KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 22. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Haziran 2024
- Esas no
- 2023/278 KABUL DÜZELTEREK YENİDEN
- Karar no
- 2024/816 ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİ
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 21/11/2022
- Esas-karar no
- 2021/202 E 2022/805 K
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Tazminat
- Yazıldığı tarih
- 04/07/2024
Karar Metni
1.294 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla distribütörlük anlaşmasının haksız ve yersiz feshedilmesi, yıllara sari devam eden tek yetkili satıcılık kontratını kötü niyetli olarak yenilemeyerek distribütörün yıllar boyu oluşturmuş olduğu pazarın yok edilmesi, müvekkilin, para ve zaman harcamak suretiyle yarattığı;
nedeniyle 40.000,00 TL portföy (denkleştirme) tazminatını reeskont faizi ile beraber, haksız fesih nedeniyle, distribütörlük anlaşması süresince yapılan masraflar, harcamalar, marka ve firma bilinirliği için müşteri, kamu ve özel sektörde yapılan çalışmalar ve müşteri çevresi edinilmesi için yapılan harcamalar nedeniyle 15.000,00 TL maddi tazminatın reeskont faizi ile beraber, yoksun kalınan kar (menfi zarar) nedeniyle 15.000,00 TL maddi tazminatın reeskont faizi ile beraber,
yapılan eylem ve işlemler nedeniyle müvekkil şirket ve sahibi aleyhine yaratılan olumsuz hava ve yaratılan manevi ıstırap nedeniyle 30.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere, dava değerini arttırma hakları saklı kalmak kaydı ile toplam 100.000,00 TL'nin davalıdan alınarak taraflarına ödenmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili; tahkim ilk itirazları doğrultusunda usulden reddine, davanın dava şartı zorunlu arabuluculuğun yerine getirilmemiş olması nedeniyle usulden reddine, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağı sabit olduğundan davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle de usulden reddine, mahkemenin davanın esasına girmeyi uygun görmesi halinde, davacının haksız ve yersiz açılan davasının ve davadaki tüm taleplerinin reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece dava; sözleşmenin haksız feshi sebebiyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin olduğu, taraflar arasında akdedilen distribütörlük sözleşmeleri her iki tarafında kabulünde olan davaya konu 2017 Tarihli Sözleşmenin 11.3. maddesine göre; tahkim şartı içeren ve yabancı dilde düzenlenen sözleşmenin ve tahkim şartının da geçerli olduğu anlaşılmakla davanın da bu sözleşmeye dayanılarak açıldığı, davanın 6100 Sayılı HMK'nun 413'üncü maddesi uyarınca Tahkim İlk İtirazı sebebi ile HMK'nun 116/1-b bendi uyarınca uyuşmazlığın tahkim yolu ile çözülmesi gerektiği, 413/1 Maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar verildiği,
davalı tarafça cevap dilekçesinde Arabuluculuk tutanağı ve işlemin geçersiz olduğu iddia edilse de tutanağa ilişkin açılmış bir iptal davası olduğu yönünde bilgi verilmediği tutanak içeriği doğru kabul edilerek yargılama gideri, vekalet ücreti ve Arabulucuk ücretine ilişkin tutanak içeriği ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11maddesi gereği karar verildiği gerekçesiyle 6100 Sayılı HMK'nun 413'üncü maddesi uyarınca Tahkim İlk İtirazı sebebi ile HMK'nun 116/1-b bendi uyarınca uyuşmazlığın tahkim yolu ile çözülmesi gerektiğinden, 413/1 maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiş,
hükme karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili. İlk itirazlar HMK madde 116 ya göre.
Kesin yetki kurallarının geçerli olmadığı durumlarda yetki itirazı, Uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenmesi gerektiği itirazı, İşbölümü itirazı ve ayrıca zaman aşımı itirazı ilk itiraz olup davalı yanın davaya cevap için sunduğu ek süre istemli dilekçede ilk itirazlarını sunmadığı gibi, bu konuda bir süre verilmesini de istemediğini, ayrıca bahse konu dilekçede yasal haklarını da ( ilk itiraz sunma hakkı ) saklı tutmadığını, ilk itirazlarının dikkate alınmaması gerektiğini, ayrıca davalı yanın tahkim yolu itirazını davaya cevap süresi içinde yapmadığı gibi aksi durumda bir başka mahkeme yetkisini de göstermediğini,
tahkim itirazının reddi gerekirken kabulünün hatalı olduğunu, müvekkil firma tarafından yapılan yargılama giderinin davalı yandan alınarak davacı tarafa ödenmesi yönünde yeniden hüküm tesis edilmesi ve bu hususun gerekirse düzeltilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak işin esasına girişilerek davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
II-)Davalı vekili; arabuluculuğa tabi olmayan davada arabulucu sürecinden haberdar olmayan müvekkilinin vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağını bildirerek ilk derece mahkemesinin vekalet ücreti ve yargılama gideri düzeltilerek yeniden hüküm kurularak uyuşmazlığın tahkim ilk itirazı sebebiyle usulden reddine karar verilmesini istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık; tahkim ilk itirazının usulüne uygun ileri sürülüp sürülmediği, tahkim ilk itirazı nedeniyle davanın reddi gerekip gerekmediği hususlarında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, distribütörlük sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
I-)Mahkemece, yargılamanın HMK’da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön olmamasına ve özellikle taraflar arasında akdedilen sözleşmede tahkim şartı öngörülmüş olmasına, davalının da HMK' nun 116-1-b ve 117. maddeleri gereğince süresinde ve usulüne uygun olarak tahkim itirazında bulunduğu anlaşılmakla, mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir.
II-)Davalı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; dava şartı olarak arabuluculuğun tahkime etkisi 7155 Sayılı Kanunun 23 Maddesinin ‘’Dava şartı olarak arabuluculuk‘’ başlıklı 18/A maddesinde açıklığa kavuşturulmuştur.18/A Maddesinin 18. Fıkrası uyarınca ‘’ Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hallerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz’’ Dolayısıyla taraflar arasında tahkim sözleşmesinin bulunduğu hallerde dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacaktır.
Yukarıda belirtildiği üzere 7155sayılı yasanın 25 . Maddesinin 18/ A maddesinden de anlaşılacağı üzere uyuşmazlığın çözümünde tahkim yoluna başvurulma zorunluluğunun bulunması nedeniyle, arabuluculuk görüşmelerine katılmadığı gerekçesiyle davalı tarafın yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulması ve davalı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru olmamıştır.
Buna göre, davalının yargılama giderleri ve vekalet ücretine yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nin 353/1.b.2. maddesi gereğince vekalet ücreti ve yargılama gideri yönünden kararın düzeltilerek yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiştir.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2023/278, K. 2024/816, 10 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama