KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 2024/802 E., 2024/1393 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi Davacı
- Karar tarihi
- 12 Aralık 2024
- Esas no
- 2024/802
- Karar no
- 2024/1393
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 04/10/2023
- Numarası
- 2022/474 Esas 2023/666 Karar
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Dava
- Alacak
- Dava tarihi
- 07/07/2022
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 12/12/2024
Karar Metni
1.422 kelime·7 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı nezdinde Vadeli İşlem ve Operasyon Piyasası'nda (VOİP)'ta kaldıraçlı işlem olarak değerlendirilen 80151708 nolu yatırım hesabı müşterisi olduğunu, müvekkilinin 02.08.2020 tarihinde yeni vereceği yatırım kararlarına ilişkin ...
Yatırımın internet sayfasından hesabına ilişkin eskiye dönük işlemleri incelediğinde kendisi tarafından 24.07.2020 ve 27.07.2020 tarihlerinde bu miktarlarda işlem yapılmadığı halde 880 adet kontrat açıldığını öğrendiğini, bunun üzerine davalıya yapılan başvuruya cevaben IP ve log kayıtlarını vererek durumun görüntüsel bir sistem hatası olduğunu ilettiğini, oysa davalı tarafından müvekkili hesabında şüpheli işlemlerin BİST'e bildirilmesi gerektiğini,
07.08.2020 tarihinde davalının internet sayfasından hesabına ilişkin teminat durumuna bakıldığında ise davalının 498.872,2 TL tutarındaki teminatını yasal dayanaksız ve hiçbir bilgilendirme yapmaksızın sınırlandırarak bloke ettiğini öğrendiğini, müvekkilinin hesabına ilişkin bu süreçte oluşan belirsizlik hatalı ve şüpheli işlemler ve son olarak haksız bloke konulduğunu öğrenmesi üzerine aynı gün uzun vadede satmayı düşünmediği şube hesabındaki FX0300820 nolu uzun pozisyonları 07.08.2020 itibarıyla şerh düşerek zorunlu olarak kapatmak zorunda bırakıldığını,
kapatılan pozisyonların kapatma tarihindeki değerinin 2.152.000,00 TL olduğu dikkate alınarak davanın kısmi dava olarak açıldığını, davalının haksız ve hukuka aykırı eylemleri nedeniyle SPK tarafından davalıya yaptırım uygulanmasına ilişkin taleplerinin reddi üzerine Ankara 11. İdare Mahkemesi'nde 2021/38 Esas sayılı iptal davasının açıldığını, müvekkilinin ısrarlı başvuruları üzerine 28.07.2020, 29.07.2020 ve 30.07.2020 tarihli ekstrelerin Kurban Bayramına denk gelecek şekilde gönderildiğini,
müvekkilinin bilgisi ve tasarrufu dışında 880 adet kontrat açıldığı hususunun davalının SPK'ya sunduğu savunmasında da davalı tarafından ikrar edildiğini, müvekkilinin söz konusu yatırım hesabına ilişkin haksız ve hukuka aykırı iştemlerinin tespiti ile bu işlemler nedeniyle davacının 07.08.2020 tarihinde uzun pozisyonları kapatmak zorunda bırakılması sebebi ile FX0300820 nolu uzun pozisyonlarını kapatma tarihindeki kapattığı bedel ile fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 200.000TL'ye tekabül eden kısmının davacıya iadesini,
iadenin mümkün olmaması durumunda davacının davalının haksız ve hukuka aykırı işlemleri ve kapatmak zorunda kaldığı pozisyonlardan kaynaklı uğradığı tüm maddi zarar miktarı belirlendiğinde arttırım yapılmak ve harç tamamlanmak üzere (belirsiz alacak davası) 200.000,00TL maddi zararının pozisyonların kapatıldığı tarihinden itibaren ticari işlerde uygulanan avans faizi ile birlikte tahsilini, davalı tarafın haksız ve hukuka aykırı işlemleri nedeniyle davacının uğradığı 50.000,00 TL manevi zararın ticari işlerde uygulanan avans faizi ile tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin sermaye piyasalarında aracı kurum olarak faaliyet gösterdiğini, yatırım yapan davacının yüksek miktarlarda yatırım yapan oldukça tecrübeli bir yatırımcı olduğunu, gerçekleştirdiği işlemlere yönelik risk bildirimlerinin yapıldığını, bildirimlerin ıslak imza altına alındığını, davacının 23/07/2020-30/07/2020 tarihleri arasında BIST 30 Kontratında toplamda 2140 adet alım yönlü pozisyon açtığını, bu pozisyonların 04/08/2020 tarihinde 300 adet satış yönlü pozisyon ve 07/08/2020 tarihinde 1840 adet satış yönlü pozisyon açılmak suretiyle davacı tarafından kapatıldığını,
davalı aracı kurumun bahse konu işlemlerin tarafı olmadığını, davacının belirsiz dava açmakta hukuki yararının olmadığını, davaya konu yapılan işlemlerin inceleme sonucu farklı birisi tarafından yapıldığına yönelik herhangi bir bulguya rastlanılmadığını, davacının iddia ettiği gibi haksız bloke edilen bir varlığının olmadığını, aracı kurumun sermaye piyasası mevzuatına aykırı bir işleminin tespit edilemediğini, açıklanan nedenlerle açılan davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; somut uyuşmazlıkta, davacının gerçek kişi olduğu ve tacir olmadığı, davalı tacir olmakla birlikte davanın her iki tarafı yönünden nisbi ticari dava koşullarının bulunmadığı ayrıca dava konusu menkul değer aracılık işleminin Ticaret Kanununda düzenlenmemesi ve görev olarak ticari dava sayılmaması nedeniyle konusu itibariyle mutlak ticari davalardan olmadığı ve yerleşik yargısal kararlar dikkate alındığında; dava konusu işlemlerin ve uyuşmazlığın tüketici işlemine yönelik olduğu ve davaya bakma görevinin tüketici mahkemesine ait olduğu anlaşıldığından davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu işlemler nedeniyle zarara uğradığını, görevsizlik kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu işlemin tüketici işlemi olarak kabul edilemeyeceğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu işlemlerin tüketici işlemi olmadığını, ticaret mahkemelerinin görevli olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; kaldıraçlı alım satım sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun Tanımlar başlıklı 3/k.maddesine göre; Tüketicinin ticari ve mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek ve tüzel kişiyi ifade ettiği,
Kanunun m. 3/l.bendine göre Tüketici işleminin mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari ve mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık, vb. sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi kapsayacağı,
Aynı kanunun temel ilkeler başlıklı 4/5 maddesinde ise tüketicinin yapmış olduğu işlemler nedeniyle kıymetli evrak niteliğinde sadece nama yazılı ve her bir taksit ödemesi için ayrı ayrı olacak şekilde senet düzenlenebileceği, bu fıkra hükümlerine aykırı olarak düzenlenen senetlerin tüketici yönünden geçersiz olacağı,
Aynı Kanunun "Diğer Tüketici Sözleşmeleri" başlıklı 49/(1). maddesinde; finansal hizmetlerin her türlü banka hizmeti, kredi, sigorta, bireysel emeklilik, yatırım ve ödeme ile ilgili hizmetleri ifade ettiği, finansal hizmetlere ilişkin mesafeli sözleşmenin ise finansal hizmetlerin uzaktan pazarlanmasına yönelik olarak oluşturulmuş bir sistem çerçevesinde sağlayıcı ile tüketici arasında uzaktan iletişim araçlarının kullanılması suretiyle kurulan sözleşmeler olduğu,
Kanunun 83/2.maddesine göre; taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer konularda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği,
Kanunun 73/1.maddesinde ise; tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu,
Finansal Hizmetlere İlişkin Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği'nin 4.maddesinin "a" bendinde; finansal hizmetin her türlü banka hizmeti, kredi, sigorta, bireysel emeklilik, yatırım ve ödeme ile ilgili hizmetleri, aynı yönetmeliğin 8.maddesinde; cayma hakkının kullanımı ve tarafların yükümlülüklerinin ilişkin düzenlendiği, aynı yönetmeliğin 13.maddesinde ise; cayma hakkının ististanalarının belirtildiği,
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/11-2348 Esas 2019/82 Karar sayılı ilamındaki gerekçesi taraflar arasında imzalanan "Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri Çerçeve Sözleşmesinin konu maddesinde "ticari" amaçla yapıldığının açıkça belirtilmiş olmasıdır. Anılan gerekçeye karşı da iki üyenin muhalefet şerhi vardır.
Finansal hizmetlerin tüketici işlemi kapsamına alındığı yukarıda açıklanan yasal düzenlemelerden anlaşılmaktadır. Eş anlatımla işin sadece finansal olması işlemin tüketici işlemi olmadığını göstermeyecektir.
Doktrinde de tasarruf sahibinin bireysel yatırımcının bir aracı kurum ile çerçeve sözleşmesi imzalanmasının tüketici işlemi olduğu ve tüketici mahkemelerinin görevli olduğu da belirtilmektedir (Doç. Dr. N. Füsun Nomer Ertan; Sermaye Piyasası Hukuku Toplantı Serisi - Tebliğler Tartışmalar, sayfa 24-25).
6102 Sayılı TTK'nın Ticari Davaların Görüleceği Mahkemeler başlıklı 5/1 maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesinin tüm ticari davalara bakmakla görevli olduğu düzenlemeleri yer almaktadır.
Yukarıda açıklanan kanun hükümlerinden anlaşılacağı üzere somut uyuşmazlıkta Tüketici Mahkemeleri görevlidir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olduğundan (HMK m.1) yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilir (Emsal mahiyette; Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 01/11/2016 tarih 2016/11909 esas 2016/8559 karar sayılı içtihatı).
Yukarıda yapılan açıklamalar karşısında somut olaya gelindiğinde; taraflar arasındaki ilişki 6502 sayılı Yasanın 3/(1)-k ve 49. maddeleri uyarınca finansal hizmet sözleşmesi niteliğinde, davalı ise somut dosyada dava konusu finansal hizmet işleminde ticari ve meslek amaçlı hareket etmediğinden tüketici konumunda olup dava tarihi itibariyle bu tür davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir. Göreve ilişkin kurallar ise kamu düzeninden olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilir (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 01/11/2016 tarih 2016/11909 Esas 2016/8559 Karar sayılı içtihatı).
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2024/802, K. 2024/1393, 12 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama