KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Mahkemesi
- Karar tarihi
- 28 Mart 2025
- Esas no
- 2023/433
- Karar no
- 2025/668
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
- Tarihi
- 22/12/2022
- Numarası
- 2022/263 E. - 2022/442 K.
- Davanın konusu
- YİDK Kararının İptali, Başvurunun Reddi
Karar Metni
1.647 kelime·8 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/12/2022 tarih ve 2022/263 Esas - 2022/442 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin 2011/38279, 2011/39251, 2012/08836, 2011/05809 sayılı ve "...", "...", "...", "..." ibareli markalarının sahibi olduğunu, davalının bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki 2020/14520 sayılı ve "..." ibareli başvurusuna yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa tarafların markaları arasında iltibas bulunduğunu, müvekkilinin markalarının tanınmış olduğunu, ... renklerinin davacı ile özdeşleştiğini, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu,
davalının söz konusu başvurusunun tescili halinde davacının markalarının tanınmışlığı nedeni ile haksız yararlanma, markanın itibarına zarar verme ve ayırt edici karakterini zedeleme unsurlarının gerçekleşeceğini, davalının söz konusu markayı seçmesinin tesadüf olmadığını ve bu durumun davalının kötü niyetli tescil talebinde bulunduğunu gösterdiğini, davalının başvurusunun SMK madde 6/1, 6/3, 6/5, 6/9 maddeleri gereğince reddedilmesi gerektiğini ileri sürerek, TÜRKPATENT YİDK'ın 2022-M-4848 sayılı kararının iptali ile dava konusu başvurunun reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı, dava konusu marka başvurusunun 43.sınıf hizmetlere ilişkin olduğunu, davacının markalarının kapsamında 43.sınıf mal ve hizmetlerin yer almadığını, taraf markaları arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığını, renklerin bir kişinin inhisarına bırakılmasının mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli markaları arasında, işaretler bakımından benzerlik bulunmasına rağmen davacının bu markaları yönünden emtia benzerliği şartının gerçekleşmediği, davacının itirazına mesnet 2011/39251 sayılı markası kapsamında dava konusu başvuru kapsamında yer alan 43 sınıf hizmetler yer almasına rağmen bu davacı markası yönünden işaretler bakımından benzerlik bulunmadığı, dolayısıyla SMK'nın 6/1 maddesi, koşullarının somut olayda oluşmadığı,
davacının itirazına mesnet markalarının tanınmışlığına dair bir veri dosya kapsamında yer almadığı gibi taraf markalarının benzer bulunmadığı eldeki davada da, davalının marka başvurusunun 43.sınıf olduğu da dikkate alındığında tanınmışlığa bağlı sonuçların oluşmadığı, davacının SMK'nın 6/3 maddesine dayalı iddiasının kanıtlanamadığı ve dava konusu başvurunun kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, dava konusu başvuru ile müvekkilinin itirazına mesnet markalar arasında iltibas koşullarının oluştuğunu, "..." ibarelerinin ve renklerinin davacı ile özdeşleştiğini, taraf markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu ve markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu, davalının söz konusu başvurusunun tescili halinde davacının markalarının tanınmışlığı nedeni ile haksız yararlanma, markanın itibarına zarar verme ve ayırt edici karakterini zedeleme unsurlarının gerçekleşeceğin,;
davalının söz konusu markayı seçmesinin tesadüf olmadığını, davalının kötü niyetli olduğunu , ayrıca davalının "... ..." ibareli başvurusu varken dava konusu başvuruyu yapmasının da kötü niyetli olduğunu gösterdiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
1- Dava,YİDK kararının iptali ve dava konusu başvurunun reddine karar verilmesi istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, bir bütün olarak dava konusu “...” ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet 2011/05809, 2011/39251 sayılı ve "...",
"..." ibareli markaları arasında arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel ve işitsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, zira dava konusu başvurunun görsel ve işitsel olarak bıraktığı bütünsel algının davacının anılan markalarından farklı olduğu, davacının itirazına mesnet 2012/08836 sayılı ve "..." ibareli markası kapsamında da dava konusu başvurunun tescil edilmek istendiği 43. sınıf hizmetler yer almadığı gibi bu hizmetlerle benzer mal ve hizmetinde yer almadığı,
bu itibarla davacının anılan markası yönünden de iltibas koşullarının oluşmadığı, SMK'nın 6/5 maddesi şartlarının ve kötü niyet iddiasının da ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
2- Davacının itirazına mesnet 2011/38279 sayılı ve "..." ibareli markasının, dava konusu "..." ibareli başvuru ile SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzer bulunduğu açık olup, bu husus mahkemenin de kabulündedir. Davacının bahsi geçen markası yönünden asıl uyuşmazlık dava konusu başvuru kapsamında yer alan 43. sınıf hizmetler yönünden emtia benzerliğinin bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik kararlarında açıklandığı üzere mal ve hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı değerlendirilirken her iki grup mal ve hizmetlerin aynı tüketici kitlesine hitap edip etmediği, birbirine alternatif olup olmadıkları, aynı dağıtım veya dolaşım yollarına sahip olup olmadığı, hammadde-mamül ilişkisinin bulunup bulunmadığı, birbirlerini bütünleyici/tamamlayıcı olup olmadıkları gibi hususlarının dikkate alınması gerekmektedir.
Buna göre yapılan değerlendirmede, davacının 2011/38279 sayılı markası kapsamında yer alan 30 ve 32. sınıftaki yiyecek ve içecek malları ile dava konusu başvuru da yer alan 43. sınıfın 1. alt grubunda yer alan "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" benzer ihtiyaçları karşıladığından, benzer kabul edilmelidir. Nitekim Yargıtay 11. H.D.'nin 04/11/2015 tarih ve 2015/4408 E.- 2015/11546 K., 21/12/2015 tarih ve 2015/6254 E.- 2015/13732 K. sayılı ilamları da aynı yöndedir.
Dava konusu başvuru kapsamında yer alan diğer 43 sınıf hizmetler yönünden ise böyle bir benzerlik bulunmamaktadır.
O halde dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet 2011/38279 sayılı markası arasında, başvuru kapsamında yer alan 43 sınıf "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri." yönünden 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali dahil iltibas tehlikesi bulunduğu bu bağlamda dava konusu YİDK kararının bahsi geçen hizmetler yönünden kısmen iptali koşulları oluştuğundan, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü doğru olmamış, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmüştür.
Ayrıca dava dilekçesinde, YİDK kararının iptali ile birlikte dava konusu başvurunun reddi talep edilmiş olup, bunun dışında dava konusu markanın hükümsüzlüğü talep edilmemiştir. Dava dilekçesinin içeriğinde de dava konusu markanın hükümsüzlüğünün talep edildiğine dair bir açıklamaya yer verilmediği gibi iddianın genişletilmesinin mümkün olduğu cevaba cevap dilekçesinde de marka hükümsüzlüğü isteminde bulunulmamıştır.
YHGK'nun 22.03.2017 tarih, 2017/78-521 E.K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere mahkemelere tescil isteminin kabulü ya da reddi yönünde tanınmış bir yetki bulunmadığından, davacının idari nitelikte olan başvurunun reddine karar verilmesi talebi, Dairemizce yerinde görülmemiş, anılan talep ayrı bir dava olarak nitelendirilemeyeceğinden, bu talebin reddi nedeniyle davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmemiştir.
HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
3-Davalı ...'un mahkemece 25.07.2022 tarihli ara kararı ile verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılması isteminin incelenmesine gelince, aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilen davalı, mahkemece davanın reddine karar verildiğini ileri sürerek ilk defa Dairemizden ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini isteyebileceği tabiidir.
Ancak ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını isteyen davalı tarafından, yargılama sırasında marka tescil başvurusunun devri halinde, HMK.'nın 389/1. maddesi uyarınca hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından ve HMK.'nın 392/1. maddesi uyarınca durum ve koşulların gerektirmesi halinde teminat alınmamasına da karar verilebileceğinden, yine HMK.'nın 397/2. maddesine göre ihtiyati tedbir kararının etkisi, aksi belirtilmediği takdirde, nihai kararın kesinleşmesine kadar devam edeceğinden,
mahkemece somut uyuşmazlıkta teminatsız olarak ve etkisi nihai kararın kesinleşmesine kadar devam edecek şekilde, esas hakkındaki hükümle birlikte, ihtiyati tedbir kararının kaldırılması yönünde bir karar verilmemesinde de bir isabetsizliğin bulunmadığı anlaşılmakla, davalı ... 'un ihtiyati tedbir kararının kaldırılması isteminin esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/04/2025
Başkan · ... Üye · ... Üye · ... Katip · ...
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2023/433, K. 2025/668, 28 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama