KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi İhtiyati Tedbire
- Karar tarihi
- 16 Temmuz 2025
- Esas-Karar No
- 2025/1273 - 2025/1498
- Esas no
- 2025/1273
- Karar no
- 2025/1498
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 29/05/2025
- Numarası
- 2024/438 E.
- İtiraz eden davalı
- —
- Vekili
- —
- Karşı taraf davacı
- —
- Vekilleri
- —
- Davacı
- 2
- Vekili
- —
- Davanın konusu
- Marka (Maddi Tazminat İstemli)-Marka (Manevi Tazminat İstemli
Karar Metni
1.300 kelime·7 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/05/2025 Tarih ve 2024/438 Esas sayılı ara kararın Dairemizce incelenmesi ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacılar vekili, davacı ... ... yetkilisi olduğu diğer davacı ... ...
Estetik Sağlık Medikal İlaç Sanayi ve İç Dış Ticaret Limited Şirketi 'nin Güney Kore'de üretim yapan ... ... adlı şirketten ithal edilen "... ..." isimli kozmetik ürünün Türkiye sınırları içindeki tek satıcısı olduğunu, anılan ürünün Türkpatent nezdinde tescil edildiğini, hal böyle iken davalı şirket tarafından aynı ürünün satışının yapıldığı bilgisinin alındığını, üretici şirket ile yapılan görüşmelerden davalı şirketin bu ürünü üreticiden almadığının belirlendiğini, Sağlık bakanlığı sisteminde bu ürünün Güney Kore'den ithal edildiği bilgisi mevcut ise de, üreticinin beyanlarından sonra,
ürünün davalı şirket tarafından kaçak yollarla ülkeye sokulduğu, ya da ülke içinde içeriği belirsiz maddelerden üretildiği seçeneklerinin kaldığını, her iki halde de davalı şirketin eyleminin marka hakkına tecavüz oluşturduğu ve eylemden zarar gören müvekkilinin SMK'nın 150/1 maddesi uyarınca tecavüz fiilini işleyen davalıdan uğradığı zararın tazminin isteme hakkının bulunduğunu ileri sürerek davalının tecavüzün ortadan kaldırılmasına ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL maddi, 500.000,00 TL manevi tazminat tazminatın faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş,
devam eden ihlalin önlenmesi için de davalıdaki ürünlere el konulmasını istemiştir.
Davalı şirket vekili, davacının şikayeti üzerine başlatılan soruşturmada Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın müvekkilinin satışını yaptığı ürünlerin orijinal olup Güney Kore menşeli ürünlerin taklit mal niteliğinde bulunmaması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, davacı adına tescilli "... ..." markasının Türkçe'de ' ... ... ' anlamına geldiğini, herhangi bir ayırt ediciliği bulunmayan bu ibarenin tescilli çok sayıda markanın asli unsurunu teşkil ettiğini, müvekkilinin ithal edip satıma konu ettiği markanın "... ... ..."' olduğunu, bu marka altında satışı yapılan ürünlerin ... 'de mevcut olup Güney Kore'de yerleşik ...
Co., Ltd adlı şirketten satın alındığını, ithalata ilişkin işlemlerin ... Gümrük Müşavirliği Ltd. Şti. tarafından gerçekleştirildiğini, davacı tarafından münhasır satış yetkisinin bulunduğunu gösterir yazılı bir belge veya herhangi bir delil sunulmadığını ve mevcut olsa dahi böyle bir sözleşmenin ancak davacı ve sözleşmenin karşı tarafı olan satıcıyı bağlayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, davacı şirkete ait tescilli bir markanın bulunmadığı, dolayısıyla davacı şirket yönünden marka hakkının ihlalinden bahsedilemeyeceği, ancak davacı şahsa ait marka kapsamında yer alan "kozmetik ürünleri" emtiası ile dava konusu edilen ürünün aynı/aynı tür olduğu, davacıya ait marka ile dava konusu edilen markasal kullanım arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu ve bu durumun marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu kanaati ile davacılar vekilinin ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davaya konu ürünlerin taklit olmadığını, öncesinde müvekkiline herhangi bir ihtarname göndermeyen davacının doğrudan dava açma yolunu tercih etmesinin kötü niyetli olduğunu, müvekkili tarafından ithalatı gerçekleştirilen ürünün üretici yerine başka bir Güney Kore firmasından satın alınmış olmasının, davacının Türkiye sınırları içerisinde ki münhasır satış yetkisinin ortadan kalktığı anlamına geldiğini, davacının paralel ithalatı ortadan kaldırma yetkisinin bulunmadığını, ürünün davacı adına tescilli olmadığını,
müvekkilin ithalatını gerçekleştirdiği ürün "... ... ..." iken davalı adına tesicl edilen ürünün "... ...' olduğunu dolayısı ile ürünler arasında fark bulunmadığı tespitinin kabul edilebilir olmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Uyuşmazlık ihtiyati tedbir isteğine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 389. maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Aynı Kanun'un 390/3. maddesi uyarınca ise ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için mutlak bir ispata ihtiyaç olmayıp davanın esası yönünden haklılığın yaklaşık olarak ispat edilmesi yeterlidir.
Somut olaya uygulanması gereken 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 159. maddesi ise "(1)Bu Kanun uyarınca dava açma hakkı olan kişiler, dava konusu kullanımın, ülke içinde kendi sınai mülkiyet haklarına tecavüz teşkil edecek şekilde gerçekleşmekte olduğunu veya gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığını ispat etmek şartıyla, verilecek hükmün etkinliğini temin etmek üzere,
ihtiyati tedbire karar verilmesini mahkemeden talep edebilir.(2) İhtiyati tedbirler özellikle aşağıda belirtilen tedbirleri kapsamalıdır: a) Davacının sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil eden fiillerin önlenmesi ve durdurulması. b) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilerek üretilen veya ithal edilen tecavüze konu ürünlere, bunların üretiminde münhasıran kullanılan vasıtalara ya da patenti verilmiş usulün icrasında kullanılan vasıtalara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde, Türkiye sınırları içinde veya gümrük ve serbest liman veya bölge gibi alanlar dâhil,
bulundukları her yerde elkonulması ve bunların saklanması. c) Herhangi bir zararın tazmini bakımından teminat verilmesi. (3) İhtiyati tedbirlerle ilgili bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır.
" şeklindedir. O halde, açıklanan hükümler çerçevesinde, bir sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil edecek şekilde kullanımda bulunulduğunu yaklaşık olarak ispat eden sınai mülkiyet hak sahibi, bu kullanımların engellenmesini ihtiyati tedbir yoluyla isteyebilecektir. Her ne kadar kural olarak davanın esasını çözümleyecek veya böyle bir sonuç doğuracak şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesi mümkün değilse de yukarıda anılan 6769 sayılı Kanun'un 159. maddesi karşısında bu kuralın, 6769 sayılı Kanun çerçevesinde çözümlenecek uyuşmazlıklar bakımından uygulanma kabiliyeti bulunmamaktadır.
Ancak, somut olayda mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, davacının Güney Kore'de yerleşik ... ... adlı şirketten ithal ederek tek satıcı sıfatıyla piyasaya sürdüğü ... ... markalı ürünler ile davalı şirket tarafından satışı yapılana ürünlerin ... ... tarafından üretilen orijinal ürünler olup olmadığı, orijinal ürün olduğunun belirlenmesi halinde marka sahibinin izni ile ülkeye usulüne uygun olarak ithal edilip edilmediği ve davalı tarafından ürün üzerinde değişiklikler yapılıp yapılmadığı gibi hususlarda herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmadığı anlaşılmıştır.
Buna göre mevcut dosya kapsamı ile karşı tarafın tecavüz eyleminin bulunduğunun ve devam ettiğinin yaklaşık olarak ispat edildiği söylenemeyecek olup, mahkemece, ihtiyati tedbir talebinin reddi gerekirken, kabulü doğru görülmemiştir.
HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmelidir. Diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilen yerel mahkeme hükmünün düzeltilerek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmemiş, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesini istemiştir. Mahkemece yapılan bu yanlışlığın giderilmesinin ise yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, Dairemizce ihtiyati tedbire itiraz eden vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/07/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2025/1273, K. 2025/1498, 16 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama