KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 22. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi Vekili Davalı
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 25 Nisan 2024
- Esas no
- 2022/155 (ESASTAN RET
- Karar no
- 2024/470
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 19/10/2021
- Esas-karar no
- 2019/703 E 2021/743 K
- Davacı
- —
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
- Yazıldığı tarih
- 07/05/2024
Karar Metni
886 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352.maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ticari ilişki kapsamında davalı adına düzenlediği iki adet fatura ve sevk irsaliyesine dayalı olarak icra takibi başlattığını, davalının haksız yere takibe ve borca itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; alacağın zamanaşımına uğradığını, davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, takibe konu 29/11/2010 tarihli faturaya konu 55 adet teleskopik direklerin teslim alındığını, bedelinin elden ödendiğini, bunun dışında mal alınmadığını, davacının korkutması üzerine müvekkilinin eşinin evrakları imzaladığını, davacı şirket yetkilisinin çok sayıda benzer davasının bulunduğunu ve dolandırıcılıktan tutuklu olduğunu savunarak davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, davalı borçlunun itirazının davacı alacaklıya tebliğ edilmemesi nedeniyle 1 yıllık hak düşürücü sürenin işlemeye başlamadığı, TBK 146.maddesi uyarınca zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı, davaya ve takibe dayanak hizmetin ifa edildiğinin davacı defter, fatura ve irsaliye içeriğinden, davalı tanığı ve davalının teslime dair ikrar beyanından anlaşıldığı gerekçesiyle asıl alacak yönünden davanın kabulüne ve icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını, alacağın zamanaşına uğradığını, savcılık tarafından verilen cevaba göre davacı şirket yetkilisi hakkında 137 adet soruşturma bulunduğu ve bunların yaklaşık 100 tanesinde şüpheli sıfatında olduğunu, bu hususun müvekkilinin hile ve aldatmaya yönelik müvekkilinin iddiasını ispatlar nitelikte olduğunu, ek rapor alınmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık, davacının takibe konu faturalar nedeniyle alacaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Ankara 2.İcra Müdürlüğünün 2010/15352 Esas sayılı takip dosyasının yapılan incelemesine göre, 20/12/2010 tarihinde davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 2 adet fatura ve sevk irsaliyesine dayalı olarak 15.100,00 TL asıl alacak, 2.718,00 TL KDV alacağı, 132,87 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 17.950,87 TL alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun süresinde takibe ve borca itiraz ettiği, itirazın davacı alacaklıya tebliğ edilmediği, itirazın iptali davasının asıl alacak ve KDV alacağı yönünden İİK 67.maddesi uyarınca süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Takibe dayanak faturalar ve sevk irsaliyelerinin yapılan incelemesine göre, 30/11/2010 tarihli 200 adet plywood içerikli 16.520,00 TL bedelli fatura ve bu fatura için aynı tarihli teslim alan kısmında ... isim ve imzasının bulunduğu sevk irsaliyesinin düzenlendiği, diğer faturanın 29/11/2010 tarihli 55 adet teleskopik direk içerikli 1.298,00 TL bedelli olduğu, bu fatura için 27/11/2010 tarihli sevk irsaliyesinin düzenlendiği ve sevk irsaliyesinde teslim alan olarak ... isim ve imzasının bulunduğu görülmüştür.
Tarafların ticari defterlerinin bilirkişi marifetiyle incelendiği, taraf defterlerinin kapanış tasdiklerinin yapılmadığı, davaya konu faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olduğu ve davacının takipte talep ettiği 17.818,00 TL ve KDV alacağı kadar davalıdan alacaklı olduğu, faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, davacının faturaları BS formu ile vergi dairesine bildirdiği, davalı yönünden BA formunun bulunmadığı anlaşılmıştır.
Davalının takibe konu sevk irsaliyelerindeki imzalara açık itirazının bulunmadığı, 29/11/2010 tarihli 1.298,00 TL bedelli fatura yönünden elden ödeme savunmasında bulunduğu, savunmasına dayanak yazılı delil sunmadığı, cevap dilekçesinde de yemin deliline dayanmadığı anlaşılmıştır.
Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle davalı borçlunun itirazının davacı alacaklıya tebliğ edilmemiş olması nedeniyle İİK 67.maddesinde düzenlenen 1 yıllık hak düşürücü sürenin işlemeye başlamamasına,
fatura tarihleri itibariyle TBK 146.maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresinin takip ve dava tarihi itibariyle dolmamasına, davalının ödeme savunmasını ispat edememiş olmasına, dava konusu faturalara yönelik savcılık soruşturmasının bulunduğunun iddia edilmemiş olmasına göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2022/155, K. 2024/470, 25 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama