KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 2025/724 E., 2025/599 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi
- Karar tarihi
- 3 Haziran 2025
- Esas no
- 2025/724
- Karar no
- 2025/599
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 19/02/2025
- Numarası
- 2023/460 Esas 2025/126 Karar
- Dava
- Tazminat
- Dava tarihi
- 23/06/2023
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 03/06/2025
Karar Metni
2.398 kelime·12 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Mahallesinde kayıtlı bazı taşınmazların, Çayırhan-II linyit sahasında yer alan 213 milyon ton linyit rezervinin bölgede kurulacak termik santralde değerlendirilmesini temin etmek için EÜAŞ tarafından 14/04/2016 tarih ve 17-109 sayılı kararı ile kamu yararı kararı alındığını, bu kararın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın 01/06/2016 tarih ve 1434 sayılı kararı ile onaylandığını, kamulaştırma işlemlerinin başlatıldığını, EÜAŞ tarafından 2942 sayılı yasa uyarınca Nallıhan Asliye Hukuk
Mahkemesinde açılan acele elkoyma, bedel tespiti ve tescil davaları ile kamulaştırma işlemlerinin tamamlandığını, müvekkiline ait ... parselde kayıtlı 20.780 m²'lik taşınmazın da kamulaştırma kararı kapsamında kaldığını, Nallıhan Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan E.2017/848 sayılı kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın davacı idare adına tapuya tescili davası 07/12/2018 tarihli, K. 2018/599 sayılı davanın kabulü kararı ile sonuçlandığını, EÜAŞ tarafından Bankaya kamulaştırma bedelinin depo edildiği tarih taraflarınca bilinmemekte birlikte, kamulaştırma davasının görüldüğü dosyada Mahkemece verilen ara kararda,
ara karar tarihinden itibaren 15 gün içinde kamulaştırma fark bedelinin yatırılması için EÜAŞ a süre verildiğini, bu nedenle davalı bankadan hesap bilgilerinin ve bu hesaba uygulanan faiz oranlarının celbini talep ettiklerini, banka işlemleri sırasında uygulanan faizin az olduğunun sözle banka yetkililerine iletildiğini ve 3 aylık vadeli mevduata uyguladıkları faiz oranının sorulduğunu ancak "hesabı açtıranın EÜAŞ olduğu, faiz bilgisinin bizimle
paylaşılamayacağı " belirtildiğinden, faiz oranları öğrenilemediğini, verilen rakamlar incelendiğinde bankanın %5 faiz oranının altında faiz uyguladığını, ayrıca
müvekkilinin 3 aylık vadeli hesapta değerlendirilmesi gereken kamulaştırma bedeline , her 3 aylık vade
süresi sonunda tahakkuk eden faizin ana paraya eklenmediğini, 3 aylık vadeli faiz oranının hep anaparaya
uygulandığını, bileşik faiz uygulanmadığının görüldüğünü, müvekkili ile davalı banka arasında huzurdaki davaya konu kamulaştırma bedelinin depo edildiği hesaba
ilişkin bir müşteri sözleşmesi mevcut olmadığını, mahkemece depo edilen kamulaştırma bedelinin müvekkilinin mülkiyetine ait olmakla birlikte yine mahkemece müvekkilinin adına davalı bankaya depo
ettirildiğini, bu kapsamda her ne kadar, davalı banka ile müvekkilinin arasında müşteri sözleşmesi mevcut değil ise de,
yasaya göre mahkemece verilen karar gereği müvekkili adına kamulaştırma bedelinin davalı bankaya depo
edildiği andan itibaren müvekkilinin davalı banka nezdinde mülkiyet hakkı doğduğunu,
kaldı ki bankacılık uygulamasında bireysel müşterilerine mevduat miktarı ve vade tarihlerine göre özel oranlar uygulanabildiğin, bu konuda davalı banka ve Merkez Bankası internet sitelerinde uygulanan faiz
oranlarının incelenmesinde müvekkilinin hesabına uygulanan oranın çok düşük olduğunun görüldüğünü,
müvekkili adına yatırılan para yaklaşık 800 gün bankanın tasarrufunda kalmış olup sadece 5.914,67 TL faiz işletildiğini, uygulanan faiz oranının aynı zamanda enflasyon oranı düşünüldüğünde de müvekkilinin zararının
karşılanmasına yetmeyen bir orana göre tahakkuk ettirildiğini, kamulaştırma fark bedelinin bloke edildiği 3
aylık vadeli mevduata uygulanması gereken faizin mülkiyet hakkının ihlaline sebep olmayacak, enflasyon
karşısında paranın değerini koruyacak şekilde olması, bu tür hesaplarda uygulanan en yüksek oran olması
gerektiğini iddia ederek fazlaya ve faize ilişkin her türlü hakları saklı kalmak üzere şimdilik; müvekkili adına Nallıhan Asliye Hukuk Mahkemesi E.2017/848, K. 2018/599 sayılı dosyasında hükmedilen ve davalı bankada bloke edilen
kamulaştırma bedeline, davalı banka tarafından hukuka ve hakkaniyete aykırı olarak düşük faiz
uygulanmasından doğan şimdilik 50,00 TL'lik fark faiz alacağının davalıdan tahsili ile müvekkile ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; görev yönünden Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin işbu davada taraf sıfatı olmayacağından husumet yönünden reddinin gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, belirsiz alacak davası açılabileceği düşünülse dahi, davacının eksik ödendiğini iddia ettiği alacak tutarının belirli olup bu tutar üzerinden harcın ikmal ettirilmesi,
ikmal yapılmaması halinde davanın usulden reddinin gerektiğini, esasa ilişkin aleyhlerine yöneltilen hususları hiçbir koşulda kabul etmediklerini, davacı vekilinin iddia ettiği hususların tamamen müvekkili bankanın sorumluluğu dışında olduğunu, müvekkili bankaca tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığını, Nallıhan /Ankara Şube nezdinde ... adına Nallıhan Asliye Hukuk Mahkemesi 2017/848 E. sayılı
dosyasından davacının hesabına kamulaştırma bedeli yatırıldığını, yatırılan tutarın vadeli mevduat olarak
değerlendirilmesi ile ilgili herhangi bir talimat/müzekkere gönderilmemiş olup mahkeme kararı veya hesaba
para transfer edildiği bilgisi dahi verilmediğini, müvekkili bankaca vadesiz hesaba %0,00 faiz uygulanmakta
olup vadesiz hesapta bekleyen tutar için geçmiş tarihli faiz talebinde bulunulmasının mümkün olmadığını, vadeli hesap açılışlarına ilişkin başkaca bir talimat da bulunmadığını, müvekkili bankanın talimatlar doğrultusunda hareket ettiğini, banka tarafından gerçekleştirilen hukuk aykırı bir fiil ya da hatalı bir işlem bulunmadığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacı tarafından, munzam zararın tazmini talep edildiği, davacının kamulaştırma bedelini faiziyle birlikte tahsil ettiği, munzam zararına dair talebinin Yargıtay 18. Hukuk Dairesi'nin 2015/5164 E. Ve 2015/18416 K. Sayılı kararı uyarınca somut verilerle (hacze uğradığı, kredi çektiği, kredi kullanmak durumunda kaldığı) ispatlanamadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle.
21/02/2024 tarihli duruşma için 19/02/2024 tarihinde mazeret beyanını içeren dilekçe gönderilmesine rağmen dosyanın işlemden kaldırılmasının hem usule aykırı hem de adil yargılanma hakkının ihlali olduğunu, mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğini, bilirkişi ön raporlarında talep edilen belgelerin dosyaya kazandırılmadan ve usulüne uygun hesaplama yapılmadan karar verildiğini, mahkemece dava dilekçesinde yer alan hukuki dilekçeler ve talepler dikkate alınmadan dava konusu ile örtüşmeyen gerekçe ile karar verildiğini, davanın,
banka tarafından hukuka ve hakkaniyete aykırı olarak düşük faiz uygulanmasından doğan fark faiz alacağının ödenmesine ilişkin bir alacak davası olduğunu, talepleri ile ilgili olarak munzam zarar oluşturan bir durum söz konusu olmadığını, buna ilişkin mahkeme gerekçesinin hatalı olduğunu, banka tarafından haksız ve kötü niyetli olarak düşük faiz uygulandığını, bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilmesine rağmen bu yetki kullanılmadan raporlarda sürekli eksiklik belirtilmesine engel olunmayarak hüküm kurmaya elverişli rapor alınmadan karar verildiğini bildirilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; bankaya depo edilen kamulaştırma bedeline düşük oranda faiz işletilmesinden kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 22/07/2020 tarih ve 7751 Sayılı Yasa'nın 35.maddesi ile değişik 353/(1)-a.6.maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması." halinde duruşma yapılmadan karar verileceği, düzenlemeleri yer almaktadır. Nallıhan Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/848 Esas 2018/599 Karar sayılı dosyası, bilirkişi raporu, ödeme dekontları ve sair deliller dosya arasında mevcuttur.
Nallıhan Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/848 Esas 2018/599 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; ...
A.Ş. tarafından dosyamız davacısı ...'a karşı kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili istemiyle açılan davada mahkemece 07/12/2018 tarihli karar ile davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosyanın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesine gönderildiği, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarih ve 2016/626 esas, 2020/1434 karar sayılı ilamı ile davacı idare vekili yönünden istinaf itirazlarının reddine, davalı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırıldığı ve yeniden esas hakkında karar verildiği,
Bölge Adliye Mahkkemesi kararının Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 22/09/2021 tarih ve 2021/960 esas, 2021/10161 karar sayılı ilamı ile onanması ile hükmün 22/09/2021 tarihinde kesinleştiği,
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarih ve 2016/626 esas, 2020/1434 karar sayılı kesinleşen kararının; "A)Davacı idare vekilinin istinaf itirazlarının reddine, Davalı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile Nallıhan Asliye Hukuk Mahkemesinin 07/12/2018 gün ve 2017/848 - 2018/599 sayılı kararın KALDIRILMASINA,
B-1-Davanın kabulü ile kamulaştırma bedelinin 250.606,80 TL olduğunun tespitine, bu bedelden acele el koyma nedeniyle yatırılan 164.577,60 TL nin mahsubu ile kalan 86.029,20 TL sine 11/03/2018 tarihinden kararın kesinleştiği tarihe kadar geçen süre için yasal faiz işletilmesine,
86.029,20 TL fark kamulaştırma bedelinin 7139 sayılı Yasa ile değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10/8 maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davalıya ödenmek üzere 3 er aylık vadeli hesapta tutulmasına,
2-Dava konusu ... parsel sayılı taşınmazın davalıya ait tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tapuya kayıt ve tesciline,
3-Karar kesinleştiğinde kamulaştırma fark bedelinin davalı tarafa ödenmesi için ilgili banka şubesine müzekkere yazılmasına," şeklinde olduğu görülmüştür.
Davacı yan, kesinleşen mahkeme kararında belirtilen ve bankaya bloke ettirilen kamulaştırma fark bedeli olan toplam 86.029,20 TL'yi mahkemenin 06/02/2021 tarihli müzekkeresi gereği 12/02/2021 tarihinde çektiğini, bedel için davacıya 5.914,67 TL faiz ödenmiş ise de, bankaca mahkeme kararında belirtildiği şekilde 3'er aylık vadeli mevduata uygulanan faiz oranı uygulanması gerekirken mahkeme kararının aksine ve daha düşük oranda faiz uygulanması nedeniyle kendisine ödenen faiz miktarının olması gerekenden az olduğunu iddia ederek faiz fark alacağının tahsili amacıyla eldeki davayı açmış, mahkemece davacının talebinin munzam zarara ilişkin olduğunun kabulü ile ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece alınan 12/02/2023 tarihli, 26/12/2024 tarihli bilirkişi raporlarında hesaplama yapılabilmesi için gerekli eksik belgelerin bulunduğu belirtilmesine karşın mahkemece söz konusu belgeler temin edilmeden ve banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yaptırılmaksızın davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce ilk derece mahkemesine hitaplı 30/12/2020 tarihli müzekkere ile.
"19.04.2018 tarihli ve 7139 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun ile Bazı Kanunlarda ve Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanunun 26. Maddesiyle 2942 Sayılı Kanun’un 10. Maddesinin Değiştirilen Sekizinci Fıkrasının Dördüncü Cümlesinin “...idarenin kıymet takdir komisyonunca tespit edilen bedelden az olması durumunda hâkim tarafından tespit edilen bedel, fazla olması durumunda idarenin kıymet takdir komisyonunca tespit ettiği bedel, peşin ve nakit olarak hak sahibi adına,
kalanı ise bedele ilişkin kararın kesinleşmesine kadar üçer aylık vadeli hesapta nemalandırılmak ve kesinleşen karara göre hak sahibine verilmek üzere...” Bölümü getirilen sınırlama Anayasa’nın 46. maddesinde yazılı olan kamulaştırma bedelinin peşin ödenmesi ve kamu alacakları için uygulanan en yüksek faizin işletilmesi düzenlemelerini dikkate almadığından Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen kanunla yapılan sınırlamanın Anayasa’nın sözüne aykırı olamayacağı hükmüne aykırılık teşkil ettiğinden 22.11.2020 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Anayasa Mahkemesinin 16.07.2020 gün ve 2018/104-2020/39 sayılı kararı ile iptal edildiğinden 3’er aylık
vadeli hesaba yatırılan ve kararın kesinleşmesi halinde ödenmesine karar verilen kamulaştırma bedelinin mülkiyet hakkı kaybına sebebiyet vermemesi için bugüne kadar işlemiş nemalarıyla birlikte ödenmesine karar vermek gerekmiştir.
Mahkemenizin 2017/848 Esas sayılı dava dosyası adına açılmış olan hesaba yatırılan 86.029,20 TL fark kamulaştırma bedelinin kararın kesinleşmesi beklenmeksizin bugüne kadar işlemiş nemalarıyla birlikte vekaletnamede ahzu kabza yetkisi bulunan Davalı vekili Av. ... 'a ödenmesi için ... Şubesine müzekkere yazılması"nın bildirildiği anlaşılmıştır.
Taraflar arasında davacının hissedarı olduğu taşınmazın kamulaştırılması davalarında hüküm altına alınan kamulaştırma bedelinin peşin ödenen kısmı dışında bakiyesinin davalı bankada açılan vadeli hesaba yatırıldığı, davacının hesaptan parayı çektiği 12/02/2021 tarihine kadar davalının bu hesaba %5 oranının altında faiz uyguladığı hususlarında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davacı lehine hüküm altına alınan kamulaştırma bedelinin yatırıldığı vadeli hesaba davalının uygulaması gereken faiz oranı, davalının bu hesaba düşük faiz oranı uygulayıp uygulamadığı, uygulamış ise davacının faiz alacak miktarı, davalının bu miktardan sorumlu bulunup bulunmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır.
2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun "kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili" başlıklı 10. maddesinin 10. ve 11. fıkralarında; hak sahibinin tespit edilemediği durumlarda mahkemece, kamulaştırma bedelinin üçer aylık vadeli hesaba dönüştürülerek nemalandırılması amacıyla gerekli tedbirler alınacağı, kamulaştırılması yapılan taşınmaz malın, tahsis edildiği kamu hizmeti itibariyle sicile kaydı gerekmeyen bir niteliğe dönüşmüş ise, istek halinde mahkemece sicil kaydının terkinine karar verileceği, "aynın ihtilaflı bulunması" başlıklı 18. maddesinde, idarenin,
kamulaştırılması kararlaştırılan taşınmaz malın mülkiyeti üzerinde ihtilaf olup olmadığını, taşınmaz malın bulunduğu yerdeki tapu idaresi, kadastro müdürlüğü ve hukuk mahkemelerinden sorarak ve mahallinde araştırma yaparak tespit edeceği, yapılan araştırmalar sonucunda, taşınmaz malın tapuda kayıtlı olmakla birlikte mahkemede mülkiyeti üzerinde ihtilaf olduğu veya kadastrosu yapılmasına rağmen kadastro mahkemesinde davalı olduğunun tespit edilmesi halinde idarece, 10. madde uyarınca hazırlanan belgelerin tamamının, taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine verilerek,
taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, bu bedelin mülkiyet ihtilafıyla ilgili uyuşmazlığın sonucunda belli olacak hak sahibine peşin veya kamulaştırma 3. maddenin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise taksitle ödenmesi karşılığında idare adına tesciline karar verilmesinin isteneceği, mahkemece, taşınmaz mal hakkındaki mülkiyet ihtilafı ile ilgili davanın tüm taraflarına, 10. madde uyarınca tebligatların ve ilanların yapılmasının,
taşınmazın kamulaştırma bedelinin yine bu maddedeki usule göre tespit edilmesinin ve bu bedelin mülkiyet ihtilafıyla ilgili davanın sonucunda belli olacak hak sahibine ödenmek üzere idarece mahkemenin belirttiği bankaya 10. madde uyarınca ve üçer aylık vadeli hesaba yatırılmasından sonra,
bu bedelin ileride belli olacak hak sahibine ödenmesine ve taşınmaz malın idare adına tesciline karar verileceği ve bu kararın tapu dairesine ve paranın yatırıldığı bankaya bildirileceği, 3/2. maddesine göre yapılan kamulaştırmalarda mahkemece belirlenecek kamulaştırma bedelinin ilk ve takibeden taksitlerinin de mahkemenin belirlediği bankadaki üçer aylık vadeli hesaplara yatırılacağı, mülkiyet ihtilafı ile ilgili davanın sonucunda, hak sahibi olduğuna mahkemece karar verilen kişinin müracaatı üzerine kamulaştırma bedelini tespit eden mahkemenin,
paranın bu hak sahibine ödenmesi için bankaya yazacağı talimat üzerine paranın hak sahibine ödeneceği düzenlenmiştir.
Davalı banka tarafından Nallıhan Asliye Hukuk Mahkemesi ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi kararları ve yazılan müzekkerelere rağmen bankada 3'er aylık vadeli hesap açtıran kişilere mevduat faiz oranı değil, kamu kurumu mevduatlarına uygulanan %5 oranının az faiz uygulanmak suretiyle davacı adına davalı bankada depo edilen 3 aylık vadeli hesaptaki kamulaştırma bedeli nemalandırılmak suretiyle bu faiz oranı üzerinden toplam miktar davacıya ödenmiştir.
Mahkemece, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporlarında hesap yapılabilmesi için eksik belge bulunduğu belirtilmesine rağmen söz konusu belgeler getirtilmeksizin ve banka kayıtları üzerinde inceleme yapılmaksızın ve davacının dava dilekçesindeki talepleri hatalı değerlendirilmek ve davanın munzam zarara ilişkin olduğunun kabulünden hareketle hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Hal böyle olunca mahkemece yapılması gereken iş, davacının dava dilekçesindeki talebinin bankaya depo edilen kamulaştırma bedeline düşük oranda faiz işletilmesinden kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkin olduğu, munzam zarara yönelik bir talebinin bulunmadığı da gözetilerek banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yaptırılmak suretiyle kamulaştırma kararı veren mahkemelerin davalı bankaya yazdığı müzekkereye uygun nitelikteki bankada 3'er aylık vadeli hesap açtıran kişilere uygulanan mevduat faizinin uygulanması halinde davacının uğradığı faiz zararının olup olmadığının tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesinden ibarettir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli nitelikteki delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olduğu anlaşılmakla 6100 Sayılı HMK'nın 22/07/2020 tarih ve 7751 Sayılı Yasa'nın 35.maddesi ile değişik 353/(1)-a.6.maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2025/724, K. 2025/599, 3 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama