KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi
- Esas No
- 2023/644
- Karar No
- 2025/941
- Karar tarihi
- 5 Mayıs 2025
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 30/11/2022
- Numarası
- ....
- Davanın konusu
- YİDK Kararının İptali
Karar Metni
1.496 kelime·7 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30/11/2022 Tarih ve 2021/365 Esas - 2022/335 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin 2020/28594 sayılı .... ibareli marka başvurusunu yaptığını, davalı gerçek kişinin 2017/44981 sayılı "..." ibareli markaya dayalı olarak müvekkili başvurusuna itiraz ettiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından bu itirazın kabulü ile müvekkili başvurusunun reddine karar verildiğini, müvekkilinin bu karara yaptığı itirazı ise YİDK'in reddettiğini, oysa müvekkili başvurusunun görsel ve işitsel olarak redde mesnet markadan farklı olduğunu, dava konusu başvuruda yer verilen "Â" ibaresinin, başvuruyu ayırt edici kıldığını, bunun yanında "..." kelimesinin de müvekkili başvurusunu özgün hale getirdiğini,
taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." kelimesinin tek başına ayırt ediciliğinin tam anlamıyla bulunmadığını, Türkçe'de karşılıklı konuşma anlamına gelen İngilizce bir kelime olduğunu, bu kelimenin tek kişinin tekeline verilmesinin mümkün olamayacağını, müvekkili başvurusunda "..." ibaresinin ön plana çıkarıldığını ve markanın asli unsurunu da bu ibarenin oluşturduğunu, müvekkilinin markasına ciddi yatırım yaptığını ve markayı bölgede oldukça tanınır hale getirdiğini, markaların kapsamlarındaki hizmetlerin ortalama tüketicilerinin dikkat ve özen seviyesinin de yüksek olduğunu ileri sürerek,
YİDK'in 2021-M-8555 sayılı kararının iptaline, başvuru konusu markanın tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, dava konusu başvuru ile müvekkili markasının benzer olduğunu, her iki markada da "..." ibaresinin ortak bulunduğunu ve markaların asıl unsurunu bu ibarenin oluşturduğunu, bu haliyle markalar arasında karıştırılma tehlikesinin bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, davacının "Şekil+... ... ... ... ... ..." ibareli marka başvurusu ile davalının "Şekil+..." ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik olmadığı, ortalama düzeydeki alıcı kitlesi nezdinde taraf markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı da oluşmayacağı, markalar karıştırılmayacağından SMK'nın 6/1 maddesindeki koşulların somut olayda bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 2021-M-8555 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... vekili, "..." ibaresini taşıyan taraf markaları arasındaki mevcut benzerliğin, markalar ile karşılaşacak tüketici kitlesinin sunulan hizmetin kaynağı konusunda yanılgıya düşmesine sebep olacak derecede kuvvetli olduğunu, ayrıca başvuru konusu markanın 43. sınıfta tescil edilmek istendiğini, redde mesnet markanın da aynı sınıfta tescilli bulunduğunu, markaların, biçim ve tertip tarzlarının ayırt edici nitelikte olmayıp, markaların ayrışmasını sağlayacak derecede kuvvetli olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, "..." ibaresini taşıyan markalar arasında benzerlik olduğunu, ayrıca başvuru konusu markanın 43. sınıfta tescilinin istendiğini ve müvekkilinin redde mesnet markasının kapsamında da bu hizmetlerin yer aldığını, "..." ibaresinin ayırt ediciliği yüksek nitelikte bir ibare olduğunu, aynı hizmetler üzerinde tescil edildiği taktirde tüketicinin yanılmasına sebep olabileceğini, davalı başvurusunda da "..." ibaresi ön plana çıkarılarak kullanıldığı için tüketiciler nezdinde iltibasın doğacağını, zira markada asıl belirleyici ve akılda kalıcı ibarenin "..." kelimesi olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden, davacının 06.03.2020 tarihinde 2020/28594 sayılı "... ... ... ... .... ibaresinin tescili için davalı Kuruma başvurduğu, başvuru kapsamında 43. sınıf hizmetlerin yer aldığı, davalı gerçek kişinin 2017/44981 sayılı "..." ibareli markasına dayalı olarak karıştırılma tehlikesi, eskiye dayalı kullanım, tanınmışlık, diğer fikri mülkiyet hakları ve kötü niyet gerekçeleriyle başvuruya itiraz ettiği, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından dava konusu başvuru ile itiraza dayanak marka arasında karıştırılma tehlikesi bulunduğu gerekçesiyle başvurunun reddine karar verildiği, bu karara yönelik davacı itirazının ise YİDK'in 22.10.2021 tarih, 2021-M-8555 sayılı kararıyla reddedildiği, bu kararın davacıya 22.10.2021 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
Dava, davacının marka başvurusunun, SMK'nın 6/1 maddesi gereğince reddine ilişkin YİDK kararının iptali istemine ilişkin olup, YİDK kararının iptali istemi ile açılan davada, iptali istenen YİDK kararında tartışılmayan hususların tartışma konusu yapılmasının mümkün olmadığı gözetildiğinde, istinaf incelemesine konu uyuşmazlık, dava konusu başvuru ile redde mesnet 2017/44981 sayılı marka arasında karıştırılma tehlikesinin bulunup bulunmadığıdır.
