İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAKARAR

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2022/571 K.2024/816

Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği…

Esas2022/571Karar2024/816Tarih27 Haziran 2024Okuma11 dk · 2.101 kelime

KÜNYE

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/571 E., 2024/816 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
Karar tarihi
27 Haziran 2024
Esas no
2022/571
Karar no
2024/816
Başkan
—
Üye
—
Üye
—
Katip
—
İncelenen dosyanın mahkemesi
ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
11/01/2022
Numarası
2019/632 Esas 2022/6 Karar
Davacı
—
Vekilleri
—
Davalı
—
Vekili
—
Dava
İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan
Dava tarihi
20/11/2019
Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
16/07/2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.101 kelime·11 dk okuma·5 bölüm

Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zaman aşımı süresinin dolduğunu, icra müdürlüğünün yetkisine itiraz edildiğini, görevli ve yetkili Mahkemenin Akyurt Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, davacının müvekkilinin borcunun hangi sözleşmeden kaynaklandığını açıkça belirtmediğini, davacının kefalet sözleşmelerinin vekaleten tüm taleplerine rağmen bir örneğini vermediğini, banka alacağının ipotek ile teminat altına alınmış olduğunu, teminat altına alınan alacağın tahsili için ipoteğin paraya çevrilmesi gerektiğini, alınan kefaletin yasanın emredici hükümlerine aykırı olmakla yok hükmünde olduğunu,

müvekkilince el yazısı ile hangi miktara kefil olduğunun yazılmadığını, eşinin rızasının bulunmadığını, davacının kötüniyetli olduğunu belirterek davanın reddine, asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davalının sözleşmedeki eş rızasına itiraz ettiği, alınan bilirkişi raporu ile kredi sözleşmesindeki eş muvafakati için atılan imzanın davacının eşine ait olmadığının tespit edildiği, kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı, bir güven kurumu olan ve anonim şirket şeklinde kurulan davacı bankanın basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunduğu, sözleşmenin bankada hazırlanması, imza sahiplerinin kimliklerinin de kontrol edilmesi gerektiği, davacı tarafın davalının beş adet sözleşmede imzası olduğunu beyan etmesine rağmen davalının iki adet sözleşmede imzasına rastlandığı, birinde hiç eş rızası alınmadığı,

diğerindeki imzanın da eşe ait olmadığının anlaşıldığı, banka ağır kusurlu olup, sözleşmenin geçerli olup olmadığını bilebilecek durumda olduğu, davalının eşi tarafından imzalanmayan sözleşmeye dayanarak icra takibi yapılmasında davacının kötüniyetli kabul edileceği gerekçesiyle davanın reddine, davalı lehine 109.111,99 TL üzerinden hesap edilecek %20 kötü niyet tazminatının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafından icra dosyasına açıkça eş rızasında yer alan imza itirazına dair herhangi bir husus ileri sürülmediğini, savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında kalmasına rağmen mahkemece bu iddianın değerlendirmeye alındığını, savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında değerlendirmeye dahi alınmaması gereken dayanaksız iddiaların mahkemece değerlendirmeye alınarak hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davada taraf sıfatı dahi bulunmayan davalının eşine ait imzanın, anılan şahsa ait olmadığı yönündeki iddianın davalı tarafından ileri sürülmesinin mümkün olmadığını,

mahkemece davalının iddialarının hakkın kötüye kullanılması yasağı kapsamında dinlenilebilirliği dahi bulunmadığı hususu göz önüne alınmaksızın hatalı hüküm kurulduğunu, mahkemece TMK'nun 2. maddesi de esas alınarak davalının mesnetsiz iddialarının hakkın kötüye kullanılması kapsamında kalması nedeniyle imza incelemesi yaptırılmaksızın işbu davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken mahkemece verilen hukuka aykırı kararın kaldırılması gerektiğini, müvekkili aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmiş olmasının hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin iyi niyetle kamu alacağı niteliğindeki alacaklarının tahsili için çabaladığını,

bankaca icra takibine girişilmesinden önce gerek kat ihtarnamesi tebliği aşamasında gerekse icra takibine itirazlarının sunulması aşamasında davalı borçlunun eşinin (ve hatta davalı borçlunun dahi) eş rızasına ilişkin herhangi bir imza inkarında bulunmamış olmalarının, söz konusu haksız iddiayı yalnızca (savunmanın genişletilmesi yasağına dahi aykırı şekilde) dava aşamasında ortaya atmış olmalarının müvekkilinin değil davalı tarafın iyi niyetten uzak hareket etmekte olduğunun açık bir göstergesi olduğunu, alınan seçmen listesindeki imza ile mahkeme nezdinde atılan imzalar arasında dahi gözle görülür fark bulunmakta olduğunu, şahsın,

farklı kurumlara vermiş olduğu imzaları arasında dahi tutarsızlıklar bulunduğu gibi önemli ve şüpheli olan bu hususun yargılama sürecinde göz ardı edildiğini, yargılama sürecinde imzaların müvekkilinin de bulunduğu bir duruşma esnasında alınmadığını, müvekkilinin yokluğunda yapılan imza temin sürecine de ayrıca itiraz ettiklerini, imza incelemesine yalnızca davalının eşi ...'nun yalnızca seçmen kütüğündeki imzasının esas alınmış olmasının da kabul edilebilir olmayıp, tek bir imzanın esas alınması ile sağlıklı sonuç alınamayacağını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;

Ankara 9. İcra Müdürlüğünün 2019/8363 sayılı icra takip dosyası, genel kredi sözleşmesi suretleri, hesap kat ihtarı, yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 07/12/2020 tarihli ön, 28/04/2021 tarihli ek rapor, güzel sanatlar fakültesi öğretim üyesi bilirkişiden alınan 19/03/2021 tarihli rapor, adli tıp uzmanı bilirkişiden alınan bila tarihli rapor, mukayeseye esas belge suretleri, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü müzekkere cevabı dosya içerisinde yer almaktadır.

Dava konusu Ankara 9. İcra Müdürlüğünün 2019/8363 sayılı icra takip dosyası ile, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine toplam 155.411,85 TL nakit alacağın tahsili istemi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 28/06/2019 tarihinde tebliğ olduğu, Ankara 13. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/597 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonunda ödeme emri tebliğ tarihinin 11/07/2019 olduğuna karar verildiği,

anılan karar kapsamında davalının 7 günlük hak düşürücü süre içerisinde 12/07/2019 tarihinde yetkili icra müdürlüğünün Akyurt icra müdürlüğü olduğunu da belirterek icra müdürlüğünün yetkisine ve kefaletin hukuka aykırı ve geçersiz olduğunu bildirerek borca itiraz ettiği, işbu itirazın iptali davasının itiraz dilekçesinin alacaklı yana tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 20/11/2019 tarihinde açıldığı dosya içeriği ile sabittir.

Davacı banka ile dava dışı ... Ltd. Şti. arasında 21/02/2018 tarihli 4.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalının anılan sözleşmede müteselsil kefil sıfatıyla imzasının yer aldığı, aynı tarihte eş rızasının alındığı, imzalanan 28/02/2017 tarihli 2.500.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinde davalının müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, eş rızasının alınmadığı, davacı banka ile dava dışı ... Ltd. Şti. arasında akdedilen 29/03/2016 tarihli 750.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi ile davacıyla dava dışı ... Ltd. Şti. arasında akdedilen 03/09/2015 tarihli 300.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinde ise davalının kefaletinin bulunmadığı görülmüştür.

Davacı tarafından davalı ve dava dışı asıl borçlu ve diğer borçlulara gönderilen ve toplam 3.354.222,69 TL nakit borcun 1 gün içinde ödenmesi, 84.800,00 TL gayri nakdi borcun 1 gün içinde depo edilmesi ihtarını içerir 24/09/2018 tarihli hesap kat ihtarnamesi dava dışı asıl borçluya ve davalıya 27/09/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir.

Yargılama aşamasında alınan bankacı bilirkişi ön raporunda eksik belgeler belirtilmiş, alınan ek raporda ise, davalının eşine ait imza eşe ait değilse davalının takip konusu borçtan kefaleten sorumlu olmadığı, eş rızası geçerli ise davacının davalıdan takip tarihi itibarıyla 109.111,99 TL asıl, 46.299,86 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 155.411,85 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.

Davalının eşi ...'nun 16/11/2020 tarihinde mahkeme huzurunda istikdap imza örnekleri alınmış, davalının eşi genel kredi sözleşmesindeki imzasını inkar etmiştir.

Yargılama aşamasında güzel sanatlar fakültesi öğretim üyesinden alınan bilirkişi raporunda, 21/02/2018 tarihli genel kredi sözleşmesindeki ... adına atılı imzanın ... eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir.

İtiraz üzerine adli tıp uzmanı bilirkişiden alınan raporda, genel kredi sözleşmesindeki imzayla ...'nun kullandığı yazı ve imza, dava konusu belgede bulunan yazı ve imza arasında benzerlik bulunmadığı yönünde kanaat bildirilmiştir.

Davacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağı bulunduğunu, davalının icra takibine itirazının haksız olduğunu iddia etmiş, davalı yan kefaletine ilişkin eş rızasının alınmadığı savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine, davalı lehine kötüniyet tazminatına karar verilmiştir.

Uyuşmazlık, davalının genel kredi sözleşmesinde yer alan kefaletinin sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan yasanın öngördüğü şekil koşullarına uygun olup olmadığı, kefaletteki eş rızası imzasının davacının eşinin eli ürünü olup olmadığı, kefalet geçersiz ise davacının davalı aleyhine icra takibi başlatmakta kötüniyetli olup olmadığı, kefalet geçerli ise takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan alacağı bulunup bulunmadığı, var ise miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır.

Davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, yukarıda açıklandığı üzere davacı ile dava dışı ... Ltd. Şti. arasında akdedilen 21/02/2018 ve 28/02/2017 tarihli genel kredi sözleşmelerinde davalı müteselsil kefil sıfatıyla yer almaktadır. Davalının sözleşmelerde yer alan kendi imzasına yönelik bir inkarı bulunmamakta ise de, eş rızasının alınmadığını ileri sürmüştür. Anılan sözleşmelerden 21/02/2018 tarihli sözleşmede davalının kefalete ilişkin eş rızası şeklen bulunmaktaysa da, 28/02/2017 tarihli sözleşmede davalının eş rızası bulunmamaktadır.

Davacı tarafından dosyaya ibraz edilen diğer genel kredi sözleşmelerinde ise, davalı kefil olarak yer almamaktadır.

Davacının kefaletinin bulunduğu 21/02/2018 ve 28/02/2017 tarihli genel kredi sözleşmelerinin imza tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nun 583. maddesi uyarınca kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifade ile yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi kefaletin geçerlilik koşulu olduğu gibi, TBK'nun 584. maddesi uyarınca kural olarak eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabileceği, bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır.

Somut olayda, TBK'nun 584/3. maddesinde düzenlenen istisnai durum gerçekleşmediğinden davalının 21/02/2018 ve 28/02/2017 tarihli genel kredi sözleşmelerindeki kefaletlerinin geçerli olabilmesi ancak sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında eşinin kefalete ilişkin muvafakatinin alınmış olması ile mümkün olacaktır.

Anılan sözleşmelerden 28/02/2017 tarihli sözleşmede davalı kefilin eşinin rızası alınmamış olup, anılan sözleşmedeki davalının kefaleti yasanın aradığı şekil koşuluna aykırı bulunduğundan kefalet geçersizdir.

Davalının kefaletinin bulunduğu 21/02/2018 tarihli sözleşmeye gelindiğinde, anılan sözleşmede davalı kefilin eş rızası şeklen bulunmaktadır. Davalı icra takibine itirazında kefaletin hukuka aykırı ve geçersiz olduğunu ileri sürmüş, yargılama aşamasında da eş rızasının alınmadığını savunmuştur.

Davalının eşinin istikdap imza örnekleri usul ve yasaya uygun şekilde, mahkeme huzurunda 16/11/2020 tarihinde alındığı gibi, mukayeseye esas 11/05/2016 tarihli doğum yardımı belgesi aslı ve 31/03/2019 tarihli seçmen listesi aslı ilgili yerlerden celp edilmiştir.

Yargılama aşamasında güzel sanatlar fakültesi öğretim üyesi ve adli tıp uzmanı bilirkişiden alınan iki ayrı raporda da 21/02/2018 tarihli genel kredi sözleşmesindeki davalının eşi adına atılı imzanın davalının eşi ürünü olmadığı tespit edilmiştir.

Güzel sanatlar fakültesi öğretim üyesi bilirkişiden alınan 19/03/2021 tarihli raporda, davalının eşinin mahkeme huzurunda alınan istikdap imza örneklerinin yanı sıra mukayeseye esas belge olarak incelemeye konu genel kredi sözleşme tarihinden sonraki tarihli olan 31/03/2019 tarihli davalının eşi ...'ya ait imzayı içeren seçmen listesi aslı esas alınmıştır.

Anılan mukayeseye esas belge tarihi 21/02/2018 tarihli incelemeye konu sözleşme tarihinden sonraki tarihi içerdiğinden anılan belgeye dayalı incelemeyi içerir rapor denetime ve hüküm kurmaya elverişli değil ise de, adli tıp uzmanı bilirkişiden alınan raporda incelemeye esas sözleşme tarihinden önceki 11/05/2016 tarihli davalının eşinin imzasını içerir doğum yardımı belge aslı esas alındığından anılan rapor ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli niteliktedir.

Anılan raporda 21/02/2018 tarihli eş rızası imzasının davalının eşinin eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir.

Bu durumda, mahkemece ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli adli tıp uzmanı bilirkişiden alınan raporun hükme esas alınarak 21/02/2018 tarihli genel kredi sözleşmesindeki eş rızasının davalının eşinin eli ürünü olmadığı, 28/02/2017 tarihli genel kredi sözleşmesinde ise davalının eş rızasının alınmadığı, her iki sözleşmedeki davalı kefaletinin TBK'nun 583 vd. maddelerindeki şekil koşullarına aykırı bulunduğu, davalının kefaleti geçerli olmadığından borçtan sorumlu tutulamayacağı gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.

Burada davacı vekilinin istinaf itirazı nedeniyle tartışılması gereken bir diğer husus, davalı hakkında dava konusu icra takibinin davacı tarafından kötüniyetli olarak başlatılıp başlatılmadığı hususudur. Alınan adli tıp uzmanı bilirkişi raporu karşısında dava konusu takibin davacı tarafından davalı aleyhine haksız olarak başlatıldığı anlaşılmıştır. Anılan davalı vekili cevap dilekçesinde asıl alacak miktarı üzerinden kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

Davacı tarafından icra takibine konu edilen genel kredi sözleşmesindeki eş rızası imzasının davalının eşi eli ürünü olmadığı sabittir. Genel kredi sözleşmesinde yer alan kefalet eş rızası imzasının davacı banka huzurunda alınmış olması gerekir. Bir başka anlatımla, davacı banka genel kredi sözleşmesindeki kefalet eş rızası imzasının davalının eşinin eli ürünü olup olmadığını bilebilecek durumdadır.

Hal böyle olunca, mahkemece davalının kötüniyet tazminatı talebi bulunduğu, davacının dava konusu icra takip dayanağı genel kredi sözleşmesindeki kefalet eş rızası imzasının davalının eşine ait olmadığı halde davalı hakkında icra takibine geçmesinin kötüniyetli olduğu, takibin haksız bulunduğu gözetilerek davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi, davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 27/06/2024

Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -

Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2022/571, K. 2024/816, 27 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Dava
  4. Cevap
  5. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. İstinaf Sebepleri
  7. Hukuki Nitelendirme, Delillerin Ve İstinaf Sebeplerinin Değerlendirilmesi
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/571
Karar No
2024/816
Tarih
27 Haziran 2024

İlgili Kararlar

  • Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/572 K.2024/376
  • Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/574 K.2024/433
  • İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/575 K.2024/424
  • Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/575 K.2024/438
  • İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/576 K.2024/583
  • İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/577 K.2024/452

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.