İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2020/430 K.2022/964

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi ... T.C.

Esas2020/430Karar2022/964Tarih4 Temmuz 2022Okuma12 dk · 2.395 kelime

KÜNYE

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
Esas No
2020/430
Karar No
2022/964
Karar tarihi
4 Temmuz 2022
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.395 kelime·12 dk okuma·16 bölüm

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi ... T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

21.HUKUK DAİRESİ

....

TÜRK MİLLETİ ADINA

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR

...

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 04/12/2019

NUMARASI ...

DAVA

Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 09/10/2018

KARAR TARİHİ : 04/07/2022

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH : 14/07/2022

Taraflar arasındaki menfi tespit istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekilleri tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı bankadan 17.04.2017 tarihinde kullandığı 2.000.000,00 TL meblağlı 36 ay vadeli ticari kredi karşılığında icra takibine dayanak 10.04.2017 tanzim 27.09.2018 vade tarihli 2.600.000,00 TL senedin müvekkilleri tarafından teminat amaçlı olarak verilmiş munzam senet olduğunu,

17.08.2018 tarihine kadar düzenli olarak ödenen kredi taksitlerinin ekonomik kriz sebebiyle yaşanan sıkıntı üzerine ödenmesinin gecikmesi sonucunda davalı banka tarafından kredi alacağının tahsili için işbu senede dayalı olarak 1.691.184,88 TL bedel üzerinden müvekkilleri keşideci ve kefiller aleyhine dava konusu kambiyo senetlerine özgü icra takibinin başlatıldığını, müvekkillerinin takip dayanağı senedin tanzim tarihi 10.04.2017 tarihinde alacaklı ile arasında hiçbir nakit alışverişinin bulunmadığını,

müvekkilinin sadece 2.000,000,00 TL tutarında kredi kullandığını ve bu tutarın müvekkilinin hesaplarına 17.04.2017 tarihinde intikal ettiği gözetildiğinde senedin tanzim tarihi itibarı ile ortada bir borç olmadığının anlaşılacağını, kaldı ki müvekkilince işbu senede karşılık yapılmış hiçbir ödeme yokken ve tüm ödemeler genel kredi sözleşmesine istinaden yapılmışken senetteki borç tutarının 2.600.000,000 TL'den 1.691.184,88 TL'ye nasıl düşürüldüğünün de açıklanması gerektiğini,

müvekkillerinin söz konusu senede yönelik herhangi bir ödemede bulunulduğunun iddia edilmesi halinde arada oluşan 908.815,12 TL tutarındaki ödeme dekontunun davalı bankadan istenmesi gerektiğini, kredinin teminatı olarak verilen senedin TTK'nın 688/2.

Maddesindeki hükme aykırı şekilde ayrı bir takip konusu yapılamayacağını, davalı bankanın müvekkiline ait hiçbir hesabı kat etmeksizin takip konusu senedi protesto ettirmeksizin takibe koymasının yargılamayı gerektiren ve mevcut ise gerçek borcun tespitini imkansız hale getirdiğini, takipte senede dayalı olarak 1.691.184,88 TL talep edilmiş ise de bu tutarın nasıl hesaplandığının bilinmediğini, zira taraflar arasında taksitli ticari kredi dışında,...para vb farklı hesaplar bulunduğunu,

davalının hiçbir hesabı kat etmeksizin takip konusu senedi takibe koymasının doğru olmadığını ileri sürerek 27.09.2018 ödeme 10.04.2017 tanzim tarihli 2.600.000,00 TL'lik senetten dolayı takip konusu yapılan 1.691.184,28 TL lik kısımdan dolayı senedin iptali ile kambiyo senetlerine özgü başlatılan icra takibinin iptaline ve bu senet sebebiyle müvekkillerinin borçlu olmadıklarının tespitine, %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu icra takibinin ve bononun iptali sebebiyle açılan davada davacı tarafından icra takip toplamı ve iptali istenen bono bedeli üzerinden eksik harcın tamamlatılması gerektiğini, senedin üzerinde "teminat" senedi ibaresi bulunmadığı gibi tahsil amacıyla açılan bir senet olduğunu, teminat senedi olduğunu iddia eden davacının yazılı delil sunması gerektiğini, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, senedin ödeme aracı olarak verildiği değerlendirildiğinde dahi bu durumda davalıların borcunun bulunup bulunmadığının bilirkişi marifetiyle belirlenmesi gerektiğini,

kaldı ki davacı tarafın müvekkili bankaya borcu bulunduğunu da inkar etmediğini, senet illetten mücerret olup kredi ile ilişkilendirilmesinin mümkün olmadığını, savunarak davanın reddine, %20 tazminata karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk derece mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporuna ve toplanan tüm delillere göre; kambiyo senedine dayalı başlatılan icra takibi nedeniyle menfi tespit istemiyle açılan davada, dava konusu kambiyo senetlerine özgü icra takibine dayanak alacağın dayanağı bono üzerinde "bedeli nakden ahzolunmuştur." ibaresinin bulunduğu, buradan hareketle bononun nakit ödeme karşılığı düzenlendiği, başka bir anlatımla, bono bedelinin banka tarafından keşideci ... ... Ltd.

Şti ile nakden ödendiğinin kabulü gerektiği, tabi oldukları mevzuat gereği bankaların kredi ilişkisi dışında açıktan para vermelerinin mümkün olmadığını, şu durumda davaya konu bononun kredi ilişkisi kapsamında düzenlendiği, başka bir anlatımla davalı bankanın alacağının genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığının anlaşılmış olup menfi tespit davasının bu çerçevede incelenmesi gerektiği, davalı banka ile davacı ... ...

Ltd Şti arasında 10.04.2017 tarihli ve 2.600.000 TL limitli genel kredi sözleşmesi bulunmakta olup davacılar ... ve ... aynı limitle sözleşmeyi müteselsil kefil olarak imzaladıkları, sözleşmenin 31.1 maddesinde davalı bankaya sözleşmeden tek yanlı olarak dönme ve fesih yetkisi tanındığı, sözleşme hükmüne göre bankanın noter aracılığıyla vaya iadeli taahhütlü mektupla ya da her hangi bir bildirim ve ihtara gerek olmaksızın sözleşmeyi feshedebileceğinin düzenlendiği, alınan 22.07.2019 tarihli bilirkişi raporunda; davalı banka tarafından davacı ... ...

Ltd Şti'ne nakdi krediler kullandırıldığı, davalı banka tarafından sunulan hesap hareket tablolarının incelenmesinde; taksitli ticari kredi dışında diğer nakit kredi hesap bakiyelerinin sıfırladığı, kredi hesaplarına ait bakiyelerin bildirilmesinin bilirkişi tarafından banka şubesinden istendiği ancak alacağın varlığını gösteren herhangi bir kayıt sunulmadığı, .... referans sayılı taksitli ticari kredi bakımından yapılan incelemede; banka tarafından hesabın kat edilmesine ilişkin müşteriye yapılmış herhangi bir bildirim bulunmadığı, ancak sözleşmenin 31.1 maddesi gereği bankaya bildirimsiz fesih hakkı tanındığı,

banka tarafından icra takibi öncesi herhangi bir bildirim yapılmadığından takip öncesi temerrütten bahsedilemeyeceği, asıl borçlu ve kefiller yönünden temerrüdün takip (02.10.2018) tarihinde başladığı, bankaca ibraz edilen taksit tablosunda akdi faiz oranının %16 olarak belirtildiği,

temerrüt faizinin ise Genel Kredi Sözleşmesinin 33.2 maddesi gereği akdi faizin iki katı olarak hesaplanması gerekmekte ise de takip talepnamesinde temerrüt faizi borçlu lehine %19,50 olarak talep edildiğinden bu oranın esas alınacağı, icra takip tarihi (02.10.2018) itibariyle ödenmiş son taksitin 17.09.2018 tarihli taksit olduğunun, bu tarih itibariyle kalan ana para tutarının 1.181.126,29 TL olup takip tarihine kadar (17.09.2018 - 02.10.2018 arası) 14 günlük akdi faiz tutarının 7.248,555 TL olduğunun,

böylece davalı bankanın takip tarihindeki alacağının 1.181.126,29 TL ana para + 7b248,55 TL akdi faiz + 362,43 TL BSMV + 485 TL ihtiyati haciz vekalet ücretinden oluştuğunun belirlendiği, takibin iptali istemiyle açılan davada tarafların borç alacak durumunun takip tarihi itibariyle saptanması gerektiği, 22.07.2019 tarihli bilirkişi raporundaki hesaplamada, takip tarihine kadar işlemiş akdi faiz ve BSMV tutarının kapitalize edilmesi yani asıl alacağa ilave edilmesinin gerektiği, böylece davacı bankanın takip tarihindeki asıl alacak tutarı (1.181.126,29 TL + 7.248,55 TL + 362,43 TL)= 1.188.737,27 TL olarak hesaplandığı,

buna göre davacıların takip tarihi itibariyle borçlu olmadıkları tutarın; asıl alacak kısmından (1.691.184,88 TL- 1.188.737,27 TL) = 502.447,61-TL, işlemiş faiz kısmından 3.614,04-TL, komisyon kısmından 1.507,34-TL olarak belirlendiği,

davacılar tarafından işbu davadan sonra bankaya yapılan taksit ödemelerinin ise infaz aşamasında nazara alınması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, icra takip dosyasında 02.10.2018 takip tarihi itibariyle davacıların davalıya asıl alacak kısmından 502.447,61-TL, işlemiş faiz kısmından 3.614,04-TL, komisyon kısmından 1.507,34-TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davadan sonra yapılan ödemelerin infaz aşamasında nazara alınmasına, karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacılar vekili dava dilekçesindeki iddialarını tekrar ederek ayrıca, müvekkili hakkında Ankara 18.İcra Müdürlüğü'nün 2018/14235 Esas sayılı dosyası ile tahsil edilen bedelin müvekkili şirketin davalı bankaya tahsil amaçlı verdiği müşteri çek bedeli olup, tahsil edilen iş bu senetlerin hangi borçtan düşüldüğünün ve müvekkilinin varsa gerçek borcunun tespitinin imkansız hale geldiğini,

davalı bankanın iş bu icra takibi ve iş bu dava akabinde müvekkillere tebliğ ettiği Ankara 40.Noterliği'nin 13.12.2018 tarih ve .... yevmiye sayılı .... teminatlı kredilerin yapılandırılmasına dair çağrı ihtarının yapılan işlemin ne derece hukuka aykırı olduğunu gösterdiğini, bu çağrı ile 1.155.582,73 TL bakiye kredi borcunun hangi şartlarda yapılandırılacağına ilişkin bilgi verildiğini ve davalı bankanın bu kere de borcunun 1.155.582,73 TL olduğunu belirttiğini, davalı bankanın dava konusu senedi icra takip konusu yapmakla yargılamayı gerektiren tüm defileri saf dışı bırakmaya çalıştığını,

aynı borcu farklı şekillerde iki kere tahsil etmeye yönelik işlemlerine devam ettiğini, kefillerden talepte bulunamayacağı borçları da talep ederek takibi genişlettiğini, müvekkillerine hesap kat ihtarının tebliğ edilmediğini ve temerrüt oluşmaksızın senede dayalı olarak icra takibinin başlatıldığını, takip borcunun gerçek kaynağı olan Genel Kredi Sözleşmesi takibe eklenmediği gibi dayanak olarak dahi gösterilmediğini, ortada karşılıklı mutabakat olmadığı halde müvekkiline ait kredinin kat edilmesinin mümkün olmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu, müvekillerinin imzaladıkları sözleşme hakkında bilgilendirilmediklerini,

tek tip sözleşme imzalamak zorunda kaldıklarını, davalı bankanın kötü niyetli davranarak müvekkillerinin gecikmiş borçları olmamasına rağmen icraya verdiğini ve ağır mağduriyetine yol açtığını, müvekkil ... ltd şti imzaladığı kredinin koşullarını bilmeden sözleşmeyi imzaladığını ve hiçbir aleyhe koşul hakkında müvekkillerinin bilgilendirilmediklerini, işbu senedin belirli kısımları sonradan doldurulmuş olup yapılacak bilirkişi incelemesinde bu hususun net bir şekilde anlaşılacağını, zira iş bu senet tahsil amaçlı değil teminat amaçlı olarak davalı bankaya verilmiş olup vade kısmının boş bırakıldığını,

sonuç olarak davacının eylemlerinin açıkça MK 2.maddesine aykırılık teşkil ettiğine ilişkin itirazlarının yerel mahkeme tarafından değerlendirilmediğini, gerek dava dilekçesinde gerekse itiraz dilekçesinde tespiti istenilen en önemli noktalardan birisinin de müvekkili ...

Ltd Şti'nin kredilerinde gecikme olup olmadığı ve olduysa bu gecikmeye istinaden kefillere gönderilen bir ihtarname olup olmadığı olduğunu, yerel mahkemece gerek asıl borçluya gerekse kefillere hesap kat ihtarının gönderilmediğini, müvekkili ...

Ltd Şti hakkında daha kredi taksitleri gecikmeden ve hesap kat ihtarı tebliğ edilmeden icrai takip başlatıldığını, borçluya hesap kat ihtarı tebliğ edilmeden kefil hakkında icra takibi başlatılmasının mümkün olmadığını, bilirkişi incelemesi ile açıkça asıl borçluya hesap kat ihtarının gönderilmediğinin, 17.12.2018 tarihine kadar olan taksitlerin faizleri ile birlikte ödendiğinin tespit edildiğini,

söz konusu 1.Bilirkişi raporunda aynen '"bu kredi ile ilgili bu defa sunulan tahsilat dekontlarından bu krediye ait 20 taksitin gecikme faizleri ile birlikte ödendiği ödenen son taksit (17.12.2018 tarihli 20.taksit ) itibari ile borç bakiyesinin (taksit tablosuna göre) 1.014.908.000 TL olduğu anlaşılmıştır.

Davalı banka tarafından davacı asıl borçluya ihtarname gönderilmemesi sebebi ile temerrüdünün icra takip tarihi itibari ile başladığı...........)" tespitinde bulunduğunu, asıl borçlulara yönelik bir kat ihtarı olmadığı, müvekkilce Aralık 2018 tarihi itibari ile tüm taksitlerin ödenmiş olduğu ve takip tarihinin Ekim 2018 olduğu gözönüne alındığında davalı bankanın müvekkil kefiller hakkında asıl borçluya temerrüt ihtarı göndermeksizin takip başlatamayacağını, kefalet tarihinin 10.4.2017 tarihi olduğu 2.600.000.

TL tutarlı bir kefaletin o tarih itibari ile belirlenebilir borçlar için geçerli olacağını, bu sebeple 10.4.2017 tarihi itibari ile asıl borçlunun davalı bankaya borcunun bulunmadığının bilirkişi tarafından belirlendiğini, genel kredi sözleşmesinin genel işlem şartları ile ilgili olarak müvekkilli olan davalı kefillerin imzalarının olmadığı sayfalardaki hükümlerle bağlı olmayacağı hususundaki itirazlarının da yerel mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, yerel mahkeme davalının açıkça kötü niyetli olduğunun kanıtlanmadığı gerekçesiyle iptal edilen tutar yönünden kötü niyet tazminatının reddine karar verildiğini,

yerel mahkeme dosyasında genel kredi sözleşmesi ile senedin birleştirilerek bu doğrultuda hesaplama yapıldığını, bankanın basiretli bir tacir olarak bir müşterideki alacak rakamını tespit edememesinin mümkün olmadığını, takip tutarının yaklaşık 550.000 TL fazla gösterilmesinin müvekkilimin aşırı derecede mağdur olmasına yol açtığını, ileri sürerek açıklanan bu ve re'sen gözetilecek nedenlerle ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu senetler üzerinde teminat senedi ibaresi yer almadığı gibi alınan bonoların tahsil amacı ile alındığını, borçlunun iş bu davayı açmasında hukuki yararının bulunduğunun kabul edilebilmesi için "davacının hakkının güncel bir saldırı ile tehdit edilmiş" tehdidinin davacıya zarar verecek nitelikte bulunması ve "icraya yetki vermeyen tespit hükmünün tehlikeyi ortadan kaldırmaya elverişli durumda olması"' gerektiğini, davacı taraf temlik öncesi alacaklı bankaya borçlu olduğunu, kredi bedellerinin kendisine ödendiğini,

kredi borçlarını ödeyemediğini belirtmiş olmasına rağmen ve senede ilişkin herhangi bir ödeme ve imza inkarına dair itirazda bulunmamış olması karşısında davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararının olmadığını, davanın bu sebeple öncelikle hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddi gerekmekteyken belirtilen şekilde esastan hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, menfi tespit davalarında dava tarihi itibariyle borçluluk ve bunun sonucu olarak haklılık durumunun saptanması gerektiğini, davacı tarafın temlik öncesi alacaklı bankaya borcu olduğunu inkar etmediğini,

ayrıca dava harcı takip tutarı olan 1.700.457,67 TL üzerinden yatırılması gerekirken 1.691.184,88 TL üzerinden yatırılmış olup eksik harç tamamlattırılmadan hüküm kurulduğunu, gerek senet münderecatı gerekse kredi sözleşmelerinde senedin teminat senedi olarak verildiğine dair hiçbir delil olmadığı halde teminat senedi iddiasının kabul edilemeyeceğini, senet üzerinde teminat senedi olduğunu gösterir herhangi bir kaydın bulunmadığını, ciroda "rehin içindir" "bedeli teminattır" gibi açıklamalar bulunmadığı takdirde cironun temlik cirosu olduğunun kabulü gerektiğini,

davacı yan kredilerinin kat edilmediğini ve senedin protesto edilmediğini ve kat ihtarı gönderilmeksizin ayrı bir takip konusu yapılamayacağını dava dilekçesinde ve aşamalarda beyan etmişse de senet illeten mücerret olup senedin kredi ile ilişkilendirilmesinin mümkün olmadığını, kaldı ki senette ciro olmayıp bu sebeple protesto olmasına gerek bulunmadığını, davacı tarafça senedin teminat senedi olduğuna dair yazılı bir belge sunulamadığını ve bu durumun ispat edilemediğini, ileri sürerek açıklanan bu ve re'sen gözetilecek nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Dava, kambiyo senetlerine özgü icra takibine dayanak bononun genel kredi sözleşmesine istinaden davacı asıl borçlu şirkete kullandırılan taksitli ticari kredi karşılığında teminat amacıyla verildiği iddiasıyla İİK'nın 72/3. Maddesi gereği icra takibinden sonra açılan menfi tespit, icra takibinin ve bononu iptali istemlerine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Davalı banka tarafından Ankara 18. İcra Müdürlüğü'nün 2018/11536 sayılı dosyası üzerinden 02.10.2018 tarihinde davacılar aleyhine kambiyo senetlerine özgü başlattığı icra takibinde; 1.691.184,88 TL asıl alacak + 3.614,04 TL işlemiş faiz + 5.073,55 TL %0,3 komisyon + 100,20 TL ihtiyati haciz masrafı + 485 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 1.700.457,67 TL'nin tahsilini istemiştir. Takip konusu alacağın dayanağı olarak sunulan bono 10.04.2017 tanzim 27.09.2018 vade tarihli ve 2.600.000,00 TL bedelli olup bononun keşidecisi ...Ltd. Şti., lehtarı temlik eden ... AŞ olduğu, davacılar Erkan ve ...'in avalist sıfatıyla bonoyu imzaladıkları bonoda "nakden" kaydı bulunduğu anlaşılmıştır.

Davalı banka ile davacı ... ... Ltd Şti arasında 10.04.2017 tarihli ve 2.600.000,000 TL limitli genel kredi sözleşmesi bulunmakta olup davacılar ... ve ... aynı limitle sözleşmeyi müteselsil kefil olarak imzalamışlardır. Sözleşmenin 31.1 maddesinde davalı bankaya sözleşmeden tek yanlı olarak dönme ve fesih yetkisi tanınmıştır. Sözleşme hükmüne göre bankanın noter aracılığıyla vaya iadeli taahhütlü mektupla ya da her hangi bir bildirim ve ihtara gerek olmaksızın sözleşmeyi feshedebileceği düzenlenmiştir.

İlk derece mahkemesince yargılama sırasında alınan bankacılık işlemleri konusunda uzman bilirkişi ... tarafından düzenlenen 22.07.2019 tarihli bilirkişi kök ve 10.10.2019 tarihli ek raporlarında özetle; davalı banka tarafından davacı ... ...

Ltd Şti'ne 18.04.2017 tarihinde 17041728814 ref. sayılı 2.000.000,00 TL kredi kullandırıldığı, davalı banka tarafından sunulan hesap hareket tablolarının incelenmesinde; taksitli ticari kredi dışında diğer nakit kredi hesap bakiyelerinin sıfırladığı, kredi hesaplarına ait bakiyelerin bildirilmesinin bilirkişi tarafından banka şubesinden istendiği ancak alacağın varlığını gösteren herhangi bir kayıt sunulmadığı, ...28814 referans sayılı taksitli ticari kredi bakımından yapılan incelemede; banka tarafından hesabın kat edilmesine ilişkin müşteriye yapılmış herhangi bir bildirim bulunmadığı,

ancak sözleşmenin 31.1 maddesi gereği bankaya bildirimsiz fesih hakkı tanındığı, banka tarafından icra takibi öncesi herhangi bir bildirim yapılmadığından takip öncesi temerrütten bahsedilemeyeceği, asıl borçlu ve kefiller yönünden temerrüdün takip (02.10.2018) tarihinde başladığı, bankaca ibraz edilen taksit tablosunda akdi faiz oranının %16 olarak belirtildiği,

temerrüt faizinin ise Genel Kredi Sözleşmesinin 33.2 maddesi gereği akdi faizin iki katı olarak hesaplanması gerekmekte ise de takip talepnamesinde temerrüt faizinin borçlu lehine %19,50 olarak talep edildiğinden bu oranın esas alınacağı, icra takip tarihi (02.10.2018) itibariyle ödenmiş son taksitin 17.09.2018 tarihli taksit olduğu, bu tarih itibariyle kalan ana para tutarının 1.181.126,29 TL olup takip tarihine kadar (17.09.2018 - 02.10.2018 arası) 14 günlük akdi faiz tutarının 7.248,555 TL olduğu,

böylece davalı bankanın takip tarihindeki alacağının 1.181.126,29 TL ana para + 7.248,55 TL akdi faiz + 362,43 TL BSMV + 485 TL ihtiyati haciz vekalet ücretinden oluştuğu anlaşılmıştır.

Uyuşmazlık, dava ve takip konusu bononun, davacı asıl borçlu şirkete kullandırılan kredinin teminatı olarak düzenlenip düzenlenmediği, davacıların takip konusu bono sebebiyle borçlu olup olmadıkları, takip ta

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2020/430, K. 2022/964, 4 Temmuz 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Ankara
  4. Bölge Adliye Mahkemesi
  5. Türk Milleti Adına
  6. İncelenen Dosyanın
  7. Mahkemesi : Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
  8. Tarihi : 04/12/2019
  9. Dava
  10. Dava Tarihi : 09/10/2018
  11. Karar Tarihi : 04/07/2022
  12. Gerekçeli Kararın
  13. Yazıldığı Tarih : 14/07/2022
  14. Dava
  15. Cevap
  16. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  17. İstinaf Sebepleri
  18. Hukuki Nitelendirme, Delillerin Ve İstinaf Sebeplerinin Değerlendirilmesi
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
Esas No
2020/430
Karar No
2022/964
Tarih
4 Temmuz 2022

İlgili Kararlar

  • Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/431 K.2022/603
  • İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/439 K.2022/448
  • Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2020/444 K.2022/1338
  • Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/466 K.2022/481
  • Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/470 K.2022/565
  • İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/472 K.2022/438

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.