Somut olaya uygulanması gereken 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez.
Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; dava konusu başvuru kapsamında yer alan 43. sınıftaki hizmetlerin tamamı, redde mesnet markanın kapsamında aynen yer aldığından, ilk derece mahkemesince de kabul edildiği üzere emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmiştir.
Tarafların marka işaretlerinin karşılaştırılmasına gelince, dava konusu başvuru üstte özel tasarlanan "1" rakamı, bu harfin altında yer verilen "..." ibaresi ile bu ibarenin altında daha küçük ve zayıf punto ile konumlandırılan "..." ibaresi ve son olarak en altta okunmayacak derecede küçük olarak yazılan "... ... ... ..." ibarelerinden meydana gelmektedir.
Başvuruda yer verilen "... ... ... ..." ibareleri, başvuru kapsamındaki hizmetler yönünden tanımlayıcı olduğundan, ayırt ediciliğe katkısı bulunmamaktadır. Her ne kadar "1" rakamı özel bir tasarımla başvuruda kullanılmış ise de kelime unsurlarının, şekil unsuruna göre daha ön planda olması nedeniyle başvurudaki bu şekil unsurunun da tali unsur konumunda olduğu değerlendirilmiştir. Buna göre başvurunun asli unsurunu "... ..." ibaresi oluşturmaktadır.
Redde mesnet davalı markası ise lacivert zemin üzerine sarı renkle özel olarak tasarlanmış "..." ibaresinden meydana geldiğinden, markanın asli unsuru bu ibaredir. O halde, redde mesnet markanın asli unsurunu oluşturan "..." ibaresi, dava konusu başvurunun da asli unsurlarından biri olarak aynen kullanılmıştır.
Her ne kadar dava konusu başvurunun asli unsurlarından biri olarak "..." ibaresine yer verilmiş ise de, redde mesnet markayı oluşturan ibarenin, dava konusu başvuruda da aynen asli unsur olarak kullanılması, öte yandan "..." ibaresinin, 43. sınıf hizmetler yönünden ayırt ediciliğinin zayıf olmaması karşısında tarafların marka işaretleri arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında anlamsal, görsel ve işitsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu,
en azından başvuru kapsamındaki hizmetlerin ortalama tüketicileri nezdinde taraf markaları arasında bağlantı olduğu şeklinde bir algı doğabileceği, başvuruda farklı olarak yer verilen unsurların başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı kanaatine varılmış, aksi yöndeki ilk derece mahkemesi kararı yerinde görülmemiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiş, teknik yönlerden ise söz konusu bilirkişi raporundan faydalanılmıştır.
Sonuç olarak ilk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan nedenlerle dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğu ve SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının oluştuğu, buna bağlı olarak iptali istenen Kurum kararının yerinde bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber,
kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/05/2025
Başkan · ... Üye · ... Üye · ... Katip
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2023/644, K. 2025/941, 5 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama