KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Mahkemesi
- Esas No
- 2023/473
- Karar No
- 2025/753
- Karar tarihi
- 14 Nisan 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
- Tarihi
- 05/07/2022
- Numarası
- ....
- Davanın konusu
- YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
781 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/07/2022 tarih ve 2020/212 Esas - 2022/229 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin "...." ibareli markalarının bulunduğunu, davalı Şirketin "... ..." ibareli başvurusuna yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu başvuruda müvekkilinin itirazına mesnet markalarının asli unsuru olan "..." ibaresinin aynen yer aldığını, markaların ayırt edilemeyecek derece benzer olup iltibas tehlikesinin bulunduğunu, müvekkilinin markalarının tanınmış olduğunu, dava konusu başvurunun kötü niyetli olup haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, YİDK’nın 2020-M-3831 sayılı kararının iptaline ve dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, tarafların markaları arasında iltibas bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, başvuru kapsamında yer alan bir kısmın mal ve hizmetler yönünden tarafların markaları arasında emtia benzerliği şartı gerçekleşse de marka işaretleri arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik bulunmadığından iltibas koşullarının oluşmadığı, davalının markasının esaslı unsurunun "... ..." ibaresi olduğu, dava konusu başvuruda "..." ibaresinin tek başına ön plana çıkarılmadığı ve bütün içinde yerini edindiği, anlamsal ve fonetik benzerliğin ayırt ediciliği ortadan kaldıracak şekilde gerçekleşmediği,
bütünsel olarak anlamsal benzerliğinden ortadan kalktığı, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "... ..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu,
yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının uygulama alanı bulmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, müvekkilinin itirazına mesnet "..." ibareli markaları ile dava konusu başvurunun ayırt edilmeyecek derece benzer olup markalar arasında iltibas ihtimalinin bulunduğunu, müvekkilinin "..." ibaresini ilk kez 1998 yılında tescil ettirdiğini, uzun yıllardır yoğun kullanım sonucu tanınır hale geldiğini ve müvekkili ile özdeşleştiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin benzer bir uyuşmazlıkta "... ..." ibaresini müvekkilinin marklarının benzer kabul ettiğini, dava konusu başvurunun müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını, somut olayda SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da oluştuğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği,
bir bütün olarak dava konusu "... ...” ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2018/1978-2019/3463 E/K, 2015/5818-2015/12890 E/K, 2015/679-2015/13489 E7K sayılı ilamlarında "... ..... ibarelerinin davacının "..." ibareli markaları ile benzer olmadığının kabul edildiği,
davacı vekilinin istinaf itirazında belirttiği Yargıtay ilamında, "..." ibareli marka başvurusunda yer alan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin bulunmadığı kabul edilerek, anılan başvurunun davacının markaları ile benzer olduğu sonucuna varıldığından, somut uyuşmazlık bakımından emsal teşkil etmeyeceği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/05/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2023/473, K. 2025/753, 14 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama