KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 2023/1562 E., 2025/379 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Nisan 2025
- Esas no
- 2023/1562
- Karar no
- 2025/379
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 31/05/2023
- Numarası
- 2022/542 Esas 2023/347 Karar
- Dava
- Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin
- Dava tarihi
- 05/06/2017
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 10/04/2025
Karar Metni
2.148 kelime·11 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasındaki ortaklıktan çıkma veya çıkarılma istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin toplam sermayesinin 4.000.000,00 TL olup, 40.000 paydan oluştuğunu, 30.000 adet paya malik olan dava dışı ...'ın sermayenin %75'ine, 5.000 adet paya malik olan davalı ...'ın sermayenin %12,5'ine, 4.400 adet paya malik olan dava dışı ...'ün sermayenin %11'ine ve 600 adet paya malik olan ...'nın sermayenin %1,5'ine malik olduğunu,
davacı şirket tarafından 31/03/2016 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında şirket sermayesinin %12,5'ine malik olan ...'ın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 640'ıncı maddesinin üçüncü fıkrası hükmü mucibince haklı sebeplerle şirket ortaklığından çıkarılması yönünde toplantıya iştirak eden ortakların oybirliğiyle karar alınmış olduğunu, davalı ...'ın 20/06/2011 tarihli genel kurul kararıyla şirketi tek başına temsile yetkili kılındığını, davalının kendisine verilen bu yetkiye istinaden şirket adına muhtelif bankalarda yüksek meblağlı krediler kullanmış olduğunu,
davacı şirket nezdinde payların çoğunluğuna sahip olan dava dışı ...'ın davalı tarafından alınan bu krediler için kefil olduğunu, davalı tarafından şirket varlığının ve söz konusu kredilerin şirket yararına kullanıldığı hususunda ciddi birtakım kuşkuların hasıl olması üzerine davalının şirketi tek başına temsil yetkisinin 01/09/2015 tarihli genel kurul kararıyla kaldırıldığını, temsil yetkisinin kapsamına giren işler bakımından davalı yanında diğer müdürlerden en az birisinin imzasının gerekli kılındığını,
bu kararın alınmasından kısa bir süre sonra davalının şirket bünyesinde usulsüz işlemlerinin ortaya çıkacağı kaygısıyla müdürlük görevinden istifa ettiğini, istifa ettikten sonra şirkete hesaplarında, ticari defter ve belgelerde yapılan incelemede farklı zamanlarda her biri suç teşkil edecek sayısız suiistimallerinin tespit edildiğini, şirket hesabından kendi hesabına defalarca yüklü miktarlarda havale gerçekleştirdiğini, özel harcamalarını şirket bünyesinden karşıladığını, şirkete herhangi bir fayda sağlamayacak taşınmazları gerçek değerinin üzerinden satın aldığını,
müdürlükten istifa ettikten sonra şirketin ana sözleşmesine ve TTK'nun haksız rekabete ilişkin hükümlerine aykırı olarak, davacı şirket ile aynı faaliyet alanında ... San. Uzay Tek. Hav. Danışmanlık Tic. Ltd.
Şti isimli bir şirket kurmuş olduğunu, kötüniyetli olarak şirketi zarara uğrattığını, suç teşkil eden eylemleri nedeniyle hakkında şikayetlerde bulunulduğunu, söz konusu eylemlerle ilgili davalı hakkında devam eden soruşturma ve kovuşturma dosyalarının bulunduğunu, bunun yanı sıra şirketi uğratmış olduğu zararlara ilişkin olarak dava dışı ... tarafından Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/171 esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine şirket müdürlerinin sorumluluğuna ilişkin tazminat davasının açılmış olduğunu, davacı şirket ile davalı arasındaki ortaklık ilişkisinin sürdürülemez hale geldiğini,
taraflar arasındaki güven ilişkisinin telafi edilemez biçimde zarar gördüğünü belirterek tüm bu açıklamalar karşısında davalının şirket ortaklığından çıkartılmasına, TTK 612/2 maddesi uyarınca çıkartılan ortağın paylarının şirkete devrine karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının davacı şirket ortaklığından çıkarılmasının hukuki dayanaktan ve haklı sebepten yoksun olduğunu, TTK'nun 640'ıncı maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen haklı sebeplerin mevcut olmadığını, davalının bankalardan aldığı yüksek meblağlı kredilerin kullanılmasında şaibe olduğuna dair davacı iddiasının somut dayanağının olmadığını, dava dışı ...'ın davalı tarafından kullanılan kredilere kefil olduğunu, bahse konu ortağın kefil olduğu kredileri denetleme ve kontrol etme yükümlülüğünün olduğunu,
kullanılan kredilere ilişkin hukuki bir mesuliyet söz konusu olsa bile bu mesuliyetin kredilere kefil olan dava dışı ...'a ait olacağı, davalının şirket hesaplarından kendi şahsi hesaplarına para aktardığına dair davacı iddiasının da somut verilere dayanmadığını, bunun aksinin Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/171 esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda ispat edildiğini, aynı iddialarla Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan suç duyurusunda davalı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, kendi ve akrabalarının özel harcamalarını şirket bünyesinden karşıladığı iddiasının maddi dayanaktan yoksun olduğunu,
kıymetinin üzerinde meblağlar ödenerek taşınmaz satın alındığı iddiasıyla ilgili olarak bu hususun Ankara 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/171 esas sayılı dosyasında alacak davasına konu edildiğini, kesinleşmiş bir hüküm bulunmadığını, Polatlı 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/20 esas sayılı dosyasında yargılamanın sürdüğünü ve Ankara C.Başsavcılığının 2017/102142 soruşturma sayılı dosyasında da buna ilişkin soruşturmanın yürütüldüğünü verilen bir ceza kararının ve alacak hükmünün bulunmadığını, davalının şirketi zarar uğrattığına dair hiçbir somut delilin mevcut olmadığını,
Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından alınan bilirkişi raporunda davalının şirketi zarar uğratma kastıyla hareket etmediğinin rapor edildiğini, şirketin diğer ortaklarının söz konusu alım-satım işlemlerinden haberdar olduğunu, dolayısıyla bu yöndeki iddialarının kötü niyetli gerçek dışı iddialar olduğunu, davalının aynı konuda ve bölgede faaliyet gösteren başka bir limited şirket kurmak suretiyle rekabet yasağına aykırı hareket ettiği iddiasının da yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davalının bahse konu şirketi açtığı tarihte davacı şirket nezdinde müdür sıfatıyla görevinin bulunmadığını,
davalının alış fiyatından düşük bedelli mal satmak suretiyle davacı şirketi zarara uğratmış olduğuna dair iddianın doğru olmadığını, Ankara 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/171 esas sayılı dava dosyasına sunulan bilirkişi raporu ile davalının Ticaret Hukuku rekabet ilkelerini ihlal ettiğine dair bir kanaat ileri sürülmediğini, aynı faaliyet içerisinde yer alması ve bu yönde yeni bir şirket kurmasının anayasal çalışma hakkı sınırlarında olduğunun kabulü gerektiğini,
davalının ... şirketini kurmasından sonra davacı şirketi zarara uğratır bir ticari faaliyeti olmadığı gibi haksız rekabet teşkil edecek bir eyleminden ve faaliyetinden de ne dava dilekçesinde ne de başka bir kurumca verilmiş karardan söz edildiğini, asılsız iddialar olduğunu, davalının şirket müdürlüğünden 12/01/2016 tarihinde istifa ettiğini, 20/01/2016 tarihinde kendi adına ... .. Ltd.
Şti.'ni kurduğunu şirket müdürlüğünden istifa ettikten sonra, ortaklığı devam ederken aynı konuda faaliyet gösteren bir şirket kurmasına kanuni bir engelin bulunmadığını, ... firması ile yapılan sözleşme ile şirketin zarara uğratıldığı iddiasına ilişkin olarak isnat edilen bu işlemde hukuka aykırılık ve şirket zararına davalının hiçbir dahlinin mevzu bahis olmadığının, davacının iddiasının aksine şirketi zarara uğratan bir satışın söz konusu olmadığını bilakis alacağın asıl borçlusundan alacağını tahsil yoluna gitmeyerek şirket adına kazanıma engel olan şirket yetkililerinin sorumluluğunun söz konusu olduğunun,
davalı aleyhine verilmiş ve kesinleşmiş bir ceza hükmünün bulunmadığını, TTK 641 ve ...'ın ortaklık sözleşmesi ile hisse karşılığı davalı ödemeyi taahhüt ettiği bedellerin ödenmemesi nedeniyle talep haklarını saklı tuttuklarını belirterek davanın reddine karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacı şirketin ortaklarından ..., davacı şirkette müdürler kurulu başkanı olarak görev yapmakta iken ... Grup Sav. San. Ltd. Şti.'nin de hissedarı ve tek başına imzaya yetkili müdürü olduğu, ... Grup ... Ltd. Şti.'nin davacı şirket ile aynı alanda faaliyet gösteren şirket olup, bu şirkette ...'ın ortak olduğu, ...'ın davacı şirketin ortaklarından bulunduğu, ...'ın davacı şirketin büyük hissedarı iken aynı zaman diliminde aynı iş kolunda faaliyet gösteren ...
Grup Sav. San. Ltd. Şti.'nin de hissedarı olduğu, bu hususlarında da dava tarihinden önceye ilişkin olduğu, ...'ün halihazırda davacı şirket müdürü olduğu, bu durumda davalının rekabet yasağına aykırılık iddiası ile çıkarma haklı sebebine dayalı açılan (diğer haklı sebep iddiaları değerlendirilmiş oluşmadığı,
kanıtlanamadığı anlaşılmakla reddedilmiş ve davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmadığından kaldırma kararı içeriği de gözetilerek kaldırma kararı kapsamı dışında kalmış olup) davada, diğer ortakların aynı iş kolunda başka şirketin ortağı ve yetkilisi olmaları, bu durumda rekabet etmeme hususunun ihlali durumları da gözetildiğinde ve kaldırma kararında şirketin diğer ortaklarının aynı faaliyet alanı içerisinde başka şirketler kurularak rekabet edildiği iddiasının değerlendirilmesi hususu da gözetildiğinde burada sadece müdür olan ortak için değil, diğer ortaklar yönünden de rekabet yasağı hususunun araştırılması gerektiği,
ayrıca ...'ün de müdür olup aynı iş kolundaki başka şirketin ortağı ve yetkilisi olduğu, bu haliyle bu iddiaya dayalı haklı sebep kapsamında haklı sebebe dayalı dava açılmasının eşitlik ilkesine aykırı olduğu, kimsenin kendi kusuruna dayanarak hak elde edemeyeceği anlaşılmakla açılan davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Türk Ticaret Kanunu 636. maddede belirtilen haklı nedenle davalının ortaktan çıkarılması için şartlar mevcut olduğunu, yerel mahkeme davalının şirket yöneticisi olarak şirkete verdiği zararlardan dolayı sorumluluk davası açılabileceğini bunların ortaklıktan çıkartmayı gerektirmediği gibi bir sonuca ulaşmış olup bu sonuç hatalı olduğunu, davacının işlem ve eylemleri tamamen kötü niyetli ve şirket faaliyetlerine sekte vuracak ve ızrar edecek nitelikte olduğunu, davalı, şirketin tek yetkilisi ve aynı zamanda küçük ortağı olduğunu,
yönetici olarak şirket zararına işlemler yaptığı gibi şirkete ait parayı zimmetine geçirmek için değerinin çok üzerinde gayrimenkul almış gibi gösterdiğini, bu hali ile davalı sadece kötü yönetim gösterip şirketi zarara uğratmadığını, kötü niyetli olarak taşınmaz almış gibi gösterdiğini, aldığı malı ucuza satarak şirketi zor durumda bıraktığını, davacının tamamen kötü niyetli olduğunu, davalının şirkete zarar verici işlemler yapması,
şirket parasını kayıt üzerinde yok etmek için işlemler yapması ve bu nedenle hakkında Ağır Ceza’da dava açılmış olması doğrudan şirket faaliyetlerine sekteye uğratıcı ve zarar verici nitelikte davranışlar olduğunu, davalının bu davranışları ile ortaklık ilişkisini çekilmez hale getirdiğini ve şirket menfaatleri doğrultusunda hareket etmek yerine kişisel menfaatlerini ön planda tuttuğunu, yerel mahkemece alınan bilirkişi kurulu raporunda da doğru bir tespitle davalının bu eylemlerinin şirketi zarar uğrattığının belirlendiğini,
yerel mahkemenin bunları haklı sebep olarak görmesi doğru olmadığını ve kararın kaldırılması ile davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, limited şirketler şahısların güven duygusu ile bir araya geldiği, ekonomik çıkar elde etmek için oluşturdukları hukuki bir varlık olduğunu, ortaklığın temelinin güven ilişkisine dayalı olduğunu, çünkü işin mahiyeti gereği tüm ortaklar yönetimde yer almamakta şirketi ya ortaklardan birisi yada birkaç veya dışarıdan atanan müdür idare ettiğini, somut olayda şirketi idare ile yetkili kılınan davalı ortak olduğunu,
diğer hissedarlar kendisine güvenerek işlerin yürütülmesi için payı az da olsa kendisine yetki verdiğini, ancak davalı bu güveni kötüne kullanarak ve hakkında Ağır Ceza Mahkemesinde dava açılacak kadar şirketin zararına kendi menfaatine işlere giriştiğini, bu duruma gelmiş ortakların aynı şirkette birlikte olmaları, güven ilişkisi sıfırlanmış ortakların aynı şirkette ortak olmaları beklenmemesi gerektiğini, böyle bir kabul şirketlerin kuruluş amacına aykırı olduğu gibi ortaklığın devamı halinde daha büyük olayların olmasına yol açacağını, tüm bu açıklamaları ve dosyada mevcut kararlar da göz önüne alınarak,
yerel mahkeme kararı kaldırılmalı ve şirketteki ortaklığın devam etmesi olanaksız hale geldiğinden davalının ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesi gerektiğini, yasa limited şirketlerde ortaklığın (şahısların) önemli olduğunu, ortaklar arasında bir uyum ve güven ilişkisinin olması gerektiği kabulü ile düzenleme yaptığını, şirketin parasını kendi hesabına geçirmeye çalışan bir ortakla ortaklığın devam etmesini istemek yasayı ters yüz ettiğini,
davalının hakkında dava açılacak kadar ortaklıktaki güven ilişkisini ortadan kaldırması sadece sorumluluk davası ile basite indirgenemeyeceğini bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; limited şirket ortaklığından haklı sebeple çıkarılma isteğine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Davalı vekili Av. ... tarafından sunulan 20/03/2025 tarihli dilekçe ile davacı tarafın davadan feragat etmesi halinde feragati kabul ettiklerini, karşı tarafın istememesi halinde yargılama gideri ve vekalet ücreti talepleri olmadığını beyan etmiştir.
Davacı vekili Av.... 20/03/2025 tarihli dilekçesi ile istinaf talebinden feragat ettiğini beyan etmiştir.
Davacı vekili Av. ... 26/03/2025 tarihli beyan dilekçesi ile davadan feragat ettiğini beyan etmiştir. Davacı vekilinin Beykoz 3. Noterliği'nin 11/02/2016 tarih ve 00942 yevmiye numaralı vekaletnamesinde davadan feragat yetkisinin bulunduğu görülmüştür.
Davacı vekili Av.... 10/04/2025 tarihli dilekçesi ile istinaf talebinden feragat ettiğini, diğer davacı vekili Av. ... tarafından ise davadan ve istinaf talebinden feragat ettiğini, davacı vekili olarak kendisinin de davadan ve istinaf talebinden feragat ettiğini beyan etmiştir.
HMK'nun 307 vd. maddeleri uyarınca feragat davaya son veren ve davacının talep sonucundan vazgeçmesine ilişkin taraf işlemi olup karşı yanın ve mahkemenin kabulüne bağlı değildir.
HMK'nun 310/2. maddesi "Feragat veya kabul, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda ek karar verilir.
" hükmünü içermektedir.
Hal böyle olunca, HMK'nun 310/2. maddesi uyarınca hükmün verilmesinden sonra, karar kesinleşinceye kadar davadan feragat halinde, bölge adliye mahkemesince dosya ilk derece mahkemesine gönderilmeden feragat doğrultusunda ek karar verilebilir. Davacı vekillerinin ayrı ayrı feragat talebi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın feragat nedeniyle reddine, davalı vekilinin talebi gözetilerek davalı yararına yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde karar tesis edilmiştir.
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2023/1562, K. 2025/379, 10 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama