KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi
- Karar tarihi
- 16 Nisan 2026
- Esas-Karar No
- 2026/397 - 2026/737
- Esas no
- 2026/397
- Karar no
- 2026/737
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 25/09/2025
- Numarası
- 2021/151 E. - 2025/411 K.
- Davanın konusu
- Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali
Karar Metni
963 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 25/09/2025 Tarih ve 2021/151 Esas - 2025/411 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
ARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibareli markalarına dayalı olarak davalının 2020/54520 sayılı "... ...+şekil" isimli marka başvurusuna karşı gerçekleştirdikleri itirazın dava konusu YİDK kararı ile reddedildiğini, oysa taraf markaları arasında SMK'nın 6/1.maddesinde belirtilen "emtiaların aynı veya benzer olması" ve işaret benzerliği şartları gerçekleştiğinden iki markanın birbiriyle karıştırılma ihtimalinin çok yüksek olduğu, markaların hedef tüketici kitlesinin ortak olduğunu ileri sürerek, 17.04.2021 tarihli YİDK kararının iptaline ve 2020/54520 sayılı başvurunun kaldırılmasına karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Davalı ... vekili, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalı markasının kapsadığı 09 ve 41. sınıf mal/hizmetlerin, davacı markalarının kapsamındaki mal/hizmetler ile aynı/aynı tür/benzer olduğu, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "... ...'' ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde, davacı markasının tüketici hafızasına bir bütün olarak yerleşmiş işaretlerden olduğu,
davacı markasında “...” ibaresinin bağımsız bir kelime olarak seçilmeyeceği, ... ibaresinin bütüncül algısını koruyacağı, “... ...” şeklinde iki kelime olarak algılanan ve şekil unsuru ile bütünlük arz eden davalı markasının, davacı markalarından yeterli düzeyde farklılaştığı, ilgili alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "... ...'' markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı,
taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, somut olayda SMK m. 6/1 koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkiline ait "..." markasının Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle yüksek ayırt edicilik kazandığını, bu nedenle daha yüksek marka korumasından yararlanmasının gerektiği, taraf markalarının asli unsurunun "..." ibaresi olması nedeniyle markaların sesçil, görsel ve kavramsal açıdan tüketicide bıraktığı umumi intiba aynı olduğundan aralarındaki karıştırma ihtimalinin açık olduğunu, başvuru markasında yer verilen "..." ibaresinin berzerliği ortadan kaldırmaya yetmediği, kapsamlarındaki 9 ve 41.sınıf hizmetlerin de aynı/aynı tür olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali ve başvurunun kaldırılması istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği,
bir bütün olarak dava konusu "... ...+şekil"ibareli başvuru ile itiraza mesnet "..." ibareli markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, zira dava konusu başvuruya bir bütün olarak yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
2-Ancak mahkemece, "Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına" karar verilmesi doğru olmamıştır. Zira, kamu düzenine ilişkin olan karar ve ilam harcının, karar tarihine göre belirlenmesi tabii olduğu gibi, aynı mahkeme tarafından aynı yönde verilen bir karar da Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21/11/2024 tarih ve 2024/3186 Esas, 2024/8189 Karar sayılı kararı ile "yargılama harçlarının kamu alacağı niteliğinde ve re'sen dikkate alınacak hususlardan olduğu" gerekçesiyle doğru görülmemiş ve düzeltilerek onanmıştır. Dairemizin kararları da bu yöndedir.
HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/04/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2026/397, K. 2026/737, 16 Nisan 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama