KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 8 Mayıs 2025
- Esas no
- 2025/957
- Karar no
- 2025/969
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 12/07/2024
- Numarası
- 2024/301 E. - 2024/331 K.
- Davanın konusu
- Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan
Karar Metni
1.241 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/07/2024 tarih ve 2024/301 E. - 2024/331 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, davalı ... tarafından 08.03.2022 tarihinde tescili talep edilen 2022/032418 numaralı “...” ibareli marka başvurusunun, müvekkili adına tescilli 2017/106518, 2017/70117, 2018/103756, 2018/103763, 2018/103768, 2019/11963, 2019/17128, 2019/18989, 2019/54779, 2019/57518, 2019/63164, 2020/122295 sayılı ve "... ..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, buna rağmen başvuruya itirazlarının 2024-M-2464 sayılı YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, davalı ... YİDK kararının iptalini ve diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece davacı ...'nın, davalıya ait 2022/032418 sayılı markanın hükümsüzlüğü istemi ile eldeki davayı açtığı, davaya konu 2022/032418 sayılı markanın dava tarihinden sonra, 08/05/2024 tarihinde tescil edildiği, dava tarihinde tescilli olmayan markanın davacı ... tarafından hükümsüz kılınması isteminde hukuki yararın bulunmadığı, zira davacı ...'nın 2024-M-2464 sayılı YİDK kararının tarafı olmadığı, marka işlem dosyasında "muteriz" vasfının bulunmadığı, bu vasfın ...
Et ve Gıda Üretim Ticaret ve Pazarlama Limited Şirketi'ne ait olduğu, müstakilen dava konusu 2022/032418 sayılı markanın hükümsüzlüğü isteminde bulunan davacı ...'nın dava tarihinde tescilli olmayan markanın hükümsüzlüğü isteminde hukuki yararının olmadığı anlaşıldığından, davacı ...'nın davalı ...'e yönelttiği davanın, mahkemenin 2024/166 Esas sayılı dosyasından tefrik edilerek işbu yeni esasa kaydedildiği gerekçesiyle dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın HMK m.115/2 hükmü uyarınca usulden reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkili ...'nın, ... Et ve Gıda Ürt. Tic. Paz. Limited Şirketi'nin ortağı ve yetkilisi olduğunu, müvekkili adına tescilli "..." ibareli bir çok markanın, asıl davada yer alan diğer davacı ... Et ve Gıda Ürt. Tic. Paz.
Limited Şirketi tarafından kullanıldığını, birden fazla davacının bir davalıya karşı birlikte dava açabilmeleri için aynı tarafta bulunan kişiler arasında hukuksal bir bağ bulunmasının gerektiğini, somut olay incelendiğinde müvekkili ile diğer davacı ... Et ve Gıda Ürt. Tic. Paz.
Limited Şirketi arasında dava konusu markalar açısından hukuksal bağın bulunduğundan, iddialarının ispatı açısından davada birlikte yer almalarının gerektiğini, kaldı ki davalının "..." ibareli markasının kullanımının, müvekkili adına tescilli "..." ibareli markalar karşısında hukuka aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak talepleri doğrultusunda kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE
Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın "Davaların ayrılması" başlıklı 167. maddesi uyarınca "Mahkeme, yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için, birlikte açılmış veya sonradan birleştirilmiş davaların ayrılmasına, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden karar verebilir. Bu durumda mahkeme, ayrılmasına karar verilen davalara bakmaya devam eder."
Yine 6100 sayılı HMK'nın 138. maddesi hükmü uyarınca mahkeme, öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verir; gerektiği takdirde kararını vermeden önce, bu konuda tarafları ön inceleme duruşmasında dinleyebilir. Ayrıca aynı Yasanın 142. maddesi uyarınca ön inceleme duruşması tamamlandıktan sonra, hâkim tahkikata başlamadan önce, hak düşürücü süreler ile zamanaşımı hakkındaki itiraz ve def’ileri inceleyerek karara bağlar.
Dolayısıyla mahkemece dosya üzerinden, sadece dava şartları ve ilk itirazlar hakkında karar verilebilir. Hak düşürücü süreler ile zamanaşımı hakkındaki itiraz ve def’iler konusunda ise ön inceleme duruşmasını yapmak kaydıyla tahkikat ve sözlü yargılama duruşmalarını yapmadan karar verilebilir. Böylelikle mahkemece ön inceleme aşamasından sonra, başkaca bir tahkikat yapılmasına gerek olmadığı görülürse, yani mevcut dosya içeriği ile usul ya da esas bakımından bir karar vermek mümkünse, nihai bir kararla dava sona erdirebilir. (HMK. 138, 142. maddeler).
Esasen ön inceleme aşamasında karar verilebilen usulü sorunların tahkikata bırakılmaması ve ön inceleme aşamasında karara bağlanması gerekir. Ayrıca maddi hukuka ilişkin olmakla birlikte süreler bakımından da karar verilebilen durumlarda, kural olarak kararın tahkikata başlanmadan verilmesi gerekir. Yine taraflar ön inceleme aşamasında sulh ya da arabuluculuk yoluyla anlaşmışlarsa da yine tahkikat yapılamayacaktır.
Kanunda açıkça belirtilen bu durumlar dışında da tahkikata ihtiyaç duyulmuyorsa hakim bunu belirterek de karar verebilmelidir. Ancak her halükarda duruşma yapmak ve sözlü yargılama yoluyla tarafları dinleyerek karar vermek zorundadır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Usulü sorunlar hakkında karar verirken bu karar ön incelemede verilebilen karar niteliğindedir. Ancak esas hakkında karar verilecekse bunun ön inceleme aşaması içinde verilmesi mümkün değildir.
Mahkemece ön inceleme aşaması tamamlanmalı, uyuşmazlık noktaları tespit edilmeli, taraflar sulh olmuyorsa hakim işin esasına girip karar vermelidir. Dolayısıyla bu durumlarda ön inceleme duruşması yapılmalı, ayrıca sözlü yargılama ve hüküm aşaması da gerçekleştirilmelidir.
Yani mahkeme ön inceleme duruşmasının tamamlandığını bildirip, bu konuda gerekli işlemleri yaptıktan sonra, tahkikata gerek olmadığını belirterek, tarafların bu konuda beyanlarını almak suretiyle yargılama kesitlerini aynı oturumda arka arkaya gerçekleştirebilir. Ancak ihtiyaç olmadığından, tahkikat yapılmayacaktır.
Çünkü isminden de anlaşıldığı üzere tahkikat, incelenmesi gereken bir husus varsa yapılır, incelenecek bir husus olmayıp yargılama ön inceleme sonucu yeterince aydınlanmışsa, tahkikata gerek kalmayacaktır. Ön inceleme duruşması yapılmadan bir dava yürütülemez, ancak ihtiyaç yoksa tahkikat yapılmayabilir.
Tek dikkat edilmesi gereken, bu kesitler aynı duruşmada yapılırsa mutlaka her birinin gereklerinin yerine getirilmesidir (Pekcanıtez Usul, Medeni Usul Hukuk, 15.Bası, Cilt:2, s:1335, 1336).
Somut uyuşmazlıkta ise mahkemece 12.07.2024 tarihinde 2024/166 Esas numaralı asıl davada yapılan ön inceleme duruşmasında, ön inceleme aşaması tamamlanıp tahkikat aşamasına geçilmiş, ardından davalı ... hakkındaki davanın asıl davadan tefrikine karar verilmiş, asıl davadan ayrılan 2024/301 Esas numaralı dosyada ise evrak üzerinden yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazılı gerekçelerle davalı ... hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle tensiben reddine karar verilmiştir.
Oysa HMK'nın 114/1-d maddesinde dava şartı olarak düzenlenen taraf ve dava ehliyeti, medeni hukukta düzenlenen hak ve fiil ehliyetinin, medeni usul hukukundaki karşılığıdır. Somut uyuşmazlıkta ise davacı ve davalı tarafların dava ve taraf ehliyetlerinin bulunduğu açıktır. Buna karşılık ilk derece mahkemesince davanın reddi sebebi olarak değerlendirilen pasif husumet yokluğu kavramı, dava konusu edilen hak ile ilgili bulunduğundan, HMK'nın 114/1-d maddesi kapsamında dava şartı olarak kabulü mümkün olmayan, işin esasına ilişkin bir kavramdır.
Bu durumda somut uyuşmazlıkta mahkemece, ayrılmasına karar verilen dava yönünden HMK'nın 138, 142. maddelerinde açıklanan istisnai bir durumun söz konusu olmadığı nazara alınarak, tahkikat aşaması tamamlandıktan sonra sözlü yargılama aşamasına geçilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, HMK'da düzenlenen yargılama safhaları tamamlanmadan, asıl davadaki ön inceleme duruşmasında tefrik kararı verilmesinden sonra,
mahkemenin yeni bir esasına kaydedilen davanın tensiben reddine karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/05/2025
Başkan · ... Üye · ... Üye · ... Katip · ...
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2025/957, K. 2025/969, 8 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama