KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Nisan 2025
- Esas-Karar No
- 2023/417 - 2025/717
- Esas no
- 2023/417
- Karar no
- 2025/717
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 12/01/2023
- Numarası
- 2022/340 E. - 2023/9 K.
- Davanın konusu
- Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali
Karar Metni
1.570 kelime·8 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/01/2023 Tarih ve 2022/340 Esas - 2023/9 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, Türkiye'nin lider e-ticaret şirketi olan müvekkilinin tanınmış marka statüsündeki "..." markasının maliki olduğunu, müvekkilinin yoksulluk, eşitsizlik, hastalık vb. konularda toplumsal sorunlarla mücadele eden kuruluşlara yardım etmek amacıyla başlattığı proje kapsamında 2020/86725 sayısı ile "..." ibareli markasını tescil ettirdiğini, hal böyle iken davalı vakfın 2021/093387 sayılı "..." markasının tescili isteğine yönelik müvekkilinin itirazının YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, müvekkilinin markası ile davaya konu markanın esaslı unsurunun "..." ve "..." ibarelerinden oluştuğunu,
bu ibarelerden kaynaklı olarak markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal yönden benzerlik bulunduğunu ve markaların kullanım alanları ve kapsamlarında bulunan mal ve hizmetlerin birebir aynı olması nedeniyle ortalama tüketici nezdinde markalarına karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu ileri sürerek 29/07/2022 tarihli ve 2022-M-9242 sayılı YİDK kararının iptaline ve 2021/093387 sayılı başvurunun reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı kurum vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı vakıf vekili, davaya konu markada " ..." ve "..." ibarelerinin jenerik ifadeler olup asli unsurun "..." ibaresi olduğunu, aynı şekilde davacıya ait markanın asli unsurunun "..." olduğunu, esaslı unsurların markaların birbirinden bağımsız olduğunu açıkça gösterdiğini, kar amaçlı davacı şirketin markası ile herhangi bir kar amacı gütmeyen müvekkilinin markasının tüketiciler nezdinde karıştırılmasının mümkün olmadığını, logolar arasındaki farkın markalara ayırt edici nitelik kazandırdığını ve aynı sınıfta bulunan markaların tüketiciye sundukları hizmetler ve tüketici ile buluşma noktalarının tamamen farklı olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, taraf markalarında esaslı unsuru teşkil eden " ... ..." ve " ... ..." kelime öbeklerinin aynı kelimelerden oluşturulmuş isim ve sıfat tamlamaları olduğu, sırasıyla "sepetle ilişkilendirilmiş ..." ve "... doldurulmuş/ hazırlanmış ..." anlamlarına gelen ibarelerin kavramsal açıdan yakınlaştığı, markaların telaffuzundaki benzerlik ve davalı markanın kapsamına alınmak istenen 05, 09, 10, 25 ve 35. sınıf kapsamında bulunan tüm mallar yönünden emtia aynıyeti/ benzerliği şartının gerçekleştiği ve hizmetler bakımından karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimalinin mevcut olduğu,
davacı tarafın kullanıma dayalı öncelik hakkı, "... ..." markasının tanınmışlığı ve davalının kötü niyetli olduğu hususunun yeterli ve somut delillerle ispatlanmadığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne, 2022-M-9242 sayılı YİDK kararının davalının markasının tescilli olduğu 05, 09, 10, 25 ve 35. sınıflar yönünden iptaline, 2021/093387 sayılı markanın anılan sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı TÜRKPATENT vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davaya konu marka ile itiraza mesnet markaların ihtiva ettikleri genel görünüm, muhtemel tüketici kitlesi üzerinde bırakacakları etki ve izlenim itibariyle karıştırılacak düzeyde benzer olmadıklarını, markaların ihtiva ettiği ... ve ... kelimeleri yerleri değiştirilerek kullanılmış ise de markalarda ayırt ediciliği sağlayacak görsel farklılıkların mevcut olduğunu, çatı markası niteliğindeki ... ve ... ibarelerinin markaları farkılılaştırdığını, markaların görsel farklılık yanında farklı çekim ekleriyle kullanıldığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tamamen reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vakıf vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacının markasının özel yazı stili ve renge sahip olup düz yazı formuna sahip müvekkilinin markasından tamemen farklı bir görünüm arz ettiğini, markalarda ortak olan ... ve ... ibarelerinin günlük hayatta sık olarak kullanılan ve herhangi bir kişiye özgülenemeyecek nitelikte genel ibareler olduğunu, davacıya ait marka yalnızca 35. sınıfta tescilli iken müvekkiline ait markanın 05, 09, 10, 25 ve 35. sınıflarda tescilli olduğunu, bu durumda davacının koruma altında bulunmayan sınıflardaki itirazlarının kabul edilemeyeceğini,
davacının faaliyeti ile müvekkilinin faaliyeti arasında fark bulunduğunu, kamu yararına çalışan ve bu nedenle vergi muafiyeti bulunan müvekkilinin faaliyeti itibariyle, ortalama tüketicilerin taraf markalarını karıştırmasının mümkün olmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK kararının iptali ile hükümsüzlük istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgeler incelendiğinde, davalı şirketin “..." ibareli markanın 5, 9, 10, 25, 35 ve 41. mal ve hizmet sınıflarında 2021/093387 sayısı ile marka başvurusuna konu edildiği, yapılan ilk incelemeler sonrasında başvurunun ilan olunduğu ve anılana ilana karşı davacının, "....com ... ..." ibareli markasına dayalı olarak itiraz ettiği, Markalar Dairesi Başkanlığı ve ardından YİDK tarafından davacının itirazının reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir.
Bu durumda önemli olan, halkın işaretler arasında herhangi bir şekilde herhangi bir nedenle bağlantı kurma ihtimali olup, buradaki "ihtimal" kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelimedir ve şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ile bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir (Yargıtay HGK, 15/11/2013 Tarih, 2013/11-202, 2013/1587).
Diğer taraftan, karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesinde markanın ayırt edicilik gücünün de dikkate alınması gerekmektedir. Ayırt ediciliği zayıf olan markalar bakımından karıştırılma ihtimalinin mevcudiyeti daha az olacaktır Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, İstanbul, Eylül 2018, s.247).
Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, 09/12/2022 tarihli bilirkişi raporunda taraf markalarının esaslı unsurunu oluşturan "... ..." ve "... ..." kelime öbeklerinin aynı kelimelerden oluştuğu, Türkçe'de "sepetle ilişkilendirilmiş ..." ve iyilikle doldurulmuş ..." anlamlarına gelen ibareler kavramsal açıdan benzer tamlamalar içeriyor ise de,
sözcüklerin yerlerinin değiştirilerek kullanılmasının markaları farklılaştırdığı, görsel açıdan oluşan bu farklılığın fonetik açıdan da aynı sonucu doğurduğu, markalarda ortak olarak yer alan ve ayırt ediciliği zayıf olan " ..." ve " ..." sözcüklerinden oluşturulan kelime öbeklerinin taraf markalarında kullanılmasının markaları benzer kılmaya yetmediği tespitinde bulunulmuş olmasına göre, uyuşmazlık konusu mallar yönünden tescili istenen dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı,
diğer yandan markaların bir bütün olarak düzenleme biçimlerinin, biçimlendirme, renklendirme, kaligrafi ve yönlendirme itibariyle tamamen farklı olduğu, markaların bir bütün olarak korunabileceği, karşılaştırma sırasında işaretlerin parçalara ayrılarak incelenmesinin ve iltibasın bulunup bulunmadığının bir parçaya bağlı olarak yapılmasının mümkün bulunmadığı,
iltibas incelemesinin sadece işaretlere bakılarak değil, onların kapsamında bulunan ürünler ile onların niteliğini gözeterek ve her ikisinin birbirine etkisi nazara alınarak yapılmasının gerektiği, ortalama tüketicilerin davalının başvurusuna konu işareti davacının itirazına mesnet markaları ile ilişkilendirmeyeceği, markalar arasında belirgin biçimde farklılık bulunduğu,
işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürün ve hizmetler için ayırdığı satın alım süresi içinde, başvuru konusu markayı gördüğünde derhâl ve hiç düşünmeden bunun davacının itirazına mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği,
yapılan değerlendirmede tarafların markalarının benzer olmadığı ve iltibas riski taşımadığı ve markalar benzer bulunmadığından davacının markasının tanınmışlığının sonuca bir etkisinin bulunmadığı ve ayrıca davaya konu başvurunun kötü niyetli olduğunun ortaya konulamadığı kanaatine varılmıştır. Bu itibarla somut olayda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin somut olaya uygulanabilme şartları bulunmadığı için mahkemenin aksi yöndeki gerekçesi doğru bulunmamıştır.
Sonuç olarak, ilk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan nedenlerle dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markası arasında benzerlik bulunmadığından, 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesindeki koşulların gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber,
kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/04/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2023/417, K. 2025/717, 10 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama