KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Mahkemesi
- Karar tarihi
- 24 Nisan 2025
- Esas-Karar No
- 2023/683 - 2025/824
- Esas no
- 2023/683
- Karar no
- 2025/824 TÜRK MİLLETİ ADINA
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
- Tarihi
- 26/09/2022
- Numarası
- 2021/280 E. - 2022/244 K.
- Davanın konusu
- Marka YİDK Kararı İptali -Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
1.107 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 26/09/2022 Tarih ve 2021/280 Esas - 2022/244 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar ..., ... Sanayii ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, davacının 1876 yılından beri boza ve sirke üreten
Türkiye’nin ilk şirketi olduğunu ve faaliyetlerini “...” markası altında kesintisiz olarak
günümüze kadar sürdürdüğünü, davalı firmaya ait 2019/50505 sayılı “...” ibareli
markanın 33.sınıfa giren bir takım emtialar için tescil edilmek üzere ilanına davacının tescilli
markalarına dayalı olarak gerçekleştirdiği itirazın TÜRKPATENT tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa davacının yüz yılı aşkın
kesintisiz çalışma ve çabalarının sonucunda “...” markasının tanınmış marka haline
geldiğini, karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakın benzer
olduğunu, taraf markalarında “...” ibaresinin
esas unsur olarak bulunduğunu ve markalarının benzer/türdeş emtialarda kullanılacağını, Ankara 1. FSHHM’nin 2013/53 E.
2013/144 K. sayılı kararında davacının “...” markasının tanınmışlığına hükmedildiğini, davalı firmanın davacının tanınmış markasının ününden haksız bir
biçimde faydalanmak amacıyla “...” esas unsurlu markayı tescil ettirmek istemesinin
davalının kötü niyetinin açık bir tezahürü olduğunu ileri sürerek, TÜRKPATENT YİDK’nın dava
konusu edilen 16.07.2021 tarihli ve 2021-M-5316 sayılı kararının iptaline ve 2019/50505 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, karşılaştırılan markaların içerdikleri farklı unsurlar göz önüne alındığında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılanacaklarını, markaların tescil kapsamına giren/alınmak istenilen emtiaların da aynı/türdeş/benzer olmadığını, davacının yasal süresi içerisinde itirazlarına mesnet aldığı markaları kullandığına dair yeterli nitelikte ve nicelikte delili TÜRKPATENT marka işlem dosyasına sunamadığını, dolayısıyla somut uyuşmazlıkta tescilli markalarına dayalı olarak SMK m. 6/1 hükmü kapsamında bir hak iddia edemeyeceğini, SMK m. 6/5 hükmünde belirtilen koşulların sağlandığının da ispat edilemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı Şirket vekili, taraf markalarında ortak olarak geçen “...” ibaresinin tasviri/tanımlayıcı bir kelime olması nedeniyle markasal
hüviyette ayırt ediciliğinin düşük olduğunu ve kimsenin tekeline verilemeyeceğini, davacının dava
dilekçesinde davasına mesnet aldığı markalarını saymadığını, YİDK aşamasında ileri sürülen
markalarına bakıldığında, bu markaların daha ziyade 30.sınıfa giren emtialarda tescilli
olduğunu, dolayısıyla somut uyuşmazlıkta emtia ayniyeti/benzerliği şartının gerçekleşmediğini, nitekim bir tüketicinin “...”nı almak isterken “... bozası”nı almasının
mümkün olmadığını, davacının davasına mesnet aldığı markalarının tanınmış olmadığını, davalı
firmanın da hiçbir marka üzerinden kısa yoldan haksız kazanç elde etme ihtiyacında olmayan saygın ve büyük bir şirket olduğunu, davalının huzurdaki davada da davacının markalarının kullanıldığının ispatı talebinin bulunduğunu, davalının 2019/50504,
2019/50527, 2019/50528, 2019/50517 sayılı “...”lı markalarının tescile bağlandığını, davacının davalının bu markalarının yayınına itiraz etmediğini, davacının
kullanmadığı markalarına dayalı olarak huzurdaki davayı ikame etmekte kötü niyetli bulunduğunu,
davacının ticaret unvanına ve gerçek hak sahipliğine dayalı iddialarının da haksız ve mesnetsiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının " ... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli 2012 41259, 179582, 201914, 193707, 2002 26746 ve 96 017383 sayılı tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle işaretsel açıdan görsel ,sesçil ve anlamsal olarak bir benzerlik bulunmakla beraber taraf markaları arasında mal/hizmet benzerliği olmadığından SMK 6/1 maddesindeki iltibas/karıştırılma/benzerlik koşulunun gerçekleşmediği,
davacı tarafın "..." ibareli başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliğinin kanıtlanmadığı ancak, davacının “...” markasının “boza” ürünü açısından tanınmış bir marka olduğu ve bu tanınmışlığın ise davalının "rakı" emtiası için "..." ibareli marka başvurusuna SMK 6/5 maddesi anlamında engel oluşturacağı, SMK 6/6 ve SMK 6/9 maddesindeki koşulun da oluşmadığı,
tüm bu gerekçelerle YİDK kararının sadece SMK 6/5 maddesi açısından hatalı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, dava konusu Türk Patent'in 2021-M-5316 Sayılı YİDK kararının İPTALİNE, dava konusu 2019/50505 sayılı marka tescil edildiğinden hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, hükme esas alınan bilirkişi raporunda taraf markaları arasında emtia benzerliği şartının gerçekleşmediğinin belirtildiğini, karşılaştırılan markaların tescilli oldukları sınıfların, hitap ettikleri tüketici kesiminin, pazarlama ve satış yöntemlerinin, tüketilme amaçlarının, satış noktalarının farklı olduğunu, birbirlerinin yerine ikame edilemeyeceklerini, beraber tüketilemeyeceklerini, fiyatlandırmalarının farklı olduğunu, ortalama tüketicinin boza satın almak isterken rakı satın almasının beklenmeyeceğini, "..." markasının davacı tarafından tanınmış hale getirildiğini kabul etmediklerini,
"..." ibaresinin yaratılmış olmadığını, ayırt edici niteliğinin zayıf olduğunu, davacıya bu ibare üzerinde mutlak bir hak tanınamayacağını, sunulan delillerin davacı markalarının tanınmışlığı nedeniyle SMK'nın 6/5.maddesindeki şartların gerçekleştiğini ispatlamadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1.maddesi anlamında dahi karıştırılma tehlikesi bulunmadığından SMK'nın 6/5.maddesindeki tanınmışlığa dayalı tescil engelinin gerçekleştiğinden söz edilemeyeceğini, tescil talep edilen mal ve hizmetlerin farklı olduğunu, ilgili tüketici kesiminin "boza" ile "rakı" emtiası arasında davacı tarafından üretildiği yanılgısına düşmeyeceğini, SMK'nın 6/5.maddesindeki şartların bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının "..." asli unsurlu markaları ile dava konusu "..." ibareli başvuru markası arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında emtiaların benzerliği koşulu gerçekleşmemekle birlikte, marka işaretleri bakımından asli unsurlarının ortaklığından kaynaklanan yüksek dereceli benzerlik bulunduğu,
davacının "..." asli unsurlu markalarının "boza" emtiası bakımından tanınmış olduğu gözetildiğinde, dava konusu markanın 33.sınıfta tescili halinde davacı markalarının ayırt edici gücünde azalmaya neden olabileceği gibi davalının davacı markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlayabileceği, bu nedenle 6769 sayılı SMK'nın 6/5. maddesi çerçevesinde, davacı markalarının tanınmışlığının, başvuru kapsamında yer alan emtialara da sirayet edeceği anlaşılmakla, davalılar ... ve ...
Sanayii ve Ticaret Anonim Şirketi vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/05/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2023/683, K. 2025/824, 24 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama