KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 5 Mayıs 2025
- Esas no
- 2023/803
- Karar no
- 2025/958
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 02/12/2022
- Numarası
- 2022/90 E. - 2022/325 K.
- Davanın konusu
- Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali
Karar Metni
991 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/12/2022 tarih ve 2022/90 E. - 2022/325 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, 77 yıl önce Mısır Çarşısında temelleri atılan müvekkili şirketin çok sayıda mağazasında "..." ibareli markası ile hizmet vermekte olup markanın 1992 yılında tescil edildiğini, hal böyle iken davalı ... tarafından 2020/149058 başvuru numarası ile "..." markasının 30 ve 35. sınıflarda tescili talebinde bulunulmuş olup müvekkilinin tescil talebine yönelik itirazının YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, müvekkiline ait markanın esaslı unsurunu oluşturan "..." ibaresinin davalı markada aynen yer aldığını,
davalı markada "..." ibaresinin önüne "z" harfi getirilerek oluşturulan" ..." markasında "z" harfinin herhangi bir fark yaratmadığını, markalar arasında görsel ve işitsel benzerlik bulunmasının yanı sıra, davalı markanın tescilinin istendiği 30 ve 35. sınıflardaki mal ve hizmetlerin müvekkilinin markasının tescilli olduğu sınıflarda aynen yer aldığını ileri sürerek 2021-M-263 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin babası ... ...'nun 1968 yılında memleketi Kahramanmaraş'ta baharat üretimine başladığını, müvekkilinin ikinci nesil olarak babasının başlattığı faaliyeti sürdürdüğünü, ülke içinde ve dışında aralarında resmi kurumların da bulunduğu çok sayıda kişiye satış yaptığını, "..." soyadının Kahramanmaraş'ta bilinen bir soy adı olduğunu, dolayısıyla müvekkilinin markasının bizatihi kendi köklü soy isiminin kullanılmasından ibaret olduğunu, müvekkilinin davacının iddia ettiği gibi "..." markasını taklit etmeye ihtiyacı bulunmadığını, markalardaki logolar, kullanılan renkler, fon ve yazı tipinin tamamen farklı olduğunu,
görsel, biçimsel ve işitsel açıdan markalar arasında benzerlik bulunmadığı gibi müvekkilinin markasının tüketici nezdinde bütünüyle bıraktığı izlenim açısından davacıya ait markadan tamamen farklılaştığını ve müvekkilinin markasının "..." dışında pek çok ibareden oluşup bütünsel olarak değerlendirilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak davaya konu mal ve hizmetlerin hitap ettiği ilgili tüketici kesimi nezdinde benzer olduklarının söylenemeyeceği, dava konusu marka başvurusunun esas unsurunu oluşturan "..." ibaresinin bir bütün olarak algılandığı,
markaları oluşturan kelimelerin hecelere veya harflere bölünerek incelenemeyeceği, daha önce davacıya ait "..." ibareli markaları gören, işiten, bu markalı mal ve hizmetlerden yararlanan ilgili tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu "..." esas unsurlu markayı gördüğünde ya da işittiğinde, davaya konu mal ve hizmetlerden faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı davacıya ait markalardan farklı bir marka olarak algılayacağı gibi marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı da kurmayacağı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı,
her ne kadar bilirkişi heyeti davacıya ait "..." esas unsurlu markalarının sektörel bilinirliği olduğu yönünde görüş bildirmiş ise de, dava konusu marka başvurusu umumi intiba olarak davacı markalarına benzemediğinden SMK m.6/5 hükmü koşulunun da somut olayda gerçekleşmediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı şirket vekili, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere taraf markalarının aynı sınıftaki mal ve hizmetleri kapsadığını, müvekkili şirket ile davalının aynı sektörde faaliyette bulunduğunu, dolayısı ile tüketiciler nezdinde markaların karıştırılmasının söz konusu olduğunu, müvekkilinin mesnet markasının uzun süredir bilinen ve piyasada kullanılan bir marka olması nedeniyle davalının "..." ibaresini kullanarak bundan haksız kazanç sağlayacağını, orta seviyedeki tüketicilerin davalı markayı müvekkilinin "..." markasının devamı/serisi/yeni bir ürün ve hizmeti olarak algılayacağını, davalı markanın aynı satış noktalarında,
aynı raflarda ve reyonlarda, yan yana ve özellikle aynı, benzer ve çok yakından ilişkili türden ürün ve hizmetler üzerinde kullanılmasının tüketiciler açısından karışıklığa neden olacağını, dava konusunu oluşturan marka ile müvekkiline ait "..." esas unsurlu markalar arasındaki benzerliğin açık olduğunu, davalı markadaki "..." ibaresinin başında bulunan "Z" harfinin yeterince farklılık yaratmadığını, görsel benzerliğin yanı sıra taleffuz, mal ve hizmetlerin benzerliği, fonetik, yazı,
biçim gibi konularda davalı markanın müvekkilinin markası ile ayırt edilemez düzeyde benzer olduğunu ve davalının müvekkilinin markasının tanınmışlığından haksız kazanç elde etmek amacıyla başvuruda bulunduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının dava konusu edilen 2020/149058 sayılı marka kapsamında bulunan mal ve hizmetler ile davacının redde mesnet markasının kapsamında bulunan mal ve hizmetler arasında emtia benzerliği bulunuyor ise de, "..." ve "..." ibareli markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel,
işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, zira davaya konu "..." ibareli markadaki "Z" harfi geri kalan harflerden daha büyük ve ayırt edilebilir şekilde yazılı olduğu, markadaki "..." ve "..." ibareleri ve tertip tarzı itibariyle görsel olarak markaların farklılaştığı, davalı markanın başındaki "Z" harfinin vurguyu üzerine çekmesi nedeniyle işitsel olarak da uzaklaştırdığı, markalar arasında kavramsal bir benzerliğin de bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/05/2025
Başkan · ... Üye · ... Üye · ... Katip · ...
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2023/803, K. 2025/958, 5 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama