KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2025
- Esas-Karar No
- 2025/1270 - 2025/1692
- Esas no
- 2025/1270
- Karar no
- 2025/1692
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 04/10/2021
- Numarası
- 2020/340 E. - 2021/330 K.
- Davanın konusu
- YİDK Marka Kararı İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
1.265 kelime·6 dk okuma·6 bölüm
Dairemizden verilen 22.03.2024 tarih ve 2022/181 Esas, 2024/566 Karar sayılı kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 09/04/2025 tarih ve 2024/4142 Esas, 2025/2273 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla dava Dairemizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin “...” ibareli markalarının 35 ve 43. sınıflara giren hizmetlerde de tescilli olduğunu, bu markaları mesnet göstererek davalı şirketin 2019/99859 sayılı ve "..." ibareli markanın tescili için yaptığı başvuruya itirazlarının önce davalı kurum Markalar Dairesi Başkanlığı, dava sonra da nihai olarak Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından reddedildiğini, oysa davalı markasının müvekkilinin tanınmış ve seri nitelikteki markalarıyla ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin doğduğunu, yaratılması muhtemel çok sayıda marka varken,
davalı firmanın davacının markalarının esas unsuru olan “...” harfini aynen ve tek unsur olarak ihtiva eden bir markayı kendisine seçmiş olmasının davalının tescil başvurusunun kötü niyetli yapıldığını gösterdiğini, başvurunun haksız rekabet de yarattığını ileri sürerek, YİDK’nın 2020-M-7437 sayılı kararının 35 ve 43. sınıftaki hizmetler yönünden kısmen iptaline ve 2019/99859 sayılı markanın tescili halinde bu sınıflar açısında kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı şirket vekili, müvekkilinin www.quzu.com.tr uzantılı bir internet sitesinin mevcut olduğunu, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, davacının itiraza mesnet markalarının esas unsurunun “...” harfi olduğunun söylenmeyeceğini, diğer davalı ... nezdinde tescilli bir çok “...” ibareli marka bulunduğunu, müvekkilinin tekstil ürünlerinin ortalama tüketicilere hitap ettiğini, davacının kendi beyanlarından anlaşıldığı kadarıyla işletmesinin daha üst seviyedeki tüketicilere hitap ettiğini, bu yüzden taraf markalarının karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını,
... ilinin ... ilçesinde yerleşik “üst segment”e hitap eden bir restoranın ülke çapında bilinir olmasının mümkün olmadığını, tarafların çok farklı sektörlerde faaliyet gösterdiğini, kötüniyet iddiasının ispat edilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacının "...", " şekil+... ..." ibareli tescilli markaları arasında dava konusu 2019/99859 sayılı markanın kapsamında yer alan 35 ve 43. sınıflardaki tüm hizmetler yönünden ortalama tüketici kesimi nazarında görsel ve sesçil benzerlik oluştuğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş,
mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin yargılama konusu 35 ve 43. sınıflardaki tüm hizmetler yönünden ayırdığı satın alma/yararlanma süresi içinde davalının başvuru markasını gördüğünde derhâl ve hiç düşünmeden bunun davacının "...", "şekil+..." ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki markada yanılgı yaşayabileceği,
bu hizmetler açısından her iki taraf markasının aynı işletmeye ait markalar ya da idari ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme markaları olarak algılanabileceği, taraf markaları arasında bu hizmetlerde SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibas/karıştırılma/benzerlik koşulunun oluştuğu;
başvuru ibaresi üzerinde davacı tarafın önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği, davalı başvurusunu kötüniyetli yapıldığı ve haksız rekabette bulunulduğu kanıtlanmasa da bu durumların kısmi iltibası ortadan kaldırmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, dava konusu Türk Patentin 2020-M-7437 sayılı YİDK kararının 35 ve 43. sınıflardaki tüm hizmetler yönünden iptali ile, markanın bu hizmetler yönünden kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını, zayıf marka seçenlerin sonuçlarına katlanması gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı vekili, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığını, ayırt ediciliği olmayan tek harften ibaret markalar üzerinde mülkiyet sağlamanın mümkün bulunmadığını, müvekkilinin markasında "..." harfinin farklı bir şekilde tasarlandığını, rapora itirazlarının değerlendirilmediğini, davacıya ait markanın ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, dava konusu markanın davacı şirkete ait olmadığına ilişkin husumet itirazlarının değerlendirilmediğini ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Dairemizin 22.03.2024 tarih ve 2022/181 E.- 2024/566 K. sayılı kararıyla, taraf markaları arasındaki benzerliğin "..." harfinden kaynaklandığı, harflerin kimsenin tekeline bırakılamayacağı, bir takım renk ve şekil unsurları ile birlikte tek başına tescil edildiklerinde dahi ayırt edici niteliklerinin düşük olacağı ve başkalarının da aynı harfi değişik renk ve şekil unsurları ile birlikte marka olarak tescil ettirebilecekleri, somut olayda taraf markalarında ortak olarak kullanılan "..." harflerinin düzenlenme biçimlerinin farklı olduğu, dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı,
iltibas koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİNİN 09/04/2025 TARİH VE 2024/4142 ESAS, 2025/2273 KARAR SAYILI İLAMININ ÖZETİ: Dairemiz kararının davacı vekilince temyizi üzerine anılan Yargıtay ilamı ile, davalının markasında renk ve şekil unsurları kullanılmadığı, tek başına "..." harfinin karakteristik bir yazım sitiliyle yazılarak işaretin tek unsuru olacak şekilde kullanıldığı, bu harfin stilize görüntüsünün, taraf markalarında ortak olarak en azından esas unsurlarından biri olarak kullanılmış "..." harfinin yaratmış olduğu benzerliğin aşılmasını sağlamadığı,
bu nedenle dava konusu başvuru markasının davacının "..." ibareli markalarının serisi gibi algılanabileceği, ortalama tüketicinin başvuru markasını gördüğünde hiç düşünmeden tescilli "..." ve "şekil +..." ibareli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki taraf markasını aynı işletmeye ait markalar ya da aralarında bağlantı bulunan işletmelere ait markalar olarak düşünebileceği, markaların bütünsel olarak karşılaştırılmasında görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik bulunduğu gözetilerek,
benzer/aynı mal ve hizmetlerin belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, Dairemiz kararının davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK marka kararının iptali ime marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dairemizce usul ve yasaya uygun bulunan bozma ilamına uyulmuştur.
Dairemizce uyulmasına karar verilen bozma ilamında da açıklandığı üzere, dava konusu başvuru ile davacının itiraza mesnet markaları arasında, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, dava konusu 35 ve 43. sınıf hizmetler yönünden ise emtia benzerliğinin oluştuğu anlaşıldığından, davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİHİ : 21/10/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2025/1270, K. 2025/1692, 24 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama