KÜNYE
T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi Vekili Davalı
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 3 Nisan 2024
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/99 - 2024/371
- Esas no
- 2022/99 (ESASTAN RET
- Karar no
- 2024/371
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 20/12/2021
- Esas-karar no
- 2021/540 E - 2021/858 K
- Davacı
- —
- Davanın konusu
- Alacak
- Yazıldığı tarih
- 22/04/2024
Karar Metni
1.052 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı arasında akdedilen harici taşınmaz satışı sözleşmesi kapsamında müvekkiline ait kargir dükkanının 1.250.000 TL bedelle satışı hususunda anlaşıldığını ve tapu devri ile davalı şirket adına tescilin 12.01.2021 tarihinde yapıldığını, devir sırasında satış bedeli 1.250.000 TL'nin müvekkili şirket tarafından tahsil edildiğini ve satım sonrasında tapuya beyan edilen duruma uygun olarak düzenlediği %18 oranında KDV dahil 1.475.000 TL bedelli satış faturasını davalıya gönderdiğini, ancak davalının KDV bedeli olan 225.000 TL'yi müvekkiline ödemediğini,
gayrimenkul satışlarında tapuya bildirilen satış bedelinin KDV hariç bedel olması gerektiğini, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin resmi işlemlerde geçerli olabilmesi için noter huzurunda yasal prosedürlere göre düzenlenmiş olması gerektiğini ve noter dışında düzenlenen ve notere sadece imza onayı için getirilen sözleşmelerin ise herhangi bir yasal geçerliliği olmadığını, taraflarca akdedilen sözleşmenin geçerlilik şartlarına uygun yapılmamasına rağmen taraflarca anılan sözleşmeye uygun olarak taşınmaz devri yapıldığını,
ancak taşınmazın bedeli konusunda KDV hariç olacak şekilde gerçek satış bedeli olan 1.250.000 TL'nin alıcı tarafından ödenmesi nedeniyle sözleşmede kararlaştırılan durumun tarafların gerçek iradelerini yansıtmadığını, nitekim, sözleşmede dükkan için kararlaştırılan 1.250.000 TL olarak tapuda gösterilen bedelin gerçek bedel olduğunu, bu değerin kapsamına KDV ve tüm vergiler dahil olmadığını, tapu harcı hangi bedel üzerinden ödenmiş ise, KDV ye tabi satış bedelinin de bu bedel olduğunu, tapuda belirlenen gerçek satış bedeli üzerinden, sözleşme gereği alıcının tapu harç ve masraflarını ödediğini,
müvekkili tarafından düzenlenen faturanın taraflar arasındaki borç ilişkisine uygun olduğunu ileri sürerek 28.01.2021 tarihli e-fatura ile düzenlenen 1.250.00,00 TL+ %18 KDV olacak şekilde 1.475.000,00 TL bedelin, ödenmeyen 225.000,00 TL KDV bedeli ile KDV ödemesi yapılmaması nedeniyle ödenmesi gereken tarihten itibaren en yüksek ticari temerrüt faizinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili; taraflar arasında imzalanan adi yazılı satım sözleşmesinde KDV'nin satım bedeline dahil olduğunun kararlaştırıldığını, sözleşmenin tapu devri öncesinde başlangıçta geçersiz olsa bile tarafların edimlerini yerine getirmesiyle birlikte adi yazılı sözleşmenin de geçerlilik kazandığını, vergi mevzuatının mükellef ile vergi dairesi arasındaki ilişkinin düzenlenmesini amaçladığını, bu nedenle eldeki davada vergi mevzuatının değil TBK hükümlerinin uygulanması gerektiğini, gayrimenkul satımının 12/01/2021 tarihinde yapıldığını,
ancak davacının düzenlediği faturanın 28/01/2021 tarihli olduğunu ve VUK'nun 231/5 hükmüne aykırı olarak 16 gün sonra düzenlenmesi sebebiyle iade edildiğini, bir an için adi yazılı sözleşmenin geçersiz olduğu kabul edilse dahi KDV'nin satım bedeline ilaveten ödeneceğine ilişkin satım sözleşmesinde hüküm bulunmaması halinde davacının satım bedeli üzerine KDV ilave ederek alacak talep edemeyeceğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece; taraflar arasında imzalanan 23/12/2020 tarihli adi yazılı sözleşme ile dükkan için 2.750.000,00 TL, 1.250.000,00 TL olmak üzere toplam 4.000.000,00 TL satım bedeli kararlaştırıldığı, sözleşmenin ikinci sayfasında ise iki dükkan için toplam net KDV ve vergiler dahil "4.000.000,00 TL olarak belirlendiğinin yazılı olduğu,
buna göre taraflar arasındaki satım bedeline KDV miktarının dahil edildiği ve davacının daha sonra düzenlediği fatura ile sözleşmeye aykırı olarak davalıdan KDV bedeli talep edemeyeceği, her ne kadar davacı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin haricen yapılmış olması nedeniyle geçersiz olduğunu ileri sürmekte ise de; taraflarca sözleşme ile kararlaştırılan edimlerin yerine getirilmiş olması nedeniyle artık geçersizliğinin ileri sürülemeyeceği ve taraflar yönünden bağlayıcı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; satış işlemi tapu dairesinde gerçekleşmiştir, taraflar arasındaki geçersiz satış vaadi sözleşmesi kapsamında belirlenen bedelin geçerli olmadığını, tapuda gösterilen gerçek rakam üzerinden KDV bedelinin hesaplanarak davalıdan tahsilinin talep edildiğini, tapudaki bedelin KDV hariç bedel olduğunu, belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık; taşınmaz satış sözleşmesi kapsamında satış bedelinin içinde KDV belirlenip belirlenmediği belirlenmemesi halinde ise KDV bedelinden satıcının mı alıcının mı sorumlu olduğu hususuna ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, taraflar arasındaki taşınmaz satım sözleşmesi nedeniyle KDV bedelinin davalı alıcıdan tahsili istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Taraflar arasındaki taşınmaz satımının yapılmasıyla birlikte, devlet Katma Değer Vergisi alma hakkına sahip, satıcı da bunu ödemekle yükümlü olmuştur. Taraflar, sözleşme aşamasında, satış bedeline bu verginin de dahil olup olmadığına dair bir kararlaştırmada bulunmamışlar; davacı satıcı, Katma Değer Vergisi'ni satış bedelinden ayrı olarak gösterip, davalı alıcının bilgisine ve onayına sunmuş, satış işlemi geçerli şekilde yapılıp, satış bedelini aldıktan ve böylece davalı ile aralarındaki hukuki ilişki sona erdikten sonra, Katma Değer Vergisi içeren bir fatura düzenleyip davalıya tebliğ edilerek ödeme isteminde sözleşmeye aykırı olarak talepte bulunamaz.
Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına ve özellikle ilk derece mahkemesi kararında belirtildiği gibi satış bedeline ilave edilen KDV bedelinin sonradan anlaşmaya aykırı olarak davacı tarafından ek fatura tahakkuku yapılarak talepte bulunulamayacağının anlaşılmasına göre ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık olmadığından davacı vekilinin karara yönelik istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1.b.1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2022/99, K. 2024/371, 3 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama