KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 5 Mayıs 2025
- Esas-Karar No
- 2023/553 - 2025/955
- Esas no
- 2023/553
- Karar no
- 2025/955
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 02/06/2022
- Numarası
- 2021/379 E. - 2022/168 K.
- Davanın konusu
- Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan
Karar Metni
892 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/06/2022 tarih ve 2021/379 E. - 2022/168 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, 1966 yılından beri çimento sektöründe faaliyette bulunan ...
Çimento AŞ.'nin diğer davacı ... ...'ün hisselerinin tamamına sahip olup her iki müvekkilinin de "..." ibareli tanınmış markalarının bulunduğunu, hal böyle iken davalı ...'in 2019/95295 başvuru numarası ile "..." ibareli markanın 36. Sınıfta tescili talebine yönelik müvekkillerinin itirazlarının YİDK tarafından ayrı ayır kararlar ile reddedildiğini, tescili istenen davalı markanın müvekkilinin "... ..." ibareli markası ile aynı sınıfta olması ve aynı ibareyi içermesi nedeniyle öncelikle SMK 5/1-ç maddesi gereğince reddinin gerektiğini,
markalar arasındaki "..." ibaresinin ortaklığı ve aynı sınıftaki mal ve hizmetlere ilişkin bulunmalarının markaları benzer kıldığını, ...
Şirketler Grubu'nun sektörde öncü olup davalının "..." ibareli markasının tescilinin haksız rekabete neden olacağını ve tanınmış "..." markasının sahibi olan müvekkilinin sektörün %45'ini elinde bulundurması karşısında davacının bu denli benzer bir marka başvurusunda bulunmasının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek YİDK'in 2021-M-8381 ve 2021-M-8377 sayıl kararlarının iptaline ve tesciline karar verilen 2019/95295 başvuru numaralı "..." markasının başvurusuna konu tüm sınıflarda hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı kurum vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı şahsa usulüne uygun dava dilekçesi ve duruşma gününü bildiren tebligat yapıldığı halde davaya cevap vermemiş yargılamaya katılmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, "..." ibaresi markalar arasında ortak olarak yer alıyor ise de, taraf markalarının bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve markalar arasındaki ayırımı vurgulayan imaj nazara alındığında bu ortaklığın markaların görsel, ve işitsel açılardan yakınlaşması için yeterli olmadığı,
davacıların 2017/116578, 2017/116801 ve 2017/116805 sayılı markaları özelinde davalının markasının kapsamına alınmak istenilen tüm hizmetlerle ayniyet/ benzerlik/ türdeşlik şartının gerçekleştiği, ancak bu hizmetlerin hitap ettiği ortalama alıcı kitlesinin, bilinç/dikkat/özen/seçicilik seviyesinin ortlamanın üstünde olup markaların benzememesi nedeniyle markalar arasında karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunmadığı,
davacılara ait markaların tanınmışlık düzeyi nedeniyle davalının haksız bir yarar elde edebileceği ve markanın itibarına zarar görebileceği kanaatinin oluşmadığından SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı, gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı Şirket vekili, "..." markasının tanınmış marka niteliğinde olduğunu, başvuru sahibinin markasının tescili halinde karşı taraf müvekkil şirketin tanınmış markasından haksız ve izinsiz yere bir kazanç elde edeceğini, müvekkiline ait "... ..." markası 36. sınıfta tescilli olduğundan aynı ibareyi içeren başvurunun 6769 sayılı Kanunun 5/1-ç maddesi hükmüne aykırı bir şekilde tescil edildiğini, “...” ibaresi ile "..." ibaresi arasında işitsel, görsel ve telaffuz bakımından büyük benzerlik bulunduğunu, bu durumun davalı markanın müvekkilinin markasının devamı olarak algılanmasına neden olacağını,
benzerliğin tüketicinin kolaylıkla markaları karıştırmasına yol açacağını, aynı renk unsurunun kullanılmasının iltibasa neden olacağını, müvekkilinin "... ..." markasının 35, 36, 37. sınıflarda koruma altında olup 36. sınıfta; ... komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri" 35. sınıfta.
İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme ( başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) gibi hizmetleri kapsadığını, davalının bu kapsamdaki hizmetlerde markasını tescil ettirmek istediğini, davalının sektöründe lider konumunda olan müvekkillerinin tanınmışlığından haksız yarar elde etmek amacıyla,
kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunduğunu ve bu markanın tescilinin aynı zamanda haksız rekabete neden olacağını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu "..." ibareli marka başvurusu ile "..." esas unsurlu davacıya ait itiraza mesnet mesnet markalar arasında, SMK'nın 6/1. maddesi anlamında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, zira bilirkişi raporunda belirtildiği üzere taraf markalarında "..." ibaresi ortak ise de, davalı markada "..." ibaresinin öne çıkarılmadığı,
taraf markalarının bütünü itibariyle bıraktığı izlenim ve tümüne hakim olan görünüş itibariyle bu ortaklığın markaların görsel ve işitsel açılardan yakınlaşması için yeterli olmadığı ve ilgili tüketicinin bilinç, dikkat, özen düzeyinin ortalamanın üstünde olup markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/05/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2023/553, K. 2025/955, 5 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama