KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 16 Ekim 2025
- Esas-Karar No
- 2025/1758 - 2025/1929
- Esas no
- 2025/1758
- Karar no
- 2025/1929
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 28/03/2025
- Numarası
- 2024/506 E.
- Davanın konusu
- İhtiyati Tedbir
Karar Metni
892 kelime·4 dk okuma·4 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen tarih ve 2024/506 E. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, "..." ibareli markaların sahibi olan müvekkilinin, davalının 2022/177315 sayılı "..." ibareli markasının 09 ve 36. sınıfta tescili isteğine yönelik itirazının YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa "..." markasının müvekkilinin yoğun tanıtım ve harcamaları sonucunda tanınmış marka haline geldiğini, bu ibarenin ortaklığı ve taraf markalarının asli unsuru olması nedeniyle markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğunu, davalı markadaki "..." ibaresinin markaya herhangi bir farklılık katmadığını,
davaya konu markanın kapsamındaki mal ve hizmetler müvekkilinin tescilli markasının kapsamında bulunduğundan emtia benzerliğinin de söz konusu olduğunu, aralarındaki işaret ve emtia benzerliği nedeniyle markaların ortalama tüketiciler nezdinde karıştırılama ihtimalinin bulunduğunu, davaya konu markanın müvekkilinin alan adı ile de benzer olduğunu ve bilerek müvekkilinin markasına benzer bir tercihte bulunan davalı şirketin başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek 2024-M-13955 sayılı YİDK kararının iptaline ve markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiş, ayrıca “...” markası ile mal ve hizmet üretimi, pazarlama,
satış, dağıtım, tanıtım ve reklam yapılmaması ve dava konusu markanın yargılama süresince 3. kişilere devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir talebinde bulunmuştur.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili, davacının münhasıran kendi tekeline almak istediği "..." ibaresinin dünyada en çok konuşulan dillerin başında gelen İngilizce'de "PARA" anlamına geldiğini, ayırt ediciliği düşük bu ibarenin sahiplenilmesinin mümkün olmadığını, ibarenin ancak ayırt edici unsurlar ile birlikte kullanılabileceğini, müvekkili şirketin kendi müşterilerine sadakat ve tekrar satış programına satış pazarlama politikası çerçevesinde "...", "... para", "..." isimlerini kullandığını, müvekkili şirket ile davacı şirketin faaliyet konularının ayrı olması nedeniyle markalar arasında iltibasın söz konusu olamayacağını ve "..." ibaresini mümkün olmadığı halde sahiplenmek isteyen davacının kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, 16/12/2024 tarihli ara karar ile davacının ihtiyati tedbir isteminin kısmen kabulü ile, davaya konu 2022/177315 sayılı marka tescil başvurusunun ve eğer tescil edilmiş ise markanın nihai kararın kesinleşmesine kadar HMK'nın 389 ve devamı maddeleri uyarınca üçüncü kişilere devrinin ihtiyati tedbir yoluyla önlenmesine karar verilmiş olup anılan karara yönelik olarak davalı şirket vekili tarafından itiraz edilmişse de,
taraf değişikliği halinde yargılamanın uzayacağı ve markanın mahkemenin bilgisi haricinde devredilmesinin olumsuz sonuçlarının önüne geçilmesi gereği gözetildiğinde markanın üçüncü kişilere devrin önlenmesine yönelik tedbir isteminin kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle ihtiyati tedbirin kaldırılması isteğinin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, yerel mahkemece "..." markasının üçüncü kişilere devrinin engellenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararına yönelik itirazın reddi gerekçesinin açıklanmadığını, ihtiyati tedbir kararı için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389 vd. maddelerinde aranılan koşulların gerçekleşmediğini, İngilizce'de para anlamına gelen "..." baresinin ayırt edici bir niteliğinin bulunmadığını, bu ibarenin davacının tekeline verilemeyeceğini, davacı tarafından markaların karıştırılma ihtimalinden söz edilmişse de, bu hususta herhangi bir delil sunulmadığını,
davacının ihtiyati tedbir talebinin ticaret hukukunun ve rekabet hukukunun sınırlarını aşacak şekilde taşkın bir talep niteliğinde bulunduğunu, müvekkili turizm sektöründe ve davacı şirket perakende sektöründe faaliyette bulunduğundan tarafların hedef müşteri kitlesinin farklı olup markaları birbirinden ayırt edebileceğini iler sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve ihtiyati tedbirin sonlandırılmasına karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Talep, ihtiyati tedbirin kaldırılması istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, ihtiyati tedbirin şartlar başlıklı HMK'nın 389. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talep eden tarafın,
dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu, somut olayda 3. kişilere devrin önlenmesi yönündeki ihtiyati tedbir şartlarının oluştuğu, söz konusu ihtiyati tedbirin yapılan yargılama sırasında taraf değişikliğini önleme ve davanın uzamasını önleme amaçlı olarak verildiği,
taraf değişikliğini önlemek amacıyla verilen ihtiyati tedbir nedeniyle uğranılan veya uğranılacak bir zarara ilişkin herhangi bir delil sunulmadığı anlaşılmakla, ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 21/10/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2025/1758, K. 2025/1929, 16 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama