KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi
- Esas No
- 2023/245
- Karar No
- 2025/359
- Karar tarihi
- 26 Mart 2025
- Başkan
- —
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 06/10/2022
- Numarası
- .....
- Dava
- Banka Yönetim Kurulu Üyeleri ve Banka Çalışanlarının Sorumluluğuna Dayalı Tazminat Davası
- Dava tarihi
- 02/05/2005
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 26/03/2025
Karar Metni
1.994 kelime·10 dk okuma·7 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat istemine istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
ASIL DAVADA DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıların iştirak ettikleri kararlara istinaden dava dışı ... ........10/06/1997 tarihinde 8.000.000 USD usulsüz kredi tahsis edilerek şirketlere kullandırıldığını, söz konusu kredilerin tahsil kabiliyetinin bulunmadığının tespit edilmesi üzerine 30/04/2001 tarihinden başlamak üzere muhtelif tarihlerde toplam 57.128.615,00 TL'nin "Tasfiye Olunacak Alacaklar Hesabına" aktarıldığını, verilen kredilerin davacı bankanın genel ve iç mevzuatına ve teamüllere aykırı olarak kullandırıldığını, alınan teminatların yetersiz olduğunu,
davalıların özen yükümlülüğüne aykırı davranarak davacı bankayı zarara uğrattıklarını belirterek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, 57.128.615,00 TL alacağın, tahsil kabiliyetinin olmadığının anlaşıldığı 30/04/2001 tarihinden tahsil edileceği tarihe kadar bankanın aynı tür kredilere uyguladığı değişen temerrüt faizi ile birlikte, davalıların kararlara iştirakleri oranında sorumlu tutularak, müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ASIL DAVADA CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının davacı banka genel müdür yardımcısı olduğunu, 22/09/1997 tarihinden itibaren izinli olduğunu, 01/10/1997 tarihinde de görevinden istifa ettiğini, sorumluluğunda bu dönemlerin esas alınması gerektiğini, davanın zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığını, dava konusu kredilerin bankacılık genel mevzuatına, banka iç mevzuatına, bankacılık ilke ve teamüllerine uygun kullandırıldığını, kredi teminatlarının yeterli olduğunu, kredilerin takip ve tahsilatında yönetiminin sorumlu tutulamayacağını,
kaldı ki yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun kusura dayanan bir sorumluluk olduğunu ve davacının bu hususu kanıtlaması gerektiğini, yönetim kurulu kararında öngörülen koşullarla kredi kullandırılmasının genel müdürlük ve şubelerin günlük bankacılık işleri niteliğinde olduğunu belirterek, yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; Nisan 1992-Ekim 1995 döneminde banka yönetim kurulunda görev aldığını, sonrasında istifa ettiğini, sorumluluğunun bu süre ile sınırlı olması gerektiğini, bir kısım yönetim kurulu üyesine davanın yöneltilmediğini, kredi münasebetlerinin devamlılık arz ettiğini, sağlıklı başlayan ilişkinin sonradan sıkıntıya girebileceğini, bahse konu gelişmelerden sorumlu tutulamayacağını, görev süresince istihbarat raporları ve kredi teminatları hususlarına dikkat ettiğini, kaldı ki dönem faaliyetlerinin ilgili makamlarca denetlenerek ibra edildiğini, davanın süresi içerisinde açılmadığını beyan etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davada zamanaşımı süresinin dolduğunu, davalının, davacı bankada Ekim 1994 - Nisan 1995 döneminde görev aldığını, kararların bankacılık mevzuatına ve istihbarat raporlarına uygun olarak alındığını, istihbarat raporlarının olumlu olduğunu, dönem faaliyetlerinin denetlenerek TBMM KİT Komisyonunda ibra edildiğini, kredi verilen şirketle bankanın uzun yıllar ilişkisinin devam ettiğini, davalının bankaya hiçbir zarar vermediğini, davalılar arasında teselsül bulunmadığını, huzurdaki davada davalı ile ilgisi bulunmayan kredi kararlarından da sorumlu tutulmaya çalışıldığını belirterek, açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığını, yönetim kurullarının istihbarat raporlarına uygun kredi kullandırma kararlarını aldıklarını, takibe alınan kredilerin karşılıklarının alındığını, bankanın zararının olmadığını, alınan kararların, teminatlarının alınması, riskli bulunan kredilerin takip süreçlerinin başlatılması hususlarının sorumluluğunun krediyi kullandıran şubelerin yetki, görev ve sorumluluğunda olduğunu, davalının kullandırılan kredilerde sorumluluğunun bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının 02/11/1995 tarihinde yönetim kurulu görevinden ayrıldığını, ancak bu tarihe kadar ki kararlardan sorumlu tutulabileceğini, kaldı ki dönem hesap ve işlemlerinin denetlenerek ibra olunduğunu, verilen kredilerin bir bölümünün geri ödendiğini, ... A.Ş.'ne ise görevden ayrıldıktan sonra da kredi verildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ..., ..., ..., ..., ... Ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu edilen krediler nedeniyle davalıların hiçbir hukuka aykırı işlem ve eylemlerinin olmadığını, davalıların bazı kredi işlemlerinde imzasının ve sorumluluğunu bulunmadığını, davacı bankanın tüm hesaplarının her yıl yetkili denetim kurullarının incelemelerinden geçtiğini, davalıların ibrasına karar verildiğini, davalıların 2001 yılı nisan ayında kendi istekleri ile bankadaki görevlerinden süreleri sona erdiği için ayrılmış olduklarını, bir kısım davalıların ise emekli olduklarını, açılan davanın zamanaşımına uğradığını belirterek, davalıları yönünden davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davacının davalılar hakkındaki sorumluluk iddialarının zamanaşımına uğradığını, davanın esasına girilmeden zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, şahsına karşı husumet yöneltilemeyeceğini, söz konusu kredilerin verildiği dönemde memur statüsünde çalışmakta olduğunu beyan ile davanın reddini talep etmiştir.
Diğer davalılara usulüne uygun olarak tebligat yapılmasına rağmen davaya cevap vermemiştir.
BİRLEŞEN DAVADA DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... .....
Firmalarına usulsüz kredi kullandırmak suretiyle banka zararına sebebiyet veren banka görevlileri hakkında, söz konusu kredilerden kaynaklanan, yeterli teminat alınmaması ve tahsil kabiliyetinin bulunmaması sebebi ile bankanın zarara uğratıldığını, davalıların teminat olarak gösterilen taşınmazların ekspertiz raporunu düzenlediğini, taşınmazların değerinin gerçek değerinin üzerinde tespit edildiğini, bu sebeple bankanın zarara uğratıldığını belirterek,
uğranılan zararın 1.038.682,32 TL'sinin, 30/04/2001 tarihinden tahsil edileceği tarihe kadar bankanın aynı tür kredilere uyguladığı değişen temerrüt faizi ile birlikte, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, davalıların kararlara iştirakleri oranında sorumlu tutularak, müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA CEVAP
Birleşen dosya davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; heyetle birlikte hazırladıkları ekspertiz raporlarının ... ... firmalarına ilişkin olduğunu, ... ve ... firmaları ile ilgisinin bulunmadığını, taşınmazların değerine tesir edebilecek tüm nitelikleri, konumu dikkate alınarak belirlendiğini, bunun kesin bir değerlendirme olmadığını, teftiş kurulunun raporu fahiş bulması halinde bunu başka bir heyete inceletebileceğini, raporda imzası bulunan herkesin sorumlu tutularak davanın tüm imza sahiplerine karşı açılması gerektiğini, ... köyündeki taşınmazın birim rayicinin,
1/5000 planın tadili ile 1/1000 ölçekli imar durumu hazırlanarak belediyesince onaylanması halinde ulaşabileceğinin belirtildiğini, imar durumu kesinleşmeyen, sit alanında yer alan taşınmazın ipotek olarak alınmasının banka kredi mevzuatına aykırı olduğunu, kaldı ki 19/09/1995 tarihinde 695.568,00TL olarak takdir edilen taşınmazın değerinin İcra Müdürlüğünce, 15/10/2001 tarihinde 2.608.380,00TL olarak tespit edildiğini, büyük oranda artış meydana geldiğini, USD bazında değerlendirmenin hatalı sonuç doğuracağını, diğer taşınmazların da rayiç değerlerinde süreç içerisinde artış meydana geldiğini,
ancak yaşanan deprem sonrası bölgenin cazibesini yitirmesi, yaşanan ekonomik kriz sebebiyle artışının sınırlı kaldığını, raporun üzerinden 10 yıl geçtiğini, davanın süresinde açılmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; kullandırılan kredilerle ilgili teminatların alındıkları tarihteki gösterilen değerinin, gerçek değerinden fazla olmadığı, döviz kredisine karşılık TL üzerinden ipotek alınması sebebi ile ekonomik kriz dolayısıyla döviz kurundaki öngörülemeyen artış sebebi ile teminat açığının oluştuğu, kredi tahsis edilen Şirketlerin kredi tahsis tarihinde ekonomik olarak yüksek değerde fabrikalara ve kurumlara sahip olduğu, banka kurma ve dış ticaret izni bulunduğu, kredilerin yönetim kurulunda onaylanması aşamasında iradelerini fesada uğratacak davranış ve menfaat temin edilmesine dair ceza yargılamasında tespit olmadığı,
2001 yılından sonra yaşanan ekonomik kriz, yüksek enflasyon, ve deprem felaketleri gibi ekonomiyi önemli ölçüde etkiliyecek olumsuz olayların yaşandığı, davacı bankanın 04/12/1996 tarihli ve 43 sayılı istisnai kararı uyarınca, banka yönetim kurulunun iç mevzuat hükümlerinden farklı kararlar alabildiği, kullanılan kredilerle ilgili bankanın zarara uğratıldığına dair kasıtlı davranışlarının ispatlanamadığı, yapılan işlemlerin bankaca kaçırılmak istenilmeyen ticari fırsat mahiyetinde bulunduğunu, bilirkişi incelemesinde davalıların dava konusu kullandırılan kredilerden dolayı mali sorumluluğunun tespit edilemediği,
davalılarca yapılan işlemlerde bankacılık mevzuatına ve usule aykırılık yapıldığının ispatlanamadığı anlaşılmakla asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Asıl davada davacı ... ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkeme tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporu denetime elverişli olmayıp, hüküm tesisine de elverişli olmadığını, rapora yapılan itirazlarının karşılanmadığını, ek bilirkişi raporunda da yanlı ve kabul edilemez ifadelere de yer verildiğini, yerel mahkeme ve bilirkişiler tarafından dosya içinde yer alan dilekçeler, kredi kullandırım sürecindeki usulsüzlükler ve belgelerin dikkate dahi alınmadığını, kredilerin usulsüz kullanıldığını, kredi kullandırımı bankacılık genel mevzuatı,
bankanın iç mevzuatı ve bankacılık ilke ve teamüllerine aykırı olduğunu, Bankanın Ticari Krediler Genel Esasları Yönetmeliği ve Ticari Krediler Uygulama Talimatına göre; çek kullanma yasağına girenlere, bankaya veya diğer bankalara veya ilişkide bulunduğu diğer firmalara borçlu bulunanlara, bilanço dönemleri esas alınarak,
iki yıl üst üste zarar eden firmalara, Karşılıklar Kararnamesi hükümleri gereğince temerrüde düşen veya yapılan istihbarat neticesinde kredi değerliliğini yitirdiği saptananlara, yeni kurulmuş, ve asgari bir yıllık bilanço dönemini tamamlamamış firmalara kredi kullandırılamayacağına, banka üst yönetimi tarafından firmalara verilen kredilerde, bankanın mutat uygulamalarının dışında ve genel olarak bankacılık usul ve teamüllerine aykırı biçimde takdir hakkı firmalar lehine, banka aleyhine olacak şekilde kullanıldığını ayrıca, banka ile firmalar arasında yapılan borç ödeme planı ve protokollerinde mevcut risk- teminat dengesi gözetilmediğini
, ilave teminat alınması suretiyle banka alacağının güvencesinin sağlanması gerekirken, bu hususun dikkate alınmadığını, istihbarat raporlarında talep edilen kredilerin kullandırılmaması konusunda kesin ve net bir kanaat bildirilmediği gerekçesinin hukuken kabul edilebilir nitelikte olmadığını, sonuç olarak istihbarat raporlarında ortaya konulan olumsuzluklara rağmen kredi tahsis edilmesi, kredi türlerinde dönüşümler yapılarak risk düzeyini artırıcı ve kredilendirme ilkelerine aykırı işlemler yapılması, kredilere teminat olarak alınan gayrimenkullerin ekspertiz değerlerinin düşük olmasına karşılık ipotek değerlerinin yüksek tutulması,
böylece risk/teminat dengesinin sağlanmaması, diğer teminatların yeterli alınmaması, daha önce kullandırılan kredilerin vadesinde tahsil edilmemesine rağmen, firmanın yeni kredilerle finanse edilmesi suretiyle Karşılıklar Kararnamesi ve 1683 sayılı Genelge hükümlerine aykırı hareket edildiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
Asıl davada ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkeme tarafından asıl davanın reddine kendisini vekille temsil ettiren davalılar yararına 571.509.150 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılara ödenmesine karar verildiğini, dava dilekçesinden ve gerekçeli karardan da açıkça anlaşılacağı üzere dava değerinin 57.128.165,00 TL olduğunu,
yerel mahkeme tarafından karar tarihi olan 06/10/2022 tarihinde yürürlükte bulunan asgari ücret tarifesine göre kademeli vekalet ücreti hesaplanması gerekirken doğrudan dava değerinin %1'i alınmak suretiyle vekalet ücreti hesaplanması hatalı olduğunu, 03/09/2022 tarihinde yayımlanan ve yayımı tarihinde yürürlüğe giren 31942 sayılı ücret tarifesine göre 809.286,15 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken 571.509.150 TL vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olduğunu, bu nedenle vekalet ücreti yönünden kararın kaldırılmasına ve kendini vekille temsil ettiren davalılar lehine 809.286,15 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini,
yerel mahkeme tarafından hükmedilen vekalet ücreti yönünden istinaf başvurularının kabulü ile vekalet ücreti yönünden kararın kaldırılmasına ve davalılar lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık ücret tarifesi esas alınarak vekalet ücretinin kademeli olarak hesaplanmasına, davacının haksız ve kötü niyetli istinaf başvurusunun esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; usulsüz kredi kullandırılmak suretiyle banka zararına sebebiyet verdiklerinden bahisle banka yönetici ve çalışanlarına yönelik sorumluluk davasıdır.
Davanın, 21/07/20023 tarihinde Ankara 26. Asliye Hukuk Mahkemesinde açıldığı, mahkemenin 2003/684 E. sayılı sırasına kaydının yapıldığı, Ankara 26. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 28/04/2004 tarih, 2003/684 E, 2004/170 K sayılı dosyanın talep halinde görevli Ankara Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği,
Davacı vekilinin 29/04/2004 tarihli talep dilekçesi uyarınca dosyanın Ankara Ticaret Mahkemesi tevzi bürosuna gönderilerek Ankara 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2004/290 E sayılı sırasına kaydedildiği, Ankara 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/09/2004 tarih, 2004/290 E, 2004/438 K sayılı ilamı ile dosyanın görevli Ankara 1 veya 2 Ticaret Mahkemesine gönderilmek üzere tevzii bürosuna tevdiine karar verildiği,
Dosyanın 08/03/2005 tarihinde Ankara 2. Ticaret Mahkemesinin 2005/92 E sayılı sırasına kaydının yapıldığı, Ankara 2. Ticaret Mahkemesi'nin 09/03/2005 tarih, 2005/92 E, 2005/95 K sayılı ilamı ile dosyanın görevli ve yetkili Ankara 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verildiği, ilgili kararın davacı tarafça temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 15/05/2006 tarih, 2005/5624 E, 200675718 K sayılı ilamı ile, Ankara 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin görevsizlik kararı yerinde olmayıp, Ankara 2. Ticaret Mahkemesince görevsizlik kararı verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından,
kararın düzeltilerek onanmasına karar verildiği ve iş bu karar üzerine dosyanın Ankara 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yukarıda belirtilen esasına kaydının yapıldığı ve mahkemece yukarıda ayrıntısı ile yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece her ne kadar karar Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçtiği tarihten sonra hüküm tesis edilmiş ise de, Ankara 2. Ticaret Mahkemesi'nin 09/03/2005 tarih, 2005/92 E, 2005/95 K sayılı görevsizlik kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 15/05/2006 tarih, 2005/5624 E, 200675718 K sayılı ilamına konu edinilmiş olup ve onama kararı verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi ile Yargıtay arasında görev uyuşmazlığı çıkamayacağına göre ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin Hukuk Genel Kurulu kararından sonra önceki içtihatından dönüp dönmeyeceğinin takdiri anılan Daireye ait olmakla, temyiz incelemesi yapılması için dosyanın Yargıtay'a gönderilmek üzere geri çevrilmesine karar verilmiştir.
Tüm bu nedenlerle, temyiz incelemesi yapılması için Yargıtay'a gönderilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri çevrilmesine karar verilmiştir.
Başkan Üye Üye Zabıt Katibi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2023/245, K. 2025/359, 26 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama