KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi
- Esas No
- 2022/575
- Karar No
- 2024/1324
- Karar tarihi
- 5 Aralık 2024
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 25/11/2021
- Numarası
- —
- Dava
- İtirazın İptali
- Dava tarihi
- 10/08/2018
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 05/12/2024
Karar Metni
1.609 kelime·8 dk okuma·7 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptaline ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın reddine birleşen davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
ASIL DAVADA DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ile müvekkili ... .... ... Şubesi arasında muhtelif tarihli ve bedelli genel kredi sözleşmeleri imzalandığını, diğer borçluların da söz konusu sözleşmeleri müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladıkları, ... ...A.Ş.'nin sözleşmelere istinaden kredi kullandığını, krediden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve kredi borçlarının ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek tüm borçlulara ...
1. Noterliği'nin 24.04.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile borcun ödenmesinin ihtar edildiğini, tebliğe rağmen riskin ödenmemesi üzerine asıl borçlu ve müteselsil kefil olan borçlular aleyhine Ankara 6. İcra Müdürlüğünün 2018/8741 Esas sayılı dosyasında genel haciz yoluyla başlatılan icra takibinin davalıların haksız itirazı nedeniyle durduğunu iddia ederek davalı borçluların Ankara 6. İcra Müdürlüğü'nün 2018/8741 E. sayılı icra takibine yönelik itirazının iptali ile takibin devamına, haksız itiraz nedeniyle %20 icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
ASIL DAVADA CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı banka ile kredi kullanan şirket arasında sonradan akdedilen 13.11.2013 ve 07.08.2017 tarihli genel kredi sözleşmelerinde müvekkilinin imzası ve kefaletinin bulunmadığını, 21.12.2012 tarihinde borçlu şirketteki tüm hisselerini sattığını, şirket ile yaptığı görüşmede 06.07.2012 tarihli sözleşmeden kaynaklı herhangi bir borcun kalmadığının öğrenildiğini, müvekkilinin Beyoğlu 3. Noterliğinden 04.07.2014 tarih ve .... sayılı ihtarname ile kefaletinin sonlandığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
BİRLEŞEN DAVADA DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı bankanın ... şubesi ile davalılardan .... AŞ. arasında muhtelif tarihli ve bedelli genel kredi sözleşmesinin imzalandığını, diğer davalıların sözleşmeleri müşterek ve müteselsil borçlu olarak imzaladığını, borcun ödenmemesi nedeni ile tüm borçlulara ... 1. Noterliğinin 24/04/2018 tarih .... yevmiye nolu ihtarnamesi ile keşide edildiğini, yine borcun ödenmesi üzerine Ankara 6. İcra Müdürlüğünün 2018/8741 sayılı dosyasında başlatılan icra takibinin davalıların haksız itirazı üzerine durduğunu iddia ederek davalıların Ankara 6. İcra Müdürlüğünün 2018/8741 sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına %20 icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; asıl borçlu ...
A.Ş.'nin davacı bankaya borcu kalmadığını bu nedenle kefillerin de davacıya karşı herhangi bir borcu bulunmadığı ve TBK 581 . madde gereğince kefillere karşı icra ve takip başlatılabilmesi için mevcut ve geçerli bir borcun varlığının gerektiğini, asıl borçlu dışındaki müvekkillerinin kredi sözleşmesinin 25 ve 26. sayfalarını kendi el yazıları ile doldurmadıklarını, kefalet tarihinde oynama olduğunu, .. .. .. kefaleti için eşi ...'ın eş muvafakati alınmadığını, kanunun kefalet sözleşmesi için aradığı şartların huzurdaki davaya konu kredi sözleşmesinde mevcut olmadığını,
mevcut ipotek ve rehinler paraya çevrilmeden kefile başvuru yapılmasının TBK 586.
Maddesine aykırı olduğunu, geçerli bir kefalet sözleşmesinin olduğu kabul edilse dahi, takip başlatılabilmesi için borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçlüğü içinde olmasının gerektiğini, alacaklı banka tarafından kullandırılan krediye teminat olarak bir çok ipotek verildiğini, takibin semeresiz kalmadan kefil olan müvekkillerine karşı icra takibi başlatılmayacağını, %35 temerrüt faiz oranı uygulanmasının yasal olmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; asıl davada; davalı ... ...'in takip talebinde ve dava dilekçesinde takip tutarının sadece 400.000,00 TL'lik tazmin edilen 3 adet teminat mektubu bedelinden sorumlu olduğunun diğer davalıların borcun tamamından sorumlu olduğunun belirtildiği, ödenen tüm teminat mektup bedellerinin borçlu firmaya ait vadesiz hesaptan ödendiği, banka kaynağından ödenmediği ve ayrıca bir takip hesabı oluşmadığı, teminat mektubu bedellerinin borçlu firmanın vadesiz hesabından ödenmiş olması,
takibe konu edilen 11.08.2017 tarihli nakdi kredi de davalı ... ......kefaletinin bulunmaması ve 07.08.2017 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırılmış olması nedeniyle davalı ... ....söz konusu mektupların tazmininden kaynaklanan bir kefalet borcunun bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine; birleşen davada davalılar ... ... ... Şirketi ve ... ... ... ... ...
A.Ş.'nin 15.11.2018 tarihli sözleşme ile ... ... ...... ... yönünden, dosya kapsamına uygun bilirkişi raporundaki hesaplamaya göre, davacı bankanın takip tarihi itibari ile taleple bağlı kalınarak, takip miktarı kadar alacağı bulunduğu gerekçeleriyle bu davalılar yönünden açılan davanın kabulü ile, davalıların Ankara 6. İcra Müdürlüğü'nün 2018/8741 Esas sayılı dosyasındaki takibe yönelik itirazın iptali ile takibin aynı koşullarda devamına, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Asıl davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece itiraz sebepleri arasında yer almayan hususlara dayanılarak karar oluşturulmuş olmasının hukuka aykırı olduğunu, asıl dava davalısı ...'ın kefaletinin geçerli olup, kefalet limitinin 15.000.000,00 TL olduğunu, bu nedenle asıl davanın reddinin hatalı olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Asıl ve birleşen dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olarak başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemlerine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi, hesap kat ihtarnamesi, hesap ekstreleri ve sair deliller dosya arasında mevcuttur.
Ankara 6. İcra Müdürlüğü'nün 2018/8741 Esas sayılı dosyasında incelenmesinde; davacı tarafından davalılara karşı 2.700.791,14 TL anapara, 32.131,50 TL faiz olmak üzere toplam 2.732.922,64 TL alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibinin davalı borçlular vekilinin yasal süresi içerisinde borca ve fer'ilerinin itiraz etmesi üzerine durdurulduğu, eldeki itirazın iptali davasının İİK.nun 67.maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür.
24/06/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalı ... ... ... ..... firması ile davacı banka arasında 06.07.2012 tarihinde 15 milyon, 13.11.2013 tarihinde 30 milyon ve 07.08.2017 tarihinde ise 6 milyon TL fimitle Genel Kredi Sözleşmesi imzalanmış davalılardan ... ... sadece 06.07.2012 tarihinde imzalanan sözleşmeyi 15 Milyon TL limitle müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı,
diğer davalıların tüm GKS'leri müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, davalılardan ... ... ... .... borçlu firma ile birleştikleri, unvanlarının ... .. olduğu dolayısıyla dava konusu tüm borçtan aslen sorumlu oldukları, davalı ... ...... borçlu şirketin ortağı olduğu ve dava dosyasına yapmış olduğu kefalet imza ve yazılarıyla ilgili itirazlarından feragat dilekçesi verdiği dolayısıyla tüm borç için müteselsil kefaletinin var olduğu kabul edilerek hesaplama yapıldığı, dava konusu alacağın, ... .... .... ...
A.Ş. firmasına, davalılardan ... ... ve borçlu firma ile birleşen ... ... ... .........kefil oldukları 07.08.2017 tarihli Genel Kredi Sözleşmesine istinaden 11.08.2017 tarihinde kullandırılan ... nolu 2.770.000,00 TL tutarlı 48 ay vadeli taksitli ticari kredinin 6 taksitinin gecikmeli olarak ödendikten sonra diğer taksitlerin ödenmemesi üzerine genel kredi sözleşmesinin 18.2 ve 18.4, maddeleri gereği kalan borçların muaccel hale gelmesinden kaynaklandığı,
genel kredi sözleşmesinin kredinin kefalet karşılığı kullandırılması ve müteselsil kefilin sorumluluğu ile ilgili 15. maddesinde kefillerin sözleşme kapsamında kullandırılan kredilerle ilgili doğmuş tüm borçlardan sorumluluk üstlendiği, davalı ... ... için dava dilekçesinde ve davaya konu takip talebinde sadece nakde dönen 400.000,00 TL'lık teminat mektupları bedellerinden sorumlu olduğunun belirtildiği,
dosyaya sunulan ve davacı bankadan temin edilen belgelerden, takip konusu 3 adet teminat mektubunun davalı ... ..... kefalet imzasının bulunduğu 06.07.2012 tarihli 15.000.000,00 TL'lik genel kredi sözleşmesine istinaden verildiğinin tespit edildiği,
davacı bankanın vermiş olduğu dilekçe ve beyanlarında da teminat mektuplarının 11.08.2017 tarihinde nakde döndüğünü ve muhataba ödendiğini belirttiği, yapılan kontrollerde nakde dönen teminat mektuplarının, 11.08.2017 tarihinde davalı borçlu firmaya U2017081100048 no.lu 2.770.000,00 TL'lik kredi kullandırıldıktan sonra borçlu firmanın serbest kullanımında olan vadesiz hesabından ödendiğinin tespit edildiği, aynı tarihte kullandırılan nakdi kredi sonrası borçlu firmanın davaya konu edilmeyen 9 adet teminat mektubu bedelinin de muhatabına ödendiği, ödenen tüm teminat mektup bedellerinin borçlu firmaya ait vadesiz hesaptan ödendiği,
banka kaynağından ödenmediği ve ayrıca bir takip hesabı oluşmadığı, teminat mektubu bedellerinin borçlu firmanın vadesiz hesabından ödenmiş olması, takibe konu edilen 11.08.2017 tarihli nakdi kredi de davalı ... ..kefaletinin bulunmaması ve 07.08.2017 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırılmış olması nedeniyle, davalı ... .... söz konusu mektupların tazmininden kaynaklanan bir kefalet borcunun bulunmadığının tespit edildiği belirtilerek diğer davalıların takip tarihi itibariyle borç miktarlarının ayrıntılı şekilde hesaplandığı görülmüştür.
Davacı vekilinin istinafı asıl davada davalı ... ... hakkındaki davanın reddine ilişkindir.
Dosya kapsamından, davacı banka ile davalı ... ... ... .... firması ile arasında 06.07.2012 tarihinde 15.000.000,00 TL, 13.11.2013 tarihinde 30.000.000,00 TL ve 07.08.2017 tarihinde ise 6.000.000,00 TL limitle Genel Kredi Sözleşmeleri akdedildiği, asıl dava davalısı ... ...'in sadece 06.07.2012 tarihinde imzalanan sözleşmeyi 15.000.000,00 TL limitle müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, diğer davalıların tüm genel kredi sözleşmelerini müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, kredi borcunun ödenmemesi üzerine bankaca, borçlu firma ve müteselsil kefillere 24.04.2018 tarihinde ihtarname gönderilerek,
hesapların kat edildiğinin bildirildiği ve 3 gün içerisinde borçların ödenmesinin ihtar edildiği, borcun ödenmemesi üzerine,davacı banka tarafından eldeki dava konusu icra takibinin başlatıldığı, davacı yanca takip talebinde ve dava dilekçesinde davalı ... ...'in takip tutarının sadece 400.000,00 TL lık tazmin edilen 3 adet teminat mektubu bedelinden sorumlu olduğu, diğer davalıların borcun tamamından sorumlu olduğunun belirtildiği, bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere ödenen tüm teminat mektup bedellerinin borçlu firmaya ait vadesiz hesaptan ödendiği, banka kaynağından ödenmediği ve ayrıca bir takip hesabı oluşmadığı,
teminat mektubu bedellerinin borçlu firmanın vadesiz hesabından ödenmiş olması, takibe konu edilen 11.08.2017 tarihli nakdi kredi de davalı ... .... kefaletinin bulunmaması ve 07.08.2017 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırılmış olması nedeniyle davalı ... ... söz konusu mektupların tazmininden kaynaklanan bir kefalet borcunun bulunmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince asıl davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden asıl davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2022/575, K. 2024/1324, 5 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama