KÜNYE
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/415
- Karar No
- 2024/299
- Karar tarihi
- 21 Şubat 2024
Karar Metni
1.497 kelime·7 dk okuma·22 bölüm
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 20 Esas 2024/ Karar T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/415
KARAR NO : 2024/299
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/12/2021
NUMARASI
2021/676 Esas 2021/903 Karar
DAVACI
VEKİLİ
DAVALI
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 14/12/2020
KARAR TARİHİ : 21/02/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 20/03/2024
Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi uyarınca davalıya kredi kullandırıldığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiğini, davalı hakkında konkordato talepli dava açıldığını, müvekkilinin konkordato davasında bildirdiği alacaktan kabul edilmeyen kısmın çekişmeli hale geldiğini belirterek 60.678,18 TL'nin kesin mühlet tarihinden itibaren ETH ve BUS alacak kısmı için yıllık %33, diğer kısım için yıllık %46,80 oranında faiz işletilmek suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkemece onaylanan projeye göre rehinli olmayan alacakların 6 ay ödemesiz 60 ay vade ile faizsiz ödeneceğini, davacının alacağının adi alacak olduğunu, alacağa faiz işletilemeyeceğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporuyla davacının davalıdan konkordato geçici mühlet tarihi itibarıyla konkordato davasında kabul edilen alacak dışında davalıdan talep edebileceği başka bir alacağının bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; alacaklarının eksik hesaplandığını, kesin mühlet tarihi olan 11/03/2019 tarihi itibariyle alacaklarının eksik hesaplandığını, kesin mühlet tarihi olan 11/03/2019 tarihi itibariyle müvekkilinin davalı firmadan olan nakit alacağı ticari kredi alacağı 651.056,72 TL + bussines kart alacağı 224.863,87 TL olmak üzere toplam 875.920,59 TL için çekişmeli hale gelen alacağımız olan şimdilik nakit 60.678,18 TL alacağı bulunduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda geçici mühlet tarihi dikkate alınarak hesaplama yapıldığını,
dava dilekçesinde de belirttiği üzere alacaklarının kesin mühlet tarihi itibariyle hesaplandığını, arada oluşan fark için iş bu davanın açıldığını, geçici mühlet tarihi dikkate alınarak hesaplama yapılması halinde müvekkili açısından hak kaybı oluşacağını, mahkeme tarafından bilirkişi raporuna itirazları değerlendirilmeden karar verildiğini, Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin vermiş olduğu davalı firma için konkordato davasının Yargıtay incelemesinde olduğunu,
bu nedenle kabul anlamına gelmemek kaydı ile bir an için tasdik kararından sonra borçlu tarafından konkordato yargılamasını yürüten mahkeme tarafından verilen karar uyarınca 6 ay ödemesiz dönem 6 ay sonra 60 ay vade ile ödeme yapılacağı düşünülürse müvekkilinin borçlu firmadan olan alacağının çok az bir kısmına yıllar sonra kavuşmuş olacağını, davalının bu ödemeleri düzenli bir biçimde yapıp yapamayacağı ya da Yargıtay incelemesi neticesinde tasdik kararının ne şekilde devam edeceğinin de belli olmadığını, müvekkilinin zarara uğrayacağının alenen ortada olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına,
davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; alacağın eksik kaydedilmesi ile tasdik edilen konkordato nedeniyle eksik kaydedilen alacağın tahsili, kesin mühlet tarihinden itibaren alacağa faiz işlediğinin tespiti istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Hesap kat ihtarı, genel kredi sözleşmesi sureti, Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/743 Esas sayılı dosyasının Uyap'tan gelen sureti, yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 08/07/2021 tarihli rapor dosya içerisinde yer almaktadır.
Dava Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılmış olup, 2020/626 Esas 2021/625 Karar sayılı kararla ihtisas mahkemesi olan Ankara 1., 2., 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin davaya bakması gerektiği, mahkemenin ihtisas mahkemesi olmadığı gerekçesiyle esas kaydının kapatılmasına, dosyanın Ankara 1., 2., 3. Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilmesi için tevzi bürosuna gönderilmesine karar verilmiştir.
Anılan karar üzerine dosya Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilmiş, 2021/601 Esas 2021/556 Karar sayılı kararla görev dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine hükmedilmiş, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 2021/1361 Esas 2021/1321 Karar sayılı kararla Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi yargı yeri olarak belirlenmiştir. Dosya Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/676 Esas sırasına kaydı yapılarak yargılamaya devam olunmuştur.
Davacı ile davalı arasında 23/03/2017 tarihli 5.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalanmıştır.
Davacı tarafından kredi hesabı kat edilerek 16/01/2019 tarihli hesap kat ihtarnamesi davalı ve diğer borçlulara gönderilmek suretiyle toplam 815.242,41 TL nakit alacağın 24 saat içinde ödenmesi edilmesi talep edilmiştir.
Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/743 Esas sayılı dosyasında davalı tarafından konkordato talebiyle açılan davada davacının alacak talebinin komiserler kurulunca 596.275,16 TL kısmının kabul edilmesi, 327.084,96 TL kısmının reddedilmesi üzerine davacı tarafından anılan karara itiraz edilerek davalıdan toplam 875.920,59 TL alacağı bulunduğunu bildirmiştir.
Anılan itiraz üzerine Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/743 Esas sayılı dosyasında 05/12/2019 tarihli ara karar ile hesap kat tarihi itibarıyla muaccel hale gelen 815.242,41 TL nakdi alacağın hesaba katılmasına, fazlaya ilişkin çekişmeli alacağa yönelik itirazın yargılamayı gerektirdiği anlaşılmakla reddine karar verilmiştir.
Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda, geçici mühlet kesin mühletin sonuçlarını doğurduğundan geçici mühlet tarihi o6lan 11/10/2018 tarihi itibarıyla alacak tespitinin yapıldığı, hesap kat ihtarnamesinin 18/01/2019 tarihli olduğu, geçici mühlet tarihinde temerrütün henüz oluşmadığı, davacının geçici mühlet tarihi itibarıyla taksitli ticari krediden kaynaklı 565.470,85 TL, ticari kredi kartından kaynaklanan 199.660,01 TL olmak üzere toplam 765.130,86 TL alacaklı olduğu, davacının konkordato tasdik projesine kabul edilen alacağının davalı açısından 11/03/2019 tarihi itibarıyla 815.242,41 TL olup, davacının tasdik edilen proje dışında kalan bir alacağının olmadığı, aradaki farkın hesaplamaya esas tarih farkından kaynaklandığı tespit edilmiştir.
Davacı yan taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi kapsamında davalıdan alacaklı olduğunu, davalının konkordato tasdik davasında komiserler kuruluna bildirilen alacağının tümünün kabul edilmediğini iddia etmiş, davalı yan ise konkordato davasında kabul edilen borç dışında davacıya başka bir borcun bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda alınan bilirkişi raporu ile davacının konkordato davasında kabul edilen alacak dışında davalıdan başka bir alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığı, kredinin ödenmediği iddiasıyla davacının kredi hesabını kat ettiği, davalının konkordato davasında 815.242,41 TL nakit alacağının kabul edildiği, davalının doğrudan mülkiyeti kendisine ait taşınır ve taşınmaz mal varlığı üzerinde davacı banka lehine tesis edilen bir teminatı bulunmadığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, davacının kesin mühlet karar tarihi itibarıyla genel kredi sözleşmesi kapsamında konkordato davasında kabul edilen alacak dışında davalıdan başka bir kredi alacağı bulunup bulunmadığı, çekişmeli alacak var ise miktarı, geçici mühlet tarihinden sonra davacı alacağına faiz işletilip işletilemeyeceği, davacının alacağının rehin veya ipotek ile teminat altına alınıp alınmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır.
Davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, açılan dava, çekişmeli alacaklar hakkında dava başlıklı İİK'nun 308/b maddesi kapsamında alacağı itiraza uğramış olan davacı alacaklı tarafından açılan dava niteliğindedir. Davacı yan, dava dilekçesinde konkordato davasında kabul edilen alacak dışında başka alacağı bulunduğunu, geçici mühlet tarihinden itibaren alacağa faiz işlemesi gerektiğini ileri sürerek işbu alacak davasını açmıştır.
Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile, geçici mühletin kesin mühletin sonuçlarını doğuracağı, geçici mühlet tarihi itibarıyla davacının konkordato davasında akbul edilen alacak dışında başka bir alacağı bulunmadığı tespit edilmiştir. Alınan rapor ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli niteliktedir.
Öte yandan, tüm dosya kapsamından da anlaşılacağı üzere davalının mülkiyetinde bulunan taşınır ve taşınmaz malları üzerinde davacı banka lehine tesis edilen herhangi bir teminatı bulunmamaktadır.
Kesin mühletin alacaklılar bakımından sonuçları başlıklı İİK'nun 294. maddesi "1-Mühlet içinde borçlu aleyhine 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur, ihtiyatî tedbir ve ihtiyatî haciz kararları uygulanmaz, bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetler işlemez.
2-206 ncı maddenin birinci sırasında yazılı imtiyazlı alacaklar için haciz yoluyla takip yapılabilir. 3-Tasdik edilen konkordato projesi aksine hüküm içermediği takdirde kesin mühlet tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş her türlü alacağa faiz işlemesi durur. 4-Takas bu Kanunun 200 ve 201 inci maddelerine tâbidir.
Bu maddelerin uygulanmasında geçici mühletin ilânı tarihi esas alınır", İİK'nun 288/1. maddesi "Geçici mühlet kesin mühletin sonuçlarını doğurur." hükmünü içermektedir.
Anılan hükümlerden açıkça anlaşılacağı üzere rehinle temin edilmemiş her türlü alacağa geçici mühlet tarihinden itibaren faiz işlemesi duracaktır. Somut olayda, davalının mülkiyeti kendisine ait taşınır ve taşınmaz malı üzerinde davacı lehine tesis edilen bir rehin bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca, mahkemece yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, davacı alacağının rehinle teminat altına alınan alacak kapsamında bulunmadığı, geçici mühlet tarihi itibarıyla davacı bankanın alacağına faiz işlemeyeceği gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddine yönelik kararında bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2022/415, K. 2024/299, 21 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama