KÜNYE
T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 30 Ocak 2026
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/1721 - 2026/51
- Esas no
- 2023/1721 (KABUL DÜZELTEREK YENİDEN ESAS
- Karar no
- 2026/51 HAKKINDA KARAR VERİLMESİ
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 16/03/2023
- Esas-karar no
- 2022/46 E - 2023/180 K
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
- Yazıldığı tarih
- 10/02/2026
Karar Metni
1.672 kelime·8 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların kimyasal madde alımı konusunda anlaştığını, 03/04/2020 tarihinde davalının hesabına 66.558,00 TL para gönderilmesine rağmen malların teslim edilmediğini, ödenen miktarın iadesi için başlatılan icra takibine davalının haksız yere itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını, arabuluculuk yoluna başvurulmadığını, taraflar arasında kimyasal maddelerin satışı hususunda anlaşma yapıldığını, yapılan yazışmalarda minimum sipariş/sevkiyat 10.000,00 USD+KDV 2020 Haziran ayına
kadar olarak anlaşıldığını yine 6.000,00 USD altındaki siparişlerde de 1.500,00 USD +KDV + sevkiyat masrafı olarak mutabık
kalındığını, bu anlaşma çerçevesinde davacı tarafça
1-) 210520POA001 $ 3.771,28, 2-) 210520POA002 $ 3.540,00, 3-) 210520POA003 $ 3.771,28 olmak üzere
3 sipariş için 11.082,56 USD avans ödemesi yapıldığını, 2 sıra numaralı siparişin davacıya gönderildiğini, teklif şartlarına uygun
olarak da 3.540,00 USD miktarlı fatura kesildiğini, davacı tarafça malzemenin kabulünün yapıldığını ancak daha sonra
mutabık kalınan 6.000,00 USD altındaki siparişlerde 1.500,00 USD +KDV + sevkiyat masrafı nakliye farkını ödenmeyeceği
belirtilerek müvekkili tarafından tanzim edilen bütün faturalara karşı iade faturası kesildiğini, bu durumun kabul edilmediğini, fatura fiziki olarak gelmediği için muhasebe kayıtlarına
işlenemediğini, ayrıca anlaşmazlık çıkınca 3 sıra nolu sipariş için müvekkilinin ithalatını yaptığı malların sipariş tutarının %45'e denk
gelen kısmının da iade ve kabul yapılmaması nedeniyle müvekkili şirketin elinde kaldığını, siparişe özel tedarik edilen
ve raf ömürlü malzeme olduğundan davacının kusuru ile kalan %55 kısmın da kullanılmaz hale geldiğini, sonuç itibariyle anlaşma çerçevesinde 2 sıra nolu sipariş 3.540,00 USD, 3 sıra nolu siparişin %45'i 1.697,00 USD'nin davacının ödediği 11.082,00 USD'den mahsup edildiğinde müvekkilinin borcunun 5.845,00 USD karşılığı yaklaşık 40.600,00 TL olduğunu, davacının bu miktarı kabul etmeyerek takip başlattığını, temerrüdün gerçekleşmediğini, faiz oranının kabul edilemeyeceğini savunarak davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında kimyasal madde temini ve teslimine ilişkin sözleşme ilişkisi bulunduğu, davacının teslim edilmediğini iddia ettiği malların davacıya teslim edildiğinin davalı tarafından iddia edilmediği, uyuşmazlığın sözleşme uyarınca davalıya ödenen ürün bedelinin iadesi şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplandığı, davalının sipariş verilen ürünlerin özel üretim olup davacı tarafından teslim alınmaması nedeniyle kullanılamaz hale geldiğini iddia etmişse de bu hususun ispat edilemediği, taraf ticari defterlerinin uyumlu olduğu,
davacı tarafından iade faturası düzenlenen 3.540,00 USD bedelli faturaya konu malların teslimi davalı tarafından ispat edilemediğinden davalının malları teslim etmediğinin kabul edildiği, davacının takip tarihi itibariyle 65.700,00 TL davalıdan alacaklı olduğu, takip öncesi davalının temerrüde düşürülmediği ve alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; işlemiş faiz talebinin reddi kararının yerinde olmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla dava ve faturaya konu malların davacıya teslim edildiğini, davacının iade faturası düzenlediğini, iade faturasına konu malların müvekkiline teslim edildiğine dair delil sunulmadığını, faiz oranı ve miktarına yönelik yapılan itirazın karara bağlanmadığını, alacak yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin yerinde olmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık, davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Ankara 28.İcra Müdürlüğünün 2020/7963 Esas sayılı takip dosyasının yapılan incelemesine göre, 25/09/2020 tarihinde davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 65.700,00 TL asıl alacak, 1.237,51 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 66.938,29 TL alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı davalı borçlunun süresinde takibe ve borca itiraz ettiği, itirazın iptali davasının İİK 67.maddesi uyarınca süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Davacı tarafından davalının banka hesabına 03/04/2020 tarihinde 66.558,00 TL ödeme yapıldığı görülmüştür.
Davacının istinaf itirazları incelendiğinde;
HMK'nın "İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar" başlıklı 341.maddesinin (2) no'lu bendinde, miktar veya değeri binbeşyüz Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararların kesin olduğu belirtilmiş, 2.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 24.11.2016 tarihli 6763 sayılı "Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"un 41.maddesi ile de, maddede yer alan "binbeşyüz" ibaresi, "üçbin" şeklinde değiştirilmiş, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, bu miktarın Maliye Bakanlığınca her yıl için tespit ve ilan edilecek yeniden değerleme oranında artırılması kabul edilmiştir. Buna göre 2023 yılı için Maliye Bakanlığınca istinaf kesinlik sınırı 17.830,00 TL olarak belirlenmiştir.
İlk derece mahkemelerinde verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü halinde itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir.(HMK 341/1) Karar tarihi itibariyle, miktar ve değeri 17.830,00TL'yi geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir.(HMK 341/2) Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda 17.830,00TL'lik kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir.(HMK 341/3) Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü 17.830,00TL'yi geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz.(HMK 341/4)
Bu açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde; istinaf kanun yoluna başvuran davacı aleyhine reddedilen tutar 1.237,51 TL olup, alacak miktarı olarak kesin olan bu karara karşı davacı istinaf yasa yoluna başvuramaz.
HMK 346.maddesi gereğince, kesin olan karara ilişkin istinaf başvurusunda bulunulması halinde, kararı veren mahkeme tarafından istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi istinaf incelemesi sırasında da istinaf isteminin reddine karar verilebilir.
Bu durumda; HMK'nin 341/2.maddesinde açıklanan 17.830,00TL'yi aşmayan kararın istinaf başvuru sınırının altında kaldığı anlaşıldığından, HMK'nin 352.maddesi gereğince davacının istinaf isteminin miktar yönünden reddine gerekmektedir.
Davalının istinaf itirazları yönünden yapılan değerlendirmede ise;
Somut olayda, davacı ödeme yapılmasına rağmen malların teslim edilmediğini iddia ederek alacak talebinde bulunmuş, davalı ise anlaşma gereği bir kısım malların teslim edildiğini, davacının daha sonra iade faturası düzenlendiğini, davacının iddia ettiği kadar alacaklı olmadığını savunmuştur.
Tarafların ticari defterlerinin incelenmesine ilişkin bilirkişi raporlarında, tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacının kendi ticari defterlerine göre, davacı tarafından davalıya yapılan ödemeler, davalının 5 adet satış faturası, davacının 1 adet iade faturası, kur farkı ile birlikte davalıdan 65.700,78 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerine göre ise, davacıya 40.283,06 TL borçlu olduğu, davalı tarafından düzenlenen 5 adet satış faturasının taraflarca BA-BS formu ile vergi dairesine bildirildiği,
davacı tarafından davalı adına düzenlenen 11/08/2020 tarihli 3.540,00 USD karşılığı 25.887,31 TL bedelli iade faturasının davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, taraf defterleri arasındaki farkın bu iade faturasından kaynaklandığı hususları tespit edilmiştir.
Davalının 5 adet faturasının davacı ticari defterlerinde kayıtlı olup BA formu ile vergi dairesine bildirilmiş olması nedeniyle bu faturalara konu malların davalıya tesliminin kanıtlandığı, bu durumda davacının düzenlediği ve ihtilafa neden olan 11/08/2020 tarihli 3.540,00 USD karşılığı 25.887,31 TL bedelli iade faturasına konu malların davalıya tesliminin davacı tarafından ispat edilmesi gerektiği, bu yönde dosyaya delil sunulmadığı,
davacının yemin deliline de dayanmadığı dikkate alındığında davacının iadesi faturası dışlanmak suretiyle alacağının 40.283,06 TL olduğu anlaşıldığından davanın 40.283,06 TL asıl alacak üzerinden devamına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, açıklanan nedenlerle davalı tarafın istinaf itirazlarının kabulü ile yeniden yargılama yapılmasını gerektiren bir durum olmadığından 40.283,06 TL asıl alacak üzerinden, takipte faiz oranı belirtilmediğinden asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle,
fatura-cari hesaba dayalı alacağın likid olması nedeniyle %20 oranında icra inkar tazminatı ile davalıdan tahsiline yönelik 353/1-b-2 maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2023/1721, K. 2026/51, 30 Ocak 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama