KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi
- Karar tarihi
- 2 Nisan 2026
- Esas no
- 2024/508
- Karar no
- 2026/663
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 14/11/2023
- Numarası
- 2021/381 E. - 2023/161 K.
- Davanın konusu
- Markaya Tecavüz, Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
1.535 kelime·8 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 14/11/2023 Tarih ve 2021/381 Esas - 2023/161 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, 233 sayılı KHK hükümlerine tâbi ve sermayesinin tamamı Devlete ait İktisadi Devlet Teşekkülü niteliğindeki müvekkilinin "..." şeklindeki unvanının 25/3/2013 tarih ve 2013/4553 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile "..." olarak değiştirilmiş olup 91/003010, 2009/03281, 2010/31025, 2010/31026, 2010/31027, 2010/31028, 2011/93803, 2011/93804, 2013/52156 ve 2013/62596 sayılı markaların sahibi olduğunu, bu markaların tescil tarihinden beri fasılasız olarak kurumun unvanında ve ürünleri üzerinde kullanıldığını,
hal böyle iken davalı şirketin müvekkilinin bu markaları ile iltibas teşkil edecek 2020/82442 sayılı "..." ibareli markanın tescilini sağladığını,aynı zamanda şirkete ait işletme tabelasında "..." sözcük grubunun yer aldığını, aynı tabela zemininde müvekkilinin tescilli markasındaki logo ile benzer sığır kafası figürünün kullanıldığını, bu figür üzerine yerleştirilen "...." harfleri ve tercih edilen renk, yazı karakterlerinin müvekkilinin markalarını andıracak ve tüketicileri yanılgıya sevk edecek nitelikte olduğunu, işletmede kullanılan afiş, flama, reyon tabelası, etiketleri ve mağaza vitrin görsellerinde de benzer durumlar bulunduğunu,
davalı tarafından gerçekleştirilen bu fiillerin ortalama tüketiciler nezdinde işletmenin müvekkilinin şubesi izlenimi verdiğini ileri sürerek, davalı işyerindeki markasal kullanımların müvekkilinin tescilli markaları ile iltibas teşkil etmesi nedeniyle marka hakkına tecavüz teşkil eden tabela, afiş, flama, camekan etiketleri, reyon tabelası, mağaza içi görselleri, internet ve sosyal medyadaki kullanımları ile tespit olunacak tüm ihlallerin 6769 sayılı SMK'nın 149/1-ç maddesi uyarınca kaldırılmasına,
2020/ 82442 sayılı markanın müvekkilinin markaları kapsamındaki benzer mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve mahkeme ilamının masrafı davalıdan alınmak suretiyle ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını, uyuşmazlığı çözme yetkisinin İstanbul Anadolu Mahkemelerine ait olduğunu, 2013 yılında unvan değişikliğine giden davacı kurumun bu unvan değişikliğinden sonra markasını kullanmadığını, 5 yılın geçmiş olması itibariyle davacının markasal kullanımını ispat etmesi gerektiğini, müvekkilinin markasal kullanımının tescilli markasına uygun olduğunu, taraf markaları arasında benzer olan "..." ibarelerinin müvekkili tarafından satıma konu edilen ürünler olduğunu, taraf marka ve logoları arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığını,
ortalama tüketicilerde markalar arasında bir bağlantı olduğu yönünde algının oluşmayacağını, müvekkilinin işyerinin Kurtköy'de faaliyet göstermeyen davacı ile karıştırılmayacağını, aynı sektörde faaliyet gösteren tarafların markaları kapsamındaki mal ve hizmetlerin benzer olmasının olağan bir durum olduğunu ve "..." ibaresinin davacının tekeline bırakılamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, davacının 2010/31025 nolu ''... ... şekil'' ibareli markasının davalı tarafından izin alınmadan ayırt edilemeyecek derecede benzer olarak kullanıldığı, markaların tescilli oldukları mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olduğu, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu,
ortalama tüketicilerin satın alma kararı sırasındaki özen ve dikkat derecesi dikkate alındığında markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olabileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı işyerindeki davacı markasına tecavüz teşkil eden tabela, afiş, flama, camekan etiketleri, reyon tabelası, mağaza içi görselleri ile internet ve sosyal medyadaki kullanımların 6769 sayılı SMK'nın 149/1 -ç maddesi uyarınca kaldırılmasına,
2020/82442 sayılı markanın 29. Sınıftaki "Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri" ile 35. Sınıftaki "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünlerinin bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir) mal ve hizmetleri yönünden hükümsüzlüğüne ve hükmün ilanına karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davanın yetkisiz mahkemede görüldüğünü, davacının 2013 yılında unvan değiştirdiğini, bu tarihten itibaren önceki unvan ve markasını kullanmadığını, müvekkilinin markasal tüm kullanımlarının tescilli markasının vermiş olduğu yetkiye dayalı yasal kullanımlar olduğunu, ... satan bir işletmenin adında bu ibarelerin yer alabileceğini, davacıya ait marka ve logo ile müvekkilinin marka ve logosu arasında bir benzerlik bulunmadığını, "..." ibaresinin davacının tekeline bırakılamayacağını,
müvekkiline ait markanın tescil ettirildiği şekli ile değil de davacının tescilli markasını çağrıştıracak ve karıştırmaya neden olacak şekilde kullanılıyor olmasının müvekkili tarafından kötüniyetle marka tescilinin yaptırıldığı kanaatini güçlendirdiği, bu nedenle de tescili yapılan tüm emtialar açısından markanın hükümsüzlüğü için gerekli şartların oluştuğu yönündeki bilirkişi görüşünün doğru olmadığını, ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
1- Dava, markaya tecavüz, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu "... + Şekil" ibareli marka ile davacının ".... ...+ Şekil" ibareli markalar arasında, dava konusu marka kapsamında yer alan 29. sınıf '' Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri.
Sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil)" malları ile 35. sınıfta yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için ‘Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri.
Sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil) ’nin bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri yönünden, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunduğu, zira markalar arasında "Et" ve "Balık" ibarelerinin ortaklığının yanı sıra, taraf markalarındaki sığır başının konumu, düzenleniş şekli ve tertip tarzı itibariyle farklı unsurların markaları yeterince birbirinden uzaklaştırmadığı, bu itibarla markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu,
ortalama tüketicilerin satın alma kararı sırasındaki özen ve dikkat derecesi dikkate alındığında markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olabileceği, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, davacının dayanak markasını Kuruma ait Sakarya Kombinesindeki satış mağazasında ve davalının da iltibas teşkil eden markasını iş yerindeki tabela, afiş, flama, camekan etiketleri, reyon tabelası, mağaza içi görselleri ile internet ve sosyal medyada fiilen kullandığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
2-Ancak mahkemece, "Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına" karar verilmesi doğru olmamıştır. Zira, kamu düzenine ilişkin olan karar ve ilam harcının, karar tarihine göre belirlenmesi tabii olduğu gibi, aynı mahkeme tarafından aynı yönde verilen bir karar da Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21/11/2024 tarih ve 2024/3186 Esas, 2024/8189 Karar sayılı kararı ile "yargılama harçlarının kamu alacağı niteliğinde ve re'sen dikkate alınacak hususlardan olduğu" gerekçesiyle doğru görülmemiş ve düzeltilerek onanmıştır. Dairemizin kararları da bu yöndedir.
HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/04/2026
Başkan · ... Üye · ... Üye · ... Katip · ...
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2024/508, K. 2026/663, 2 Nisan 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama