KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 22. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi Vekili Davalı
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 6 Kasım 2024
- Esas no
- 2022/1548 ( KABUL KALDIRMA
- Karar no
- 2024/1367
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- DR. ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 28/04/2021
- Esas-karar no
- 2020/387 E 2021/369 K
- Davacı
- —
- Davanın konusu
- Menfi Tespit
- Yazıldığı tarih
- 26/11/2024
Karar Metni
1.023 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında alacak borç ilişkisinin kalmadığını davalı tarafından ibra edildiğini, senet dahil hiçbir alacağı bulunmadığını kabul etmesine rağmen 5.000,00 TL bedelli iki ayrı senedi icra takibine konu edildiğini, ancak müvekkilinin davalıya her hangi bir borcu bulunmadığını, senetlerin bedelinin ödendiğini belirterek müvekkilinin Ankara 16. İcra Müdürlüğünün 2019 / 19189E. ve 2019 / 19190 E. Sayılı dosyalarında takibe konu bonolar yönünden borçlu olmadığının tespitine ve %20 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili; müvekkil, davacı tarafla ticari olarak alış-verişler neticesinde farklı vade tarihli senetler davacı tarafından imzalanıp müvekkile teslim edildiğini, davacı yanın iddia ettiği ''senetler dahil borcu yoktur'' ifadesinin müvekkil tarafından 10.02.2019 ve 10.04.2019 vade tarihli senetler için kullandığını, Ankara 16. İcra Müdürlüğünde takibe konu senetlerin 10.05.2019 ve 10.06.2019 vade tarihli olduğunu, takibe dayanak senetlere dair davacı yanın müvekkiline hiçbir ödemesi bulunmadığını, bildirerek davanın reddine ve % 20 tazminata karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece; davacı yanın "teklifdir" başlıklı belgede "senetler dahil borç yok" diye yazdığı ve davacının borcu olmadığının iddia edildiği, öncelikle davacı yanın ticari ilişkiye ilişkin fatura, borç ödemesine ilişkin düzenleyip verdiği senetler ve banka ödeme belgelerinin ticari defterlerine kaydetmediği, davalı yanın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, bilirkişi incelemesine göre 29.852,06 TL bedelli fatura öncesinde de ticari ilişkileri olabileceği, bu yazının 7.055,63 TL bedelli malzeme teklifinin belgesi üzerine yazıldığı, ve "senetlere dahil" borç yok dendiği, senetler dahil denmediği, bu anlamda farklı anlam içerdiği,
ayrıca "montaj malzemesi sonra verilecek" diye de el yazısı olduğu, ancak açıkça yazılmadığı için içerdiği anlamın dahi anlaşılamadığı, diğer taraftan icra takibine konu iki senet bedelinin ödeme olarak mahsubundan sonra davalı ticari defterlerine göre halen davalı yanın 3.302,77 TL alacağının kaldığı, yine dava konusu senet haricindeki diğer dört senedin üçünün banka aracılığıyla ödeme bir diğerinin senet aslının alındığı, dolayısıyla dört senedin ödemesinin belgelerle ispat edilebilir olduğu, davalı tarafça da kabul edilen aynı ticari ilişkide ki dava konusu iki senedin ödeme belgesinin olmadığı,
elden ödeme iddiasının bu yazı ile ticari defterdeki kayıtlar fatura ve diğer belgeler karşısında anlamı anlaşılamayan teklifdir belgesinin tarihinin 25/09/2018 olup altı senedin ilgili olduğu malzemelerin verildiği fatura tarihinin 27/06/2019 olup belgeden bir yıl sonrasına tekabül ettiği, altı senedin veriliş/düzenleme ve vade tarihlerinin de o belgeden aylar sonrası olduğu, tüm bu hususlar dikkate alındığında "senetlere dahil borç yok" sözü ile ispat edilmiş sayılamayacağı, iki senet bedelinden daha fazla davacı tarafın davalıya usulüne uygun düzenlenmiş davalı lehine delil olma özelliğine haiz ticari defterlere göre borçlu olduğu,
davacı yan usulüne uygun belgelerle iki senet bedelini ödediğini ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; davalı yan ile müvekkili arasında cari hesapları uyarınca mal almış, fatura keserek ödeme yapıldığını, davalı atarfından düzenlenen ibranameye ve mahkemece alınan bilirkişi raporuna göre davanın kabul edilmesi gerekirken reddine karar verilemeyeceğini belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık, takibe ve davaya konu senetlerin bedelinin ödenip ödenmediği burada varılacak sonuca göre de mükerer tahsile çalışılıp çalışılmadığı hususuna ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava konusu iki adet senet malen kaydı ile düzenlendiği ve senetlerin bedelinin ödendiğine dair davacı yanca yazılı delil ibraz edilmediği gibi senetlerin mükerer tahsile çalışıldığı hususu davacı yanca ispat edilememiştir.
TMK.'nun 6.maddesi gereğince "Kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür." hükmü getirilmiştir. Davacının dosya kapsamı itibariyle teminat senedi iddialarını ve senedin takipten önce ödenerek bedelsiz kaldığına yönelik iddialarını yazılı delilerle kanıtlayamadığı görülmektedir. Ancak dava dilekçesi incelendiğinde davacının aynı zamanda yemin deliline de dayandığı anlaşılmaktadır.
Bir vakıayı ispat yükü kendisine düşen taraf o vakıayı başka delillerle ispat edemezse diğer tarafa yemin teklif eder. Yemin teklifini ispat yükü kendisine düşen taraf yapar. Yemin teklifine dayanan taraf bunu dava dilekçesinde veya cevap dilekçesinde açıkça belirtmesi gerekir. Mahkeme ancak bu halde (dava dilekçesinde veya cevap lahiyasında yemin deliline dayanıldığının bildirilmesi halinde) yemin teklifini hatırlatmakla yükümlüdür. Kendisine yemin teklif edilen taraf, yemin teklifinin kabulünden sonra, usulüne uygun biçimde (HMK m. 233) yemin eder ise, yemin teklif eden tarafın iddia ettiği vakıanın mevcut olmadığı kesin delil ile ispat edilmiş olur. Yemin teklif eden taraf, bundan sonra iddiasını ispat için başkaca delil gösteremez.
Açıklanan bu nedenlerle mahkemece; davacının yemin deliline de dayandığı dikkate alınarak, davacıya karşı tarafa yönelik olarak yemin teklif etme hakkı hatırlatılmadan, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu durumda, davacının yemin teklif etme hakkının hatırlatılması suretiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, dava dosyasının kapsamı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde; mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış, mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davalı yanın istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerden ötürü kabulüne, yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6.maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2022/1548, K. 2024/1367, 6 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama