KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2021/1866 E., 2024/236 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi Davacılar Vekili Davalı
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 14 Şubat 2024
- Dosya no
- 2021/1866
- Karar no
- 2024/236
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 24/09/2021
- Numarası
- 2018/545 Esas 2021/494 Karar
- Dava
- Haklı Sebebe Dayalı Fesih
- Dava tarihi
- 06/08/2018
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 14/02/2024
Karar Metni
1.180 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasındaki anonim şirketi haklı nedene dayalı olarak feshine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların davalı şirketin hissedarı olduklarını, davalı şirketin kurulduğu günden bu yana hiç bir ticari faaliyeti bulunmadığını, bu sebeple davacılara herhangi bir faydası olmadığı halde davacı aleyhine vergi vb yükümlülükler doğurduğunu, davalı şirket adına kayıtlı tek gayrimenkulün ... olup bunun dışında şirketin herhangi bir mal varlığı bulunmadığını, davacıların toplam şirket sermayesinin yaklaşık %13 oranında hissedarları olduklarından aktif dava ehliyetine sahip olduklarını, şirketin gayri faal olduğu hiç bir ticari faaliyetinin olmadığını,
hissedarların bir araya gelip tasfiye kararı alması fiilen ve hukuken mümkün olmadığını belirterek TTK m.531 hükmünce davalı şirketin haklı nedenle feshine mahkeme aksi kanaatte ise davacılara ait ayrılma akçesinin hesaplattırılarak davacılara ödenmesini ve davacıların şirketten çıkarılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların davacı şirkette 26.02.2015 tarihinde pay sahibi olduklarını, 1987 yılında kurulmuş olan ve ticari faaliyetlerine devam eden şirketin sadece yaklaşık 4 yıldır hissedar olduklarını, davacı iddialarının mesnetsiz olduğunu, şirketin feshine dayanak olacak haklı nedenin somut olayda oluşmadığını, Anonim Şirketlerde asıl olanın şirketin devamlılığını sağlamak olduğunu, şirketin kuruluş amacının her türlü otel, motel, lokanta, gazino vb turistlik tesisler, iş yerleri,
eğlence yerleri ile geniş mekanların konut ve iş yerlerinin dekorasyon işlerini yapmak olmakla iddia edildiği gibi kuruluş amacından uzaklaşmış olmasının söz konusu olmadığını, davalı şirketin mal varlığı olan ...'nün bulunduğu parselin imar planı tadilatının hazırlandığının ve Kadıköy Belediyesine başvuruda bulunduğunu, imar planının onaylanması sonrasında ise inşaat ruhsatı başvurusunda bulunulduğunu, inşaat ruhsatı alması ile köşkte tadilat yapılacağının ve sonrasında tesisin işletmeye açılacağını bildirerek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece.
6102 sayılı TTK 531. maddesi gereğince haklı sebeplerin gerçekleşmesi halinde mahkeme tarafından fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verilebileceği ön görülmüş ve davacı tarafça bu yönde talepte bulunulmuş ise de davalı şirketin aktifinde yer alan taşınmaz dışında davacı azınlığın çıkma payını ödeyebileceği başkaca bir mal varlığı bulunmadığı,
bir başka ifade ile davacıların çıkma payının ödenebilmesi davalı şirkete ait tek mal varlığı olan taşınmazın satışı yapılmaksızın mümkün görülmediğinden bu durumun şirketin fiilen tasfiyesi sonucunu doğuracağı hususu gözetilerek şirketin haklı nedenlerle feshine ilişkin kanıtlanan davanın kabulüne şirketin feshi nedeniyle tasfiye işlemlerinin yürütülmesi bakımından resen tasfiye memuru atanmasına karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin haklı nedenle fesih koşullarının oluştuğu tespiti fiili ve hukuki olarak yerinde olmadığını, pay sahiplerinin kendi aralarındaki fikir ayrılıkları ve ihtilaflar haklı sebep olarak nitelendirilemeyeceği gibi, haklı sebebin objektif olarak gerçekleşmiş olması da gerekmekte olduğunu, müvekkili şirketin gayrifaal olduğu tespiti de fiili ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkili şirketin sahibi olduğu taşınmazın kıymet takdirine ilişkin bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmediğini,
taşınmazın kıymetinin takdirine ilişkin dava dosyasında 3 farklı bilirkişi raporu bulunduğunu, dava dosyasında mevcut ilk bilirkişi raporu ile talimatla alınan 14.10.2019 ve 29,01.2021 tarihli bilirkişi raporları arasında fahiş farklar bulunduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; şirket ortakları tarafından açılan şirketin haklı nedenle fesih ve tasfiyesi terditli olarak çıkma payı karşılığında davacıların şirket ortaklığından çıkarılmaları talebine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Davacılar vekili istinaf incelemesi sırasında UYAP ortamından elektronik imzalı olarak gönderdiği 12/02/2024 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiklerini, yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığını, bildirmiştir.
Davalı vekili de 27/02/ 2024 UYAP tarihli dilekçesinde davacıdan avukatlık ücreti ve yargılama gideri talep etmediğini bildirmiştir.
Bilindiği üzere feragat, 6100 sayılı HMK'nın 307. maddesinde; davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmıştır. Hükmün kesinleşmesinden önceki herhangi bir aşamada davadan feragat edilebilir. Aynı Kanun'un 311. maddesinde ise, feragatin kesin hüküm gibi sonuç doğuracağı açıklanmıştır. Davadan feragatin, davayı sona erdiren kesin bir usul işlemi olması sebebiyle dilekçede açıkça gösterilmesi, kayıtsız ve şartsız olması gerektiği kuşkusuzdur.
Ayrıca 7251 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 29. Maddesiyle HMK'nın 307. Maddesine eklenen 2. Fıkrada "Feragat veya kabul, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda ek karar verilir." hükmüne yer verilmiştir.
Dosyada mevcut Sarıyer 1. Noterliğince düzenlenmiş 05/03/2018 tarih 02323 yevmiye nolu ve Kadıköy 25. Noterliğince düzenlenmiş 09/04/2018 tarih 01585 yevmiye nolu vekaletnamelerde davacılar vekilinin davadan feragate yetkisinin bulunduğu anlaşılmıştır.
Somut olayda, davacılar vekili davadan feragat ettiklerini açıkça ve koşulsuz olarak bildirdiğinden bu beyan çerçevesinde işlem yapılması zorunludur. Bu durumda davacılar vekilinin istinaf başvurusunun davacı tarafın davadan feragati nedeniyle kabulüne, davacılar vekilinin davaya ilişkin usul ve yasaya uygun feragat talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesince davada verilen karar HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereği kaldırılarak davanın feragat nedeniyle reddine, taraf vekillerinin talebi bulunmadığından lehlerine istinaf yargılama giderine hükmedilmemesine dair aşağıdaki şekilde yeniden hüküm kurmak gerekmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2021/1866, K. 2024/236, 14 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama