KÜNYE
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2024/33 E., 2024/1034 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi Temlik Eden Davacı Vekili
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 8 Ekim 2024
- Esas no
- 2024/33
- Karar no
- 2024/1034
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 22/09/2021
- Numarası
- 2019/74 Esas 2021/578 Karar
- Temlik alan davacı
- —
- Dava
- İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 20/02/2019
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 04/11/2024
Karar Metni
2.098 kelime·10 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizce davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalılar vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulması sonucunda Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin bozma ilamı ekinde Dairemize gönderilen dosyada açılan duruşmada gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinde diğer davalıların müteselsil kefil olduğunu, kredi borcunun ödenmediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalıların icra takibine itirazlarının iptaline, %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; genel kredi sözleşmesinin genel işlem koşullarına aykırı olduğunu, kredi hesabının haksız olarak kat edildiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamına, sözleşme hükümlerine uygun olduğu, genel kredi sözleşmesinde kefillerin depo talebinden sorumlu olduklarına ilişkin açık bir hüküm bulunmadığı, davacının kefillere yönelik depo talebinin yerinde olmadığı, davalı şirket yönünden ipotek limitinin borç miktarından düşüldüğü, 79.440,00 TL bedelli teminat mektubunun 25/11/2019 tarihinde, 196.000,00 TL bedelli teminat mektubunun 05/12/2019 tarihinde tazmin edildiği,
bu tutarların tazmin tarihinden itibaren yıllık %64 faiziyle birlikte davalı asıl borçludan tahsili gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı şirket yönünden itirazının ipotek teminatı kapsamı dışında kalan 105.394,75 TL asıl alacak üzerinden iptaline, takip tarihinden itibaren asıl alacağın 96.802,25 TL'sine yıllık %64 temerrüt faizi ve faize %5 BSMV uygulanmasına, asıl alacağın 8.752,54 TL'sine %33'ü geçmemek kaydıyla 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları kanununun 26/3. maddesi uyarınca TCMB tarafından belirlenecek gecikme faiz oranı ve faize %5 BSMV uygulanmasına,
tazmin olan teminat mektupları ile ilgili olarak 275.440,00 TL'nin davalıdan tahsiline, alacağın 196.000,00 TL'sine 05/12/2019 tarihinden itibaren, 79.440,00 TL'sine 25/11/2019 tarihinden itibaren %64 faiz ve faize %5 BSMV uygulanmasına,
fazlaya ilişkin istemin reddine, meri 7 adet çek yaprağından kaynaklı yasal sorumluluk tutarı olan 11.200,00 TL'nin davacı banka nezdinde açılacak faiz getirmeyen hesapta deposunu teminen davalıdan tahsiline, davalılar ... ve ... yönünden tahsilde tekerrür olmamak üzere davalıların itirazının 387.111,23 TL asıl alacak, 14.249,93 TL işlemiş faiz, 712,50 TL BSMV ve 3.481,13 TL noter ihtarname masrafı olmak üzere toplam 405.554,80 TL üzerinden iptaline, takip tarihinden itibaren asıl alacağın 355.012,19 TL'sine yıllık %64 temerrüt faizi ve faize %5 BSMV, 32.099,04 TL'sine yıllık %33'ü geçmemek kaydıyla,
5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi kartları kanununun 26/3 maddesi uyarınca TCMB tarafından belirlenecek gecikme faiz oranı ve faize %5 BSMV uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı kefiller hakkındaki depo ve tazmin talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirket yönünden 9.739,19 TL, diğer davalılar yönünden ise 9.579,14 TL yönünden davanın reddedildiğini, reddedilen kısım gözetilerek davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının davalılar lehine hükmedilen 29.461,20 TL vekalet ücreti yönünden kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
İlk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulüne ilişkin kararına karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 30/12/2021 tarih 2021/1840 Esas 2021/1656 Karar sayılı kararıyla davacı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık da gözetilerek kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemiz kararına karşı taraf vekillerince temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26/10/2023 tarih 2022/2434 Esas 2023/6212 Karar sayılı kararıyla; "... Davacı dava dilekçesinde 404.000,00 TL nakdi alacak yönünden itirazın iptalini talep ettiği hususu Bölge Adliye Mahkemesinin kabulünde olmasına rağmen 6100 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesi hükmüne aykırı olarak talep aşımı yapılarak kefiller yönünden toplam 405.554,80 TL yönünden itirazın iptaline karar verilmesi doğru olmamış..." gerekçeleriyle bozulmak suretiyle dosya Dairemize gönderilmiş olup, Dairemizce usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.
Genel kredi sözleşmesi, hesap kat ihtarı, Ankara 3. İcra Müdürlüğünün 2019/970 sayılı takip dosyası, ipotek resmi senedi, yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 10/12/2019 tarihli kök, 22/05/2020 tarama tarihli ek rapor, bankacı bilirkişiden alınan 26/08/2020 tarihli bilirkişi raporu, 3 kişilik bankacı bilirkişi heyetinden alınan 22/02/2021 tarihli bilirkişi heyeti raporu dosya içerisinde yer almaktadır.
Ankara 3. İcra Müdürlüğünün 2019/970 sayılı takip dosyası ile, davacı banka tarafından davalı borçlu şirket aleyhine 115.133,94 TL, diğer davalılar aleyhine toplam 415.133,94 TL nakit alacağın tahsili, 12.800,00 TL çek ve 376.745,00 TL teminat mektubundan kaynaklanan gayri nakdi alacağın depo edilmesi talebiyle ilamsız icra takibi başlatılmış, davalıların takibe itirazları üzerine davacı banka tarafından işbu itirazın iptali davası açılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlendiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı şirket yararına 29.461,20 TL vekalet ücretine hükmedilmiştir.
Davacı vekilinin istinaf itirazı davalı lehine hüküm altına alınan vekalet ücretlerine yöneliktir.
Davacı yan dava dilekçesinde harca esas değer olarak "404.000,00 TL nakdi" göstererek 404.000,00 TL üzerinden harç yatırmıştır. Davacı yan gayri nakit alacağa yönelik herhangi bir harç ise yatırmamıştır. Dava dilekçesindeki netice talebi ise davalıların icra takibine itirazının iptali, takibin 404.000,00 TL ve fer'ileri üzerinden devamına ilişkindir.
Dava konusu icra takibinde ise davacı alacaklı davalı borçlu şirket aleyhine 115.133,94 TL, diğer davalılar aleyhine toplam 415.133,94 TL nakit alacağın tahsili, 12.800,00 TL çek ve 376.745,00 TL teminat mektubundan kaynaklanan gayri nakdi alacağın depo edilmesini talep etmiştir. Davalılar takibe konu borcun tamamına itiraz etmiştir. Bu durumda mahkemece harca esas değer ile netice talep arasındaki çelişki gözetilerek davacı yana talebini açıklatması gerekir.
Somut olayda ise yargılama aşamasında davacı yana talebi açıklattırılmamıştır.
Gelinen aşamada ise, dava dilekçesinin harca esas değer kısmında "404.000,00 TL nakdi" ibaresinin yer alması, netice talep kısmında ise takibin 404.000,00 TL ve fer'ileri üzerinden devamı ibaresinin bulunması karşısında işbu davanın dava konusu icra takibindeki nakit alacağa yönelik itirazın iptali talebi ile açıldığının, gayri nakit alacağa yönelik itirazın iptaline yönelik açılan bir dava bulunmadığının, nakit alacağa yönelik açılan itirazın iptali davasının da 404.000,00 TL nakit alacağa yönelik olarak açıldığının kabulü gerekir.
Dava konusu icra takibindeki nakit alacağın davalı kefiller yönünden 415.133,94 TL, davalı şirket yönünden 115.133,94 TL olduğu, davalı kefiller yönünden 405.554,80 TL, davalı şirket yönünden 105.394,75 TL nakit alacağa yönelik itiraz iptal edilerek anılan bedeller hüküm altına alınmış ise de, davalı kefiller yönünden açılan itirazın iptali davasının 404.000,00 TL nakit alacağa itirazın iptali davası olarak açıldığı gözetilerek hüküm kurulması gerekir. Bir başka anlatımla mahkemece, davalı kefiller yönünden HMK'nun 26. Maddesine aykırılık oluşturacak ve dava değeri olan 404.000,00 TL'yi aşacak şekilde toplam 405.554,80 TL üzerinden hüküm kurulması isabetsizdir. Anılan husus kamu düzenine aykırılık teşkil ettiğinden re'sen gözetilmesi gerekmiştir.
Davalı şirket yönünden dava konusu icra takibi ile tahsili talep edilen alacak miktarı 115.133,94 TL, mahkemece yapılan yargılama sonunda hüküm altına alınan alacak miktarı ise 105.394,75 TL'dir. Bu durumda davalı şirket yönünden reddedilen dava değeri olan 9.739,19 TL üzerinden davalı şirket yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri gözetilerek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken anılan miktarı aşacak şekilde vekalet ücretine hükmedilmesinde isabet görülmemiştir.
Hal böyle olunca, mahkemece reddedilen nakdi alacak miktarı gözetilerek davalı yararına hesaplanan nispi vekalet ücreti maktu vekalet ücretinin altında kaldığından maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, davalı şirket yararına 29.461,20 TL vekalet ücretine hükmedilmesinde isabet görülmemiştir.
Dairemizce diğer davalılar yönünden mahkemece talep aşılarak hüküm kurulduğu gözetilmek suretiyle yeniden kurulan hükümde davacı yanın davalı şirket dışındaki davalılar yönünden dava değeri olan toplam 404.000,00 TL üzerinden hüküm kurulduğundan reddedilen bir kısım olmayıp, diğer davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmesi yoluna gidilmemiştir.
Öte yandan dava konusu icra takibinde davacı yan nakit alacağın tahsili, gayri nakit alacağın depo edilmesini talep etmiş, davalılar tarafından icra takibine konu borcun tamamına itiraz edilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere işbu dava nakit alacağa yönelik itirazın iptali talebi ile açılmış olup, davalıların gayri nakit alacağa yönelik itirazlarının iptaline ilişkin herhangi bir dava açılmamıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda işbu davanın nakit alacağa yönelik itirazın iptali talebi ile açıldığı, gayri nakit alacağa yönelik açılan bir dava bulunmadığı gözetilmeden dava tarihinden sonra tazmin edilen teminat mektubu ile diğer gayri nakit alacağa yönelik kurulan hüküm davacı talebini aşmaktadır. Bir başka anlatımla, mahkemece gayri nakit alacak yönünden açılmayan dava hakkında hüküm kurulmuştur. Hal böyle olunca mahkemece tazmin edilen teminat mektubu ile diğer gayri nakit alacağa yönelik açılan bir dava bulunmadığı halde anılan hususda hüküm kurulması HMK'nun 26. maddesi uyarınca talep aşımı niteliğinde olup, bu husus kamu düzenine aykırılık oluşturduğundan, istinafa gelenin sıfatı gözetilmeksizin re'sen dikkate alınması gerekmiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davalı şirket yararına reddedilen nakdi alacak miktarı gözetilmeksizin fazla vekalet ücretine hükmedilmesi, dava tarihinden sonra tazmin edilen teminat mektubu ile diğer gayri nakit alacağa yönelik kurulan hüküm HMK'nun 26. maddesine aykırı bulunduğu gibi,
nakit alacak yönünden davalı şirket dışındaki diğer davalılar hakkında 404.000,00 TL dava değerini aşacak şekilde verilen kararda isabet görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık da gözetilerek kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuş olup, istinaf incelemesi sırasında açılan duruşma bozma ilamı gereği olduğundan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04/03/2021 tarih ve 2021/2-96 Esas 2021/205 Karar sayılı emsal içtihadı gözetilerek davacı ve davalı şirket yararına vekalet ücretine hükmedilmemiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2024/33, K. 2024/1034, 8 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama