KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 22. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/1783
- Karar No
- 2024/1724
- Karar tarihi
- 18 Aralık 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 27/05/2022
- Esas-karar no
- —
- Davanın konusu
- Alacak
- Yazıldığı tarih
- 19/12/2024
Karar Metni
1.143 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekillerince istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 08/11/2016 tarihinde davalıdan 2016 model 0 km ... ... marka aracı 101.992,02 TL karşılığında satın aldığını, aracın satın alındığı tarihten itibaren motor ve aksamından kaynaklanan problemlerden dolayı yetki servislere götürüldüğünü, 2018 yılında motorunun değiştirildiğini, buna rağmen motor ve aksam arızasının devam ettiğini, onarım bedellerinin müvekkili tarafından karşılandığını, müvekkilinin araçtan beklenen faydayı göremediğini,
davalıya gönderilen ihtara rağmen sonuç alınamadığını belirterek aracın misli ile değiştirilmesine olmadığı taktirde ödenen 101.922,01 TL'nin 08/11/2016 satış tarihi itibariyle avans faizi ile birlikte tahsiline, garanti kapsamında olmayan tamir masrafları ve aracın kullanılamaması nedeniyle günlük kazanç kaybının tespit edilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 01/02/2022 tarihli cevaba cevap dilekçesinde dava açıldıktan sonra aracın 3.kişiye satıldığını belirterek misli değişim olmadığı takdirde bedel iadesi talebini değer kaybının tahsili olarak değiştirdiklerini beyan etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın 2 yıllık garanti süresi dolduğundan zaman aşımına uğradığını, süresinden sonra müvekkiline bildirim yapıldığını, aracın ayıplı olmadığını, davacının onarım hakkını kullandığını, kullanıcı hatası olduğunu, garanti kapsamında aracın motorunun değiştirildiğini, garanti süresi dolduktan sonra da davacının aracı servise getirdiğini, garanti süresi sona ermiş olan araçta yapılan işlemlerin davacıya yansıtıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, alınan bilirkişi raporunun denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, davacının davalıdan satın aldığı ... plakalı otomobilin ayıplı olduğu iddiası ile ayıpsız yenisi ile değiştirilmesi, mümkün olmadığı taktirde ödenen bedelin iadesi ve garanti kapsamında olmayan ödenen onarım bedeli ve araç mahrumiyet bedelinin davalıdan tahsiline ilişkin olduğu, davacı tarafça dava konusu aracın dava açıldıktan sonra 3. kişiye devredildiği, bu sebeple HMK141.maddesi kapsamında terditli talebinin araçta oluşan değer kaybı bedelinin tazmini olarak değiştirildiği,
aracın motoru değiştiğinden değer kaybının oluşmayacağı, garanti kapsamında olmayan onarım faturaları incelendiğinde 08/10/2019 tarihli iki fatura, 12/11/2019 tarihli fatura konusu onarımların kullanıcı kaynaklı olduğu, 07/12/2019 tarihli fatura konusu onarım bedelinden davalının sorumlu olduğu, aracın motorunun 10 günde onarılacağı, günlük araç bedelinin 150,00 TL olduğu, bu kapsamda araç yoksunluk bedelinin 1.500,00 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 1.500,49 TL onarım bedeli, 1.500,00 TL araç yoksunluk bedeli olmak üzere toplam 3.000,49 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; aracın 2018 yılında motorunun değiştirilmesinden sonra yetkili servis tarafından arızaların tekrar etmeyeceği söylenmesine rağmen arızaların devam ettiğini, aracın ikinci kez gizli ayıp nedeniyle kullanılamayacak hale gelmesi ve araçta ciddi değer kaybı oluşmasının dikkate alınmadığını, davalının ayıbı ağır kusuru ile sakladığını ileri sürerek davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; iki yıllık garanti süresinden sonra açılan davanın zaman aşımından reddi gerektiğini, davacının süresinde sonra müvekkiline bildirim yaptığını, keşif yapılmaksızın dosya üzerinden alınan raporun eksik ve hatalı olduğunu, itirazların karşılanmadığını, motor bloğundaki çatlamanın sebebinin araştırılmadığını, gizli ayıp bulunmadığını, müvekkilinin satıcı olup üretici olmadığını, davacıdan gizlenen bir durumun bulunmadığını, arızalar sonrasında onarım hakkının kullanıldığını, red edilen miktar üzerinden müvekkili lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık, satıma konu aracın gizli ayıplı olup olmadığı, zaman aşımı süresinin dolup dolmadığı, davacı taleplerinin yerinde olup olmadığı, davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin doğru olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, ayıp iddiasında dayalı değer kaybı ile garanti süresinden sonra yapılan onarım masrafları ve kazanç kaybı istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
6098 Sayılı TBK.nun 219 Maddesinde; " Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.'' hükmü,
TBK. 225 maddesinde; ''Ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz. Satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hüküm geçerlidir.'' hükmü,
6098 sayılı TBK:231/2 maddesinde; "Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaaşımı süresinden yararlanamaz."hükmü bulunmaktadır.
TBK. 231-son madde hükmüne dayanılabilmesi için alıcının, satıcının hilesi veya kandırması nedeniyle zamanında dava açmasının önlenmesi gerekir.
Açıklanan yasal mevzuat ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının dava konusu aracı 08/11/2016 tarihinde davalıdan 0 km olarak satın aldığı, aracın garanti süresi içinde 23/02/2018 tarihinde motor değişiminin yapıldığı, motor değişiminden sonra da aracın birçok kez arıza şikayeti ile servise götürüldüğü, servis tarafından 05/12/2019 tarihinde motor bloğunun çatlak olduğu yönünden iş emrinin düzenlendiği, davacının sonuç alınamayan tamiratlarla oyalandığı,
iğfal durumunun somut olayda gerçekleştiği, bu nedenle davanın süresinde açıldığının kabulü gerektiği, aracın yetkili servise götürülmesi nedeniyle ayıp ihbarının da süresinde olduğu, davacının satıcı olması nedeniyle araçtaki ayıptan dolayı sorumlu olduğu, yargılama sırasında alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında aracın gizli ayıplı olduğu, motorun değiştirilmesi nedeniyle değer kaybının oluşmadığı belirtilerek onarım bedeli ve araç mahrumiyet bedelinin hesaplandığı, raporun ayrıntılı ve denetime elverişli olduğu, hesaplanan miktarların oluşa ve dosya kapsamına uygun bulunduğu,
davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin de karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uygun olduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına göre ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık olmadığından taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2022/1783, K. 2024/1724, 18 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama