KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 2025/584 E., 2025/603 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi
- Karar tarihi
- 3 Haziran 2025
- Esas no
- 2025/584
- Karar no
- 2025/603
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 23/10/2024
- Numarası
- 2024/611 Esas 2024/673 Karar
- Dava
- Tazminat
- Dava tarihi
- 13/09/2024
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 03/06/2025
Karar Metni
2.077 kelime·10 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin sermayesinin tamamının kamu kurumu niteliğinde tüzel kişiliğe sahip olan Türkiye Noterler Birliği'ne ait olduğunu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından KEP hizmeti vermek üzere lisanslandırıldığını, müvekkili şirketin önceki genel müdürünün hizmet sözleşmesinin sonlandırılması üzerine 16/05/2012 tarihinden beri çalışmakta olan davalı ...'un 01/03/2021 tarihinde vekaleten, 27/08/2021 tarihinde asaleten şirket genel müdürü olarak atandığını,
25/09/2019 tarihli yönetim iç yönergesi kapsamında genel müdürün 300.000,00TL'ye kadar müvekkili şirketi temsil ve ilzama yetkisi olduğunu, diğer davalı ...'ın belirsiz süreli iş sözleşmesi ile 01/04/2014 tarihinde İnsan Kaynakları Uzmanı olarak istihdam edildiğini, 01/04/2021 tarihinde İnsan Kaynakları ve Satın Alma Yöneticisi olarak atandığını, satın alma yöneticisinin ne yapması gerektiğinin satın alma yönetmeliğinde düzenlendiğini, davalı şirketin de tek hissedar ... adlı şahıs tarafından 02/12/2022 tarihinde 250.000,00TL sermaye ile kurulduğunu, davalı şirketin, müvekkili şirketle iş ve işlemlere başlamadan 45 gün önce kurulduğunu,
Türkiye Noterler Birliği'nin kurumsal e-posta adresine gönderilen şikayet/ihbar üzerine, gerek mali ve gerek hukuka aykırı yapılan işlemler nedeniyle şirket sermayesinin mali yönden zayıflatıldığına dair yayılan söylentilerin, bir kısım şirket çalışanından şirketin işleyişi ile ilgili olarak alınan duyum ve bilgiler üzerine,
davacı şirket nezdinde meydana gelebilecek maddi zararın hatta olumsuz imaj yaratacak her türlü eylem ve söylemin hem Türkiye Noterler Birliği'ne hem şirkete olan güvenin zedelenmesine neden olabileceğinden içinde bulunulan gerçek mali ve hukuki durumun tespiti amacıyla şirket kayıt, evrak ve faaliyetleriyle ilgili olarak, şirket yönetim kurulu tarafından ...
Bağımsız Denetim Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik Anonim Şirketi'ne özel bir mali denetim yaptırılmasına karar verildiğini, denetimin ilk aşamasında genel müdür ... ve insan kaynakları ve satın alma yöneticisi ...'ın şirket faaliyetleri açısından suiistimal ve vehamet teşkil eden eylem ve işlemlerinin tespiti üzerine ön rapor hazırlanarak raporda adları geçen kişilerin hizmet sözleşmelerinin İş Kanunu'nun 25/2.maddesi kapsamında derhal feshedilmesi gerekildiğinin belirtildiğini ve müvekkil yönetim kurulunca hizmet sözleşmelerinin İş Kanunu 25/2.maddesi kapsamında tazminatsız olarak feshedildiğini,
davaya konu olay incelendiğinde eski şirket çalışanı olan davalılar genel müdür ile satın alma yöneticisinin, diğer davalı ... Teknoloji .. Limited Şirketi ile bir araya gelerek hiçbir iş ve işlem yaptırmadan, sözleşme dahi imzalamadan ... Teknoloji ...
Limited Şirketi'ne 1.274.400,00TL ödeme yaptıklarının görüldüğünü, ödemenin davalı şirketin bu tutarda iş yapacak kapasitede elemanı olup olmadığı araştırılmaksızın yapıldığını, satın alma hususuna aykırı davranıldığını, işin yapılıp yapılmadığı,
hizmetin teslim edilip edilmediği kontrol edilmeden ödemenin yapıldığını, davalıların 45 gün önce kurulmuş olan ve işi yapabilecek elemanı olup olmadığı araştırılmadan yapılan bu ödemelerin kötü niyetli olduğunu, iş ve işlemler yapılmadan müvekkili şirketten para çıkışına neden olduğunu, davalı şirketin ödeme yapıldıktan ve yapılmadan önce müvekkili ile hiçbir çalışmasının olmadığını, müvekkili şirketin genel müdürü ve satın alma yöneticisinin sözleşme dahi yapmadan, hizmet alımına başlamadan ödeme yaptırmasının son derece vahim bir olay olduğunu, bu durumda kasıt olduğunu düşündüklerini,
Cumhuriyet Savcılığı'na yapılan şikayet üzerine haklarında Ankara 31. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2024/873 esas sayılı dosyasıyla kamu davası açıldığını, halen derdest olduğunu, ... ..
Limited Şirketi'ne açılan davanın bu dosyadan ayrılarak Cumhuriyet Savcılığı'nca soruşturmasının devam ettiğini, tüm davalıların teslim edilmeyen mal/hizmeti teslim edilmiş gibi göstererek müvekkilini zarara uğrattığını iddia ederek 1.274.400,00TL'nin ödeme yapılan tarihten itibaren işleyecek en yüksek avans faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin dosya kapsamına sunulan 29/04/2023 tarihli fesih bildirim sözleşmesinde de geçtiği üzere davacı işyerindeki sıfatının İnsan Kaynakları ve İdari İşler Müdürü olduğunu, müvekkilinin 01/04/2014 tarihinde İnsan Kaynakları Uzmanı olarak davacı şirket nezdinde işe başladığını, en son iş akdinin feshinden önce de İnsan Kaynakları ve İdari İşler Genel Müdürü olarak görev yaptığını, 01/04/2021 tarihinde yeni genel müdür atandığında satın alma birimi kurmak istediğini, davalı tarafın, genel müdürü yine 01/04/2021 tarihinde müvekkilini de İnsan Kaynakları ve Yöneticisi olarak atadığını ancak,
müvekkiline satın alma ve ödeme yetkisi verilmediğini, müvekkilinin insan kaynakları ve satın alma ile aynı anda idare edemeyeceğini belirterek defalarca bu görevden azlini istediğini, daha sonrasında 01/10/2021 tarihinde ise müvekkilinin insan kaynakları ve idari işler müdürü olarak atamasının yapıldığını, 6 aylık süre içerisinde müvekkilinin yetkisi bulunmadığından satın alma işlemlerinin genel müdür tarafından yapıldığını, belirlenen satın alma biriminde yeterli personel olmadığı için satın alma işlemlerine fiziki destek verdiğini, satın alma klasör oluşturduğunu,
bilgisayar ortamında ortak alan klasörü oluşturularak uzmanlığında olmayan satın alma konusuna dair süreçleri eksiksiz yerine getirdiğini, satın alma süreçlerinde genel müdürün ve genel müdür yardımcısının imza sirkülerinin olduğunu ve onun altındaki hiçbir personelin imza sirküleri ve yetkilerine dair yetki belgesinin olmadığını, sürecin tamamında genel müdürün talimatlarının kendisini gösterdiğini, müvekkilinin satın alma yetkisine, ödeme yetkisine sahip olmadığı için tüm işlemlerde sadece emri uygulayan, fiilen yerine getiren vasıfsız bir konumda bulunduğunu,
konusunda uzman ve açıkça yönetimde yetkilendirilmiş bir satın alma müdürü istihdam etmeyen, genel müdüre bu şekilde geniş yetki veren yönetiminde genel müdür kadar sorumlu olduğunu, müvekkilinin asılsız temelsiz iddialar ile sorumlu gösterildiğini, dosyaya sunulan bağımsız denetim raporundaki ifadelerin aksine genel müdürün yaptığı bütün usulsüzlere göz yumanın genel müdür yardımcısı ve mali işler müdürü olduğunu, müvekkilinin çoğu satın alma işleminin dışında tutulduğunu, müvekkilinin kendisine genel müdür tarafından genel mailleri "CC" yaparak genel müdür yardımcısı ve mali işler müdürüne ilettiğini,
müvekkilinin karar ve insiyatif makamında ve yetkisinde olmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
Davalı ...
Teknoloji Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin alanında tecrübeli ve uzman ekiplerden oluşan siber güvenlik, bilişim güvenliği, network altyapısı, sistem ve yazılım alanında çözümler sunduğunu, davacı şirketin KEP adresi ve e-imza gibi ürünleri için müvekkili şirketten danışmanlık ve hizmet aldığını, müvekkili şirket ile davacı şirket arasında alt işverenlik sözleşmesi imzalandığını, tarafların 12 aylık süreci kapsayan sözleşme üzerine görüştüklerini, davacı şirketin hizmet alımının zaten olduğunu,
iyileştirme ve geliştirme amaçlı bir proje olduğundan bahisle 12 ay gibi bir sürenin uzun olduğunu ve süreci aydan aya deneyerek ilerletmek istediğini belirttiğini, müvekkili şirketin 12 aylık bir sözleşme ile garanti altına alacağı kazancın 1.980.000,00TL gibi bir miktara denk geldiğini, aylık sözleşmenin hem müvekkilini hem de bünyesinde çalışacak uzmanları endişeye düşürdüğünü, sözleşme tutarları revize edilerek aylık 270.000,00TL üzerinde anlaşma sağlandığını, dava dilekçesinde müvekkili şirketin 12 aylık ve 375.000,00TL bedelli bir sözleşmenin tarafı olduğunun belirtildiğini,
375.000,00TL olan ödemenin Şubat ayında gerçekleştirilmiş olup sebebinin Ocak ayından bakiye kalan miktar ile beraber ödenmesi olduğunu, sözleşmenin bedellerinin aylık 270.000,00TL olduğunu ve 4 ay sürdüğünü, müvekkilinin bu sözleşme kapsamında 3 yazılım uzmanı personelini davacı şirketin bünyesinde çalıştırdığını, diğer davalı ...'un davacı şirketin genel müdürü olarak 300.000,00TL ile sınırlı olması durumunun davacı şirketin iç meselesi olduğunu, müvekkilinin imzaladığı sözleşmenin tarafının ... değil, ...
Teknoloji ..
Anonim Şirketi olduğunu ve diğer davalı ...'un genel müdür sıfatıyla imzasının bulunduğunu, 270.000,00TL aylık ödemenin belirtilen sınırın altında olduğunu, bu nedenle de müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkilinin davacı şirket ile aynı binada çalıştığı iddiasının gerçek olmadığını, müvekkilinin sanal ofis ile çalıştığını, müvekkili şirketin davacı şirkete uygun adaylardan oluşan Java uzmanlarına dair liste vererek alt işverenlik sözleşmesi imzaladığını, davacı şirketin değerlendirdiği özgeçmişlerden personeli seçtiğini, sonrasında mülakata aldıklarını, davacı şirketin projesinin 4 ay 12 gün sürdüğünü,
bu süre sonrasında yazılım mühendisinin müvekkili şirkette çalışmaya devam ettiğini, müvekkili şirkete aylık sözleşme gereği gönderilen paranın 270.000,00TL, toplamda ise. 1.080.000,00TL olduğunu, fatura ve dekontlarının bulunduğunu, müvekkili şirketin vadettiği iş ve işlemleri yerine getirdiğini belirterek davanın müvekkili ... Teknoloji .. Limited Şirketi yönünden reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı ...'a dava dilekçesinin tebliğ edildiği, davaya karşı cevap vermediği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davalı ... davacı şirket müdürü olarak TTK'nun 553.maddesi uyarınca kendisine verilen görevlerden şirkete karşı sorumlu olup, bu kapsamda açılan sorumluluk davasının ticaret mahkemelerinde görülmesi gerekmekte ise de, somut uyuşmazlıkta davacı şirket tarafından hizmet akdi ile çalışan davalı ...'a karşı da diğer davalılarla birlikte, diğer bir ifadeyle ihtiyari dava arkadaşları aleyhine birlikte dava açıldığı,
davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığının bulunduğu durumlarda bunlar hakkında birlikte açılan davalar, birbirlerinden bağımsız olduğundan görevli mahkemenin her bir dava bakımından ayrı ayrı belirlenmesi gerekmekte ise de, ihtiyari dava arkadaşı durumundaki davalılardan biri (veya bir kaçı) hakkındaki dava genel mahkemenin diğeri (veya diğerleri) hakkındaki dava özel bir mahkemenin görevine giriyorsa, davaların aynı dava dilekçesi ile özel mahkemede açılması gerektiği, (Hukuk Genel Kurulu'nun 05/05/2004 gün ve 2004/9-261 Esas, 2004/254 sayılı kararı), somut olayda davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunması nedeniyle,
tüm davalılar hakkındaki davanın özel mahkemede (İş Mahkemesi'nde) görülmesi gerektiği kabul edilmesi gerektiği gerekçeleriyle. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 19/03/2014 tarih 2013/22-1201 Esas, 2014/373 sayılı kararla) işbu davada ihtiyari dava arkadaşlığı da gözetilerek görevli mahkemenin İş Mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın sorumluluk davası olup, tüm davalılar yönünden ticaret mahkemelerinin görevli olduğunu, somut olayda davalılar yönünden ihtiyari dava arkadaşlığı söz konusu olduğundan mahkemece her bir davalı yönünden görevin ayrı ayrı incelenmesi gerektiğini, olsa olsa sadece davalı ... yönünden görevsizlik kararı verilmesinin düşünülebileceğini bildirilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava davalılar tarafından davacı şirketin zarara uğratıldığı iddiası ile tazminat istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Dosya kapsamından, davalı ...'un davacı şirkette 01/03/2021 tarihinden itibaren vekaleten, 28/07/2021 tarihinden itibaren asaleten genel müdür olarak çalıştığı ve şirketin 25/09/2019 tarihli yönetim iç yönergesi kapsamında müdür sıfatıyla tek başına 300.000,00TL'ye kadar davacı şirketi temsil ve ilzam ettiği,
Davalı ...'ın davacı şirketle yaptığı belirsiz süreli iş sözleşmesi ile 01/04/2014 tarihinde İnsan Kaynakları Uzmanı olarak istihdam edildiği, sonrasında 01/04/2021 tarihinde İnsan Kaynakları ve Satın Alma Yöneticisi olarak atandığı, hizmet sözleşmesinin İş Kanunu 25/2.maddesi uyarınca sona erdirildiği,
Davacı şirketin, ... adresinde faaliyet göstermek üzere 13/01/2012 tarihinde kurulduğu, sicil numarasının 308437 olduğu, davacı şirketin dosyamız davalıları ... ve ... hakkında yaptığı şikayet üzerine Ankara 31. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2024/873 esas sayılı dosyasında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan yargılamanın devam ettiği anlaşılmıştır.
Somut olayda, davacının şirket olduğu, davalı ... belli süre davalı şirkette genel müdür olarak görev yaptığı, zararlandırıcı eylemleriyle şirketi zarara uğrattığı iddiasıyla TTK'nun 553 vd.maddeleri uyarınca açılan dava niteliğinde olup, davalı ...'ın davacı şirkette belirsiz süreli iş sözleşmesi ile işçi sıfatı ile çalıştığı, başlangıçta, insan kaynakları uzmanı olarak istihdam edildiği, daha sonra İnsan Kaynakları ve Satın Alma Yöneticisi olarak atanmasına karar verilmiş ise de dosya kapsamı itibariyle icracı müdür olmadığı, üçüncü kişiler nezdinde şirketi temsilen işlem yapma yetkisinin olduğu hususu belgelendirilmediğinden aksine satın alım işlemlerine ilişkin yönetici onayının
... Bilişim Teknolojileri Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'nin Satın Alma Prosedürüne bağlı olduğu ve "Roller" başlıklı 5.madde ile "Satın Alma Süreci" başlıklı 6.maddeye göre satın alma onayının Genel Müdürce verildiği, onaylanan satın almanın süreci yönetiminin Mali İşler ve İnsan Kaynakları Müdürünce yürütüldüğü gözetildiğinde yönetici müdür niteliğinde sayılamayacağı, işe iade davasının Ankara 73. İş Mahkemesi'nin 2024/232 esasına kayıtla derdest olduğu, bu davalının işçi vasfında olduğu anlaşılmıştır.
Somut uyuşmazlıkta; davalı ... davacı şirket müdürü olarak TTK'nun 553.maddesi uyarınca kendisine verilen görevlerden şirkete karşı sorumlu olup, bu kapsamda açılan sorumluluk davasının ticaret mahkemelerinde görülmesi gerekmekte ise de, somut uyuşmazlıkta davacı şirket tarafından hizmet akdi ile çalışan davalı ...'a karşı da diğer davalılarla birlikte, diğer bir ifadeyle ihtiyari dava arkadaşları aleyhine birlikte dava açılmıştır.
Davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığının bulunduğu durumlarda bunlar hakkında birlikte açılan davalar, birbirlerinden bağımsız olduğundan görevli mahkemenin her bir dava bakımından ayrı ayrı belirlenmesi gerekmekte ise de, ihtiyari dava arkadaşı durumundaki davalılardan biri (veya bir kaçı) hakkındaki dava genel mahkemenin diğeri (veya diğerleri) hakkındaki dava özel bir mahkemenin görevine giriyorsa, davaların aynı dava dilekçesi ile özel mahkemede açılması gerekir (Hukuk Genel Kurulu'nun 05/05/2004 gün ve 2004/9-261 Esas, 2004/254 sayılı kararı).
Bu durumda davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunması nedeniyle, tüm davalılar hakkındaki davanın özel mahkemede (İş Mahkemesi'nde) görülmesi gerektiği anlaşılmakla (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 19/03/2014 tarih 2013/22-1201 Esas, 2014/373 sayılı kararla) ilk derece mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın usulden reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2025/584, K. 2025/603, 3 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama