yapıldığını,

“...”in domates türlerinden biri olduğunu savunan davalının aksine müvekkilinin bu ürünü özel bir şekilde ürettiğini, bu anlamda “...” adını kullanım hakkının da müvekkilinde olduğunu ileri sürerek davalının müvekkilinin markasına tecavüzünün tespitine, menine, durdurulmasına ve refine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı şirket vekili, davacının cins/tür ismi olan bir markayı kullanmasının mümkün olmayacağını, “...” ibaresinin küçük boyutlu bir domates türünü ifade ettiğini, “cherry domates” çeşitlerinden biri olarak bilindiğini, bu ibarenin sektördeki birçok firma tarafından kullanıldığını, tüketicinin de, "..."i bir domates türü olarak bildiğini, hatta bizzat davacı yanın “...” ibaresini bir domates türü olarak kendi web sitesinde de kabul ettiğini, davacının açıkça kötüniyetli bir şekilde bu ibareyi tescil ettirmeye çalıştığını, davacının tescilini sağladığı markada “...” ibaresini kullandığını,

bu kullanıma dayalı olarak tecavüz iddiasında bulunduğunu, ancak müvekkilinin markasında “...” ibaresinin tali olarak ürünün cinsini ifade etmek için kullanıldığını, bunun dışında markaların genel olarak birbirlerinden farklı olduklarını, davacı tarafça gönderilen ihtarnamenin 2019 tarihli olduğunu, 2 yıla yakın bir süre boyunca sonrasında hiçbir işlem yapmadığını, bu nedenle sessiz kaldığını savunarak davanın reddini istemiş, karşı davada ise, davacı - karşı davalı yanın 2018/13204 sayılı “...” ibaresini içerir markasının kötüniyetle tescile konu edildiğini,

anılan ibarenin tescil kapsamındaki mal ve hizmetler açısından cins/çeşit bildiren bir niteliği olduğunu ileri sürerek markanın 31. Sınıf malların tamamı, 35. Sınıfta “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için İşlenmemiş tarım ve bahçecilik ürünleri, tohumlar. Ormancılık ürünleri. Canlı hayvanlar (kuluçkalık yumurtalar, döllenmiş yumurtalar dahil). Canlı ve kurutulmuş bitkiler ve otlar. Hayvan yemleri. Malt (insan tüketimi için olmayan).

Evcil hayvanlar için alta serilen maddeler; kedi kumu. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri, 39. Sınıfta “Malların depolanması, paketlenmesi ve sandıklanması hizmetleri.” ve 40. Sınıfta “Gıdaların kurutulması, konservelenmesi, dondurulması, pişirilmesi, tütsülenmesi, salamura edilmesi hizmetleri; gıda işleme ve üretimi konularında bilgi verilmesi hizmetleri.

Plastik işleme hizmetleri” açısından hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davacı karşı davalı vekili, karşı davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, asıl dava yönünden, tarafların üretim ve faaliyet konuları ile tescilli markaları kapsamında yer alan mallar açısından doğrudan bir benzerlik bulunduğu, davacı yanın iddialarına dayanak markalarından 2018/13193 sayılı “...” ibareli markanın dosya kapsamında aynı ya da bir benzerinin davalı tarafça kullanıldığını yönünde hiçbir delil bulunmadığı, davacı yanın spesifik iddialarının bu marka kapsamında olmadığı, davacı yanın iddialarının asıl dayanağı olan markasının 2018/13204 sayısı ile tescilli ... ibareli marka olduğu, bu marka incelendiğinde;

doğal bir ortamda oturan çocuk figürleri, hayvanlar ve kanatları olan bir domates görseli ile birlikte yeşillik, gökyüzü ve bulut figürlerini ihtiva eden bir fon üzerine beyaz harflerle yazılmış “...” ibaresinin kullanıldığı, dosya kapsamında davacı tarafça sunulan delillerden, davalı yanın, anılan şekilde herhangi bir kullanımını gösterir delilin mevcut olmadığı, davacı yanca tescilli markasından doğan hakların ihlali gerekçesinin temelinin markasında yer alan “...” ibaresinin, davalı tarafça da “... ...” şeklinde ürün ambalaj ve web sitesinde kullanılmış olmasından kaynaklandığı,

bu bağlamda davalı taraf kullanımlarına konu “...” ibaresinin, davacı yana ait şekil ve sözcük unsurundan oluşan markadaki sözcük unsurunun kendisinden meydana geldiği, dolayısıyla tespiti gerekenin “...” ibaresinin, cins/çeşit bildirir bir vasfının bulunup bulunmadığı olduğu, markalar arasında bahsi geçen ortak unsur haricinde hiçbir görsel, işitsel ya da kavramsal benzerlik bulunmayıp davalı kullanımlarında yer alan “...” ibaresi ayırt ediciliği bulunan bir sözcük olduğu, “...” kavramı ile ilgili olarak yapılan inceleme ve araştırmalarda, bu ürünün esasen bir domates çeşidi olarak bilinen küçük boyutlu bir domates türü olduğu,

temel olarak kırmızı veya sarı renkli olarak piyasada çeşitlerinin bulunduğu, bu çeşit domateslerin yurtdışında da “...” gibi benzer isimlerle satışının yapıldığının tespit edildiği, Ülkemizde de “...” şeklinde, çeşitli markalar altında veya hiçbir marka taşımaksızın nihai ürün olarak veya tohum olarak bu ürünün satışa konu edildiği,

dolayısıyla ilgili tüketici kitlesinin, “...” ibaresini taşıyan bir ürünle karşı karşıya kaldığında, anılan ibarenin bu kavramsal karşılığına aşina olacağı tartışmasız olup, tüketicinin “...”e markasal bir vasfı, domates ürünü/tohumu/bitkisi açısından yüklemeyeceği, her ne kadar davacı yanın markasında da “...” ibaresi birebir kullanılmış ise de davacı markasının bütün olarak şekil ve cins/çeşit bildirir bir sözcük unsurundan oluştuğu görülmekte olup anılan markanın tescil/koruma kapsamının da bu ibarelerin bütünsel mizanpajında yer alan görsel algı ile sınırlı olacağı,

başka bir ifadeyle davacı yanın markasında “...” kavramına yer vermiş olmasının, davacının anılan ibare üzerinde mutlak bir tekel hakkı elde etmesine neden olmayacağı, davacı yanın, 2018/13204 sayısı ile tescilli ...+şekil markası bulunmakta ise de, tescil ile sağlanan bu korumanın sınırının markanın bütünsel algısında ön plana çıkan şekil unsuru ve bu şeklin markaya asgari düzeyde kazandırdığı ayırt edicilik ile sınırlı olacağı, anılan ibarenin ülkemiz tüketicisi nezdinde doğrudan bir domates çeşidi olarak bilindiği ve bu nedenle tercih edildiği,

bu nedenle davacı yanın anılan ibarenin aynı sektörde 3. kişilerce de kullanımlarına katlanmak zorunda olduğu, bu tür ibarelerin herkesin kullanımına açık kalması gerektiği, tek başına kaynak gösterme fonksiyonunun bulunmayacağı, davalı taraf fiili kullanımları ile davacı taraf markalarından 2018/13204 sayılı marka arasında “...” ibaresinden kaynaklı oluşan benzerliğin, tüketiciler tarafından işaretlerin aynı iktisadi kaynağa ait markalar olarak algılanmasına yol açma ihtimalinin bulunmadığı,

davacı yanın 2018/13193 sayılı “...” markasının ise davalı kullanımlarından tamamen farklı bir marka olması nedeniyle zaten bir benzerlik taşımadıkları, davalı yanca gerçekleştirilen kullanımların, davacı tescilli markalarından doğan hakların ihlali olarak değerlendirilemeyeceği, karşı dava yönünden hükümsüzlüğü talep olunan markanın 2018/13204 sayısı ile tescilli ''...+şekil'' şeklindeki şekil ve sözcük unsurlarından oluştuğu, anılan markanın bütünsel bir kompozisyonu bulunan bir şekil unsuru ve bu şekil unsuru üzerinde yer alan tanımlayıcı nitelikteki “...” sözcüklerinden oluştuğu,

tanımlayıcı olarak kabul edilebilecek bir sözcük unsurunun, ayırt edici vasfa haiz bir şekil unsuru ile birlikte kullanımı, markanın bütünsel algısında bu şekil unsurunun ön plana çıkması ve markaya asgari düzeyde bir ayırt edicilik kazandırılması için yeterli olabileceği, dava konusu markada yer alan görsel unsurların tamamı ile oluşan markanın bütünsel algısında, ortaya çıkan nihai kompozisyonun tescile konu mal ve hizmetler ile doğrudan bağlantılı olmaması ve ticarette genel olarak kullanılan şekillerden oluşmaması nedeniyle anılan markaya belli oranda bir ayırt edicilik kazandırmayı başardığı,

anılan görselin sadece bir dekoratif unsur şeklinde yorumlanamayacağı, bununla birlikte görsel ile birlikte elde edilen bu ayırt ediciliğin sınırının markadaki ayırt edici olmayan kelime unsurlarından (...) bağımsız olarak başvurusu sahibi lehine bir koruma sağlayacağı, 2018/13204 sayılı markanın mutlak ret nedenlerine dayalı olarka hükümsüzlüğü koşullarının meydana gelmediği,

kötü niyet iddialarının davalı – karşı davacının bu itirazlarında 2012/14763 sayılı “...” şeklindeki bir başvurunun daha evvel SMK m. 5 uyarınca reddedilmiş olmasına rağmen davacının anılan ibareyi kendi adına tescil ettirmiş olması ve buna bağlı piyasada tekel oluşturma çabasında olmasının kötüniyetli olduğu karinesine dayandığı görülmüş ise de, bu husus dışında dosya kapsamında hiçbir bilgi ya da belgeye yer verilmediği, davacı yanın, idari bir süreç neticesinde elde ettiği bir tescile dayalı 3. kişilere karşı hak ve ihlal iddiası ileri sürmesi,

anılan başvurunun, başvuru aşamasındayken kötüniyetle tescile konu edildiğine doğrudan bir karine olarak değerlendirilemeyeceği, dava konusu markadaki görsel unsurların bütüne etkisi olmayan nitelikte ibareler olmasından ötürü markanın mutlak ret nedenleri uyarınca hükümsüz kılınması gerektiği hususlarına ilişkin olarak ise, dava konusu markanın bütünsel algısında, ortaya çıkan nihai kompozisyonun tescile konu mal ve hizmetler ile doğrudan bağlantılı olmadığı, ticarette genel olarak kullanılan şekillerden oluşmadığı, kullanılan domates figürünün dahi karakterize edilerek bütün içerisinde konumlandırıldığı,

dolayısıyla tüm unsurların bir araya geldiği bir kompozisyonda anılan markaya belli oranda bir ayırt edicilik kazandırmayı başardığı, anılan görselin sadece bir dekoratif unsur şeklinde yorumlanamayacağı gerekçeleri ile asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, bilirkişi raporunda davalı kullanımlarının müvekkilinin tescilli markasından doğan haklarını ihlal etmediği yönündeki tespitlerin hatalı olduğunu, "..." kelimesinin ayırt edici bir kelime olmadığını, davalı kullanımına da ayırt edicilik katmasının da mümkün bulunmadığını, bilirkişinin tespitinin aksine, "..." ibaresinin bir domates türü olmayıp müvekkili tarafından piyasada ayırt ediciliği sağlanmış olan bir marka olduğunu, ... diye bir domates türü de bulunmadığını, davalının haksız menfaat elde etme amacı güttüğünün dikkate alınmadığını,

mahkeme kararı ile müvekkilinin adına tescilli markadan doğan haklarını korumasının engellendiğini, müvekkili adına tescilli "..." ibaresinin cins/çeşit bildiren bir ibare olmadığı yönünde uzman bir bilirkişiden rapor aldırılmadığını, iltibas oluşturan haksız kullanıma dair iddialardan birisinin de davalı tarafın, müvekkili şirketin sattığı ürünlerin paketlemesinde kullandığı birebir aynı tip, aynı şekil ve aynı gramajdaki şeffaf plastik kutuları kullandığı olduğunu, bunun da incelenmediğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesinin asıl davaya yönelik kararının kaldırılmasını, asıl davanın davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, karşı davanın temel olarak, SMK 5. madde kapsamında ayırt edici niteliği haiz olmama ve SMK 6. madde kapsamında kötüniyetli tescil olarak 2 argümana dayandığını, dosyaya sunulan deliller ve alınan bilirkişi raporları bu ibarenin bir domates türü olduğunun ve cins bildirdiğininin, ayırt edici niteliğinin bulunmadığının açık ve net şekilde belirlendiğini, ancak davacı tarafa ait markada yer alan görsellerin markaya ayırt edici nitelik kattığı belirtilerek davanın reddedildiğini,

oysa markanın tescil edildiği emtia ve marka ibaresi dikkate alındığında “...” ibaresi için domates görseli kullanılmasının markaya ayırt edici nitelik katmayacağını, şekil unsurlarının genel görünümde markaya ayırt edici nitelik katmadığını, markanın genel görünümü nedeniyle ayırt edici olduğu tespitinin açık şekilde hatalı bulunduğunu, kötüniyetli tescil iddiasının yeterince değerlendirilmediğini, eksik incelemeye dayalı olarak hukuka aykırı şekilde kötüniyetli tescil sebebiyle hükümsüzlük koşulunun oluştuğunu ileri sürerek,

ilk derece mahkemesinin karşı davaya yönelik kararının kaldırılmasını, karşı davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Asıl dava, markaya tecavüzün meni, durdurulması ve refi, karşı dava ise marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, asıl davada davacı karşı davada davalı tarafa ait "... + şekil" ve "...+ şekil" ibare ve şekilli markalar ile davalının dava konusu edilen "... ..." ibareli kullanımları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı,

zira “...” ürününün esasen bir domates çeşidi olarak bilinen küçük boyutlu bir domates türü olduğunun belirlendiği, ilgili tüketici kitlesinin, “...” ibaresini taşıyan bir ürünle karşı karşıya kaldığında, bu ibareye markasal bir vasfı, domates ürünü/tohumu/bitkisi açısından yüklemeyeceği, davacı yanın anılan ibarenin aynı sektörde 3. kişilerce de kullanımlarına katlanmak zorunda olduğu,

diğer yandan bu tür ibarelerin herkesin kullanımına açık kalması gerektiği, davalı yanca gerçekleştirilen kullanımların, davacı tescilli markalarından doğan hakların ihlali olarak değerlendirilemeyeceği, karşı dava yönünden hükümsüzlüğü talep olunan markanın 2018/13204 sayısı ile tescilli ''...+şekil'' şeklinde, şekil ve sözcük unsurlarından oluştuğu, tanımlayıcı olarak kabul edilebilecek bir sözcük unsurunun, ayırt edici vasfa haiz bir şekil unsuru ile birlikte kullanımının mümkün olabileceği, zira somut olayda da markanın bütünsel algısında bu şekil unsurunun ön plana çıktığı ve markaya asgari düzeyde bir ayırt edicilik kazandırdığı,

bu nedenle mutlak ret nedenlerine dayalı olarak hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, diğer yandan davacı yanın, idari bir süreç neticesinde elde ettiği bir tescile dayalı 3. kişilere karşı hak ve ihlal iddiası ileri sürmesinin, anılan başvurunun, başvuru aşamasındayken kötü niyetle tescile konu edildiğine doğrudan bir karine olarak değerlendirilemeyeceği, kötüniyete ilişkin dosya kapsamında bir ispat bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;

1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, taraflarca istinaf başvurusunda yatırılan 179,90'ar-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50'şer-TL'nin taraflardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına,

3-İstinaf aşamasında taraflarca yapılan yargılama giderlerinin taraflar uhdesinde bırakılmasına,

4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 21/11/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/12/2025

Başkan · ... Üye · ... Üye · ... Katip · ...

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2023/1944, K. 2025/2203, 21 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  4. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti
  5. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  6. Gerekçe
  7. Gerekçeli Kararın Yazıldığı Tarih : 08/12/2025
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1944
Karar No
2025/2203
Tarih
21 Kasım 2025

İlgili Kararlar

  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2023/1945 K.2025/2202
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2023/1946 K.2025/2206
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2023/1947 K.2025/2133
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2023/1948 K.2025/2205
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2023/1949 K.2025/2217
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2023/1953 K.2025/2117

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.