KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi
- Karar tarihi
- 15 Mayıs 2026
- Esas-Karar No
- 2024/796 - 2026/1013
- Esas no
- 2024/796
- Karar no
- 2026/1013
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 06/04/2023
- Numarası
- 2022/283 E. - 2023/141 K.
- Davanın konusu
- YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
1.370 kelime·7 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 06/04/2023 tarih ve 2022/283 Esas - 2023/141 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, 11.12.1963 yılında kurulan müvekkilinin ticaret unvanının esas unsuru olan "..." ibaresini marka olarak da nizasız ve fasılasız olarak kullandığını, "..." esas unsurlu yüzlerce markasının bulunduğunu, "..." ibaresinin T/02387 ve T/02386 numaraları ile ... tarafından tanınmış marka olarak kabul edildiğini, müvekkili Holding’in yönetim kurulu başkanının isminin "... ..." olduğunu, müvekkilinin markalarını mesnet göstererek, davalı şahsın 2020/156001 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın diğer davalı ...
YİDK'nın 2022-M-6173 sayılı kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa, taraf markaları arasında görsel, işitsel, kavramsal ve sınıfsal olarak benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğunu, marka başvurusunun "..." ibaresini aynen içerdiğini ve bu ibarenin diğer kelime unsurlarından hem boyut hem yazı karakteri olarak farklılık taşıdığını, markada "..." ibaresinin ön plana çıkarıldığını, sadece "..." markasının kullanılmasıyla yetinilmeyip iltibas ihtimalini güçlendirmek adına "... ..." ismine yer verildiğini;
davalı başvuru sahibinin adının "... ..." olmasına karşın, markada "... ..." isminin kullanıldığını, başvuru sahibinin müvekkili şirket markasından haksız yararlanma amacı taşıdığını, başvurunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, ... YİDK’nın 2022-M-6173 sayılı kararının iptaline, 2020/156001 sayılı "..." ibareli markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı şahıs, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, davacı ve davalı markaları kapsamındaki emtianın ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği, SMK'nın 6/1. maddesine göre, davacının "..." esas unsurlu markaları ile davalının "emin ... ..." markası arasında ilişkilendirme de dâhil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, SMK'nın 6/5 maddesindeki şartların somut olayda gerçekleşmediği, davacının kötüniyet iddialarının ispatlanamadığı, YİDK kararının yerinde olduğu, hükümsüzlük koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, "..." ibaresinin zayıf marka olmadığını, yaygın olarak kullanılmadığını, yüksek ayırt ediciliğe sahip bulunduğunu, tanınmış marka olduğunu, başvuruda geçen ve müvekkili şirketin yönetim kurulu başkanı ... ...'un "..." markası kadar tanındığını, başvuruda marka sahibinin adının kullanılmadığını, markada "..." ibaresinin daha büyük puntolarla yazıldığını ve ön plana çıkarıldığını, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğunu, tanınmışlık ile ilgili yetersiz değerlendirme yapıldığını, başvurunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı gerçek kişinin "..." ibaresinin, 29 ve 30. sınıf mallarda tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının "..." ibareli markalarına dayalı olarak, iltibas, tanınmışlık, ticaret unvanı ve kötü niyet iddiasıyla başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddine karar verildiği, davacının bu karara karşı yaptığı itirazın da, YİDK'nın 2022-M-6173 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacıya 24.05.2022 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 20.07.2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." esas unsurlu markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı, aynı Kanun'un 6/5 maddesindeki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği ve dava konusu başvurunun kötüniyetli olup olmadığı noktasındadır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez.
Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (Karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir.
İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu başvurunun 29 ve 30. sınıf mallarda tescili talep edilmiş olup, davacının mesnet markaları anılan sınıflarda tescilli olduğundan, SMK'nın 6/1. maddesinin uygulanabilmesi bakımından emtia benzerliği şartı sağlanmıştır.
Taraf marka işaretleri arasında benzerlik değerlendirmesine gelince; davacının mesnet markaları "..." esas unsurludur. Dava konusu ibare ise "... ibaresinden oluşmaktadır. Görüleceği üzere, dava konusu başvuru davacı markalarının tek esas unsurunu aynen içermektedir.
Bunun yanında, başvuruda diğer üç kelime neredeyse alt alta gelecek şekilde ve küçük harflerle yazılmış iken, "..." kelimesi başvurunun sağında, diğer kelimelere göre yaklaşık iki katı büyüklüğünde, büyük harflerle yazılmış ve böylece öne çıkartılmıştır. Marka kompozisyonunda markasal algıyı öncelikle üzerinde toplamakta ve davacının markalarını çağrıştırmaktadır.
Bir an için, "..." ibaresinin davalı şahsın soyadı olduğu düşünülebilecek ise de, davalı şahıs, marka başvurusunda kendi adını değil, davacı şirketin yönetim kurulu üyesinin adını kullanmıştır. Bu durum, başvuruyu davacı markalarına daha da yakınlaştırmaktadır.
Nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 29.01.2026 tarih ve 2025/3699 E.-2026/579 K. sayılı kararında "..." ibareli markalar, "..." ibareli markalarla benzer bulunmuş; bu hale göre, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunduğu kanaatine varılmış, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü yerinde görülmemiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.
Her ne kadar, davacı vekilince tanınmışlık iddiasına da dayanılmış ise de, dosyaya sunulan deliller itibariyle SMK'nın 6/5. maddesindeki koşulların oluşacağına dair kanaatine varılamamış ve davacı vekilinin bu itirazı yerinde görülmemiştir.
Bu itibarla, dava konusu başvuru ile davacının mesnet markaları arasında, başvurunun kapsamındaki tüm mallar yönünden SMK'nın 6/1. Maddesi anlamında iltibas bulunduğundan, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 03/06/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2024/796, K. 2026/1013, 15 Mayıs 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama