KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/95 E., 2024/636 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 8 Mayıs 2024
- Dosya no
- 2022/95
- Karar no
- 2024/636
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 02/06/2021
- Numarası
- : 2018/795 Esas 2021/394 Karar
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalılar
- —
- Dava
- İtirazın İptali
- Dava tarihi
- 07/11/2018
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 08/05/2024
Karar Metni
1.898 kelime·9 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptaline ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ... Şubesi ile .... Hizm. Tic. Ltd.
Şti. arasında 29.06.2015 ve 27.11.2015 tarihli kredi sözleşmelerinin akdedildiğini ve işbu sözleşmeye istinaden krediler kullandırıldığını, davalılardan ...’ın ise bu sözleşmeleri müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi şartlarına uyulmaması ve borcun zamanında ödenmemesi nedeniyle borçlulara Beşiktaş 17. Noterliğinin ... yevmiye numaralı 01.07.2016 tarihli ihtarnamesi ile Ankara 17.Noterliğinin 06.09.2017 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini,
ihtarlara rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle alacağın tahsili için Ankara 15. İcra Müdürlüğünün 2017/21302 esas sayılı dosyasına kayden rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, ayrıca müvekkili bankanın alacağının tamamını tahsil edilmemesine binaen davalılar aleyhine tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla Ankara 15. İcra Müdürlüğünün 2017/21303 esas sayılı dosyasına kayden ilamsız icra takibi yapıldığını, ancak ödeme emrim tebellüğ eden davalıların haksız ve yersiz bir biçimde açılan takip talebine itiraz etmesi nedeniyle takibin durduğunu,
davalının itirazının takibi sürüncemede bırakmaya yönelik olduğunu iddia ederek itirazın iptali ile takibin devamına, takip konusu alacağın 436.124,44 TL’si için yıllık % 72 ve 25 411,34 TL’si için yıllık % 39 oranlarında işleyecek faizi ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalılar, usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davaya cevap vermemişlerdir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacı banka ile davalı asıl borçlu şirket arasında 29.06.2015 tarihinde 200.000,00 TL ve 27.1.2015 tarihinde 700.000,00 TL tutarlarında iki adet kredi çerçeve sözleşmesi ile 27.11.2015 tarihli 496.870,00 TL rehin bedelli taşıt rehni sözleşmesi akdedildiği, davalılardan ...'ın usulüne uygun kefaleti çerçevesinde kefalet limitinin 900.000,00 TL olduğu, genel kredi sözleşmeleri uyarınca davalı borçlu şirkete kullandırılan taksitli ticari krediler dolayısıyla davalı ...
Ltd.
Şti.nin asıl borçlu, davalı ...’ın müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığı, genel kredi sözleşmeleri uyarınca kullandırılan taksitli ticari kredilerin taksit ödemelerinin vadelerinde yapılmaması nedeniyle alacağın muaccel hale geldiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 4.2 maddesi uyarınca ve Yargıtay içtihatları dikkate alınarak takibe TCMB'ye bildirilen ve fiilen uygulanan en yüksek cari faiz oranının belirlenmesi gerektiği, buna göre tespit edilen % 48 oranı üzerinden takip tarihine göre yapılan ve mahkememizce itibar olunan bilirkişi hesaplamasına göre;
davalı asıl borçlu ile davalı kefilin davacıya olan borcunun, asıl alacak 364.519,20 TL, işlemiş faiz 7.290,38 TL, BSMV 364,52 TL, masraf 738,83 TL, toplam 372.912,93 TL olduğu, temerrüt faizi oranının % 48 olarak kabulü gerekeceği, alacağın likid olduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile,
Ankara 15. İcra müdürlüğünün 2017/21303 Esas sayılı dosyasında, davalıların 364.519,20 TL asıl alacak, 7.290,38TL işlemiş faiz, 738,83TL BSMV toplamı 372.912,93TL yönünden yaptığı itirazın iptali ile takibin bu değer üzerinden asıl alacağa takip tarihinden itibaren işletilecek %48 faiz oranı uygulanmak suretiyle takip şartlarıyla devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 74.582,58TL alacağın %20'si oranında hesaplanan icra inkar tazminatının davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; karara esas teşkil eden bilirkişi kök raporu ile müvekkili banka kayıtları arasında asıl alacak ve faiz miktarlarının değişiklik göstermesi durumunu kabul etmediklerini, her ne kadar bilirkişi bu durumu en yüksek akdi faiz oranı ve temerrüt faiz oranı açısından hesaplamalarında ...'nın müvekkil bankaya bildirdiği %24- %48 oranlarını baz aldığını bildirmiş olsa da, müvekkili bankanın ...'na bildirdiği azami faiz oranları çerçevesinde yasal dayanağı olan şekliyle hesaplama yaparak borçluya ve kefile ödeme emri gönderdiğini,
bu anlamda bilirkişi kök raporundaki davacı bankaca Merkez Bankası'na bildirilen Temerrüt Faizi Oranının Tespitine Esas Gösterge Faiz Oranına Göre Saptanan %72 Temerrüt Faiz Oranı Üzerinde Alacağın Tespiti kısmındaki yaptığı hesaplamalara katıldıklarını, raporun bu bölümünde yapılan hesaplamanın aynı zamanda bilirkişi raporunu da gerçeği tam anlamıyla yansıtan hüküm kurmaya elverişli bir rapor haline getirdiğini,
kararda hukukilikten uzak bir biçimde bilirkişi kök raporunda "fiilen uygulanan en yüksek faiz oranına göre saptanan %48 temerrüt faizi oranı üzerinden alacağın tespiti" bölümünde belirtilen hesaplamaya göre müvekkili bankanın alacağı olduğu belirtildiğini, ayrıca kararda bilirkişi kök raporunda belirtildiği üzere müvekkil bankanın asıl kredi borçlusu şirketin kullandığı kredi kartı alacağına ilişkin olarak şubeden bir ödeme yapıldığından bahsedilse de, takip tarihi olan 14.11.2017 tarihi itibariyle banka kayıtlarında böyle bir ödeme söz konusu olmadığını, halen de ödeme söz konusu olmadığını,
bu açıdan da kararın bilirkişinin eksik ve yanlış değerlendirmeleri neticesinde müvekkil aleyhine verilmesi nedeniyle kaldırılmasını talep ettiklerini, karara esas teşkil eden bilirkişi kök ve ek raporunu kabul etmediklerini, aleyhe olan hususları kabul etmemek ile birlikte kararın kaldırılarak dosyanın yeni bir bilirkişiye tevdii ile müvekkili bankanın alacağı konusunda hesaplama yapması amacıyla yeniden rapor aldırılması ile birlikte yeni bir karar verilmesi gerektiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Taraflar arasında akdedilen 29/06/2015 ve 27/01/2015 tarihli Kredi Çerçeve Sözleşmeleri, 27/11/2015 tarihli Taşıt Rehni Sözleşmesi, 01/07/2016 tarihli hesap kat ihtarnamesi, hesap ekstreleri, ödeme planları, faiz cetvelleri, 02/01/2021 tarihli kök ve 20/04/2021 tarihli ek bilirkişi raporları vs deliller dosya arasında mevcuttur.
Davacı tarafından Ankara 15. İcra Müdürlüğünün 2017/21302 esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalılara karşı 27/11/2015 ve 29/06/2015 tarihli kredi sözleşmelerine istinaden 14/11/2017 tarihinde 446.124,44 asıl alacak (kredi çerçeve sözleşmesi alacağı), 12.211,48 TL temerrüt faizi, 610,57 TL BSMV, 738,83 TL masraf, 25.411,34 TL asıl alacak (kredi kartından kaynaklanan), 1.651,74 TL temerrüt faizi, 82.056,00 BSMV olmak üzere toplam 476.830,99 TL'lik alacağın 436.124,44 TL'lik kısmına ise %72,
25.411,34 TL'lik kısmına %39 oranında işletilecek faiz ile (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığı, takibin davalıların süresinde itirazları üzerine durduğu, eldeki itirazın iptali davasının İİK.nun 67.maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Dosya kapsamından, davacı ile davalı .... ... Ltd.
Şti arasında akdedilen 29/06/2015 ve 27/01/2015 tarihli kredi çerçeve sözleşmelerinin diğer davalı ... tarafından müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığı, sözleşmeler kapsamında asıl borçlu şirkete 01/12/2015 tarihinde 320.000,00 TL tutarlı, 36 ay vadeli, aylık % 1,26 faizli kredi kullandırıldığı, söz konusu kredinin kat tarihi 30/06/2016 tarihine göre 02/05/2016 ve 01/06/2016 vadeli taksitlerinin ödenmediği; yine banka tarafından .... Turz. ... Ltd.
Şti'ne kullandırılan kredi kartından dolayı 25.411,34 TL borç bulunduğu, 01/07/2016 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamede bu karta ilişkin borç bildirimi yapılmadığı, Ankara 17. Noterliğinin 06/09/2017 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesinde kredi kartından dolayı 25.220,09 TL borcun ödenmesi talebinde bulunulduğu, bilahare söz konusu borcun 31/08/2016 tarihinde 25.220,00 TL'nin şubeden ödendiği, hesap kat ve takip tarihi itibari ile davacının kredi kartından kaynaklanan alacağı bulunmadığı anlaşılmakla bu yöndeki talebin yerinde olmadığı,
genel kredi sözleşmeleri uyarınca kullandırılan taksitli ticari kredilerin taksit ödemelerinin vadelerinde yapılmaması nedeniyle alacağın muaccel hale geldiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 4.2 maddesi uyarınca ve Yargıtay içtihatları dikkate alınarak takibe TCMB'ye bildirilen ve fiilen uygulanan en yüksek cari faiz oranının belirlenmesi gerektiği, buna göre tespit edilen % 48 oranı üzerinden takip tarihine göre yapılan ve mahkememizce itibar olunan bilirkişi hesaplamasına göre;
davalı asıl borçlu ile davalı kefilin davacıya olan borcunun, asıl alacak 364.519,20 TL, işlemiş faiz 7.290,38 TL, BSMV 364,52 TL, masraf 738,83 TL, toplam 372.912,93 TL olduğu, temerrüt faizi oranının % 48 olarak kabulü gerekeceği, alacağın likit olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Bununla birlikte, 6100 sayılı HMK'nun 297/2. maddesi "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." düzenlemesini içermektedir. Hükmün infazda tereddüt oluşturup oluşturmadığının incelenmesi kamu düzeni ile ilgilidir.
Davacı yan dava konusu icra takibinde, ticari kredi ve ticari kredi kartı hesaplarından kaynaklanan asıl alacak, işlemiş temerrüt faizi ile BSMV miktarları, masraf kalemi ve takip tarihinden itibaren asıl alacak kalemleri yönünden talep edilen temerrüt faiz oranları ayrı ayrı gösterilmek suretiyle ve fakat harca esas miktarın belirtilmesi açısından tüm alacak kalemleri toplamı olan 476.830,99 TL yazılarak tahsil talebinde bulunmuş olup, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da kredi kartından kaynaklanan borcun ödenerek sona erdiği belirtilerek taksitli ticari krediden kaynaklanan 364.519,20 TL asıl alacak, 7.290,38 TL işlemiş faiz,
364,52 TL BSMV ve 738,83 TL olmak üzere toplam 372.912,93 TL kredi borcu bulunduğu belirtilmiş, mahkemece hükmün 1 nolu bendinde takibin 364.519,20 TL asıl alacak, 7.290,38 TL işlemiş faiz alacakları ile toplam alacağın 372.912,93 TL olduğu şeklinde bilirkişi raporundaki miktarlar ile aynı şekilde yazılmış, ancak toplam alacak miktarı içinde olduğu gerekçede belirtilen 364,52 TL BSMV miktarı rakamsal olarak hükümde gösterilmeyip 738,83 TL olan masraf miktarının BSMV miktarıymış gibi yazıldığı,
bu haliyle hükmün infazda tereddüt yaratacak nitelikte olduğu anlaşılmakla kamu düzeni gözetilerek hükmün bu yönden kaldırılması gerekmiş, ilk derece mahkemesi kararının kaldırma gerekçesi gözetilerek davacı yararına mahkemece hükmedilen vekalet ücreti yönünden herhangi bir değişiklik yapılmıştır.
Tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2022/95, K. 2024/636, 8 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama