KÜNYE
T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 4 Mart 2024
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/198 - 2024/195
- Esas no
- 2022/198 (ESASTAN RET
- Karar no
- 2024/195
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 21/04/2021
- Esas-karar no
- 2021/113 E - 2021/335 K
- Davacı
- —
- Davalılar
- —
- Davanın konusu
- Tazminat
- Yazıldığı tarih
- 03/04/2024
Karar Metni
1.110 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili,müvekkilinin iş yerinde şirket verilerinin ve programlarının saklanması amacıyla 11/05/2016 tarihinde ... (...
Türkiye)'ın temsilcisi olan diğer davalı ... şirketinden 18 adet SSD kart ve diğer ekipmanların 30.802,72 USD bedelle alındığını, 05/02/2020 tarihinde sistem arızası meydana geldiğini, sonrasında sistemin tekrar aktif hale gelmediğini, davalılarla yapılan görüşmeler ve incelemeler neticesinde sorunun kaynağının SSD ürünlerin bir kısmındaki üretim hatasından kaynaklandığının tespit edildiğini, bunun gizli ayıp niteliğinde olup 11/02/02020 tarihinde ihtarname ile ayıbın ihbar edildiğini, Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2020/21 diş sayılı dosyası ile tespit yapıldığını,
bilgilerin geri getirilemeyeceğinin tespit edildiğini iddia ederek müşteri çevresi kaybı, verilerin yeniden girilmesi ve sistemin yeniden kurulması, ciro kaybı şeklinde doğan şimdilik 10.000,00 TL maddi ve 1,00 TL manevi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı ... şirket vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, ticari satış niteliğinde olması nedeni ile satıcı olmayan müvekkilinin sözleşmesel yükümlülüğünün bulunmadığını, pasif husumetinin bulunmadığını, dava tarihinden sonra meydana gelecek zararların eldeki davada talep edilmesinin mümkün olmadığını, davanın kısmi ya da belirsiz alacak davası olarak görülemeyeceğini, manevi tazminat davasının sonradan artırılamayacağını, müvekkili ile diğer davalı arasında ...
Ortak Anlaşması düzenlendiğini, bu kapsamda dava konusu SSD'lerin davalıya 10/05/2016 tarihinde tam ve eksiksiz olarak, çalışır halde satıldığını, onların da davacıya sattığını, davacının uyarılara rağmen sözleşmesel destek paketinden faydalanmadığını, satış sonrası hiçbir bakım, onarım ve idame hizmeti almadığını, yedekleme ve güncelleme yapılmadığını, müvekkilinin yasal veya sözleşmesel yükümlülüğü bulunmamasına karşın ücretsiz olarak teknolojik destek sağladığını, davacıya sisteme müdahale edilmemesine ilişkin bildirim yapıldığını,
ürünlerin tamamına yakını kurtarılmasına karşın DG05 disk grubu içindeki verilerin davacının müdahalesi nedeni ile kurtarılamadığını, zararla olay arasında illiyet bağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... şirket vekili, davanın zamanaşımına uğradığı, davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını, ayıp ihbar sürelerine uyulmadığı, garanti sorumluluğu süresinin bittiğini, davacının basiretli tacir gibi davranmaması nedeni ile zarara uğradığını, zararın varlığını ve miktarının ispatlanmasının gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
Mahkemece, davalı ... şirketinin husumet itirazında bulunduğu, davanın ticari satımdan kaynaklandığı, davaya konu ürünlerin satış faturasında davalı adının bulunmadığı gibi taraflar arasında bir sözleşme de bulunmadığı, davalı tarafça sunulan garanti belgesinde davalının garantör olduğuna ilişkin bir hüküm bulunmadığı ve davacının bu yönde bir iddiası ve tespit dosyasında dahi bu yönde bir tespit bulunmadığı, bu hali ile davalı ... şirketinin davada husumet ehliyeti bulunmadığı değerlendirilmiş ve bu davalı yönünden davanın husumet nedeni ile reddine karar vermek gerektiği (Yargıtay 19. HD 2017/5302 esas 2019/390 karar sayılı ilamı);
davalı ... şirketi zamanaşımı savunmasında bulunduğu, dava konusu satışın 11/05/2016 tarihinde yapıldığı, garanti süresinin 3 yıl olduğu, arızanın 05/02/2020 tarihinde meydana geldiği, ayıp ihbarının 11/02/2020 tarihinde yapıldığı, davacı ayıbın gizli ayıp olması nedeni ile süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu iddia ettiği, TTK'nun 23 ve TBK'nun 231. maddeleri gereği zamanaşımı süresinin 2 yıl olduğu,
taraflar arasında daha uzun bir garanti süresi belirlendiğinden 3 yıllık garanti süresinde de davalının zarardan sorumlu olabileceği, ancak zararın, ihbarın ve davanın 3 yıllık garanti süresi dolduktan sonra gerçekleştiği, davalının, satılanın ayıplı olarak satılmasına ilişkin ağır kusurlu olduğuna dair iddia ve delil de bulunmadığından zamanaşımı süresinden sonra sorumluluğunun devam ettiğinden söz edilemeyeceği değerlendirilmiş ve davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiği (Yargıtay 11 HD 2020/2911 esas 2020/5389 karar sayılı ilamı) belirtilerek.
Davalı ... şirketi aleyhine açılan davanın husumet nedeni ile davalı ... şirketi aleyhine açılan davanın zamanaşımı nedeni ile reddine, karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili.
Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesi 2020/21 Esas (D.İ) dosyası ile delil tespiti yaptırıldığı, orada düzenlenen raporda yapılan gözlemler neticesinde kaybolan verilerin büyüklüğünün ölçümünde firmanın Türkiye ve yurtdışında bulunan tüm bayii ve merkezlerinin de verilerinin tutulduğu entegre bir program olmasından dolayı önemli ve çok büyük bir veri ve iş gücü kaybının olduğunun gözlemlendiğinin sonuç ve kanaatine varıldığı, mahkemece ağır kusur incelemesi yapılmadan ve delil tespitimiz dikkate alınmadan karar verildiği,
husumet noktasında satışla bağımsız ayıplı olarak üretilen/imal edilen ürünün daha sonradan zarara sebebiyet vermesinin söz konusu olduğu, mevzuat gereği sorumluluğu bulunduğundan husumetten reddin de hatalı olduğu, davanın kabulü gerektiği bildirilmiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Davacının ayıplı mal iddiasının değerlendirilmesi uyuşmazlık konusudur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, ayıp iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Davalı ... Teknoloji çözümleri Limited şirketi ile diğer davalı ... Şirketi arasında 2B 033 sözleşme numaralı ... ortak anlaşması akdedildiği, bu anlaşma uyarınca davalı ... Teknoloji Çözümleri Limited Şirketi davalı diğer şirketi ... ürünleri ve desteğinin satın alınması, tekrar satımı ve ... ürünleri ve desteğine ait alt lisans hakkının verilmesi için münhasır olmayacak bir şekilde yetkilendirdiği, bu kapsamda dava konusu ... msa 2040 ssan DC sff storage ve 18 adet ... MSI 400 GB 12g sas mu ssd müvekkili tarafından ...'ya satıldığı ve buna karşılık ...'ya 10.05.2016 tarihli satış faturası düzenlendiği, davalı diğer şirketin de bu ürünleri davacıya sattığı ve 11.05.2016 tarihli satış faturası düzenlediği, garanti süresinin 3 yıl olduğu belirtilmiştir.
Buna göre Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına ve özellikle davalı ... Şirketinin garantör ve üretici olmamasına; davacı yanın dava dilekçesinde ağır kusur iddiasında bulunmamasına göre ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1.b.1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2022/198, K. 2024/195, 4 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama