KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 20 Aralık 2024
- Esas-Karar No
- 2024/2240 - 2024/2087
- Esas no
- 2024/2240
- Karar no
- 2024/2087
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 19/09/2024
- Numarası
- 2023/452 E. - 2024/425 K.
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- YİDK Kararının İptali, Tecavüzün Giderilmesi İstemli
Karar Metni
2.369 kelime·12 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19/09/2024 tarih ve 2023/452 Esas - 2024/425 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekillerince istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibareli tanınmış markalarının bulunduğunu, davalı Şirketin "... ..." ibareli başvurusuna yaptıkları itirazlarının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kısmen kabul edilerek başvuru kapsamından 16. sınıfta yer alan bir kısım malların çıkarıldığını, kısmen ret kararına karşı yaptıkları itirazlarının da dava konusu YİDK kararı ile reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkilinin markaları arasında başvuru kapsamında yer alan tüm mallar yönünden iltibas koşullarının oluştuğunu, müvekkilinin markaları tanınmış olduğundan SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da bulunduğunu,
ayrıca davalı Şirketin aynı ibareli başka bir başvuru nedeniyle taraflar arasında görülen Ankara 3 FSHHM'nin dosyasında da marklar arasında iltibas bulunduğunun kabul edildiğini, kararının Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, davalının "... ..." ibareli kullanımlarının da müvekkilinin markalarına tecavüz oluşturduğunu ileri sürerek, 2023-M-8390 sayılı YİDK kararının iptaline, markaya tecavüzün önlenmesine, davalıya ait https://www...com.tr/ adresli web sitesi ve internetteki diğer tüm mecralardaki tüm tanıtım ve kullanımının durdurulmasına, mütecaviz markanın web sitesinden çıkartılmasına,
mümkün olmadığı takdirde web sitelerine erişimin engellenmesi, ... olan günlük basılan '' ... ... '' gazetesinin basımı, dağıtımı ve satışının engellenmesi, yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve dava sonunda da davalının ... ibareli haksız kullanımlarının durdurulmasına, "... ...'' ibaresi içeren her türlü reklam, afiş, ambalajın ve bu ibareyi içeren her türlü araç gerecin üçüncü kişiler elinde olsa dahi imhasına ve hükmün ilanına karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı vekili, tarafların markaları arasında iltibas bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, dava konusu başvuru sahibi davalının, davacının başvuruya itiraza karşı görüşünde davacının itirazına mesnet markalarının kullanımının ispatı talebinde bulunduğu, davacının kullanmama def’ine muhatap markalarının “yayıncılık hizmetleri”nde kapsamında ciddi biçimde kullanıldığının ispat edilebildiği, karşılaştırılan markaların/işaretlerin görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğu, dava konusu başvuru kapsamında bırakılan “matbaa ve ciltleme malzemeleri” yönünden, emtia benzerliği/türdeşliği şartının da gerçekleştiği, sayılanlar dışında diğer emtialar yönünden bu şartın gerçekleşmediği,
tarafların markaları arasında “matbaa ve ciltleme malzemeleri” yönünden karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunduğu, davacının tanınmışlık iddiasının davalı markasının tesciline engel olmayacağı, davacının kötü niyet iddiasının ispat edilemediği,
davalının markasal kullanımlarının davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz teşkil ettiği, hükmün ilanında davacının menfaatinin bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile TÜRKPATENT YİDK'ın 2023-M-8390 sayılı kararının 16. sınıf "matbaa ve ciltleme malzemeleri" yönünden iptaline, davalı tarafından kullanıma devam edilen davacı şirkete ait markayla aynı özellikleri taşıyan markanın ticari maksatla kullanımının önlenmesine, davalıya ait https://www...com.tr/ adresli web sitesi ve internetteki diğer tüm mecralardaki tüm tanıtım ve kullanımının durdurulmasına, mütecaviz markanın web sitesinden çıkartılmasına,
mümkün olmadığı takdirde web sitelerine erişimin engellenmesine, ... olan günlük basılan '' ... ... '' gazetesinin basımı, dağıtımı ve satışının engellenmesine, "... ...'' ibaresi içeren her türlü reklam, afiş, ambalajın ve bu ibareyi içeren her türlü araç gerecin üçüncü kişiler elinde olsa dahi imhasına, hükmün ilanına, davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin 20.000,00.-TL teminat mukabilinde kabulü ile davalıya ait https://www...com.tr/ adresli web sitesi ve internetteki diğer tüm mecralardaki tüm tanıtım ve kullanımının durdurulmasına, mütecaviz markanın web sitesinden çıkartılmasına,
mümkün olmadığı takdirde web sitelerine erişimin engellenmesine, ... olan günlük basılan ''... ...'' gazetesinin basımı, dağıtımı ve satışının engellenmesine karar verilmiştir.
Mahkemece, davacı vekilinin talebi üzerine 25.09.2024 tarihli ek kararla, davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin 20.000,00.-TL teminat mukabilinde kabulü ile, davalıya ait https://www...com.tr, https://www... ibareli web sitelerinde tüm tanıtım ve kullanımının durdurulmasına, mütecaviz markanın web sitesinden çıkartılmasına, mümkün olmadığı takdirde web sitelerine erişimin engellenmesine, ... olan günlük basılan '' ... ... '' gazetesinin basımı, dağıtımı ve satışının engellenmesi yönünde, 24.10.2024 tarihli ara kararla ihtiyati tedbir kararına uyulmaması nedeniyle https://www...com.tr/ adresli web sitesine erişimin engellenmesine, 30.10.2024 tarihli ara kararla da 25.09.2024 tarihli ek kararla hakkında tedbir kararı verilen web sitelerine erişimin engellenmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... vekili, davacının itirazına mesnet markalarının kullanımı ispat edilen "yayıncılık hizmetler" ile mahkemece iltibas bulunduğu kabul edilen 16. sınıf "matbaa ve ciltleme malzemeleri" nin benzer olmadıklarını, ayrıca söz konusu malların tüketicilerinin dikkat düzeyinin yüksek bulunduğunu, markalar arasında bahsi geçen mallar yönünde karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını ve davanın tümden reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararına ve 20.09.2024, 25.09.2024, 24.10.2024 ve 30.10.2024 tarihli ihtiyati tedbir kararlarına karşı sunduğu istinaf dilekçelerinde, müvekkilinin uzun yıllardır, hem basılı hem de internet gazetesi olarak hizmet verdiğini, müvekkilinin aktif olarak davacıdan 1 yıl ... faaliyetine başladığını, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, müvekkilinin dava konusu "... ..." ibaresini 01.02.2001 tarihinden itibaren kullandığını, www...com tr ibareli alan adını 13.02.2002 tarihinde aldığını,
davacının "..." ibareli gazetesinin ise 02.09.2002 tarihinde yayın hayatına başladığını , müvekkilinin "..." ibareli kullanımlarından davacının haberdar olduğunu, bu kullanımlara 22 yıldır sessiz kaldığını, müvekkilinin dava konusu "... ..." ibaresini tescilsiz olarak bugüne kadar kullandığını, öncelik hakkının müvekkiline ait olduğunu, müvekkilinin "... ... "ibaresinin kullanılmasının durdurulmasının kazanılmış haklarının ihlali niteliğinde olduğunu, müvekkilinin ciddi şekilde zararına sebebiyet verdiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesinin kararının ve ihtiyati tedbir kararlarının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
Davacı vekili katılma yoluyla istinaf başvurusunda, müvekkilinin "..."" ibareli marklarının tanınmış olduğunu, tüm sınıflar yönünden korunması gerektiğini, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu, dava konusu başvuru hakkında kesin hüküm bulunduğunun dikkate alınmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.
GEREKÇE
1- Dava, YİDK kararının iptali ve markaya tecavüzün önlenmesi, durdurulması ve hükmün ilanı istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "... ..." ibareli dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markaları arasında, başvuru kapsamında yer alan 16. sınıftaki "matbaa ve ciltleme malzemeleri" malları yönünden, 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu,
zira davacı markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin, dava konusu başvuruda da aynen asli unsur olarak kullanıldığı, davacının itirazına mesnet markalarının kullanımını ispatladığı “yayıncılık hizmetleri” ile başvuru kapsamında yer alan 16. sınıftaki "matbaa ve ciltleme malzemeleri" mallarının benzer ve ilişkili olduğu,
başvuru kapsamında kalan diğer mallar yönünden ise emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmediğinden karıştırılma ihtimalinden söz edilemeyeceği, diğer taraftan mahkemece alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacının itirazına mesnet markaları yayıncılık/habercilik sektöründe tanınmış olsa da dava konusu başvuru kapsamında farklı olarak yer alan 16. sınıf mallar yönünden SMK'nın 6/5 maddesindeki koşulların oluşmadığı,
kötü niyet iddiasının da ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı ve davalı ... vekillerinin tüm, davalı Şirket vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
2-Davalı Şirket vekilinin markaya tecavüz yönünden istinaf itirazlarının incelenmesine gelince, yukarıda özet kısmından da anlaşılacağı üzere davacı taraf davalı Şirketin "... ..." ibareli dava konusu kullanımlarının "..." ibareli tescilli markalarına tecavüz oluşturduğunu ileri sürmüş, davalı Şirket vekili de, yargılama sırasındaki beyan ve savunmalarında, müvekkilinin dava konusu "... ..." ibaresini 01.02.2001 tarihinde kullanmaya başladığını, müvekkilinin kullanımlarının davacının markasına tecavüz oluşturmadığını savunmuştur.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19.10.2016 tarih, 2005/7175 E.- 2006/10558 sayılı “...” kararı ile bu karardaki ilkeleri tekrar eden 11.11.2020 tarih, 2019/5145 E.-2020/4970 K. sayılı kararında açıklandığı üzere gerçek hak sahipleri yasal süreler içerisinde sonraki tarihli marka başvurusuna itiraz etmemiş veya hükümsüzlük davası açmamış olsalar bile, markayı tescil ettiren kişiler, gerçek hak sahiplerinin önceye dayalı kullanımına karşı çıkamazlar.
Aynı kararlarda, "bir markanın tescilinden önceki dönemde bu markanın aynısı veya benzerinin bir başkasınca tescilli marka aynı sınıf mal veya hizmetlerde sürekli bir şekilde kullanımı halinde, sırf sonradan tescil olunan markaya dayanarak, önceden beri var olan kullanımların önlenmesi “kazanılmış haklar” ilkesine ve TMK’nın 2. maddesi uyarınca dürüstlük kuralına aykırılık teşkil eder.
Keza Türkiye’nin de tarafı olduğu TRIPs (Trade Related Intellectual Property Rights- Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları) Sözleşmesinin 16. maddesinde, marka sahiplerinin tescilli haklarına dayanarak üçüncü kişilerin markaya konu işareti veya benzerini tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden kullanmalarını önleme yönünde üstün hakka sahip oldukları belirtilmiş, ancak tescile dayalı bu üstün hakların, başkalarının daha önceye dayalı haklarını etkilemeyeceğine vurgu yapılmıştır." açıklamasına da yer verilmiştir.
Bu durumda bir markayı tescil ettiren kişi, bu markanın aynısını ya da benzerini, tescil ettirdiği markanın koruma tarihinden ... fiilen kullanan ve bu suretle marka üzerinde hak sahibi olan kişinin kullanımına karşı çıkamayacaktır.
Somut olayda da davacının markaya tecavüzü iddiasına mesnet markaları 2002/24214, 2003/11096, 2003/11097 ve 2005/47288 sayılı markalar olup, davalı Şirket dava konusu kullanımların, davacının mesnet markalarının başvuru tarihinden ..., 01.02.2001 tarihinde başladığını savunmaktadır.
Gerçekten de dosya kapsamına davalı Şirket tarafından sunulan bilgi ve belgelerden, davalının dava konusu "... ..." ibareli kullanımlarının davacının mesnet markalarından en eski tarihli olan 2002/24214 sayılı markanın başvuru tarihi olan 24.09.2002 tarihinden ... başladığı, davalı Şirketin "... ..." ibareli alan adının da yine bahsi geçen tarihinden daha ... 13.02.2002 tarihinde davalı Şirket adına tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davalı Şirketin "... ..." ibaresini 41. sınıftaki "gazete yayımlama hizmetleri" yönünden, davacının mesnet markalarının başvuru ve tescil tarihlerinden ... markasal biçimde kullandığı tespit edildiğinden, davacının adına sonradan tescil ettirdiği benzer ibareli markaya dayalı olarak davalının kullanımına karşı çıkamayacağı kabul edilmiş ve davacının markaya tecavüzü istemi yönünden açtığı davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Her ne kadara davacı tarafça davacının tescilli markalarını oluşturan "..." ibaresinin davalının kullanımlarından daha ...
1975 yılında başladığı ileri sürülmüşse de, SMK'nın 29/1-a maddesinde atıf yapılan 7. maddenin 1. fıkrasında bu Kanunla sağlanan marka korumasının tescil yoluyla elde edileceği düzenlenmiş olup davacının 1975 yılında başlayan tescilsiz kullanımlarına dayalı olarak marka tecavüz iddiasında bulunması mümkün olmadığı gibi bir an için aksinin kabulünde dahi davalının dava konusu kullanımlarının başladığı tarihten davacının dava öncesinde davalı Şirket gönderdiği,
18.09.2023 tarihli ihtara kadar aradan geçen yaklaşık 21 yıllık süre dikkate alındığında, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığının kabulü gerektiğinden davacının bahsi geçen iddiasına itibar etmek mümkün olmamıştır.
HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden Dairemizce davalı Şirket vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenle kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiş,
yukarıda 1 nolu bentte açıklandığı üzere ilk derece mahkemesinin YİDK kararının iptali istemi yönünden tesis ettiği karar yönünden tarafların istinaf itirazlarının reddine karar verildiğinden, bu istem yönünden hükmedilen harç ve vekalet ücretleri ilk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan tarife hükümleri dikkate alınmıştır.
3-Davalı Şirket vekilinin mahkemenin 20.09.2024, 25.09.2024, 24.10.2024 ve 30.10.2024 tarihli ihtiyati tedbir kararlarına karşı istinaf itirazlarının incelemesine gelince, yukarıda açıklandığı üzere davacının tescilli markalarına dayalı olarak davalı Şirketin dava konusu kullanımlarına karşı çıkmayacağı ve bu nedenle markaya tecavüz istemli davanın reddine karar verildiğinden, davalı Şirket vekilinin mahkemenin bahsi geçen ihtiyati tedbir kararlarına karşı istinaf itirazları da yerinde görülmüş, ilk derece mahkemesinin 20.09.2024, 25.09.2024, 24,10.2024 ve 30/10/2024 tarihli ihtiyati tedbir kararlarının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/01/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2024/2240, K. 2024/2087, 20 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama