KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/212 E., 2024/246 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi Vekili
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 14 Şubat 2024
- Esas no
- 2022/212
- Karar no
- 2024/246
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 10/12/2021
- Numarası
- 2021/534 Esas 2021/808 Karar
- Davacı
- —
- Davalı
- —
- Dava
- Alacak (İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 13/09/2021
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 14/02/2024
Karar Metni
1.447 kelime·7 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasındaki işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rucüen alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile yapılan 24/07/2006 tarihli işletme hakkı devir sözleşmesi gereğince devir tarihinden önce davalı tarafın dağıtım faaliyetini yürüttüğü sırada 03/06/2003 tarihinde dava dışı ...'ın meydana gelen iş kazası nedeniyle vefatı üzerine yakınlarına SGK'ca bağlanan peşin sermaye değeri gelir tahsili için 18/07/2011 tarihinde Kurtalan Asliye Hukuk Mahkemesi (İş Mahkemesi Sıfatıyla) 2011/203 esas sayılı dosyasında açılan rücuen tazminat davası sonunda, mahkemece davanın kabulüne ilişkin verilen 06/02/2013 tarih ve 2013/32 sayılı kararın Yargıtay 10.Hukuk Dairesince onanarak kesinleşmesi nedeniyle,
Siirt İcra Dairesinin 2017/8555 sayılı dosyasında müvekkili aleyhinde ilamlı takibe geçildiğinden 14/06/2017 tarihinde toplam 449.838,14 TL nin ödenmek zorunda kalındığını, söz konusu sözleşmenin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince 3. kişinin bu zararından davalı ...'ın sorumlu olduğundan , yine 28/06/2013 tarihli hisse devir sözleşmesinin 9.4 maddesi hükmünce de, hisselerin devir tarihinden önceki döneme ilişkin olarak İHDS hükümlerinin saklı tutulduğu da nazara alındığında, ödenen bedelden davalının sorumlu olduğunu ve müvekkiline iadesi gerektiğini, davadan önce arabuluculuk görüşmeleri yapıldığını,
ancak bir sonuç alınamadığını belirterek ve fazlaya ilişkin haklarının saklı tutarak Kurtalan Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/203 esas ve 2013/32 karar sayılı ilamı gereğince, müvekkili tarafından Siirt İcra Dairesinin 2017/8555 sayılı dosyasına ödenmek zorunda kalınan toplam 449.838,14 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, söz konusu alacağın TBK'nun 73. maddesi kapsamında olup zamanaşımına uğradığını, bu nedenle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini, aksi halde ise dava ve ödemenin müvekkiline bildirilmediğini, yine hisse devir aşamasında bilanço düzenlendiğini, borç ve alacağın kesinleştiğini, bilançoda dava ve icra takip dosyalarına ilişkin listeler yer aldığını ve bu yöndeki tespit tutanaklarının kesinleştiğini, ayrıca işçi alacakları ile ilgili ihtilaflardan kaynaklanan davalar 3. kişi zararı olarak kabul edilemeyeceğini,
işçi alacaklarında davacı şirketin sorumlu olacağı hisse devir sözleşmesinin 6. maddesinde belirtildiğini, yine işletme hakkı devir sözleşmesi kapsamında Diyarbakır'da açılan takipler ve davaların müvekkiline ihbar edilmediğini, ihbar yükümlülüğü yerine getirilmediğinden faiz, icra gideri ve icra vekalet ücretinin müvekkilinden talep edilemeyeceğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; 24/07/2006 tarihli işletme devir sözleşmesinden önceki tarihte davalının dağıtım faaliyetini yürüttüğü sırada bünyesinde çalıştırdığı işçinin elektrik akımına kapılarak vefatı nedeniyle SGK 'ca yakınlarına yapılan ödemenin rücuan tazmini istemiyle açılan dava sonucu verilen ilam hüküm gereğince, icra dosyasına davacı tarafında nakit olarak ödenmek zorunda kalınan miktarda, İHDS deki hükümleri ile Hisse Satış Sözleşmesinin 9.4 maddesinin atfıyla İHDS'nin 7.4 maddesi uyarınca davalıdan rücuen talep edebileceği anlaşılmakla davanın kabulüne, 449.838,14-TL'nin ödeme tarihi 14/06/2017'den itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu,
Açılan davanın zaman aşımına uğradığını, beyanlarının değerlendirilmediğini, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, bilirkişiden rapor alınmadığını, ödemelerin davacı tarafından yapıldığının ispatlanamadığını, hisse satış sözleşmesi imzalanarak davacının özel şirkete devrinin gerçekleştiğini, ihale şartnamesi,
hisse satış sözleşmesi ve işletme hakkı devir sözleşmesinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, devre esas devir bilançosu düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemlerinin kesinleştirildiğini, rücuya dayanak mahkeme kararında davacı aleyhine hükmedilen bir bedel olmadığı gibi davacının icra emrinin tarafı olmadığını, davanın müvekkiline ihbar edilmediğini, bu nedenle rücuya dayanak davaya ilişkin masraf, giderler, vekalet ücreti ve faiz giderlerinin talep edilemeyeceğini, temerrütün oluşmadığını, ödeme tarihinden itibaren faiz işletilemeyeceğini,
avans faizine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesine karşı vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Kurtalan Asliye Hukuk Mahkemesi (İş Mahkemesi Sıfatıyla) 06/02/2013 tarih ve 2011/203 Esas 2013/32 Karar sayılı ilam dosyasının incelenmesinde; davacısının SGK, davalılarının ..., ... ..., ... olup, 03/06/2003 tarihinde ... bünyesinde çalışan dava dışı sigortalı ...'ın meydana gelen iş kazası nedeniyle vefatı üzerine yakınlarına SGK'ca bağlanan peşin sermaye değeri gelirinin rücuan tahsili istemiyle 18/07/2011 tarihinde açılan dava sonunda, olayda kusurları olmadığı tespit edilen ..., ... yönünden davanın reddine, davalı ... açısından davanın kabulü ile.
142.952,81 TL' nin gelir bağlama onay tarihi olan 30/10/2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'tan tahsiline karar verildiği, kararın ... A.Ş. tarafından temyizi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 20/03/2014 tarih 2013/12132 esas ve 2014/6374 karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği,
Siirt İcra Müdürlüğü'nün 2017/8555 sayılı dosyasında; alacaklısının SGK, borçlusunun ... A.Ş. olup, Kurtalan Asliye Hukuk Mahkemesi (İş Mahkemesi Sıfatıyla) 06/02/2013 tarih ve 2011/203 Esas 2013/32 Karar sayılı ilamının icraya konulması sonucu, davacı şirket tarafından 14/06/2017 tarihinde 449.838,14 TL'nin ödendiği anlaşılmıştır.
Sözleşme hükümleri ile birlikte somut olay ve davalı vekilinin istinaf itirazları birlikte incelendiğinde; ... bünyesinde çalışan dava dışı sigortalı ...'ın meydana gelen iş kazası nedeniyle vefatı üzerine yakınlarına SGK'ca bağlanan peşin sermaye değeri gelirinin rücuan tahsili talebi ile ... A.Ş aleyhine açılan tazminat davasında yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiği, bu kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, davacının icra dosyasına 14/06/2017 tarihinde 449.838,14 TL ödediği dosya içeriğiyle sabittir.
Taraflar arasında akdedildiği hususunda her hangi bir ihtilaf bulunmayan 24/07/2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.1 maddesinde; sözleşmenin imza tarihinden önce başlamış idari ve hukuki ihtilafların takip edilmesi, çözüme kavuşturulması ve bundan kaynaklanan her türlü sorumluluğun ...'a ait olduğu, 7.4 ve 7.6 maddesinde de; dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek her türlü talebin muhatabının ... olduğu hükme bağlanmıştır.
Somut uyuşmazlıkta davacı tarafından yapılan ödeme İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin imzalandığı tarihten önceki döneme isabet eden olaya dayanmaktadır. Rücuen alacağa dayanak olan Kurtalan Asliye Hukuk Mahkemesi (İş Mahkemesi Sıfatıyla)'de ki davanın davacısı da bu sözleşme çerçevesinde üçüncü kişi konumunda olup İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince davacının icra dosyasına ödediği bedel ile masrafları davalıdan rücuen talep ve dava hakkı bulunmaktadır.
Rücuen alacağa dayanak davadaki uyuşmazlığın dağıtım tesislerinin mülkiyetine ilişkin olmaması karşısında sözleşmenin 7.2 maddesi uyarınca davacının ihbar yükümlülüğü de bulunmamaktadır. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 23/03/2016 tarih 2015/13510 esas 2016/3219 karar sayılı emsal içtihadı).
Öte yandan, Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.4. maddesinde "...İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla", 22. maddesinin f bendinde "Alıcı ihale konusu hisseleri devir aldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla..." hükümleri yer almaktadır. Anılan hükümler gözetildiğinde Hisse Satış Sözleşmesi karşısında İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin öncelikle uygulanacağı anlaşıldığından davalı vekilinin bu hususa yönelik itirazlarına Dairemizce itibar edilmemiştir.
Davalı vekilinin hüküm altına alınan alacağa avans faizi işletilemeyeceğine yönelik istinaf itirazına gelindiğinde; rücuen tazminat talebi, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelik tazminat niteliğinde olup, davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren her iki tarafta tacir olduğundan avans faizi talep edebilir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13/04/2016 tarih ve 2016/2239-2016/4044 E.-K. Sayılı emsal kararı). Bu durumda mahkemece hüküm altına alınan alacağa ödeme tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davalı vekilinin zamanaşımına ilişkin istinaf itirazının incelenmesinde; alacak taraflar arasında imzalanan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'ne dayandığından bu davada uygulanması gerekli olan zamanaşımı süresi Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi uyarınca 10 yıl olup davanın da bu süre içerisinde açıldığı anlaşıldığından bu yöndeki itiraz yerinde görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2022/212, K. 2024/246, 14 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama