KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 17 Nisan 2026
- Esas-Karar No
- 2024/528 - 2026/809
- Esas no
- 2024/528
- Karar no
- 2026/809
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 06/11/2023
- Numarası
- 2022/485 E. - 2023/428 K.
- Davanın konusu
- YİDK Kararı İptali
Karar Metni
1.215 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 06/11/2023 Tarih ve 2022/485 Esas - 2023/428 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin "Şekil + ..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, davalının "..." unsurlu markaları ile itirazı üzerine müvekkilinin marka başvurusunun kısmen ret edildiğini, oysa müvekkilinin "..." markasının asıl sahibi olduğunu, kazanılmış hakkı bulunduğunu, hem kelime unsurunu hem de logoyu 2017'den beri aralıksız kullandığını, markasının tanınmış olduğunu, davalının uzun yıllardır müvekkilinden haberdar olduğunu ve sessiz kaldığını, davalının kötüniyetli olduğunu ve markaların benzer bulunmadığını ileri sürerek, 2022-M-13424 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkilinin 1920 yılında İlk kuvertür çikolataları yarattığını, 1960-1965 yıllarında çikolatasını ilk defa ihraç ettiğini, Uluslararası arenada da tanınır hale geldiğini, 1988 yılında "... ...”yi kurduğunu, Fransız çikolata şirketi ... ile 1996 yılında birleşerek ... ...'u kurduğunu, 1999 yılında ... bünyesine Alman şirketi ...'i aldığını, 2003 yılında Hollanda-Belçika şirketi ..., İsveç'te ... (otomatlar), 2001 yılında ABD'de ... ve 2008'de Malezya'daki ...'nin satın aldığını, Türkiye, Rusya, Çin, Brezilya ve Meksika'da çikolata fabrikaları açtığını, 30'dan fazla ülkede mevcut olduğunu,
“...” ibareli marka tescilleri bulunduğunu, markaların ve logonun ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, markasının tanınmış bulunduğunu, davacının kötüniyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının "Şekil+..." ibareli marka başvurusu ile davalıya ait "Şekil+...
(2017 91361)" ibareli ve 2017 82443, 2018 68699, 2019 57164, 2018 83672, 2020 47313, 2020 50451 sayılı "..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, diğer yönden emtia benzerliği şartının da gerçekleştiği, taraf marka işaretleri benzediğinden SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibasın bulunduğu,
bilirkişi raporunun ret gerekçesi markalar ile “29 Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar” yönünden 6769 sayılı SMK’nın 6/1. maddesi kapsamında karıştırılma olasılığı bulunmadığı, şeklindeki iltibas değerlendirmesine ilişkin aksi yöndeki görüşüne itibar edilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemece raporun aksine karar verilmesinin mümkün olmadığını, bilirkişilerin de belirttiği gibi ... ve ... ibarelerinin birbirinden farklı ve benzer olmayan kelimeler olduğunu, markalar arasında gerek görsel açıdan gerekse işitsel açıdan hiçbir benzerlik bulunmadığını, “...” esas unsurlu markanın, müvekkilinin uzun süredir markasal anlamda kullandığı ve ayırt edici nitelik kazandırmış olduğu önceki tarihli ... ibareli seri markalarıyla aynı unsurları ihtiva ettiğini, müvekkilinin kazanılmış hakkının bulunduğunu,
bilirkişilerce davalının tek bir markası müvekkilinin markası ile benzer bulunmasına rağmen diğer tüm markaların sınıfları dikkate alınarak inceleme yapılmasının hatalı olduğunu, rapora itirazlar nazara alınmaksızın karar verildiğini, kötüniyete, kazanılmış hakka ve sessiz kalma yolu ile hak kaybına ilişkin itirazların incelenmediğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
1-Dava, YİDK kararı iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının "Şekil+..." ibareli marka başvurusu ile davalıya ait "..." esas unsurlu mesnet markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunduğu, ayrıca tarafların markaları arasında emtia benzerliğinin de olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, davacı vekili, gerek dava dilekçesinde gerekse de istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin kazanılmış hakkının bulunduğunu, davalının müvekkilinin kullanımına sessiz kaldığını, müvekkilinin öncelik hakkının olduğunu ve davalının kötüniyetli bulunduğunu ileri sürmüştür. Bu hususlarda ilk derece mahkemesince bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 19.09.2008 tarih ve 2007/7547 E.-2008/10251 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, kazanılmış hakkın varlığının kabulü için, kazanılmış hakka dayanak teşkil eden tescilli marka ile yeni markadaki ibarelerde, asli unsurların muhafaza edilmiş olması ve eski markanın en azından hükümsüzlük davası açılabilecek kadar belli bir sürede çekişmesiz şekilde kullanılması, karşı taraf markalarına yanaşma niyeti olmadan ve iltibas tehlikesi yaratmayacak şekilde, eski ve yeni markalar arasında işletme ile bağlantının ve tüketici nezdinde yaratılan izlenimin korunmuş bulunması,
yeni markada kazanılmış hak iddia edilen markaya nazaran emtia kapsamının genişletilmemiş olması şartlarının bir arada bulunması gerekmektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin müktesep hak müessesesine ilişkin belirlediği kriterler çerçevesinde yapılan değerlendirmede davacının müktesep hak müessesesinden faydalanamayacağı kanaatine ulaşılmıştır.
6769 sayılı SMK’nın 6/3. maddesinde, “Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.” hükmü bulunmakta olup, bu hükmün markanın gerçek sahibinin eskiye dayalı kullanımını tescilden üstün tutarak gerçek hak sahibinin korunmasını sağlamak için düzenlendiği, ancak davacının gerçek hak sahipliği iddialarının tescilli benzer markanın varlığına rağmen kendi başvurusunun tesciline imkan sağlamayacağı, davacının bu itirazının da yerinde olmadığı gibi somut olayda davalının sessiz kaldığı hususunun ispat edilemediği, ayrıca davalının kötüniyetli bulunmasının da davacının marka tesciline imkan sağlamayacağı kanaatine varılmıştır.
HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilebilen, yerel mahkeme hükmünün gerekçesinin değiştirilerek düzelterek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmeyip, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiğini düzenlediğinden, Dairemizce HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/04/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2024/528, K. 2026/809, 17 Nisan 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama