KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2024/106 E., 2024/322 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi Davacı Vekili Davalı
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 28 Şubat 2024
- Dosya no
- 2024/106
- Karar no
- 2024/322
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 22/11/2023
- Numarası
- 2023/629 Esas 2023/876 Karar
- Dava
- Şirketin İhyası
- Dava tarihi
- 07/09/2023
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 28/02/2024
Karar Metni
2.301 kelime·12 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasındaki şirketin ihyasına ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının sicilden terkin edilen şirketin tek yetkilisi ve tasfiye memuru olduğunu, şirketin tasfiye ve sicilden terkininden sonra şirket müşterisi firma tarafından ...
IBAN numaralı şirket hesabına 235.833,33 TL ödeme yapılmış olduğunu, ancak söz konusu ödemenin şirketin tasfiye edilmesinden sonra yapıldığı için banka tarafından, şirket yetkilisi ve tasfiye memuru müvekkiline söz konusu ödemenin yapılabilmesi için şirketin ihyası ve ek tasfiyesi gerekmekte olduğunu bildirdiğini, sicilden terkin edilen şirketin adresinin Ankara olduğunu, ... Şirketi isimli şirket ...
Ticaret sicil numarası ile Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü’ne kayıtlı olup şirketin adresi ...’da adresinde olduğunu, tüzel kişiliğin sona erdirilmesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanması gerektiğini, eğer tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile,
tüzel kişiliğin sona erdiğinin kabulü olanaksız olduğunu, TTK' nun 547 maddesi’nin 1.fıkrasında “tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. ” denilmek suretiyle son tasfiye memurlarının şirketin ihyasını talep edebileceğinin düzenlendiğini iddia ederek sicilden kaydı silinen şirketin ihyasına karar verilmesini istemiştir.
CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde özetle.
Ankara Ticaret Sicil Memurluğunun ... sicil numarasında kayıtlı ...Şirketi'nin 23/03/2020 tarihinde kurulduğunu, 10/01/2023 tarihinde tasfiyeye girme kararı alındığını, tasfiye memuru olarak davacının kendisinin seçildiğini, bu kararın ticaret sicil gazetesinde tescil ve ilan edildiğini, tasfiyeye girildiğine dair alacaklılara yapılan çağrının üç kez ticaret sicil gazetesinde yayınlandığını, tasfiyenin sonlandırıldığına dair genel kurul kararının tesçilinin 23/05/2023 tarihinde yapıldığını, şirketin sicilden kaydının silinmesine yönelik ilanın ise 23/05/2023 tarihli ticaret sicil gazetesinde ilan edildiğini,
hukuka uygun şekilde tasfiyenin kapatıldığını, davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini belirterek ek tasfiyeye karar verilmesi halinde TTK'nun 547.maddesi uyarınca tasfiye memuru atanmasına, müdürlüğün yasal hasım olması nedeniyle aleyhe vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacının sicilden kaydı silinen şirketin ...
Bankası'ndaki hesabına şirket müşterisi firma tarafından ödeme yapıldığı, bu paranın pay sahiplerine ödenebilmesi için ek tasfiyenin zorunlu olduğundan sicilden kaydı silinen şirketin TTK'nun 547.maddesi gereğince ihyası gerektiği ve ihya edilen şirkete tasfiye memuru atanması zorunlu olduğu, davalı davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağı gerekçeleriyle davanın kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Memurluğu'nun 444650 sicil numarasında kayıtlı iken tasfiye sonucu sicilden kaydı silinen "...
Şirketi"nin TTK'nın 547.maddesi gereğince ihyasına, Ticaret sicil gazetesinde bu hususun ilanına, ticaret siciline ihyanın tesciline, tasfiye memuru olarak davacı ...'un atanmasına, ücret takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı istinaf dilekçesinde özetle; davanın açılmasına sebebiyet vermediklerinden yasal hasım durumunda olduklarından aleyhe vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; tasfiye sonrası sicilden kaydı silinen şirketin ihyasına yöneliktir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü yazı cevabı, ... Bankasının cevabi yazıları vs deliller dosya içerisinde yer almaktadır.
İhyası talep edilen ... Şirketi'nin genel kurul kararıyla tasfiyeye girmesine ve tasfiye memurluğuna davacı ...'un atanmasına karar verildiği, alınan tasfiye kararının 23/05/2023 tarihinde tescil edildiği, tasfiye kararına ilişkin ilanların Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yapıldığı, şirketin tasfiye kapanışına ilişkin 23/05/2023 tarihli genel kurul kararı üzerine aynı tarihte ticaret sicilinden terkin edildiği dosya içeriğiyle sabittir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 13.12.2023 tarih 2023/11-340 Esas ve 2023/1236 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere;
"6102 sayılı Kanun'un 588 inci maddesi gereğince limited şirket ticaret siciline tescille tüzel kişilik kazanır. Bu bağlamda tescil kurucu nitelikte olup sicil kaydının varlığı, tüzel kişilik ve ticaret şirketi statüsü için zorunludur. Ticaret siciline kayıt tüzel kişilik kazanılması için kurucu nitelikte olmakla beraber bu kaydın yapılmaması sadece üçüncü kişilere karşı tüzel kişiliğin, dolayısıyla ticaret şirketi statüsünün kazanılıp kazanılmadığı konusunda önem taşır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 620/2 maddesi gereğince bir şirket, ticaret kanununda tarif edilen şirketlerin mümeyyiz vasıflarını haiz değil ise adi şirket sayılır.
Ticaret siciline kayıtla birlikte tüzel kişilik kazanıldıktan sonra şirket mal varlığının sahibi şirket tüzel kişiliği olur; ancak ticaret sicilinden kaydının silinmesi, mal varlığının kendiliğinden ortaklara geçmesi sonucunu doğurmaz. Başka bir deyişle tüzel kişiliğin sona ermesiyle mal varlığının doğrudan ortaklara aktarılmasını sağlayan bir mirasçılık düzeni bulunmamaktadır.
Ortaklar, ancak tasfiye sonucunda kalan şirket mal varlığının dağıtımı veya devri ile mal varlığı üzerinde mülkiyet hakkını kazanabilir. Dolayısıyla ticaret sicilinden şirketin kaydının silinmesi ile ortaklar, adi şirket olarak şirketinin devamı şeklinde hukuki ilişkiler sürdüremez, bir davada davacı ve davalı olamaz ve doğrudan faaliyette bulunamaz.
Bu nedenle tüzel kişilik ve şirket ortadan kaldırılmadan önce şirket mal varlığının dağıtıldığı ve hukuki ilişkilerinin sonlandırıldığı tasfiye işlemlerinin yapılması gerekir.
Bir ticaret şirketi infisah veya fesih hâlinde sona erer. İnfisah, kanunda veya esas sözleşmede öngörülen sebeplerden birinin gerçekleşmesi ile ayrıca bir karar alınmasına veya ihbarda bulunulmasına gerek olmaksızın şirketin kendiliğinden sona ermesini ifade ederken; fesih ise kanun veya esas sözleşmede yer alan sebeplerden birine dayanarak bu yetkiye sahip olanlar tarafından şirketin karar şeklinde somutlaşan irade ile sona erdirilmesidir. 6102 sayılı Kanun'un 643 üncü maddesi gereğince sona eren limited şirketin tasfiye usulü ile tasfiyede şirket organlarının yetkileri hakkında anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanır.
6102 sayılı Kanun'un 533 üncü maddesi gereğince sona eren anonim şirket, tasfiye hâline gelir; tasfiye hâlindeki şirket pay sahipleriyle olan ilişkileri de dâhil, tasfiye sonuna kadar tüzel kişiliğini korur ve ticaret unvanını “tasfiye hâlinde” ibaresi eklenmiş olarak kullanır. Tasfiye ise anonim şirketin malvarlığının nakde dönüştürülmesi, alacakların tahsil edilip borçların ödenmesi ve varsa kalanın kural olarak ortaklara dağıtılmasını ifade eder.
Bu işlemlerin kesin olarak sonuçlandırılmasıyla tasfiye tamamlanır. Tasfiye işlerinin tamamlanması için zorunlu olduğundan, sona eren şirketin tüzel kişiliği ve hak ehliyeti tasfiye sürecinde de devam eder. Ancak tasfiye işlerinin tamamlanması, ticaret siciline kayıtla tüzel kişilik kazanan anonim/limited şirketin ortadan kalkması için gerekli olsa da yeterli değildir.
Başka bir deyişle anonim şirketin tüzel kişiliğinin sona ermesi için 6102 sayılı Kanun'un 545/1 maddesi gereğince tasfiyenin tamamlanmasından sonra tasfiye memurları, şeklen var olan durumun ortadan kalkması amacıyla ticaret unvanının ticaret sicilinden silinmesini talep etmesi ve bu istemin kabul edilerek silinmenin tescil edilmesi gerekmektedir.
Tasfiye tamamlanmasına rağmen tasfiye memurları bu yükümlülüklerini yerine getirmezse, müdürler, ortaklar ya da üçüncü kişiler ticaret sicil müdürüne başvurarak 6102 sayılı Kanun'un 33/1 maddesi gereğince tescile davet yetkisini kullanmasını ve bu yolla şirketin ticaret sicilinden silinmesini isteyebilir.
Ticaret unvanının ticaret sicilinden silinmesiyle birlikte anonim şirketin tüzel kişiliği ortadan kalkar, şirket hukuki varlığını ve hak ehliyetini kaybeder (Ünal Tekinalp: Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, 4. Baskı, İstanbul, 2015, s. 192).
Görüldüğü üzere bir anonim şirketin sona ermesiyle hukuki varlığının tamamen ortadan kalkmasını ifade eden tüzel kişiliğinin sona ermesi birbirinden tamamen farklı durumlardır. Sona ererek tasfiye hâline gelen ve tasfiye işlemleri eksiksiz bir şekilde tamamlanan şirketin tüzel kişiliğinin sona erebilmesi için ayrıca ticaret sicilinden de silinmesi gerekmektedir.
Başka bir deyişle anonim şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinden bahsedebilmemiz için hem tasfiye işlemlerinin eksiksiz olarak tamamlanması hem de hukuk güvenliğinin sağlanması açısından ticaret sicilinden silinmesi ve bu iki durumun birlikte gerçekleşmesi gerekir.
Dolayısıyla mal varlığı olmayan veya tasfiyesi eksiksiz tamamlanan bir anonim şirket ticaret sicilinden terkin edilmemişse tüzel kişi olarak varlığını devam ettirir (Asuman Yılmaz: Türk Ticaret Kanununa Göre Anonim ve Limited Şirketlerde Ek Tasfiye, BATİDER, 2016, C. XXXII, S. 2, s. 154).
Bu itibarla anonim şirkete ait alacağın veya borcun varlığı ya da mal varlığı ile ilgili olmasa da taraf sıfatını gerektiren devam eden hukuki ilişkilerinin söz konusu olduğu hâllerde ticaret sicilinden silinme şirketin gerçekten ve kesin olarak ortadan kalkmış olması sonucunu doğurmaz; bu hukuki ilişkilerin sonlandırılabilmesi için şirketin tüzel kişiliğinin devamının sağlanması gerekir.
6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu döneminde ticaret sicilinden terkin edilen bir şirketin, daha sonra tasfiyesinin eksik yapıldığının anlaşılması ya da taraf sıfatını gerektiren devam eden hukuki ilişkilerinin söz konusu olması hâlinde, bu şirketin ek tasfiyesinin mümkün olduğu ve ek tasfiyeye karar verilerek geçici olarak tescil edilebileceği öğreti ve uygulamada kabul edilmekteydi.
6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesiyle “ek tasfiye” özellikle düzenlenmiş; anonim şirketin tasfiye işlemleri tamamlanıp ticaret sicilinden terkin edilmesinden sonra tasfiyenin eksiksiz bir şekilde gerçekleştirilmediğinin ve dolayısıyla ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğunun anlaşılması hâlinde son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklıların şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilecekleri;
mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar vereceği ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettireceği belirtilmiştir.
Görüldüğü üzere 6102 sayılı Kanun'un 547 inci maddesi ile ek tasfiye işlemleri tamamlanıncaya kadar, ticaret sicilinden silinmiş olan şirketin mahkeme kararı ile sicile yeniden tescil ettirilmesi açıkça öngörülmüştür. Dolayısıyla 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi, bir anonim şirketin tüzel kişiliğinin sona ermesi için hem tasfiye işlemlerinin eksiksiz olarak tamamlanmasının hem de ticaret sicilinden silinmesinin birlikte gerçekleşmesi gerektiğini göstermektedir.
Yukarıda da bahsedildiği üzere ek tasfiye, şirketin tasfiyesinin tamamlanıp kapanarak şirketin ticaret sicilinden terkini sonrası başkaca tasfiye tedbirlerinin alınmasının zorunlu olduğunun anlaşılması hâlinde başvurulabilecek bir tedbirdir (Hasan Pulaşlı: Şirketler Hukuku Şerhi, Cilt II, Ankara 2011, s. 1814). Şirket ticaret sicilinden terkin edildikten sonra tasfiye işlemlerinin eksik yahut kanuna aykırı yapıldığının anlaşılması, şirkete ait tasfiye aşamasında değerlendirilmemiş mal varlığı değerlerinin bulunması, organlara karşı sorumluluk davası açılması, şirkete karşı açılmış dava veya icra takibinin bulunması gibi şirketin hukuken temsilinin gerektiği durumlarda ek tasfiyeye gidilebilmesi mümkündür.
Öte yandan ek tasfiye nedenleri Kanun’da da sınırlı sayıda belirlenmediğinden yukarıda belirtilenler yanında somut hakka dayanan tüm talepler, şirketin ek tasfiye sürecine girmesi bakımından geçerlidir. Bu kapsamda herhangi bir ticaret şirketinin davada taraf olabilmesi, taraf ve dava ehliyetinin varlığına bağlı olduğundan bir şekilde sicilden terkin edilmiş bir şirket ile ilgili veya onun aleyhinde bu gibi ihtiyacın doğması hâlinde şirket hakkında 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi çerçevesinde ek tasfiye prosedürünün tamamlanması gerekir. Bu tür bir ihtiyaçla ek tasfiye aşamasına döndürülen şirketin ek tasfiyesi, açılan dava ile ortaya çıkan hukuki ihtilafın giderilmesi amacıyla sınırlı olacaktır.
Herhangi bir nedene dayalı olarak şirketin ihyasına veya ek tasfiyesine ilişkin açılan davada mahkemece, şartların oluşması hâlinde dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi gereğince ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince, taraflarca talep edilmese dahi, tasfiye memuru atanarak tescil ve ilanına karar verilmelidir. Ayrıca ek tasfiye kararının davaya konu dosya ile sınırlı olarak verilmesi gerekir.
Zira ek tasfiye, niteliği itibariyle geçici bir önlem olup yapılması ihmâl edilen tasfiye işlemlerinin tamamlanmasına kadar devam edecektir (Tekinalp, s. 207). Dolayısıyla ek tasfiye geçici bir önlem olduğundan ve herhâlde bu şirketin ticaret sicilinden terkin edilmesi gerektiğinden dosya kapsamındaki tasfiye işleminin tamamlanmasının ardından tasfiye memuru tarafından şirketin ticaret sicilinden terkin edilmesi için gerekli işlemler yapılacaktır."
Somut olayda, dava dışı şirketin 13/06/2018 tarihli genel kurulunda tasfiye kararı alındığı, tasfiye memuru olarak davacı ...'un seçildiği ve şirketin tasfiyeye girdiğine dair alacaklılara gerekli ilanların yapıldığı ve 23/05/2023 tarihinde şirketin tasfiyesinin sonlandığına dair alınan genel kurul kararının tescilinin 23/05/2023 tarihinde yapılarak şirketin ticaret sicilinden terkin edildiği, terkin tarihinden sonra ihyası istenen şirketin ...
Bankasında bulunan hesabına 235.833,33 TL ödeme geldiğini, bu paranın alacaklılara veya pay sahiplerine ödenebilmesi için ek tasfiyenin gerekli olduğu, bu nedenle davacı tarafın şirketin ihyasını istemekte hukuki yararı bulunduğu anlaşılmakla ve yukarıdaki açıklamalar ışığında dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi gereğince dosya kapsamı ile sınırlı olmak üzere ek tasfiyesine karar verilmesi ve tasfiye işlemlerinin yapılması için bir tasfiye memuru atanması gerekirken ilk derece mahkemesince terkin işleminin iptali niteliğindeki şirketin ihyasına karar verilmesi doğru olmadığından Dairemizce bu yönden kararın kaldırılması
gerekmiştir.
Öte yandan, eldeki davada davacının tasfiye memuru olduğu ve tasfiyeyi kapattığı, davalı ticaret sicil müdürlüğü ise yasal hasım olduğundan ilk derece mahkemesince davalı ticaret sicil müdürlüğünün yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulması usul ve yasaya aykırı olduğundan davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmüştür. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2024/106, K. 2024/322, 28 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama