KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi
- Karar tarihi
- 23 Ocak 2026
- Esas-Karar No
- 2024/96 - 2026/187
- Esas no
- 2024/96
- Karar no
- 2026/187
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 07/11/2023
- Numarası
- 2023/684 E. - 2023/1165 K.
- Davanın konusu
- Menfi Tespit (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı
Karar Metni
1.244 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 07/11/2023 tarih ve 2023/684 Esas - 2023/1165 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, davalı şirket tarafından müvekkiline gönderilen Ankara 70 nolu Noterliğinden düzenlenen 18.10.2021 tarih ve 2690 yevmiye nolu ihtarname ile müvekkilinin taraf olmadığı bir sözleşmeden dolayı oluşan zararın tazmininin talep edildiğini, ihtarnamede iddia ettiği üzere ... plakalı araçla taşıma yapılırken 6.042 kg hammadde kauçuğun yanması sonucu 179.671,69-TL zarar meydana geldiğini, söz konusu zararın davalı şirketin dava dışı taşıyıcıya hatalı/eksik bildirimde bulunmasından, yükün ambalajlanmasının yüke uygun olmamasından kaynaklandığını, davalının kusurundan ötürü zararın meydana geldiğini, zarar tespitinin ise,
davalı şirketin malları kendi istekleri üzerine depolarına taşıtmalarından sonra yapıldığını, Kahramankazan Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/18 D.İş sayılı dosyasında yaptırılmış olunan tespiti kabul etmediklerini, üstelik müvekkilinin nakliye işini yapan firma olmadığını, ihtarnamede müvekkilinin TBK'nın 66. maddesi gereği sorumlu olduğunun ileri sürüldüğünü, müvekkilinin yalnızca nakliyeci bulma ve nakliyecinin bilgilerini karşı tarafa iletmekle yükümlülüğü olduğunu, KTK'nın 85/5. maddesinde düzenlenen araç işleten de olmadığını, nakliyeci ile iş sahibi arasında aracılık/komisyonculuk yapan firmanın müvekkiline de ait olmadığını ileri sürerek,
müvekkilinin davalı firmaya borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketi tarafından ...Kimyasal Tic. San.
A.Ş'den satın alınan 6.042 kg ham madde kauçuğun Gebze adresinden ... plakalı araca yüklenerek Kahramankazan adresine teslim edilmek üzere 26/05/2021 tarihinde yola çıktığını, sevkiyat sırasında 27/05/2021 tarihinde Kızılcahamam'da meydana gelen kaza sonucu aracın dorsesinin tamamen yandığını, müvekkilinin bu nedenle üretimini durdurmak zorunda kaldığını, soruşturma sonucunda taşıma yapan aracın sol arka tekerindeki balataların fazla ısınması sonucu yangının meydana geldiğinin belirlendiğini, müvekkilinin bu malzemenin taşınması için taşıma komisyoncusu olan ...
Nakliyat ile iletişime geçtiğini, sevk fişinin düzenlendiğini, müvekkilinin davacı ...'ı ... Nakliyat'ın sahibi ve yetkilisi olarak bildiğini, düzenlenen araç sevk fişi de "...
Nakliyat/Nakliyat Kargo Servisi/..." adına basılmış olup, davacının yalnızca aracılık yapan firmada çalıştığı, aracılık/komisyonculuk yapan firmanın da davacıya ait olmadığı şeklindeki beyanın müvekkili şirket bakımından bağlayıcı olmadığını, müvekkili şirketin davacı ... ile iletişime geçtiğini ve davacı ...'ın da adına düzenlenmiş araç sevk fişini müvekkili şirkete göndertiğini, taraflarınca gönderilen ihtarname de bu sevk fişinde yazan bilgilere uygun bir şekilde ...
Nakliyat Kargo Servisi/...'ın muhatap olarak gösterildiğini; davacının sorumluğunun TTK'nın 917 vd. maddeleri gereği taşıma komisyonculuğundan kaynaklı sorumluluk olduğunu, menfi tespit davasının açılmasında hukuki yarar bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, menfi tespiti istenen ihtarnamenin incelenmesinde, davalının davacıdan TBK'nın 66. maddesi hükümlerine göre "adam çalıştıranın kusursuz sorumluluğu" hükümlerine göre alacak talep ettiği; dava ve cevap dilekçesinden davacının taşıma işleri komisyoncusu olduğu, dava konusu nakliyeye sadece aracılık ettiği, adam çalıştırmasından bahsedilemeyeceği, dava konusu nakliyeye konu aracın şoförünün davacının çalışanı olmadığının anlaşıldığı; nitekim davalının da cevap dilekçesinde davacının taşıma işleri komisyoncusu olduğunu beyan ettiği;
menfi tespit davalarında dava sebebiyle bağlı olunduğundan ve eldeki davada ihtarname yönünden borçlu olunmadığı talep edildiğinden ihtarnamede davalının alacak iddiasıyla bağlı kalındığı ve adam çalıştıranın kusursuz sorumluluğu hükümleri kapsamında davacının ihtarnameye konu yangın olayı nedeniyle adam çalıştıranın kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca sorumlu tutulamayacağı; davalı her ne kadar davalının sorumluluğunun taşıma işleri komisyonculuğundan kaynaklandığını savunmuşsa da, açıklandığı şekilde ihtarname için borçsuzluk talep edildiğinden ve ihtarnamede taşıma işleri komisyonculuğuna dayanılarak alacak talep edilmediğinden,
TTK'nın 917 vd. hükümlerinin tartışılmadığı ve ihtarnamede borcun dayanağı olarak gösterilen TBK'nın 66. maddesi hükmünün tartışıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile. Ankara 70. Noterliğinin 18/10/2021 tarihli ve 2690 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile davacının, davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararının bulunmadığını, taşımayı gerçekleştiren ...'nun davacının çalışanı olmadığını bilme şanslarının olmadığını, davacının taşıma işleri komisyoncusu sıfatıyla sorumlu olduğunu, hukuki nitelendirmenin yanlış yapılmasının davacıyı borçtan kurtarmayacağını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Öncelikle, eldeki dava, davalı tarafça davacıya gönderilen ve 27.05.2021 tarihinde meydana gelen kaza sonucu taşınan emtianın zayi olması nedeniyle davalının uğradığı 179.671,69-TL zararın 3 iş günü içinde tazminini talep eden ihtarnamenin tebliğ alınması üzerine açıldığından, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu sonucuna varılarak, işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
Davaya konu zararın meydana geldiği taşıma ile ilgili olarak, davacı, nakliyenin tarafınca gerçekleştirilmediği ve araç işleten de olmadığını, davalı ile davacının taşıma işleri komisyoncusu olarak sorumlu olduğunu ileri sürmüştür. Gerçekten de, dava dilekçesinde, taşımayı gerçekleştiren nakliyecinin davacı tarafından bulunduğu kabul edilmiştir. Davalı tarafça ise, dosyaya 26.05.2021 tarihli araç sevk fişi sunulmuş olup, söz konusu fiş üzerinde "...
Nakliyat- Nakliyat Kargo Servisi ..." ibaresi bulunmaktadır. Davacı tarafça, dosyaya ibraz edilen araç sevk fişinin sıhhatine ilişkin bir itiraz ileri sürülmemiş, davacı asilin taşıma işleri komisyoncusu firmanın sahibi değil çalışanı olduğuna ilişkin bir delil de ibraz edilmemiştir. Bu durumda, Dairemizce, davaya konu taşıma yönünden, davacının taşıma işleri komisyoncunu olduğu kabul edilmiştir.
Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken TTK'nın 929. maddesinde taşıma işleri komisyoncusunun yardımcılarının kusurundan sorumluluğu düzenlenmiş olup, buna göre komisyoncu, kendi adamlarının, taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişilerin görevlerini yapmaları sırasındaki fiil ve ihmallerinden, kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur.
Somut olayda ise, 26.05.2021 tarihli araç sevk fişinde şoför olarak ... belirtilmiş olup, davalı tarafından ... ve araç sahibi ... aleyhine dava konusu zarar nedeniyle icra takibi başlatıldığı, borçluların itirazı üzerine davacı tarafça itirazın iptali talebiyle açılan davada Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/528 E.-2023/20 K. sayılı kararıyla itirazın iptaline karar verildiği anlaşılmıştır.
Dolayısıyla, oluşan zarardan, TTK'nın 929. maddesi uyarınca davacı da sorumludur ve menfi tespit istemi de yerinde değildir.
Bu itibarla, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince yukarıda yazıldığı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 12/02/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2024/96, K. 2026/187, 23 Ocak 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama