KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 12 Aralık 2025
- Esas-Karar No
- 2023/2085 - 2025/2393
- Esas no
- 2023/2085
- Karar no
- 2025/2393
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 18/07/2023
- Numarası
- 2022/48 E. - 2023/92 K.
- Davanın konusu
- YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
1.334 kelime·7 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/07/2023 tarih ve 2022/48 E. - 2023/92 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, davalı şirketin 2020/39569 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkilinin "..." ve "..." ibareli markalarına dayalı olarak iltibas ve tanınmışlık gerekçesiyle başvuruya itiraz ettiklerini, itiraz diğer davalı ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun 2021-M-11180 sayılı kararıyla nihai olarak reddedilmiş ise de, dava konusu marka başvurusunun müvekkilinin tanınmış markalarıyla iltibas oluşturacağını, SMK'nın 6/5. maddesindeki koşulların oluşmasına sebebiyet vereceğini ve bu nedenle de reddinin gerektiğini, başvurunun kötüniyetli olarak gerçekleştirildiğini ve müvekkili aleyhine haksız rekabet de yarattığını ileri sürerek, davalı ... YİDK kararının iptalini ve diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı Şirket vekili, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını, markalar benzer olmamakla birlikte SMK'nın 6/5. maddesi koşullarının da oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı,
işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı,
taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde SMK'nın 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının uygulama alanı bulmayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu başvurunun müvekkilinin markalarına karıştırılacak düzeyde benzer olduğunu, ilk kısmının anlam itibariyle son derece benzer "..." sözcüğü ile, son kısmının ise birebir aynen oluşturulduğunu, müvekkilinin markalarının yoğun kullanımla yüksek ayırt edicilik kazandığını, tüketiciler tarafından özellikle işletmesel bağlantılandırma ihtimalinin kaçınılmaz olduğunu, markaların karıştırılacağını, müvekkili markasının tanınmışlığı ve yüksek ayırt ediciliğinin gözardı edildiğini, davalı şirketin müvekkilinin markalarından haksız yarar sağlayacağını,
başvurunun kötüniyetli oldğunu ve müvekkili aleyhine haksız rekabet yarattığını, kötüniyet ve haksız rekabet iddialarının hiç değerlendirilmediğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiği, davacının "..." ve "..." ibareli markalarıyla davalının "..." ibareli başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel,
sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, zira, başvurudaki "..." ibaresi ile mesnet markalardaki "..." kelimelerinin farklı iki meslek grubunu tanımladığı, bu anlamların da ilgili tüketici kitlesi tarafından derhal bilinebileceği, taraf markalarında bu kelimelerden sonra yer alan "-..." ibaresinin ise markalar arasında iltibas oluşacağının kabulü için yeterli olmadığı,
dava konusu markayı gören tüketicilerin bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayabileceği, öte yandan, taraf markaları benzer olmadığından davacı vekilinin tanınmışlık iddiasını da somut uyuşmazlığa bir etkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin kötüniyet ve haksız rekabet iddialarına dair istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; davacı vekili başvurunun kötüniyet ve haksız rekabet gerekçesiyle de reddinin gerektiğini ileri sürmüş ise de, ilk derece mahkemesince bu konuda olumlu ya da olumsuz bir değerlendirme yapılmamıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16.07.2008 tarih ve 2008/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi marka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötüniyetli olarak kabul edilmektedir.
Dolayısıyla davalının başvurusunun davacı markalarıyla iltibas oluşturma ihtimalinin varlığının kabulü halinde, ayrıca tescille sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuruda bulunduğunun da ispatı gerekir. Kötüniyetin varlığı her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak belirlenmelidir.
Yine Yargıtay HGK'nın 21.09.2005 tarih ve 2005/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca iyiniyetin asıl, kötüniyetin istisna olması sebebiyle davalının kötüniyetli olduğunun delil ve gerekçelerinin gösterilmesi gerektiğinden davacı, davalının kötüniyeti bulunduğunu kanıtlamalı ve mahkemece de bunun delil ve gerekçesi gösterilmelidir.
Bu açıklamalardan sonra somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, davacı vekili, kötüniyet iddiasına gerekçe olarak, davalının müvekkilinin tanınmış markalarına benzer marka başvurusunda bulunmasını göstermiş, başkaca bir delil ileri sürmemiştir. Ancak, sırf benzer marka başvurusunda bulunulması kötüniyetin kabulü için yeterli olmadığı gibi, taraf markalarının benzer de olmadığı, bunun dışında davalının marka başvurusunu kötüniyetli olarak yaptığına dair bir delil ve emarenin bulunmadığı, yine davacı vekilinin haksız rekabet iddiasına ilişkin olarak da somut olduğu ileri sürülmediği anlaşıldığından, Dairemizce, davacı vekilinin kötüniyet ve haksız rekabet iddiası da isabetli bulunmamıştır.
Bu itibarla, davanın kötüniyet ve haksız rekabet iddialarının da ispatlanmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi doğru görülmemiş, HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 05/01/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2023/2085, K. 2025/2393, 12 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama