KÜNYE
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/43 E., 2023/1803 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 14 Aralık 2023
- Dosya no
- 2022/43
- Karar no
- 2023/1803
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 08/07/2021
- Numarası
- 2020/626 Esas 2021/427 Karar
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Dava
- İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 07/03/2019
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 10/01/2024
Karar Metni
2.216 kelime·11 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalıların icra takibinde 500.000,00 TL alacağa yönelik itirazının iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Dava dilekçesi davalılara usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen davalılar yasal süre içerisinde davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davacı ile dava dışı ......Ltd. Şti. arasında genel kredi sözleşmesi akdedildiği, davalıların sözleşmede müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının bulunduğu, davalıların asıl borçlu şirketin ortağı oldukları, bu suretle kefalet sözleşmesinin TBK.
584. maddesi uyarınca geçerli olduğu gibi, kanuni şekil şartlarına haiz bulunduğu, genel kredi sözleşmesine istinaden davacının dava dışı asıl borçlu şirkete kredi kullandırdığı, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiği, kat ihtarnamesinin dava dışı asıl borçlu şirket ile davalılara ayrı ayrı 02/04/2016 tarihinde tebliğ edildiği, ihtarnamedeki 7 günlük atıfet süresi gözetildiğinde her iki davalının 10/04/2016 tarihinde temerrüte düştüğü, akdedilen sözleşme çerçevesinde davacının BCH kredisi için yıllık %54 temerrüt faizi talep edebileceği, takip tarihinden sonra dava tarihinden önce davacı tarafından yapılan tahsilatlar olduğu,
takip tarihinden sonra yapılan tahsilatlar yönünden davacının dava açmakta hukuki menfaati olmadığı, dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarının tespiti gerektiği, davacının takipten sonra yapmış olduğu tahsilatların tamamını faizden değil asıl alacaktan mahsup ettiği, talep ile bağlı kalınarak yapılan tahsilatların ana paradan düşülmesi gerektiği, bu kabulden hareketle yapılan hesaplamaya istinaden ibraz edilen bilirkişi kök raporuna göre davacının dava tarihi itibariyle davalılardan alacaklı olduğu miktarın tespit edildiği, alacak miktarının kefalet limiti ve teminatı kapsamında kaldığı,
davalıların likit olan alacağa haksız olarak itiraz ettikleri gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalılar arasında tahsilde tekerrüre yol açmamak üzere davalıların icra takip dosyasına yapmış oldukları itirazın iptali ile takibin 70.972,87 TL asıl alacak, 383.065,40 TL işlemiş faiz, 19.153,27 TL BSMV ve asıl alacağa dava tarihi olan 07/03/2019 tarihinden itibaren işleyecek yıllık %54 temerrüt faizi ve faizin %5 BSMV ile takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, İİK.
67. maddesi gereğince 94.638,30 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; işbu davanın 500.000,00 TL tutar üzerinden kısmi olarak açıldığını, bilirkişi raporu ile alacaklarının bu tutara ulaştığının açıkça belgelendirilmesine rağmen davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dosyadaki son rapor olan bilirkişi ek raporunda müvekkilinin davalı kefillerden 499.999,05 TL alacağının olduğunun tespit edildiğini, 95 kuruşluk bir eksiklik sebebiyle davanın kısmen kabulüne karar vermenin ve müvekkili banka aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu,
gerekçeli kararda yapılan tahsilatların anaparadan düşüldüğünün belirtilerek bu kabulden hareketle asıl alacak tutarından yapılan tahsilatlar düşülerek asıl alacak tutarının 70.972,87 TL olarak belirlendiğini, oysa takip talebinde de belirtildiği üzere müvekkilinin tahsilatları dilediği alacaktan düşme hakkının bulunduğunu, söz konusu tutarların faiz alacağından düşülerek alacak tutarının belirlendiğini, bilirkişi ek raporunda da takip talebine konu asıl alacak tutarının talep edilebileceğinin açıkça belirtildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Ankara 3. İcra Müdürlüğünün 2016/8906 sayılı icra takip dosyası sureti, genel kredi sözleşmesi, hesap kat ihtarı, yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 08/03/2021 tarihli kök, 08/06/2021 tarihli ek rapor dosya içerisinde yer almaktadır.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda 21/11/2019 tarih 2019/126 Esas 2019/972 Karar sayılı karar ile HMK'nun 119/1-ğ, 119/2.
Maddeleri uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 01/10/2020 tarih 2020/689 Esas 2020/904 Karar sayılı kararı ile " davacı tarafından dava konusu ilamsız icra takibinde talep olunan toplam 934.266,17 TL alacağın HMK'nın 109/1. maddesine göre kısmi dava olarak açılan eldeki itirazın iptali davasında sadece 500.000,00 TL lik kısmına itirazın iptali talep edilmiştir.
Eldeki itirazın iptali davasında dava konusu ilamsız icra takibinde nakdi ve gayri nakdi kredi alacağı ile birlikte nakdi kredi alacağının ferileri olan işlemiş faiz alacağı ve BSMV talep edilmiş olup davacı tarafça 500.000,00 TL üzerinden harçlandırılarak açılan kısmi dava açılmıştır.
İlk derece mahkemesince HMK'nın 31. maddesinde düzenlenen hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü çerçevesinde davacıya harçlandırılan kısmın takipte talep olunan alacak kalemlerinin hangilerine ilişkin olduğu hususu davacı tarafa açıklattırılması gerekir.
Bu bağlamda davacıya açıklama yapması hususunda süre verirken davada talep olunan kalemler açıklanmadığı takdirde davaya asıl alacak üzerinden mi? yoksa takip talebindeki diğer kalemler de dahil edilerek oranlama yapılarak mı? karar verileceği hususu davacı tarafa usulüne uygun olarak ihtar edililmelidir.
Ayrıca ihtarda yapılan açıklamanın yeterli görülmemesi halinde davanın açıldığı 500.000,00 TL'lik kısmın hangi kaleme ilişkin olduğunun mahkemece takdir edilmek suretiyle yargılamaya devam olunacağının da yer alması zorunludur.
Anılan çerçevede işlem yapılmaksızın ve harcı yatırılan tutar için açılmış bir dava olduğu gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme sonucunda usule aykırı bir şekilde davacı tarafa ihtar çıkarılarak talep sonucunun açık olmadığından bahisle yazılı şekilde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusu kabul edilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Dairemizin anılan kararından sonra mahkemece 24/12/2020 tarihli ara karar ile davacı vekiline 500.000,00 TL dava değerinin ne kadarının asıl alacak ne kadarının temerrüt faizi, ne kadarının BSMV'den kaynaklandığı hususunu açıklaması için iki hafta kesin süre verilmiş, kesin süre içerisinde açıklama yapılmaması halinde 500.000,00 TL'nin tamamının asıl alacağa ilişkin olarak kabul edileceği ihtar edilmiştir.
Davacı vekilince, mahkemece verilen kesin süre içerisinde, 07/01/2021 tarihli dilekçesi ile takibe konu alacağın BCH'dan kaynaklandığı, 07/01/2021 tarihi itibarıyla işleyecek faiz vb. hariç olmak üzere davalı borçlulardan 1.165.478,83 TL alacaklı olduğu, mahkeme ara kararı gereğince işbu davaya konu edilen 500.000,00 TL alacağın 97.781,28 TL'sinin asıl alacak, 383.065,40 TL'sinin temerrüt faizi, 19.153,27 TL'sinin BSMV alacağı olduğunu beyan etmiştir.
Dava konusu Ankara 3. İcra Müdürlüğünün 2016/8906 sayılı icra takip dosyası ile, davacı alacaklı tarafından davalı borçlular aleyhine toplam 934.266,17 TL nakit, 35.197,50 TL gayri nakit olmak üzere toplam 969.463,67 TL alacağın tahsili istemi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçlulara tebliğ tarihinin 23/05/2016 olarak düzeltilmesine, Ankara 3. İcra Hukuk Mahkemesince karar verildiği, davalıların düzeltilen ödeme emri tebliğ tarihine göre 7 günlük hak düşürücü süre içerisinde 24/05/2016 tarihinde borca itiraz ettikleri, işbu itirazın iptali davasının itiraz dilekçesinin alacaklı yana tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 07/03/2019 tarihinde açıldığı dosya içeriği ile sabittir.
Davacı banka ile dava dışı ... ... Ltd. Şti. arasında 15/01/2015 tarihli 2.500.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalıların anılan sözleşmede müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının yer aldığı, davalıların sözleşme tarihinde asıl borçlu şirketin ortağı olmaları nedeniyle TBK'nun 584. maddesi uyarınca eş rızalarının alınmadığı, kefaletin, kefalet tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nun 583 vd. maddelerindeki şekil koşullarına uygun olduğu dosya içeriğiyle sabittir.
Davacı tarafından davalılara gönderilen ve toplam 931.491,57 TL nakdi borcun 7 gün içinde ödenmesi, 22.410,00 TL gayri nakdi alacağın 7 gün içende depo edilmesi ihtarını içerir 31/03/2016 tarihli hesap kat ihtarnamesinin dava dışı asıl borçlu ve davalılara 02/04/2016 tarihinde tebliğ edildiği, 7 günlük atıfet süresinin sonunda dava dışı asıl borçlu ile davalıların 10/04/2016 tarihinde temerrüte düştükleri görülmüştür.
Yargılama aşamasında alınan bankacı bilirkişi kök raporunda, takip tarihinden sonra 15/04/2016-20/06/2018 tarihleri arasında tahsilat yapıldığı, asıl borçlu ve davalı kefillerin 10/04/2016 tarihinde temerrüte düştüğü, davacının takipte talep ettiği %54 temerrüt faizinin makul olduğu, dava tarihi itibarıyla davacının davalılardan 70.972,87 TL asıl alacak, 1.050.505,72 TL işlemiş faiz, 52.525,29 TL BSMV olmak üzere toplam 1.174.003,88 TL alacaklı olduğu, davacının talebi aşılamayacağından talep gözetildiğinde davacının dava tarihi itibarıyla davalılardan 70.972,87 TL asıl alacak, 383.065,40 TL işlemiş faiz, 19.153,27 TL BSMV olmak üzere toplam 473.191,54 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.
Davacı vekilinin itirazı üzerine alınan bilirkişi ek raporunda ise, davacının beyanına istinaden davacının davalılardan dava tarihi itibarıyla 97.781,28 TL asıl alacak, 383.065,40 TL işlemiş faiz, 19.153,27 TL BSMV olmak üzere toplam 499.999,95 TL nakit alacağı bulunduğu, davacı tarafından yapılan tahsilatlar ana paradan düşüldüğü için kök raporda da tahsilatların ana paradan düşüldüğü, ek raporda ise verilen görev doğrultusunda yapılan tahsilatların TBK'nun 100 vd. maddeleri uyarınca faiz ve masraflardan düşülerek hesaplama yapıldığı yönünde kanaat bildirilmiştir.
Davacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağı bulunduğunu, davalıların icra takibine itirazının haksız olduğunu iddia etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda bankacı bilirkişiden alınan kök rapor hükme esas alınarak davacı talebi de gözetilmek suretiyle yukarıda özetlenen kararda belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalıların sözleşmede müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının bulunduğu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davacı bankanın kredi hesabını kat ederek alacağın tahsili için icra takibi başlattığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, dava tarihinden önce, takip tarihinden sonra yapılan ödemelerin ana paradan mı yoksa işlemiş faiz ve masraflardan mı mahsup edileceği, davacı kayıtlarında yapılan tahsilatların ana paradan düşülmüş olmasının bu mahsup noktasında belirleyici olup olmadığı, yapılan tahsilatlar nedeniyle dava tarihi itibarıyla davacının davalılardan alacağı bulunup bulunmadığı, var ise miktarı, davalıların icra takibine itirazlarının haksız olup olmadığı, hususlarından kaynaklanmaktadır.
Davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, davacı yan dava konusu icra takibinde toplam 969.463,67 TL alacağın tahsilini talep etmiş ise de, işbu davada dava dilekçesinde harca esas değeri 500.000,00 TL olarak gösterip, 500.000,00 TL alacağa yönelik itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiş, dava dilekçesinde 500.000,00 TL alacağın ne kadarının asıl alacak, ne kadarının temerrüt faizi, ne kadarının BSMV'den kaynaklandığına ilişkin alacak kalemlerini ise açıklamamıştır.
İlk derece mahkemesince davacı vekiline alacak kalemlerini açıklamak üzere verilen kesin süreye rağmen alacak kalemlerinin açıklanmadığı gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, Dairemizin yukarıda açıklanan kaldırma kararı ile de hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü gereğince davacıya açıklama yapması hususunda süre verilirken davada talep olunan kalemler açıklanmadığı takdirde asıl alacak üzerinden mi yoksa kalemler de dahil edilerek oranlama yapılarak mı karar verileceğinin ihtarının gerektiği,
ihtarda yapılan açıklamanın yeterli görülmemesi halinde davanın açıldığı 500.000,00 TL'lik kısmın hangi kaleme ilişkin olduğunun mahkemece takdir edilmek suretiyle yargılamaya devam olunacağının belirtilmesi gerektiği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Dairemizin kaldırma kararı üzerine mahkemece bu kez, davacı vekiline dava dilekçesindeki 500.000,00 TL'ye ilişkin alacak kalemlerini açıklaması, aksi halde 500.000,00 TL'nin tamamının asıl alacak olarak kabul edileceği ihtar edilmek suretiyle kesin süre verilmiş, verilen kesin süre içerisinde davacı vekili dava konusu 500.000,00 TL alacağa ilişkin alacak kalemlerini ayrı ayrı bildirmiştir.
Yargılama aşamasında alınan bilirkişi kök raporunda, takip tarihinden sonra, dava tarihinden önce yapılan ödemeler davacı banka tarafından kayıtlarında ana paradan düşülmesi nedeniyle yapılan tahsilatlar ana paradan düşülmek suretiyle davacının davalılardan dava tarihi itibarıyla alacaklı olduğu miktar tespit edilmiş, ek raporda ise mahkemece verilen görev kapsamında yapılan ödemeler TBK'nun 100 vd. maddeleri uyarınca faiz ve masraflardan düşülerek dava tarihi itibarıyla davacının davalılardan alacaklı olduğu miktar tespit edilmiştir.
Taraflar arasında dava tarihinden önce, takip tarihinden sonra ödeme yapıldığı ve ödenen miktar hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Burada tartışılması gereken husus, yapılan ödemelerin TBK'nun 100 vd. maddeleri gözetilerek öncelikle faiz ve masraflardan mı yoksa davacının kayıtlarında yaptığı şekilde anaparadan mı mahsup edileceği hususudur.
Alınan bilirkişi raporundan da açıkça anlaşılacağı üzere davacı banka kayıtlarında taraflar arasında ihtilaf konusu olmayan ödemeleri ana paradan mahsup etmiştir. Her ne kadar davacı bankanın yapılan ödemeleri TBK'nun 100 vd. maddeleri uyarınca faiz ve masraflardan mahsup etme hakkı bulunmakta ise de, kendi kayıtlarında mahsup yaparken yasadan kaynaklanan hakkını kullanmayıp, tercihini ödemelerin ana paradan mahsup edilmesi yönünde kullanmıştır. Davacı yanın anılan tercihi davalı lehine olup, gelinen aşamada kendi kayıtlarında ödemeleri ana paradan mahsup eden bankanın açtığı itirazın iptali davasında hesaplamada TBK'nun 100 vd. maddelerinin gözetilmesi gerektiğini ileri sürmesi dinlenemeyecektir.
Öte yandan, takip talebinde toplam 969.463,67 TL alacağın tahsili talep edildiği halde dava dilekçesinde 500.000,00 TL'ye itirazın iptali talep edilmiştir. Yargılama aşamasında davacı vekili mahkemece verilen kesin süre içerisinde alacak kalemlerini tek tek açıklamıştır. Bilirkişi hesaplamaları sırasında davacı vekilince açıklanan bu alacak kalemleri tek tek gözetilerek davacı talebinin aşılamayacağı gerekçesiyle hesaplama yapılması da isabetlidir.
Hal böyle olunca, mahkemece davacı kayıtlarında dava tarihinden önce takip tarihinden sonra yapılan ödemelerin ana paradan mahsup edilmesi nedeniyle yapılan hesaplamada ödemeleri ana paradan mahsup ederek, davacının 500.000,00 TL dava değerine ilişkin açıkladığı alacak kalemleri de taleple bağlı kalınması kuralı çerçevesinde gözetilerek hesaplama yapan bilirkişi kök raporunun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2022/43, K. 2023/1803, 14 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama