KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 22. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 24 Ocak 2024
- Esas no
- 2021/625 ( KABUL KALDIRMA
- Karar no
- 2024/16
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 27/06/2019
- Esas-karar no
- 2015/486 E 2019/721 K
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Vekilleri
- —
- Davanın konusu
- Alacak
- Yazıldığı tarih
- 22/02/2024
Karar Metni
1.560 kelime·8 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 01/08/2012 tarihli 31/08/2015 tarihine kadar geçerli olmak üzere "Açık Satış Noktası Sözleşmesi (Standart Sözleşme-Süreli)" imzalandığını, sözleşmeyle davalının müvekkilinin yetkilendirdiği bayi veya distribütör vasıtasıyla dağıtımını yaptığı bira ürünlerini satın almayı/satmayı/ bulundurmayı taahhüt ettiğini, sözleşmenin 11. maddesi gereğince işyerinin açılmasına veya işletilmesine katkıda bulunmak ve işyerindeki ticari faaliyetlerini arttırmak amacı ile davalıya 65.000,00 TL katkı sağlandığını, bu hususun davalının ve bayi/distribütör ...
Ltd.
Şti'nin 5 adet faturası ve teslim belgesi kayıtlarıyla sabit olduğunu, davalının sözleşmeyi ihlal ettiğini, işyerini kapattığını, sözleşmenin 19. ve 20. maddeleri gereğince katkı payını iade ile birlikte ayrıca 40.000,00 ABD Doları cezai şart ödemesi gerektiğini belirterek fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla 40.000,00 ABD Doları cezai şartın Devlet Bankalarının Amerikan Doları ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranıyla fiili ödeme günündeki T.C.
Merkez Bankası efektif döviz kuru üzerinden Türk parası olarak ve 64.473,00 TL mali yardım/katkı tutarlarının verildiği tarihten itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkili ..., ... ve ... arasında davaya konu sözleşmenin imzalandığını, sözleşme devam ederken müvekkilinin kardeşinin şehit düşmesi nedeniyle devlet tarafından müvekkile öncelikli olarak memuriyet hakkı verilmesi nedeniyle müvekkilinin memuriyet hayatına geçtiğini, memuriyet ile serbest mesleği bir arada hukuken yürütemeyecek olan müvekkilinin açmış olduğu ... isimli işyerini kapatmak zorunda kaldığını, sözleşmenin tarafı olan diğer iki isim ... ve ...'nin hasım/davalı olarak bu davada gösterilmeleri gerektiğini, müvekkilinin dava konusu 65.000,00 TL'nin bir kısmını davacı firmaya geri ödediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 01/08/2012 tarihinde 31/08/2015 tarihine kadar geçerli olmak üzere ''Açık satış noktası sözleşmesi'' tanzim edildiği, sözleşmenin bayi veya distribütör ... Firması, İşletici ... ve davacı ... Tic.
A.Ş. tarafından kaşelenip imzalandığı, ... adına sözleşmeyi davalı ..., ... ve ...'ın imzaladığı, davalı ...'nun dosyada toplanan belgelerden (kira kontratı, ruhsat, teslim tutanakları, faturalar, dekont vs.) ... adlı işletmenin işletici olduğu konusunda bir tereddüt bulunmadığı, davacı tarafın iş bu davaya konu edilen sözleşme gereği 64.473,00 TL mali yardım/katkı tutarının davalıdan tahsilini talep ettiği, davalıya yapılan tek ödemenin ... firması tarafından banka aracılığıyla 13/09/2012 işlem tarihli dekontu ile yapılan 52.371,80 TL olduğu, davalı tarafın ticari defter ve kayıtları sunmaması,
başkaca ödeme belgesinin dosyada bulunmaması ve sözleşmenin 20. maddesi karşısında bahse konu tutarın davacıya ödenmesi gerektiği, davacının davalıdan ayrıca sözleşme gereği 40.000,00 ABD doları cezai şart talep ettiği, davalının işlettiği ... adlı unvanlı işyeri için alkollü içki satış belgesinin 16/08/2012 tarihinde düzenlendiği, 01/05/2013 tarihinde süre uzatım yapılmadığından belgenin iptal olduğu, toplanan kurum yazı cevaplarına göre davalının ticari faaliyetine son verdiği, bu durumun taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin ihlal (md.
2, md. 6, md. 9) edilmesi nedeniyle sözleşmedeki cezai şartın düzenlendiği 20. maddesinin uygulanmasına neden olacağı, davalının kardeşinin şehit düşmesi nedeniyle kendisine tanınan memuriyet hakkını tercih etmesinin cezai şartın ödenmesine engel teşkil etmeyeceği, 6762 sayılı TTK'nın 24. maddesine göre tacir olan borçlu cezai şartın fahiş olduğunu ileri sürerek cezai şarttan indirim yapılmasını kural olarak isteyemez ise de kararlaştırılan cezai şart miktarının ekonomik yönden borçlunun mahvına sebep olabilecek tarzda yüksek olduğunun saptanması halinde cezai şarttan uygun bir indirim yapılabileceğinin Yargıtay'ca kabul edildiği,
bu suretle davalının ekonomik ve sosyal durumu ile somut olayın özelliği de gözetilerek cezai şarttan makul düzeyde bir indirime gidilmesi gerektiği, yapılan takdiri indirim sebebiyle davacı yararına vekalet ücretine hükmedilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 20.000.00-ABD Dolarının (dava tarihi değeri 55.560,00-TL'nin) 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesinde öngörüldüğü şekilde Devlet Bankalarının dolar ile açılmış 1 (bir) yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizle birlikte dava tarihi olan fiili ödeme günündeki T.C Merkez Bankası efektif döviz kuru üzerinden Türk parası olarak davalıdan alınarak davacıya ödenmesi ile
katkı ödemesi olan 52.371,80-TL 'nin ödeme tarihi olan 13/09/2012 tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; katkı bedeli talebinin tamamının kabul edilmesi gerekirken kısmen kabul kararının yerinde olmadığını, bilirkişi raporuna itiraz edildiğini, sağlanan katkı payının davalı faturaları, distribütör faturaları, banka dekontu ve teslim belgeleriyle ortaya konulduğunu, cezai şartın fahiş olmadığını, davalının ekonomik yönünden mahvına neden olacak bir meblağ olmadığından tenkis edilemeyeceğini savunarak ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; sözleşmeyi müvekkili ile birlikte imzalayan ... ve ...'nin davaya dahil edilmediğini, müvekkilinin devletin kendisine tanıdığı imkandan yararlanarak memuriyet hayatına başladığını, bu nedenle işyerini kapatmak zorunda kaldığını, davaya konusu miktarın bir kısmının davacıya geri ödendiğini, buna ilişkin delillerin bildirildiğini, müvekkilinin ticari defterlerinin mahkemenin tarafları aynı olan 2018/415 Esas sayılı dosyasına ibraz edildiği için bu dosyaya sunulamadığını, kararın kaldırılarak o dosyadan ticari defterlerin temin edilerek yeniden rapor alınması gerektiğini,
mahkemece cezai şart kısmen kabul edildiği halde red edilen miktar yönünden müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Davalı tarafın istinaf harçlarını yatırmadığı gerekçesiyle Dairemizce yapılan geri çevirme üzerine mahkemece 27/06/2019 tarihli ek karar ile davalının istinaf isteminin reddine karar verildiği, işbu ek kararın davalı tarafından istinaf edildiği, istinaf dilekçesinde özetle, eksik harcın istinaf avansı şeklinde dosyaya yatırıldığı, ek kararın yerinde olmadığı ileri sürülmüştür.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık, bayilik sözleşmesine dayalı cezai şart ve katkı bedeli talebinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, bayilik sözleşmesine dayalı cezai şart ve katkı payı iadesi istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir.
Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01/07/2012 tarihinden sonra 05/08/2015 tarihinde açılmıştır. Her ne kadar mahkemece uyuşmazlığın esası değerlendirilerek davanın reddine kararı verilmiş ise de, öncelikle asliye ticaret mahkemesinin davaya bakmakla görevli olup olmadığının belirlenmesi ve davanın ticari niteliğinin ve görevli mahkemenin belirlenmesinde TTK'daki düzenlemelerin değerlendirilmesi gerekir.
6102 Sayılı TTK.nun 12.maddesinde "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla hakla bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır." hükmü, 11.maddesinde.
"Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanlığı kararı (değişiklikten önce Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararname) ile belirlenir" 15.maddesinde; " İster gezici olsun ister bir dükkanda veya sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanan ve geliri 11.maddenin 2.fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır.
Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu'na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez.
Somut olayda; dosyanın yapılan incelemesine göre, Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/915 Esas sayılı dosyasında davacı ...
A.Ş. ile davalılar ..., ..., ... arasında farklı işyeri için yapılan bayilik sözleşmesinden kaynaklı tazminat istemli açılan davanın işbu dosya ile birleştirildiği, yargılama sırasında birleşen davanın konusunun farklı olması nedeniyle ayırma kararı verildiği, ayırma kararından sonra dosyanın mahkemenin 2018/415 Esasına kaydedildiği, yargılama sırasında davalılar ..., ... ve ...'nin tacir olmadığı, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği anlaşılmıştır.
İstinafa konu işbu dosyada davalı ...'nun ayırma kararı verilen dosyada da davalı konumunda olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece davaya konu uyuşmazlıkta Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olup olmadığı hususuna ilişkin olarak yeterli inceleme ve değerlendirme yapılmadan davanın esası hakkında karar verildiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca mahkemece; yukarıda ifade edilen yasa hükümleri ve açıklamalar dikkate alınmak suretiyle ve ayırma kararı verilen dava dosyası da incelenmek suretiyle davaya konu edilen uyuşmazlık yönünden Asliye Ticaret Mahkemesi’nin görevli olup olmadığına ilişkin daha kapsamlı şekilde inceleme ve araştırma yapılması gerekirken, eksik inceleme yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, tarafların esasa yönelik istinaf itirazları bu aşamada incelenmeksizin HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2021/625, K. 2024/16, 24 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama