İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2021/1654 K.2024/618

T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi

Esas2021/1654Karar2024/618Tarih8 Mayıs 2024Okuma11 dk · 2.233 kelime

KÜNYE

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/1654
Karar No
2024/618
Karar tarihi
8 Mayıs 2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.233 kelime·11 dk okuma·16 bölüm

T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

21.HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

KARAR

BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ...

KATİP

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ :ANKARA 10. ASLİYE ... MAHKEMESİ

TARİHİ :...

DAVA TARİHİ : 28/06/2012

KARAR TARİHİ : 08/05/2024

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH : 08/05/2024

Taraflar arasındaki ticari şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın esastan reddine yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Ankara ... ... Müdürlüğünün ... ... numarasında kayıtlı, ortaklarının ise %50'şer hisse ile müvekkili davacı ve davalı ... olan 23/06/2004 tarihinde kurulan davalı şirketle ilgili 27/04/2009 tarihinde Ankara 9. Asliye ... Mahkemesine 2009/251 esasta görülmekte olan dava ile şirketin fesih ve tasfiyesi davası açıldığını, bu davanın Ankara 10. Asliye ...

Mahkemesi'nin 2011/491 esas sayılı dosyası ile birleştiğini, 12/04/2010 tarihinde davalı şirket ortağı ...'ün kardeşi olan şirket müdürünün azli yönünde Ankara 7. Asliye ... Mahkemesinde 12/04/2010 tarihinde dava açıldığını, Ankara 7. Asliye ... Mahkemesi'nin 2010/252 esas sayılı dosyasında görülmekte olan bu davanın da Ankara 10. Asliye ... Mahkemesi'nin 2011/491 esas sayılı dosyası ile 14/04/2010 tarihinde birleştirildiğini, Ankara 2. Asliye ...

Mahkemesinin 2010/261 esasında görülmekte olan davada ise şirket ortaklığından çıkarılma hakkında 19/04/2010 tarihinde dava açıldığını, bu davanın da 23/06/2010 tarihinde Ankara 10. Asliye ...

Mahkemesi'nin 2011/491 esas sayılı dosyası ile birleştirildiğini, iş bu davadaki olayların daha önce açılan şirketin fesih ve tasfiyesi davasındaki olaylardan daha sonra olduğundan derdestliğin söz konusu olmadığını, daha önce açılan fesih ve tasfiye davasından daha sonra diğer ortak ve şirket müdürü aleyhine Ankara 6. Asliye Ceza Mahkemesi'ne kamu davası açıldığını, şirketin halen zarar ettiğini, şirket müdürü ve diğer ortağın birlikte yaptığı kaçak ek binaya belediye tarafından yıkım kararı ve idari para cezası kesildiğini, idare mahkemelerine açılan yıkım kararı ve idari para cezasının iptaline yönelik davaların reddedildiğini,

ortaklar ve şirket müdürü arasında kökleşmiş şiddetli geçimsizlikler olduğunu, karşılıklı çekilen ihtarnameler ve cevaplarda ciddi anlaşmazlıkların azalacağına arttığını, şirketin kar paylarını ödemekten kaçındığını, icra takibine itiraz edildiğini, Ankara 5. Asliye ...

Mahkemesine açılan kar payı tahsil davasının derdest olduğunu, şirket lehine diğer ortak ve şirket müdürü aleyhine maddi tazminatın tahsili yönünde açılan davanın derdest olduğunu, bu sebeplerle ortaklar arasında davalı ortaktan ve onun üzerinden faaliyet yürüttüğü şirket müdürünün kusurlu eylemlerinden kaynaklanan ciddi anlaşmazlıklar, şiddetli geçimsizlikler çıktığını, ortakların bir araya gelip, şirketin faaliyetini devam ettirmelerinin mümkün olmadığını iddia ederek davalı şirketin haklı nedene dayalı olarak fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ileri sürülen iddiaların yerinde olmadığını bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde davacının şirketteki payının hesaplanarak çıkmasına ilişkin talep de bulunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; haklı nedene dayalı şirketin fesih ve tasfiyesi davasının şirket hakkında açılması gerektiğinden ortak hakkında açılan davanın husumet nedeniyle reddi gerektiği, ortakların birbirleri hakkında dava açmaları, cezai şikayette bulunmaları gerekçe gösterilip şirketin haklı nedene dayalı fesih ve tasfiyesi talep edildiği, ileri sürülen sebeplerin de şirketin ticari faaliyetlerini yürütmesi ve şirketin kuruluş gayesini gerçekleştirmesini zorlaştıracak nitelikte olsa da söz konusu iddia edilen haklı sebeplere dayalı davayı açanın kusursuz olması gerektiği, fakat davacının da söz konusu olayların meydana gelmesinde kusurlu olduğu, bu nedenle de şirketin fesih ve tasfiyesini haklı nedenlerle isteyemeyeceği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekilleri her ikisi de süresinde verilen 22/09/2021 ve 27/09/2021 tarihli istinaf dilekçelerinde özetle; ilk derece mahkemesince davacının da kusurlu olduğu belirtilmiş ise de gerekçede bu hususta somut bir şey yazılmamış olup kararın bu haliyle gerekçesiz olduğunu, mahkeme karar başlığında davalı olarak ... gösterilmiş ise de, esasen davalının şirketin diğer ortağı olan ... olduğunu, dava konusu olayların diğer ortak olan davalı ...'in taraf olduğu geçimsizliklere ilişkin olduğundan davanın davalı ... yönünden husumet nedeniyle reddinin hatalı olduğu gibi lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin de adil olmadığını,

şirketin fesih ve tasfiyesi için açtıkları eldeki davada tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, davacının dava konusu olaylarda herhangi bir kusuru bulunmadığını, davalı tarafın dahi davacının kusurlu olduğundan bahsetmediğini, dosyaya sunulan Prof.

Dr. ...'in uzman görüşünde açıkladığı üzere fesih için haklı nedenlerin oluştuğunu, mahkemece gerekçeli kararda "ileri sürülen sebepler de şirketin faaliyetini yürütmesi ve şirketin kuruluş gayesinin gerçekleşmesini zorlaştıracak nitelikte olsa da" ifadesine yer verilerek şirketin fesih için haklı sebebin varlığının kabul edildiğini, taraflar arasındaki tüm hukuk ve ceza davaları ile soruşturma evrakları dosyaya kazandırılmadan eksik inceleme ile karar verildiğini,

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2004/14514 Esas 2005/12079 Karar sayılı kararında iki ortaklı limited şirketlerde diğer ortağın kusurlu olması nedeniyle fesih talebinin kabul edilmesi gerektiğinin belirtildiğini, mahkemece TTK.nun 573.ve 636/3.maddeleri yönünden bir değerlendirme yapılmadığını, davalı ile şirket müdürünün şirketin içini boşalttıklarını, ... içeriklerine göre diğer davalının Kıbrıs'da 500 daire yaptırtığı ve Keçiören'de başkasına adına muvaza ile bir başka göz hastanesi (...) yaptırdığını ve bunun muhasebe hilelerinin en büyük delili olduğu halde bilirkişi raporunda dikkate alınmadığını,

bilirkişi raporunun hükme elverişli olmadığını, şirketin parası örtülü olarak kaçırılırken perdenin aralanması yerine kapatılmasının hukuka aykırı olduğunu, mahkemece davanın esasının hiç incelenmediğini, şirketin güncel değerinin hesaplanmadığını, davadan sonraki olayların davacının kusuru olarak kabul edilemeyeceğini, davalıların kusurlarının incelenmediğini, şirket ortaklarının 12 yıldır bir araya gelmediğini, mali tabloların ve şirket kayıtlarının gerçeği yansıtmadığını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının ilk fesih davasının açıldığı tarih olan 2009 tarihinden beri şirketten ayrılıp kendi nam hesabına doktorluk yapmaya devam ettiğini, davacının şirketteki payının hesap edilerek ödenmesi gerektiğine ilişkin taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Dava; haklı nedene dayalı davalı şirketin fesih ve tasfiyesine yöneliktir.

6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;

... ... kayıtları, taraflar arasındaki iddianameler, dava dosyalarına ilişkin kararlar, bilirkişi raporları vs deliller dosya arasında mevcuttur.

Davacı, fesih ve tasfiyesi istenen şirketin %50 hissedarı olup, haklı nedene dayalı davalı şirketin fesih ve tasfiyesinin davalı şirket hakkında açılması gerekir.

10/02/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle; eğer mahkeme dava konusu şirketin fesih ve tasfiyesini gerektirecek haklı bir sebebin varlığını görüyor ise 6102 sayılı TTK'nun 636/3.maddesine göre şirketin fesih ve tasfiyesine karar vermek yerine fesih talep eden davacı ortağın çıkma payının verilerek şirketten çıkarılmasının daha uygun bir çözüm olacağı, eğer mahkemece haklı sebeplerin varlığı ile davacının şirketten çıkarılmasının uygun çözüm olmayacağı kanaatine varılıyor ise ortaklığın sonlandırılmasının uygun ve doğru çözüm olacağı bildirilmiştir.

27/04/2021 tarihli ek bilirkişi raporunda özetle; ortakların hekim olması sebebiyle davacının çıkarılması halinde hukuki olarak şirketin tek ortaklı olarak faaliyetine devam edeceği bildirilmiştir.

Davacı yan, taraflar arasında süre gelen anlaşmazlıklar nedeniyle davalı şirketin haklı nedenle fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiş, mahkemece "...ileri sürülen sebeplerde şirketin ticari faaliyetlerini yürütmesi ve şirketin kuruluş gayesinin gerçekleştirmesini zorlaştıracak nitelikte olsa da yukarıda belirtildiği gibi söz konusu iddia edilen haklı sebeplerde davayı açanın kusursuz olması gerektiği, fakat davacının da söz konusu olayların meydana gelmesinde kusurlu olduğu..." belirtilerek fesih ve tasfiye koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

6100 sayılı HMK'nun "Hükmün kapsamı" başlıklı 297. maddesine göre; "Hüküm "Türk Milleti Adına" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:

a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile ... numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,

b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini,

c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri,

ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini,

d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını,

e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi,

(2)Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir."

Buna göre; bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hâkim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini resen araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar (Arslan, Ramazan/Yılmaz, Ejder/Taşpınar Ayvaz, Sema/Hanağası, Emel; Medeni Usul Hukuku, Ankara, 2018, s. 474.).

Anayasa'nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup, gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.

Kanun’un aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.

Tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve istinaf ve temyiz sırasında hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.

Nitekim 07/06/1976 tarihli ve 1976/3-4 Esas 1976/3 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yer alan "Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir." şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye vurgu yapılmıştır.

Öte yandan mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür.

Yukarıdaki madde metninden de anlaşılacağı üzere, hükmün gerekçe kısmında tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gerekli olup, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak;

kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması ve tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmelerini sağlayacak açıklıkta olması gerekir.

Ne var ki somut olayda mahkemece, ileri sürülen sebeplerin davalı şirketin ticari faaliyetlerinin yürütülmesi ve şirketin kuruluş gayesinin gerçekleştirilmesini zorlaştıracak nitelikte olduğu, ancak söz konusu iddia edilen haklı sebeplerde davayı açan kusursuz olması gerektiği, fakat davacının da söz konusu olayların meydana gelmesinde kusurlu olması nedeniyle şirketin fesih ve tasfiyesini haklı nedenle isteyemeyeceği belirtilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, gerekçede davacının hangi sebeplerle ve ne surette kusurlu olduğuna ilişkin herhangi bir açıklama yapılmamıştır.

Davacı vekili istinaf sebebi olarak gerekçeHal böyle olunca mahkemece, dava ve cevap dilekçesindeki açıklamalar ile dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler dikkate alınarak davacının dava konusu olaylarda ne surette kusurlu olduğuna ilişkin denetime elverişli şekilde gerekçe yazılmaması HMK'nın 297. ve Anayasanın 141.maddeleri hükümlerine aykırıdır.

Öte yandan, mahkemece gerekçede "ileri sürülen sebeplerde şirketin ticari faaliyetini yürütmesi ve şirketin kuruluş gayesinin gerçekleştirmesini zorlaştıracak nitelikte olsa da" denilmek suretiyle davalı şirketin fesih ve tasfiye koşullarının oluştuğunun kabul edildiği sonucunu doğuracak şekilde gerekçe yazılmış ise de, dosyada mevcut bilirkişi raporunun şirket kayıtları ve mal varlığı incelenmeksizin düzenlenmiş olup davalı şirketin fesih koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkin ayrıntılı ve denetime elverişli bir açıklama içermediği de anlaşılmakta olup,

mahkemece davalı şirket defter ve kayıtları üzerinde alanında uzman mali müşavir bilirkişi aracılığıyla yerinde inceleme yapılmak suretiyle şirketin faaliyetine devam edip etmediği, devamında ekonomik yararı bulunup bulunmadığı, aktif ve pasiflerinin ayrıntılı olarak tespiti ile davalının savunması da gözetilerek karar tarihine en yakın çıkma bedeline bilirkişi incelemesi yaptırılmaması da usul ve yasaya aykırıdır.

Bu durumda, kusura ilişkin gerekçelendirme yapılarak mahkemece davalı şirket defter ve kayıtları ve mal varlığı üzerinde alanında uzman mali müşavir ve teknik bilirkişi aracılığıyla yerinde inceleme yaptırılmak suretiyle yukarıda belirtilen hususlarda ayrıntılı ve denetime elverişli açıklamalar içeren bilirkişi raporu alınmak ve dosyadaki diğer bilgi ve belgeler ile birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre karar verilmesi için ve davacının dava konusu olaylarda hangi nedenle kusurlu olduğuna ilişkin gerekçe yazılarak ve davacının kusuru olup olmadığı değerlendirilmek sureti ile kusura ilişkin bu aşamadan sonra gerektiği takdirde ve

davalının da davacının payının ödenerek şirketten çıkmasına yönelik iradesi de gözetilerek HMK'nın 297. maddesi hükmüne uygun olarak yeniden hüküm kurulması için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereği kaldırılarak dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;

1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince KABULÜNE,

2-Ankara 10. Asliye ... Mahkemesi'nin 09/06/2021 tarih ve 2019/240 Esas 2021/356 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1.a-6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

4-Davacı tarafından yatırılan 59,30 TL nispi istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,

5-Davalı tarafından yatırılan 59,30 TL nispi istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,

5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,

6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma yapılmadığından davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 353/(1)-a.6 maddeleri uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 08/05/2024

Başkan- ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi-

Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2021/1654, K. 2024/618, 8 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Ankara
  4. Bölge Adliye Mahkemesi
  5. Türk Milleti Adına
  6. Karar
  7. Katip
  8. İncelenen Dosyanın
  9. Mahkemesi :ankara 10. Asliye ... Mahkemesi
  10. Dava Tarihi : 28/06/2012
  11. Karar Tarihi : 08/05/2024
  12. Gerekçeli Kararın
  13. Yazıldığı Tarih : 08/05/2024
  14. Dava
  15. Cevap
  16. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  17. İstinaf Sebepleri
  18. Hukuki Nitelendirme, Delillerin Ve İstinaf Sebeplerinin Değerlendirilmesi
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/1654
Karar No
2024/618
Tarih
8 Mayıs 2024

İlgili Kararlar

  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2021/1669 K.2024/664
  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2021/1670 K.2024/754
  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2021/1673 K.2024/753
  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi E.2021/1677 K.2024/979
  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2021/1679 K.2024/843
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2021/1685 K.2024/748

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.