KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 22. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/20
- Karar No
- 2025/338
- Karar tarihi
- 24 Mart 2025
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 02/11/2022
- Esas-karar no
- ...
- Davanın konusu
- Menfi Tespit
- Yazıldığı tarih
- 22/04/2025
Karar Metni
1.115 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili aleyhine senede dayalı icra takibi başlattığını, müvekkilinin alacağı için dava dışı keşideci ...'tan dava konusu senedi aldığını, sonrasında senedi dava dışı...'a cirolayarak verdiğini, davalının müvekkili ve keşideci aleyhine takip başlattığını, müvekkilinin davalıyı tanımadığını, senedin protesto edilmemesi nedeniyle ciranta olan müvekkiline karşı takip yapılamayacağını, taraflar arasında temel ilişki de bulunmadığını belirterek takibin iptaline ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının doğru olmadığını, dava dışı...'ın davacının çalışanı olduğunu, davacının müvekkiline olan borcundan dolayı dava dışı... ile birlikte müvekkilinin işyerine geldiğini, senedin davacı ve dava dışı... tarafından cirolanarak müvekkiline verildiğini, davacının keşideci sıfatıyla imzalayıp müvekkiline verdiği senetlerinin de bulunduğunu savunarak davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında temel ilişki bulunmadığı, senedin protesto edilmediği, TTK 770.maddesi uyarınca davalının kambiyo senedine dayalı takip hakkının düştüğü gerekçesiyle davanın kabulüne, takibin iptaline, şartları oluşmadığından davacının tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava dışı.... davacının çalışanı olduğunu, davacının müvekkiline olan borcu nedeniyle senedin davacı ve dava dışı... tarafından cirolanarak müvekkiline verildiğini, borcun ödenmediğini, senedin kambiyo vasfında olduğunu, davacının keşideci müvekkilinin lehtar konumunda olduğu senetlerin de bulunduğunu, takibin üzerinden uzun zaman geçmesine ve takip işlemleri hakkında bilgisi olmasına rağmen davacının kötüniyetli olarak işbu davayı açtığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık, davacının senede dayalı takip nedeniyle borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Dava konusu senedin 17/12/2018 keşide tarihli, 31/03/2019 vade tarihli, 600.000,00 TL bedelli olduğu, dava dışı ...'ın keşideci, davacı ...'in lehtar, lehtar cirosundan sırasıyla dava dışı... ve davalı ...'in ciranta olduğu görülmüştür.
Ankara 9.İcra Müdürlüğünün 2020/7898 Esas sayılı takip dosyasının yapılan incelemesine göre, 29/08/2020 tarihinde davalı alacaklı tarafından davacı borçlu ve dava dışı borçlu ... aleyhine senede dayalı 600.000,00 TL asıl alacak, 198.723,51 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 798.723,51 TL alacağın tahsili için kambiyo takibi başlatıldığı görülmüştür.
6100 sayılı HMK'nın 297/1-c maddesinde hükmün gerekçe bölümünün, 2.fıkrada ise hükmün sonuç bölümünün kapsayacağı hususlar düzenlenmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 297/2. maddesinde “hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” düzenlemesi yer almaktadır. Kamu düzeninden olan bu düzenleme uyarınca hakimin infazı kabil karar verme yükümlülüğü vardır. Yasa maddesinin bu açık hükmüne göre, mahkemelerce kurulan hükümler infaz sırasında tereddüt ve şüphe yaratmayacak nitelikte olmalıdır.
Somut uyuşmazlıkta mahkemece kısa kararda; 1-Davacının davasının KABULÜ İLE; Ankara 9. İcra Müdürlüğünün 2020/7898 esas sayılı dosyasında davacı aleyhinde yapılan takibin iptaline," karar verilmiş, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında ise "1-Davacının davasının KABULÜ İLE; Ankara 9. İcra Müdürlüğünün 2020/7898 esas sayılı dosyasında davacı aleyhinde yapılan TAKİBİN İPTALİNE, 2- Davacının kötü niyet tazminatı isteminin reddine, ” denilmek suretiyle HMK'nın 297/2.maddesine aykırı olarak hüküm tesis edildiği anlaşılmıştır.
Şu durumda mahkemece yapılacak iş yukarıda belirtilen ilke ve açıklamalar ışığında dosya kapsamı dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında belirtildiği açık, infazda şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı niteliklere haiz her bir talep yönünden kısa karar ve kısa karara uygun gerekçeli karar ve hüküm oluşturulmasıdır.
Bu itibarla, denetime elverişli usulün aradığı niteliklere haiz bir kararın bulunması istinaf incelemesinin yapılabilmesinin ön şartı olup bu nitelikte olmayan bir kararla ilgili olarak istinaf denetim ve yargılaması yapılarak bir hüküm verilemeyecektir.
Ayrıca davanın açılması nedeniyle alınacak yargı harçlarının türü, ödeme yeri, zamanı ve usulü 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 27 ve devamı maddeleri ile bağlı tarifede gösterilmiştir.
Harcın eksik yatırılması halinde yapılacak işlemler ve izlenecek yol ile harcın yatırılmaması ve yaptırımı aynı Kanun'un 27 ve 32. maddelerinde belirtilmiştir.
492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 27. maddesinin son fıkrası hükmüne göre harç peşin veya süresinde ödenmemiş ise müteakip işlemlere ancak harç ödendikten sonra devam olunacağı vurgulanmış ve 30. maddede de yargılama sırasında tespit olunan değerin dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa yalnız o oturum için yargılamaya devam olunacağı, takip eden oturum gününe kadar noksan değer üzerinden harç tamamlanmadıkça davaya devam olunamayacağı, HUMK'nun 409. maddesinde (6100 sayılı HMK'nın md. 150) gösterilen süre içerisinde dosyanın işleme konulmasının eksik harcın ödenmesine bağlı olduğu açıklanmıştır.
Bu hükümlerle eksik harcın tamamlatılmasına ilişkin özel bir düzenleme getirilmiştir.
Somut olayda, davacı icra takibinin iptalini talep ettiğinden dava icra takibinden dolayı borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davaya konu icra takibinde 600.000,00 TL asıl alacak, 198.723,51 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 798.723,51 TL alacak talep edilmiş olup davacı tarafından dava dilekçesinde dava değeri 400.000,00 TL olarak belirtilerek harç yatırılmış, yargılama sırasında mahkemece senet bedeli olan 600.000,00 TL üzerinden eksik harç tamamlattırılmıştır.
Ancak menfi tespit davalarında kısmi dava açılamayacağı gibi icra takibi dikkate alındığında 798.723,51 TL üzerinden eksik harcın tamamlattırılması için davacıya kesin süre verilip sonucuna göre yargılamaya devam edilmesi gerekir iken takip çıkışı üzerinden eksik harç tamamlatılmaksızın Harçlar Kanunu 32.maddesine aykırı olarak yargılamaya devam edilmesi doğru görülmemiştir (Aynı yönde Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 11/02/2019 Tarih, 2017/2989 Esas, 2019/798 Karar, 13/12/2017 Tarih, 2016/14070 Esas, 2017/7936 Karar sayılı ilamları).
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı tarafın istinaf itirazlarının kabulü ile HMK'nin 355. maddesi uyarınca esası incelenmeksizin kararın kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2023/20, K. 2025/338, 24 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama