KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi Mahkemesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 19 Şubat 2026
- Esas-Karar No
- 2026/294 - 2026/346
- Esas no
- 2026/294
- Karar no
- 2026/346
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK
- Tarihi
- 30/12/2025
- Numarası
- 2025/477 E.
- Talep konusu
- İhtiyati Tedbire İtiraz
Karar Metni
910 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30/12/2025 tarih ve 2025/477 E. sayılı ara kararın Dairemizce incelenmesi ihtiyati tedbir isteyen ile karşı taraf Şirket tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
İhtiyati tedbir isteyen vekili, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemli davada, dava konusu markanın tescil işlemlerinin durdurulması, marka tescil edilmiş ise üçüncü kişilere devrinin ve markanın kullanılmasının önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesinin 28.10.2025 tarihli ara kararı ile dava konusu markanın üçüncü kişilere devrinin önlenmesi yönünde teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmiş, diğer tedbir talepleri ise reddedilmiştir.
Karşı taraf Şirket vekili, 6100 sayılı HMK m.389 ve devamı uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tedbir isteyenin hakkının varlığının kuvvetle muhtemel şekilde ispat edilmesi, tedbir verilmediği takdirde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması gerektiğini, somut olayda, ihtiyati tedbir isteyen markasının ciddi kullanımının ispat edilemediğini, bu haliyle iddianın yaklaşık olarak ispat edilemediği,
ayrıca müvekkilinin marka başvurusunun üçüncü kişilere devri halinde tedbir isteyen bakımından telafisi imkânsız bir zarar doğacağına dair somut herhangi bir delil sunulmadığını, markanın devri halinde dahi sicil kaydının düzeltilmesinin mümkün olduğunu, bu nedenle tedbirin yerinde olmadığını, verilen tedbir kararının müvekkilinin ticari itibarını zedeleyici ve marka üzerindeki tasarruf haklarını kısıtlayıcı nitelikte olduğunu, bunun da ihtiyati tedbir kurumunun amacını aşan ve tedbir isteyene haksız avantaj sağlayan bir durum yarattığını ileri sürerek, ihtiyati tedbir kararına itiraz etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, ihtiyati tedbir kararının dava konusu markanın üçüncü kişiye devrini önlemeye yönelik olarak verilip, markanın kullanımını engellemediği, taraf değişikliğinin yargılamanın uzamasına sebep olacağı, markanın mahkemenin bilgisi haricinde devredilmesi ihtimalinde doğacak olumsuz sonuçların önlenmesi gereği de gözetilerek üçüncü kişilere devrin önlenmesine yönelik tedbir isteminin kabulüne karar verildiği gerekçesiyle ihtiyati tedbir kararına itirazın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
İhtiyati tedbir isteyen vekili, somut olayda, hem müvekkilin hakkının varlığının yaklaşık olarak ispat edildiğini, hem de markanın devri ihtimali nedeniyle telafisi güç zarar ve hükmün icrasının önemli ölçüde zorlaşması riskinin açıkça ortaya konulduğunu, bu nedenle anılan ara kararın, hem HMK madde 389 ve devamının lafzına, hem de fikrî/sınaî haklar alanındaki ihtiyati tedbir uygulamasının yerleşik ilkelerine aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Karşı taraf Şirket vekili, ihtiyati tedbir isteyen tarafından hükümsüzlüğü talep edilen markanın müvekkiline ait olup itiraz süreçlerinden geçerek tescil edildiğini, müvekkilinin sektöründe tanınmış bir şirket olması sebebiyle bu tip ihtiyati tedbir kararlarının müvekkilinin ticari hayatına gölge düşürdüğünü, ihtiyati tedbir isteyen markasıyla müvekkili markası arasında karıştırılma ihtimali olmadığını, öte yandan yaklaşık ispat şartının da sağlanmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının ve verilen ihtiyati tedbirin kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE
1-Talep, ihtiyati tedbire itiraz istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere ilk derece mahkemesinin 28.10.2025 tarihli ara kararıyla ihtiyati tedbir isteminin kısmen kabulüne karar verilmiş, kısmen kabul kararına karşı tarafça itiraz edilmiş, ihtiyati tedbir kararına yapılan itiraz, ilk derece mahkemesinin 30.12.2025 tarihli kararı ile reddedilmiş, ihtiyati tedbir isteyen vekilince de 13.01.2026 tarihli dilekçesi ile ilk derece mahkemesinin 30.12.2025 sayılı kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Taraflardan birisinin hükmü istinaf hakkına sahip olması, o hükmü istinaf edebilmesi için tek başına yeterli değildir. Tarafın bundan başka, hükmü istinaf etmekte hukuki bir yararının da bulunması gerekir. Somut uyuşmazlıkta da ilk derece mahkemesince, ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne dair ara kararına, karşı tarafça yapılan itirazın reddine karar verildiğinden, ihtiyati tedbir isteyenin bu kararı istinaf etmekte hukuki yararı bulunmamaktadır. Bu durum karşısında, HMK'nın 352. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir isteyen vekilinin istinaf dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Karşı taraf Şirket vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemi ile açılan işbu davada, dava konusu markanın yargılama sırasında üçüncü kişilere devri halinde taraf değişikliğine yol açılacağı ve bunun da yargılamanın uzamasına neden olacağı gözetildiğinde, dava konusu markanın üçüncü kişilere devrinin önlenmesi yönünde verilen ihtiyati tedbir kararına itirazın reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararının yerinde bulunduğu anlaşılmakla, karşı taraf Şirket vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/02/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2026/294, K. 2026/346, 19 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama