KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 22. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 15 Şubat 2024
- Esas no
- 2021/1079 (ESASTAN RET
- Karar no
- 2024/88
- Başkan
- ... (...
- Üye
- DR. ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 20/01/2021
- Esas-karar no
- 2017/14 E - 2021/28 K
- Davacı
- —
- Vekilleri
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- İstirdat
- Yazıldığı tarih
- 14/03/2024
Karar Metni
1.268 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili, taraflar arasında 15/01/2011 tarihli bayilik sözleşmesi ve sözleşmeye ek olarak protokol ve satış taahhütnamesi ile 15/01/2016 ve 15/07/2016 tarihli bayilik sözleşmesi ve ek protokolün imzalandığını, davalı tarafından sözleşme süresinin bitiminde cezai şart ödenmesi yönünde ihtarname gönderildiğini, ihtarnameye karşı sözleşme süresince taahhüt edilen miktar kadar ürün alınmamasına rağmen herhangi bir işlem yapılmaması nedeniyle cezai şart hükümlerinin uygulanmasından zımnen vazgeçildiği belirtilerek cezai şartın istenilemeyeceği yönünde beyanda bulunulduğunu,
davalı tarafından buna rağmen teminat mektubunun cezai şart alacağına yönelik olarak kısmen nakde çevrildiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları uyarınca cezai şart talep edilmesinin mümkün olmadığını belirterek davalı tarafından cezai şart tazminatı olarak alınan 231.845,00 TL'nin davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili, taraflar arasında 15/01/2011, 15/01/2016 ve 15/07/2016 tarihli bayilik sözleşmesi ve protokoller ile ek protokollerin imzalandığını, 15/01/2011 tarihli satış taahhütnamesi ile 15/01/2016 ve 15/07/2016 tarihli ek protokoller ile taahhütlerin tamamlanamaması halinde cezai şart ödenmesinin kararlaştırıldığını, davacının taahhütlerini yerine getirmemesi nedeniyle ihtarname gönderildiğini, cevabi ihtarname kapsamında davacının sözleşme tarihinden itibaren satış taahhütlerini yerine getirmediklerini kabul ettiklerini,
eksik ürün alımından kaynaklanan cezai şart alacağının teminat mektubunun nakde çevrilmesi yolu ile alındığını ve buna ilişkin düzenlenen faturanın davacıya gönderildiğini, daha önce cezai şart talep edilmemesinin cezai şartın uygulanmayacağı anlamına gelmediğini, cezai şartın sözleşmenin sona ermesinden sonra istenilmesinin mümkün olduğunu, davacının sözleşme hükümleri uyarınca ürün alım taahhüdünü yerine getirmemiş olması nedeniyle cezai şart talebinin yerinde olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan 15/01/2011 tarihli 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi ve eki protokoller kapsamında 5.000 ton ürün alınmasının, 15/01/2016 tarihli 6 ay süreli bayilik sözleşmesi ve eki protokoller ile 150 ton ürün alınmasının, 15/07/2016 tarihli 3 ay süreli bayilik sözleşmesi ve eki protokoller ile 75 ton ürün alınmasının kararlaştırıldığı, böylelikle taraflar arasında imzalanan sözleşmeler kapsamında sözleşme süresi içerisinde alınması kararlaştırılan ürün miktarının 5.225 ton olduğu,
dönemsel veya yıllık olarak ürün alınmasına yönelik sözleşme ve eki protokollerde hüküm bulunmadığı, sözleşme süresince davacı tarafından sözleşmeler kapsamında yapılan alım miktarının ise 3.011,13 ton olduğu, taraflar arasında imzalanan 15/01/2011 tarihli satış taahhütnamesinin 5. maddesi ile alım taahhüdünün yerine getirilmemesi halinde davalının yıllık olarak veya sözleşmenin bitimi itibari ile cezai şartı talep edebileceğinin belirlendiği,
sözleşme süresi içerisinde davalı tarafından dönemsel olarak cezai şart alacağı talebinde bulunulmamasının sözleşme sonunda bulunulmayacağı yönünde bir güven oluşturmasının sözleşme eki satış taahhütnamesinin 5. maddesi hükmü dikkate alındığında mümkün olmadığı, tarafların tacir olması karşısında TBK'nin 20 ve devamı maddelerinde düzenlenen genel işlem koşullarının uygulanmasının mümkün olmadığı,
tacir olan tarafların TTK hükümleri uyarınca basiretli davranmalarının gerektiği, alınan bilirkişi raporları ile davacının 15/01/2011, 15/01/2016 ve 15/07/2016 tarihinde imzalanan sözleşmeler ile eki protokoller kapsamında taahhüt edilen miktar kadar ürün almadığı ve taahhüt edilen ürün miktarından alınan ürün miktarının düşülmesi sonucunda davalı tarafından hesaplanarak davacının teminat mektubundan alınan cezai şart miktarının uygun olduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
İstinaf eden- davacı vekili tarafından; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli araştırma ve incelemeyi içermediği, bilirkişinin savunmalarını tetkik edecek uzmanlığının bulunmadığı, davalı yanın süre gelen ticari ilişki içerisinde vazgeçtiği cezai şartı sonradan talep edilebilmesinin mümkün olmadığı, her yıl için herhangi bir ihtirazi kaydın konulmadığı, cezai şartın genel işlem koşulu niteliğinde olduğu, müvekkilinin asgari alım taahhüdü için azami özen gösterdiği bildirilerek başvurulmuştur.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık sözleşme ve eki protokoller kapsamında cezai şart talebinin haklı olup olmadığı, cezai şart istenilip istenilemeyeceği, sözleşme süresi boyunca cezai şart istenilmemesi nedeniyle sözleşmenin bitiminden sonra cezai şart talebinin hakkaniyete ve tarafların menfaat dengelerine uygun olup olmadığı hususlarında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, bayilik sözleşmesi kapsamın asgari alım taahhüdünün ihlal edildiği gerekçesiyle haksız olarak tahsil edildiği iddia edilen teminat mektubu bedelinin istirdatı istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Taraflar arasında imzalanan 15/01/2011 tarihli bayilik sözleşmesinin 28 maddeden, aynı tarihli protokolün 10 maddeden ve aynı tarihli satış taahhütnamesinin 8 maddeden oluştuğu, cezai şarta ilişkin hükümlerin sözleşmenin 19. maddesi ile protokolün 5.1.4.2 maddesinde düzenlendiği, satış taahhütnamesinin 3. maddesi ile 4.000 metreküp beyaz ürün ve 1.000 ton otogaz alınmasının kararlaştırıldığı, 4. maddesi ile taahhüdün yerine getirilmemesi halinde beher metreküp beyaz ürün için 34 USD, beher ton otogaz için 30 USD cezai şart ödenmesinin kararlaştırıldığı anlaşılmıştır.
Taraflar arasında 15/01/2016 tarihinde 6 ay süreli, 15/07/2016 tarihinde ise 3 ay süreli bayilik sözleşmesinin imzalandığı, her iki sözleşmenin tip sözleşme olduğu ve aynı hükümleri içeren 28 maddeden oluştukları anlaşılmıştır.
Taraflar arasında imzalanan 15/07/2016 tarihli ek protokolün 6 maddeden oluştuğu, 3. maddesi ile taraflar arasında imzalanan 15/01/2011 tarihli bayilik sözleşmesi ve eki protokol kapsamında belirlenen cezai şart hükümlerinin sözleşme kapsamında uygulanacağının kararlaştırıldığı anlaşılmıştır.
Ankara 63. Noterliği'nin 17/11/2016 tarih, 39586 yevmiye sayılı ihtarnamesinin incelenmesinden, davalı tarafından sözleşmeler kapsamında ürün alım taahhüdünü yerine getirmeyen davacıdan 67.230,69 USD cezai şartın ödenmesinin istenildiği anlaşılmıştır.
Beyoğlu 7. Noterliği'nin 22/11/2016 tarih, 21752 yevmiye sayılı ihtarnamesinin incelenmesinde, ihtarnameye davacı tarafından verilen cevap niteliğinde olduğu, sözleşme kapsamında taahhütlerin yerine getirilmemesine rağmen cezai şartın talep edilmemesi nedeniyle artık cezai şart talep edilmesinin mümkün olmadığının bildirildiği anlaşılmıştır.
Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 28/05/2018 tarihli rapor ile, davacının 15/01/2011 tarihli sözleşme kapsamında ürün alım taahhüdünü yerine getirmediğinin, eksik tonaj nedeniyle ödenmesi gereken cezai şart alacağının 67.513,05 USD olarak hesaplandığının ve davalının ise 67.230,69 USD cezai şart alacağını teminat mektubunu paraya çevirmek suretiyle aldığının tespit edildiği, tarafların itirazları üzerine düzenlenen 08/04/2019 tarihli rapor ile, 15/01/2011, 15/01/2016 ve 15/07/2016 tarihli sözleşmeler kapsamında davacı tarafından eksik ürün alımının yapıldığının ve cezai şart alacağı miktarının 68.740,58 USD olarak tespit edildiği,
tarafların itirazları üzerine düzenlenen ikinci ek rapor ile sözleşmeler kapsamında davacının alım taahhüdünü yerine getirmediğinin ve cezai şart alacağı miktarının 66.416,07 USD olarak tespit edildiğinin bildirildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle taraflar arasındaki bayilik sözleşmeleri, 15/01/2011 tarihli satış taahhütnamesinin 5. maddesi ile 15/07/2016 tarihli ek protkolün 4.maddesinin Mahkemece yorumlanmasında bir isabetsizlik bulunmamasına ve davalı yanca ihtirazi kaydın bu kapsamda konulmuş olmasına göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2021/1079, K. 2024/88, 15 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama